Reformtürk 11 Yıldır Sizlerle
4 sonuçtan 1 ile 4 arası
  1. #1
    SPONSOR REKLAM vergun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Eylül 2006
    Yer
    izmir
    Yaş
    38
    Mesajlar
    816
    Tecrübe Puanı
    24

    Standart Çocuk ta 3 - 6 YAŞTA AİLE İÇİ DİSİPLİN










    Günlük yaşam içinde ailelerin sıklıkla karşılaştıkları ilk çocukluk dönemi zorluklarının başında"disiplin" gelmektedir. Anne-babalar çocuklarını eğitirken neleri yapıp neleri yapmamaları konusunda sık sık belirsizlik yaşarlar.

    Aile,uzmanlar tarafından "canlı bir sistem" olarak tanımlanır. Ailenin de büyümesi, gelişmesi, dönemsel zorluklardan geçmesi söz konusudur. Tüm yaşam süreci içinde, pek çok krizi atlatmakta belki de en önemli unsur, aile içindeki "güç dengesi" dir. Biliyoruz ki çocuklar güç kullanmayı severler. Ancak yine biliyoruz ki; gücü hissetmeyi ve güçlü anne-babaya sahip olmayı çok daha fazla severler. Anne-baba aile içinde gücü kullanma hakki ve becerisi yönünden daima çocuklardan daha yukarıda yer almalıdır. Çoğu zaman aile içindeki bu "güç dengesi"nin bozulması ile krizler çıkar ve sorun çözme zorlaşır. Şüphesiz çocukların da karar verme,seçim yapma ,kabul etme ya da etmeme hakları vardır. Ev içinde birey olarak varlık alanlarına daima saygı duyulmalıdır. Ancak bu alan anne-babanın ortak inançları doğrultusunda oluşturdukları bir hat içinde olmalıdır. Bu anne-babanın konforundan çok çocukların güvenliği için gereklidir. Unutulmamalıdır ki çocuklar sinir içinde daima daha güvenlidirler.

    Disiplin teorik olarak kızgınlık ya da sertlik içermez. Disiplin;kararlılık,düzen ve belirlenmiş kurallara işaret eder. Anne-babalar çocuk büyütürken hata yaparlar,pek çok şeyi deneme-yanılma yoluyla bulurlar ya da bazen surun çözme becerilerini kullanamaz olurlar. Aile içinde oluşturulmuş koşulsuz sevgi, güven ve açık iletişim sayesinde her zaman,her durum yeniden yapılandırılabilir.
    Ailelere disiplinle ilgili bazı pratik yöntemler:
    • Tekrarlayan problem davranışla baş etmek üzere oluşturacağınız yeni davranış yöntemine geçmeden önce çocuğunuzla durumu konuşun. Tekrarlayan bu davranışın her iki taraf için anlamını belirleyin. Çözümün neden gerektiğini ve bunun için kimin ne yapması gerektiğini,her davranışın sonucunun ne olabileceğini basit ve açık anlatın ve kontrat oluşturun.
    • Gerekmedikçe fazla seçeneklerle çocuğunuzun kafasını karıştırmayın,yaşına ve duruma uygun bir-iki seçenekle yetinin.
    • Olumsuz davranışı mümkün olduğunca görmezden gelin,olumlu her şeyi daha fazla fark etmeye gayret edin. Unutmayın,davranış daima tepki ile gelişir.
    • Aynı şeyi tekrar etmeyin. Tek ve etkili talimat verin ve hemen uygulamanın yolunu bulmaya çalışın.
    • Her şeyin en iyisi olması baskısını kendinize de çocuğunuza da yapmayın. Yeteri kadar iyi olan durumlarla yetinin.
    • Devamlı problem çözme telaşı ile ilişkiyi kaçırmayın. Oyun ve eğlence çoğu zaman sorunları kendiliğinden çözer.
    Hazırlayan : Feriha Dildar
    Uzman Pedagog


  2. #2
    vergun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Eylül 2006
    Yer
    izmir
    Yaş
    38
    Mesajlar
    816
    Tecrübe Puanı
    24

    Standart Bebeklerde Diş Çıkarma...


    Eğer bebekler konuşabilselerdi; dişlerini çıkartırken söyleyecekleri ilk şey “Anne diş etlerim çok acıyor” olacaktır.

    Tabii ki bunu söyleyemeceklerine göre anne-babaların bebeklerinin diş çıkarması sırasında onların ağzında gözüken bazı işaretlere dikkat etmeleri gerekecektir.
    Örneğin; tükürük akışında artış, huysuzluk, dişetlerinde kızarıklık/morluk, uykusuzluk ve iştahsızlık.
    Diş çıkarırken bebeklerdeki bu ilk işaretler 3-4 aylıkken görülmeye başlayabilir. Bebeklerde ilk süt dişleri genellikle 6.-16. aylar arasında sürerler.

    Peki bebeğinizin diş çıkartırken rahat etmesi için neler yapmalısınız;
    Öncelikle diş çıkarırken yukarıda belirttiğim semptomları dikkatle izleyin ve çocuğunuza bu dönemde yüksek dozda ŞSİ (Şefkat Sevgi İlgi) vererek onun huzursuzluğunu azaltın.

    • Yumuşakça bebeğinizin dişetlerini temiz ve soğuk bir bezle masaj yaparak temizleyin.
    • Bebeğinize soğuk ve plastik olmayan bir kaşık verin. Kaşığı bebeğinize çok soğuk (donmuş olarak) olarak vermeyin. Bir süre buzdolabında kaşığı tutun ve serin bir şekilde bebeğinizin ağzında kızarıklık olan yerlerde dolaştırın.
    • Bebeğinizin diş kaşıyıcılarla oynamasına izin verin. Diş kaşıyıcının soğuk olması çocuğunuzu rahatlatacaktır. Bebeğinizi bu esnada yalnız bırakmayın. Burada dikkat edilmesi gereken; diş kaşıyıcıların donmuş bir halde bebeğinizin ağzına koyulmaması olacaktır. Donmuş diş kaşıyıcılar çocuğunuzun dudağına veya diline yapışabilir. Ayrıca diş kaşıyıcıların plastikten değil kauçuktan yapılanını tercih edin. Çünkü plastik diş kaşıyıcıların üzerindeki düzensiz yüzeyler (kopmuş parçalar veya keskin yüzeyler) bebeğinizin ağzını yaralayabilirler.
    • Tüm bunlara rağmen bebeğinizin sıkıntısı geçmiyorsa mutlaka diş hekiminiz veya pedodontistinize danışarak; ağrı kesici pomatları kullanabilirsiniz. Unutmayın ki bu pomatların düzensiz ve sıkça kullanımının bebeğinizin çeşitli organları ve özellikle karaciğeri üzerine olumsuz etkileri olabilir.
    Bebeğimin yeni süren dişlerinin bakımını nasıl yapmalıyım?
    Bebeğinizin dişleri ağızda gözükür gözükmez fırçalamaya başlamalısınız. Süt dişleri diş çürüklerine karşı çok dirençsizdirler. Bu sebepten dolayı süt dişleri kolayca çürüyebilir ki bu; çocuğunuzun daimi dişlerini de olumsuz yönde etkileyecektir. Sabah ve akşam yatmadan önce bebeğinizin dişlerini yumuşak kıllı bir fırçayla ve sadece su ile fırçalayınız. 1,5-2 yaşından önce bebeğinizin ağız ve diş sağlığında yutma riskinden dolayı diş macunu kullanmayın. Bu yaşlardan sonra küçük bir nohut tanesi kadar fluoridli diş macunu kullanmaya başlayabilirsiniz.

    Çocuğunuzun ilk pedodontist/diş hekimi ziyareti için uygun zaman ya ilk dişinin çıkmasından sonra ya da ilk doğum gününden hemen sonra olmalıdır. Bebeğiniz 16 aylık olmadan önce mutlaka sorun olsun olmasın bir pedodontiste (çocuk diş hekimi) götürmeniz; ileride oluşabilecek ağız ve diş sağlığı sorunlarının önlenmesi için çok önemlidir. Unutmayın ki rutin diş hekimi kontrolleri çocuğunuzun sağlıklı gülümsemesi için ilk basamaktır.

    Hazırlayan: Dr. Dt. Timucin ARI
    Diş Hekimi - Pedodonti Uzmanı

  3. #3
    vergun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Eylül 2006
    Yer
    izmir
    Yaş
    38
    Mesajlar
    816
    Tecrübe Puanı
    24

    Standart Çocuklarda Dengeli Beslenme ve Diş Sağlığı


    Çocuklar için sağlıklı beslenme nasıl olmalıdır?
    Sağlıklı beslenme çocuğunuzun büyüme ve gelişimi için gerekli tüm gıdaların dengeli bir şekilde alınması demektir.

    Dengeli beslenme tanımı çocuğunuzun sebze, meyve, süt, et, balık ve yumurta gibi ana besin gruplarını düzenli bir şekilde tüketmesi ile mümkün olmaktadır.

    Çocuğumun beslenme şekli onun diş sağlığını nasıl etkileyebilir?
    Öncelikle şunu belirtmemiz gerekiyor; dengeli beslenme çocuğunuzun genel vücut gelişimini etkilediği gibi onun diş/dişeti gelişiminde de çok önemli rol oynamaktadır. Örneğin karbonhidrattan zengin beslenme düzenine sahip bir çocuk diş çürüklerinin oluşumu açısından risk altındadır.

    Çocuğumun beslenmesini diş sağlığı açısından güvenli hale nasıl getirebilirim?
    İlk yapılacak şey; dengeli beslenme olacaktır. Daha sonra yapılacak şey; çocuğunuzun şeker veya nişasta içeren gıdaları hangi sıklıkla tükettiğinin tespiti olacaktır. Nişasta içeren gıdalar; ekmek, kraker, pasta ve patates cipsi gibi yiyeceklerdir. Şeker konusuna gelecek olursak, sadece evdeki şeker kutusu ile bunu sınırlandırmamız bizi yanıltacak bir durumdur. Günlük tükettiğimiz bir çok gıda, içersinde şeker ihtiva etmektedir. Örneğin meyveler ve süt ürünleri gibi son derece besleyici gıdalarda bile değişik yoğunlukta şeker bulunmaktadır.

    O halde nişasta ve şeker içeren gıdaları çocuğuma hiç vermeyecek miyim?
    Tabii ki hayır. Bu gıdaların birçoğu çocuğunuzun büyüme gelişimi için gerekli besinler içermektedir. Yapmanız gereken seçici olmak ve bunları yiyeceği zamanı tayin etmek olacaktır. Nişasta veya şeker içeren gıdaların ana öğünlerle beraber yenmesi, bir başka deyişle ara öğün olarak tüketilmemesi gerekmektedir. Özellikle yapışkan olanları bu gıdalar arasında en tehlikeli olanlarıdır. Nişasta ve/veya şeker içeren yapışkan yiyecekler dişler üzerine yapışıp uzun süre orada kalabilirler. Bu da diş çürükleri açısından oldukça tehlikeli bir durumdur. Bu konuda daha detaylı bilgi almak için pedodontistinize danışmanız daha doğru olacaktır.

    Dengeli beslenme çocuğumun Fluorid ihtiyacını da karşılayabilecek mi?
    Maalesef hayır. Dengeli beslenme her zaman çocuğunuz için gerekli Fluorid ihtiyacını karşılayamayabilir. Eğer çocuğunuz bir pedodontist gözetiminde ise; çocuğunuzun diş çürüklerinden korunması için ihtiyacı olan Fluorid’in hangi yolla alınması konusunda sizi yönlendirecektir.

    Katı gıdalarla beslenmeyen bebekler için önerileriniz?
    Bebeklerde yapılması gereken en önemli şey; bebeğinizin ağzında dişleri varsa uykudayken veya uyumadan önce onun biberonla beslenmesini önlemek olacaktır. Biberon içersine konulan süt, ballı/reçelli süt, meyva suyu veya mamalar uyku sırasında bebeğinizin dişleri üzerine yapışacak ve uyku sırasında zaten azalmış olan tükrük akışından dolayı ağız içinde derhal asite dönüşüp onun dişlerini çürütecektir. Eğer bebeğiniz biberonsuz uyumuyorsa, biberon içersine sadece su koyarak onun uykuya dalmasını sağlayın.

    Son olarak belirtmek gerekirse;
    - Çocuğunuzun diş sağlığı açısından beslenmesinin kontrolü için mutlaka bir pedodonti uzmanına başvurunuz
    - Alışveriş yaparken şeker ve nişasta içeren gıdalarda daha seçici davranınız. Bu gıdaların tüketimini evde azaltmaya çalışınız.
    - Çocuğunuzun beslenme zamanlarını düzenleyin ve her öğünde besleyici değeri yüksek gıdalarla beslenmesini sağlayın.
    - Dengeli beslenmede çocuklarınızın şeker ve nişasta içeren gıdaları sadece ana öğünlerde tüketmesine izin verin.
    - Bebeğinizin uyku sırasında biberonla uyumasına izin vermeyin.
    - Eğer çocuğunuz sakız çiğnemeyi seviyorsa şeker içermeyen sakızları çiğnemesini sağlayınız.

    Hazırlayan: Dr. Dt. Timucin ARI
    Diş Hekimi - Pedodonti Uzmanı


  4. #4
    vergun - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    15 Eylül 2006
    Yer
    izmir
    Yaş
    38
    Mesajlar
    816
    Tecrübe Puanı
    24

    Standart --->: :::::::...Sağlık makaleleri...:::::::

    Bebek Odası







    Hamileliğin ve bir çocuk sahibi olmanın en zevkli ve keyifli yanlarından biri bebeğinizin odasını hazırlamaktır. Evimizin en önemli ve yeni üyesi kendi odasının hazırlanması ve dekorasyonu konusunda her ne kadar söz sahibi olamasa da sevgili anne ve babasının onun için en güzel, güvenli ve kullanışlı odayı hazırlayacağını bilmektedir.
    Doğum yaklaştıkça artan heyecanla aylardan beri hayalini kurduğunuz, o en tatlı ve doyasıya yaşanacak anıların yer alacağı, belki bebeğiniz ile en çok zamanı geçireceğiniz sevgili yavrunuzun odasını tasarlamak zamanı gelir.



    Nasıl Bir Oda









    Odanın görüntü güzelliği ve şıklığı ile beraber, özellikleri, yapısı ve tasarımı çok önemlidir. Bebeğin odasını hazırlarken onun rahatını sağlamak ve tehlikelerden korumak gerekir. Rahatlık ve emniyet bir bebeğin odasında olması gereken en önemli iki özelliktir.
    İlk olarak evinizdeki hangi odanın bebeğiniz için en uygun oda olduğuna karar vermelisiniz. Unutmayın o sizin en değerli varlığınız, sakın onun için işte bu oda boş, onun olsun, fark etmez demeyin. Bebeğiniz için en uygun ve en kullanışlı odayı seçmeniz ve ona vermeniz gerekir.
    En uygunu gürültüden rahatsız olmayacak kadar uzak, fakat kolay kontrol edilebilir bir mesafede olan odadır. Kuzey cephesine bakan odaları tercih etmeyin. Odanın kuzey cephesine bakması soğuk ve nemli bir oda olmasını sağlar, ayrıca kuzey cepheleri genellikle problemli, nem ve rutubetli cephelerdir. Odanın doğudan ışık almasını tercih edin. Yatak odalarının doğuya bakması herkes için iyidir. Güneş ışınları sabah rahat ve huzurlu uyanmamızı sağlar. Batıya bakan odalar özellikle yaz geceleri çok sıcak olur.
    Bebek odasının en önemli özelliği, rahat havalandırabileceğiniz aydınlık bir oda olmasıdır. Lüzumsuz fazla eşya ile dolu bir odada, annenin hareketleri, bebeğin görüş, hareket ve oyun alanı kısıtlanır.
    Odanın sıcaklığına da dikkat etmek gerekir. Bebek, soğuktan büyüklere oranla daha çok etkilendiği için, nem oranına da dikkat etmek koşulu ile, odanın ne çok sıcak nede soğuk olmaması gerekir, genel olarak 20 - 22 derecede tutulması uygun olacaktır. Yeni doğmuş bir bebeğin solunum yolları hassastır; bu yüzden ısıtıcıların ve radyatörlerin üzerine su kapları koymak gerekir.

    Zemin, Renkler, Işık ve Aydınlatma









    Odanın Zemini

    Bebek odasının zemininin taş, mermer veya seramik gibi soğuk ve sert bir malzeme ile kaplı olmaması gerekir, halı ise alerjik özellikler, hijyen ve temizlik açısından toz ve mikroorganizmalar biriktirebileceği için çok uygun değildir. Ahşap veya mantar parkeler hem sıcaklık, hem yumuşaklık hem de hijyen açısından çok kullanışlıdır.
    Renkler
    Bebeğinizin odasında yağlı boya yerine çabuk kuruyan, koku bırakmayan ve bakteri barındırmayan su bazlı boyaları kullanabilirsiniz. Bebeğinizin gözlerini yormayacak, olumlu etkisi ve sakinleştirici etkiye sahip olan pastel renkler kullanabilirsiniz. Koyu olan renkler odayı küçük ve kasvetli gösterirler açık renkler ise ferah gösterirler. Odaya bir hareket getirmek için aksesuarlarınızı renkli kullanabilirsiniz. Duvarlarını renkli bordürler veya duvar süsleri ile renklendirebilir, bebeğinizin ilgisini çekebilecek neşeli bir hale getirebilirsiniz. Bordürleri ve dekorları duvarda yüksek yerlere doğru yerleştirmek çocuğun bordürleri ve dekorları koparmasını engellemiş olur.

    Işık ve Aydınlatma
    Bebeğinizin odası rahat havalandırılabilecek ve güneş ışığı alan aydınlık bir oda olmalıdır. Özellikle avizeden gelen ışığın kuvvetli bir şekilde direkt bebeğinizin gözüne gelmemesi gerekmektedir, bu onu rahatsız edecektir. Bebekler ışığa bakmayı çok severler, bundan dolayı odanın ışık kaynaklarının bebeğinizin gözünü rahatsız etmeyecek kadar kuvvette, mümkün ise ayarlı olması gerekir. Gece için de az ışık veren ve emniyetli bir yerde duran gece lambaları tercih edilmeli. Bebek odasında en güvenli ışıklandırma tavandan yani bebeğinizin ulaşamayacağı yerden yapılabilir, unutmayın kolayca kordonları çekilebilecek ve devrilecek aydınlatmalar asla kullanılmamalıdır.
    Mobilyalar






    Bir bebek odasında olması gerek mobilyaların başında bebek karyolası, şifoniyer, elbise dolabı, ve alt açma ünitesi gelmektedir. Bunlara ek olarak emzirme koltuğu, oyuncak sandığı, raflar vs. eklenebilir. Her zaman unutmamanız gereken konu odanın annenin, bebeğin veya çocuğun hareketlerini kısıtlamayacak kadar eşya ile dolu olmasıdır.



    Dikkat Edilmesi gerekenler






    Mobilya seçiminde dikkat edilmesi gereken konuların başında şunlar gelmektedir;




    Mobilyaların kaliteli ve dayanıklı malzemelerden yapılmış olması gerekir, unutmayın daha ucuz olsun diye alabileceğiniz kalitesiz malzemeler ile üretilen mobilyalar aslında size daha pahalı maliyetler açacaktır.
    Çocuğunuzun her zaman küçük kalmayacağını unutmayın ve mobilyalarınızı özellikle elbise dolabını çok küçük ölçülerde ve az derinlikte almayın.
    Mobilyaların sadece dış görüntüsüne, şekline ve güzelliğine değil, malzemesine, kalitesine, içlerine, arkalarına, çekmecelerine, çekmece altlarına kadar bakın, inceleyin ve sorun.
    Özellikle kullanılan malzemelerin kaliteli olduğundan emin olmalısınız.
    Mobilyaların köşeleri sivri olmayan yuvarlak hatlarda olmalı ve bebek veya çocuğunuzun çarpması anında kendisine zarar verecek yapıdan uzak olmalıdır.
    Kesinlikle mobilyaların herhangi bir yerinde cam kullanılmamalıdır. Mutlaka mobilyamda cam görüntüsü olsun diyorsanız bu görüntüyü kırılmaz mika ( fleksi ) ile sağlayabilirsiniz.
    Duvara monte raflar küçük odalar için çok ideal olabilir, fakat rafın yerleştirileceği yer çok önemlidir, raf; sizin odada hareket ederken çarpmayacağınız ve bebeğinizin veya çocuğunuzun kafasını vuramayacağı, tırmanıp üzerine asılamayacağı veya üzerindekileri aşağıya çekemeyeceği yerde olmalıdır.
    Tüm mobilyalar çocuğunuzun tırmanıp veya üzerine asılıp deviremeyeceği şekilde mümkünse duvara monte edilmelidir.
    Konu vergun tarafından (22.Ekim.2006 Saat 06:11 ) değiştirilmiştir. Sebep: ekleme

Bu Konudaki Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
eşarp yapma | öğretmen yeri | Mustafa Uyar | eşarp yapma | ılgın |
Eğitim ve Ögretim Genel