Reformtürk 11 Yıldır Sizlerle
4 sonuçtan 1 ile 4 arası
  1. #1
    SPONSOR REKLAM
    Üyelik tarihi
    12 Eylül 2006
    Yer
    konya
    Yaş
    41
    Mesajlar
    3,709
    Tecrübe Puanı
    59

    Nazım Hikmet RAN




    Nazım Hikmet RAN
    1902 yılında Selanik'de doğmuştur. İlköğrenimini İstanbul'da Göztepe Taşmektep, Galatasaray Lisesi ilk bölümü (1914), Nişantaşı Numune Mektebi'nde tamamlamış, orta öğrenimi ise, Heybeliada Bahriye Mektebi'nda yapmıştır (1918). Nazım Hikmet Bahriye'yi bitirdikten sonra Hamidiye Kruvazörü'ne stajyer güverte subayı olarak verilmiş, bir gece nöbetinde üşütüp zatülcem olmuş (1919), sağlığını kazanamayınca askerlikten çürüğe çıkarılmıştır (1920).
    Askerlikten ayrıldıktan sonra, İstanbul'un işgaline çok üzülen Nâzım Hikmet Millî Mücadele'ye katılmak üzere Anadolu'ya geçmiş, Bolu Lisesi'nde kısa bir süre öğretmenlik yapmıştır (1921). Rus devrimiyle ilgilenen şair, bir süre sonra Batum'dan Moskova'ya gitmiş ve Doğu Üniversitesi'nde ekonomi ve toplumbilim okumuştur (1922-1924). Yurda dönüşünden sonra Aydınlık dergisine katılmış, burada çıkan şiirlerinden ötürü hakkında "gıyaben" mahkumiyet kararı verildiğini öğrenince yeniden Rusya'ya kaçmış, af çıkması üzerine Türkiye'ye dönmüş ve bir süre Hopa cezaevinde tutuklu kalmıştır (1928).
    Nâzım Hikmet daha sonra İstanbul'a yerleşmiş, çeşitli gazete ve dergilerle film stüdyolarında çalışmış, ilk şiir kitaplarını çıkarmış ve oyunlarını yazmıştır (1928-1932). Bir ara yine tutuklanmış, Cumhuriyet'in 10. yılı dolayısıyla çıkarılan af yasası ile serbest bırakılmıştır. Akşam, Son Posta, Tan gazetelerinde Orhan Selim takma adıyla fıkra yazarlığı ve başyazarlık yapmıştır (1933).
    Kara Harp Okulu öğrencileri arasında propaganda yaptığı iddiasıyla yargılanmış, Harp Okulu Askeri Mahkemesi'nce 15 yıl, ardından Donanma içinde faaliyette bulunduğu iddiasıyla da Donanma Komutanlığı Askeri Mahkemesi'nce 20 yıl olmak üzere toplam 35 yıl hapis cezasına çarptırılmış, cezası Türk Ceza Kanunu'nun 68 ve 77 maddeleri uyarınca 28 yıl dört aya indirilmiştir (1938). Demokrat Parti'nin iktidara gelmesinden sonra çıkarılan af yasası (1950) kapsamına alınması için açılan büyük bir kampanyanın ardından, hukukçular yasal yollara başvurmuş, bu arada Nâzım Hikmet de hapishanede açlık grevine başlamıştır. Sonunda Nâzım Hikmet'in geri kalan cezası affedilmiş ve şair 13 yıl hapislikten sonra hürriyete kavuşmuştur.
    Serbest bırakıldıktan sonra iş bulamayan, kitap çıkaramayan şair için bu kez askerlik kararı alınmış, 50 yaşında ve hasta olan Nâzım Hikmet çok zor durumda kalmıştır. Öldürülmekten korkan şair, kız kardeşinin kocası Refik Erduran'ın yardımıyla bir motorla Karadeniz'de seyreden Romanya bandıralı bir gemiye binerek Türkiye'den ayrılmıştır.Bundan sonraki hayatı baskı altında ve zorunlu sovyet propogandası yapmakla geçmiştir. Nâzım Hikmet, 3 Haziran 1963 tarihinde Moskova'da ölmüştür.
    YAZI HAYATI Nâzım Hikmet, hece vezniyle yazdığı ilk şiirlerini Yeni Mecmua, İnci, Ümit ve Celal Sahir (Erozan)'ın çıkardığı Birinci Kitap, İkinci Kitap vb. dergilerinde yayımlamıştır. "Bir Dakika" adlı şiiriyle Alemdar gazetesinin açtığı yarışmada birincilik kazanmıştır (1920). Daha sonra Aydınlık, Resimli Ay, Hareket, Resimli Herşey, Her Ay gibi dergilerde yazan Nâzım Hikmet cezaevine girdikten sonra yıllarca yayın yapamamıştır. Ancak, 1940'lı yıllarda, Yeni Edebiyat, Ses, Gün, Yürüyüş, Yığın, Baştan, Barış gibi toplumcu dergilerde İbrahim Sabri, Mazhar Lütfi takma adlarıyla ya da imzasız olarak bazı şiirleri çıkmıştır. Kuvâyı Milliye Destanı İzmir'de Havadis gazetesinde tefrika edilmiştir (1949). Destanı Yön dergisi yayınlayarak (1965) Nâzım Hikmet'i yeniden okurlara ulaştırmıştır.
    ESERLERİ ŞİİR: 835 Satır, Jokond ile Si-Ya-U, Varan 3, 1+1=1 (Nail V. ile), Sesini Kaybeden Şehir, Benerci Kendini Niçin Öldürdü , Gece Gelen Telgraf, Taranta Babu'ya Mektuplar, Simavna Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı, Kurtuluş Savaşı Destanı, Saat 21-22 Şiirleri, Memleketimden İnsan Manzaraları, Rubailer, Dört Hapishaneden, Yeni Şiirler, Son Şiirleri. OYUN: Kafatası, Bir Ölü Evi Yahut Merhumun Hanesi, Unutulan Adam, İnek , Ferhat ile Şirin, Enayi, Sabahat, Yusuf ile Menofis, İvan İvanoviç Var mıydı, Yok muydu ? ROMAN: Kan Konuşmaz, Yeşil Elmalar, Yaşamak Güzel Şey Be Kardeşim.
    YAZILAR: İt Ürür Kervan Yürür (Orhan Selim takma adıyla), Alman Faşizmi ve Irkçılığı, Milli Gurur, Sovyet Demokrasisi.
    MEKTUPLAR: Kemal Tahir'e Hapishaneden Mektuplar, Cezaevinden Memet Fuat'a Mektuplar, Bursa Cezaevinden Vâ-Nû'lara Mektuplar, Nâzım'ın Bilinmeyen Mektupları (Adalet Cimcoz'la Mektuplar, Haz. Ş. Kurdakul), Piraye'ye Mektuplar.
    MASAL: La Fontaine'den Masallar (Ahmet Oğuz Saruhan adıyla), Sevdalı Bulut.

    Konu şehzade tarafından (29.Ekim.2006 Saat 00:49 ) değiştirilmiştir.

  2. #2

    Üyelik tarihi
    12 Eylül 2006
    Yer
    konya
    Yaş
    41
    Mesajlar
    3,709
    Tecrübe Puanı
    59

    Standart --->: Nazım Hikmet RAN

    Nazım Hikmet Ran 'ın Otobiyografisi


    Otobiyografi



    1902'de doğdum
    doğduğum şehre dönmedim bir daha
    geriye dönmeyi sevmem
    üç yaşında Halep'te paşa torunluğu ettim
    on dokuzumda Moskova komünist üniversite öğrenciliği
    kırk dokuzumda yine Moskova'da Tseka-Parti konukluğu
    ve on dördümden beri şairlik ederim
    kimi insanlar otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
    ben ayrılıkların
    kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
    ben hasretlerin

    hapislerde de yattım büyük otellerde de
    açlık çektim açlık grevi de içinde ve tatmadığım yemek yok gibidir

    otuzumda asılmamı istediler
    kırk sekizimde Barış madalyasının bana verilmesini
    verdiler de
    otuz altımda yarım yılda geçtim dört metrekare betonu
    elli dokuzumda on sekiz saatte uçtum Prag'dan Havana'ya

    Lenin'i görmedim nöbetini tuttum tabutunun başında 924'te
    961'de ziyaret ettim anıt kabri kitaplarıdır

    partimden koparmağa yeltendiler beni
    sökmedi
    yıkılan putların altında da ezilmedim

    951'de bir denizde genç bir arkadaşla yürüdüm üstüne ölümün
    52'de çatlak bir yürekle dört ay sırtüstü bekledim ölümü

    sevdiğim kadınları deli gibi kıskandım
    şu kadarcık haset etmedim Şarlo'ya bile
    aldattım kadınlarımı
    konuşmadım arkasından dostlarımın

    içtim ama akşamcı olmadım
    hep alnımın teriyle çıkardım ekmek paramı ne mutlu bana

    başkasının hesabına utandım yalan söyledim
    yalan söyledim başkasını üzmemek için
    ama durup dururken de yalan söylemedim

    bindim tirene uçağa otomobile
    çoğunluk binemiyor
    operaya gittim
    çoğunluk gidemiyor adını bile duymamış operanın
    çoğunluğun gittiği kimi yerlere de ben gitmedim 21'den beri
    camiye kiliseye tapınağa havraya büyücüye
    ama kahve falına baktırdığım oldu

    yazılarım otuz kırk dilde basılır
    Türkiye'mde Türkçemle yasak

    kansere yakalanmadım daha
    yakalanmam de şart değil
    başbakan fakan olacağım da yok
    meraklısı da değilim bu işin
    bir de harbe girmedim
    sığınaklara da inmedim gece yarıları
    yollara da düşmedim pike yapan uçakların altında
    ama sevdalandım altmışıma yakın
    sözün kısası yoldaşlar
    bugün Berlin'de kederden gebermekte olsam da
    insanca yaşadım diyebilirim
    ve daha ne kadar yaşarım
    başımdan neler geçer daha
    kim bilir

    (11.9.'61 - Doğu Berlin)

  3. #3

    Üyelik tarihi
    12 Eylül 2006
    Yer
    konya
    Yaş
    41
    Mesajlar
    3,709
    Tecrübe Puanı
    59

    Standart --->: Nazım Hikmet RAN

    Nazım Hikmet Ran Kronolojisi
    1902 : 15 Ocak'ta Selânik'te dünyaya gelir.
    1913 : "Feryad-ı Vatan" başlığını taşıyan ilk şiirini yazar. Galatasaray Sultanisi'nde ortaokula başlar.
    1914 : Ekonomik nedenlerle Nişantaşı Sultanisi'ne geçer.
    1917 : Bahriye Mektebine girer.
    1918 : İlk kez bir şiiri yayınlanır. Yeni Mecmua'da yayınlanan bu ilk şiiri "Hâlâ Servilerde Ağlıyorlar mı" başlığını taşır.
    1920 : Bahriye'yi bitirmesine birkaç ay kala sağlık nedeniyle ayrılmak zoruna kalır. İstanbul işgal altındadır.
    Arkadaşı Vâ-lâ Nurettin ile birlikte gizlice Anadolu'ya geçer. Ankara Hükümeti tarafından Bolu'ya öğretmen olarak atanır.
    1921 : Azerbaycan üzerinden Moskova'ya gider. Devrimin ilk yıllarına tanık olur. Ekonomi politik öğrenim görür. Sanat çalışmalarına katılır.
    1924 : Moskova'da yayınlanan ilk şiir kitabı "28 Kânunisani" sahnelenir. 12 Mart günü Pravda'da bu gösteri övgüyle yer alır. Türkiye'ye döner ve Aydınlık Dergisi'nde çalışmaya başlar.
    1925 : Ankara İstiklâl Mahkemesi'nde gizli örgüt üyesi olduğu gerekçesiyle yokluğunda yargılanarak "on beş yıl küreğe konulma cezası" verilir. Bu durum onun ülkeden ayrılmasına yol açar. Moskova'ya gider.
    1926 : Viyana'ya geçerek ileride suçlanmasına konu olarak "parti" toplantısına katılır. Türk Ceza Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle, "küreğe konulma" cezası ortadan kalkar.
    1927 : Katılmış olduğu "Viyana Konferansı" nedeniyle İstanbul Ceza Mahkemesi'nde yokluğunda yargılanır. Üç ay hapis cezası verilir.
    1928 : Yurda dönmek üzere Moskova'daki Büyükelçiliğe başvurur. Pasaport almak istemektedir. Ancak kendisine yanıt verilmez bunun üzerine gizlice sınırı geçerse de Hopa'da yakalanır. İstanbul üzerinden Ankara'ya götürülür. Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nde, daha önce yokluğunda yapılan yargılamalar yinelenir. Üç ay hapis cezası verilir. Cezaevinde geçirdiği süre gözönüne alınarak serbest bırakılır.
    1929 : Resimli Ay Dergisi'nde çalışır. İlk şiir kitabı "835 Satır" yayınlanır. Bunu diğerleri izler.
    1930 : "Sesini Kaybeden Şehir" başlıklı şiir için dava açılır. Yargıtayca aklanır.
    1931 : "1+1=1", "835 Satır", "Jokond ile Si-Ya-U" ile bir kez daha "Sesini Kaybeden Şehir" ve "Varan 2" adlı kitapları hakkında dava açılır. Hepsinden aklanır.
    1932 : "Kafatası" oyunu İstanbul Şehir Tiyatrosu'nda sahneye konur.
    1933 : "Gece Gelen Telgraf" şiirinden dolayı yargılanır. Altı ay üç gün hapis cezası verilir. Babası bir kaza sonrası ölür. Onun ölümü üzerine "Hiciv Vadisinde Bir Tecrübei Kalemiye" başlıklı şiiri yazar. Şiirde babasının patronu Süreyya Paşa'ya hakaret ettiği gerekçesiyle hakkında dava açılır. Bir yıl hapis, 200 lira para cezasına çarptırılır. Bu sıralarda "gizli örgüt" kurduğu savıyla Bursa Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan ayrı bir davada idamı
    istenir. Dört yıl ağır hapisle cezalandırılır.
    1934 : Cumhuriyetin 10. Yılı nedeniyle çıkarılan af yasasından yararlanır. Serbest bırakılır.
    1936 : Gizli örgüt kurmak ve yönetmek savıyla yargılanır ve aklanır.
    1937 : "Simavne Kadısı Oğlu Şeyh Bedrettin Destanı" yayınlanır.
    1938 : Askeri öğrencileri isyana teşvik suçlamasıyla da "Donanma" davaları açılır. Toplam 28 yıl 4 ay ağır hapisle cezalandırılır.
    1941 : Bursa'da "Memleketimde İnsan Manzaraları" nı yazmaya başlar.
    1943 : Cezaevi arkadaşı Orhan Kemal tahliye olur. Balaban'ın resim çalışmalarına yardımcı olur, yetişmesini sağlar.
    1944 : Karaciğer ve kalp rahatsızlıkları başlar.
    1949 : Basında haksız mahkumiyetine ilişkin yazılar artmaya başlar. Ahmet Emin Yalman, Vatan Gazetesi'nde "Tevfik Fikret ve Nâzım Hikmet" başlığını taşıyan bir yazı yayımlayarak dikkatleri Nâzım'ın haksız mahkumiyeti çeker.
    1950 : Yurt içinde ve dışında çeşitli kuruluşlarca "Nazım'a Özgürlük Kampanyaları" açılır. Meclis'in gündeminde bulunan Af Kanunu'nu çıkarmadan tatile girmesi üzerine, Nazım, 8 Nisan'da açlık grevine başlar. Aynı gün, Bursa'dan İstanbul'a Paşakapısı Cezaevi'ne götürülür. 23 Nisan'da grevini avukatlarının isteği üzerine geçici olarak durdurur. Ağır hastadır, doktorlar üç ay bir hastanede tedavi görmesi gerektiğini belirtirler. Ancak durumunda hiçbir değişiklik olmayınca 2 Mayıs'ta yeniden greve başlar. Açlık grevi kamuoyunda büyük yankı uyandırır. İmza kampanyaları başlatılır. "Nâzım Hikmet adlı bir dergi çıkarılır 9 Mayıs'ta annesi Celile Hanım 10 Mayıs'ta şair Orhan Veli, Melih Cevdet ve Oktay Rıfat açlık grevine başlarlar. 14 Mayıs seçimleri sonucunda ortaya çıkan yeni durum üzerine, 19 Mayıs'ta greve ara verir. Çıkarılan Genel Af Kanunu'yla serbest bırakılır. 22 Kasım'da Dünya Barış Konseyi tarafından Pablo Picasso, Paul Robeson, Wanda Jakubowska ve Pablo Neruda'yla birlikte "Uluslararası Barış Ödülü"nü almaya hak kazandığı açıklanır. Kendisinin katılamadığı törende ödülünü Neruda alacaktır.
    1951 : Oğlu Memed dünyaya gelir. Askere çağrılır, 49 yaşındadır ve hastadır. Üstelik askeri okulda öğrenci olarak geçirdiği sürelerin yasa gereği askerliğe sayılması gerekmektedir. Yaşamına yönelik tehditler üzerine ülkeden ayrılır. 15 Ağustos günü resmi gazetede, Bakanlar Kurulu kararıyla "yurttaşlıktan çıkarıldığı" duyurulur. Dünya Barış Konseyi'nin bir yıl önce kendisine verdiği "Uluslararası Barış Ödülünü" Prag'da düzenlenen bir törenle alır.
    1952 : Çine'e gider. Ancak hastalanınca gezisini yarım bırakmak zorunda kalır. Enfaktüs geçirmiştir. Dört ay yatar. Bundan sonraki yaşamı artık doktor gözetiminde geçecektir.
    1953 : Uluslar arası toplantılara katılmayı sürdürür. "Bir Aşk Masalı" oyunu Moskova'da sahnelenir. Bunu diğer oyunlarının sahnelenmesi izler.
    1958 : Paris'e gider. Aralarında Aragon ve Picasso'nun da bulunduğu çok sayıda yazar ve sanatçıyla görüşür.
    1962 : Sovyet Yazarlar Birliği tarafından 60. yaş günü kutlanır. Yazarlar Evi'nde düzenlenen gecenin ertesinde Politeknik Müzesi'nde, okuyucuları için ikinci bir toplantı gerçekleştirilir. Gecenin yöneticiliğini İlya Ehrenburg yapar.
    1963 : Afrika'ya, Tanganika'ya gider. "Cenaze Merasimim" başlıklı şiirini kaleme alır. (Nisan) 3 Haziran sabahı Moskova'da evinde ölür.

  4. #4

    Üyelik tarihi
    12 Eylül 2006
    Yer
    konya
    Yaş
    41
    Mesajlar
    3,709
    Tecrübe Puanı
    59

    Standart --->: Nazım Hikmet RAN

    Nazım Hikmet Ran Şiirleri


    ■ 21.1.924


    ■ AÇLIK ORDUSU YÜRÜYOR


    ■ ASYA - AFRIKA YAZARLARINA


    ■ BEN SENDEN ÖNCE ÖLMEK ISTERIM


    ■ BENCE SEN DE SIMDI HERKES GIBISIN


    ■ BENERCI KENDINI NEDEN ÖLDÜRDÜ ?


    ■ BERKLEY


    ■ BES SATIRLA


    ■ BEYAZIT MEYDANI'NDAKI ÖLÜ


    ■ BIR ACAYIP DUYGU


    ■ BIR AYRILIS HIKAYESI


    ■ BIR CEZAEVINDE, TECRITTEKI ADAMIN MEKTUPLARI


    ■ BIR GEMICI TÜRKÜSÜ


    ■ BIR HAZIN HÜRRIYET


    ■ BIR KÜVET HIKÂYESI


    ■ BU VATANA NASIL KIYDILAR


    ■ BULUTLAR ADAM ÖLDÜRMESIN


    ■ BÜYÜK INSANLIK


    ■ CEVAP DÖRT NUMARA


    ■ CEVIZ AGACI


    ■ CEVIZ AGACI ILE TOPAL YUNUS'UN HIKÂYESI


    ■ ÇANKIRI HAPISANESINDEN MEKTUPLAR


    ■ ÇARLIK RUSYASININ ÖLÜMÜ


    ■ ÇOCUKLARIMIZA NASIHAT


    ■ DÜNYANIN EN TUHAF MAHLUKU


    ■ FAKIR BIR SIMAL KILISESINDE SEYTAN ILE RAHIBIN MACERASI


    ■ FEVKALADE MEMNUNUM DÜNYAYA GELDIGIME


    ■ GAZETE FOTOGRAFLARI ÜSTÜNE


    ■ GECE GELEN TELGRAF


    ■ GELMIS DÜNYANIN DÖRT BIR UCUNDAN


    ■ GERILEYEN TÜRKIYE YAHUT ADNAN MENDERES'E ÖGÜTLER


    ■ GIDEN


    ■ GIDERAYAK


    ■ GÖMLEK, PANTOLON, KASKET VE FÖTRE DAIR


    ■ GÖVDEMDEKI KURT


    ■ GÖZLERIN


    ■ GÜNESI IÇENLERIN TÜRKÜSÜ


    ■ GÜNESIN SOFRASINDA SÖYLENEN TÜRKÜ


    ■ GÜZ


    ■ HABER


    ■ HASRET


    ■ HASRET


    ■ HERKES GIBI


    ■ HICIV VADISINDE BIR TECRÜBEI KALEMIYE


    ■ HIÇBIR AGAÇ BÖYLE HARIKULADE BIR YEMIS VERMEMISTIR


    ■ HOS GELDIN


    ■ HÜRRIYET KAVGASI


    ■ ISIMSIZ SIIRLER


    ■ ISTANBUL'DA, TEVKIFANE AVLUSUNDA


    ■ IYIMSER ADAM


    ■ IYIMSERLIK


    ■ JAPON BALIKÇISI


    ■ KADINLARIMIZIN YÜZLERI


    ■ KALBIM


    ■ KARLI KAYIN ORMANINDA


    ■ KEMAL TAHIR'E MEKTUP


    ■ KEREM GIBI


    ■ KIRKINCI YILIMIZ


    ■ KISLIK SARAY


    ■ KIYAMET SURELERI


    ■ KIZ ÇOCUGU


    ■ KORE'DE ÖLEN BIR YEDEK SUBAYIMIZIN MENDERES'E SÖYLEDIKLERI


    ■ KUVÂYI MILLIYE - ALTINCI BAP


    ■ KUVÂYI MILLIYE - BASLANGIÇ - ONLAR


    ■ KUVÂYI MILLIYE - BESINCI BAP


    ■ KUVÂYI MILLIYE - BIRINCI BAP


    ■ KUVÂYI MILLIYE - DÖRDÜNCÜ BAP


    ■ KUVÂYI MILLIYE - IKINCI BAP


    ■ KUVÂYI MILLIYE - SEKIZINCI BAP


    ■ KUVÂYI MILLIYE - ÜÇÜNCÜ BAP


    ■ KUVÂYI MILLIYE - YEDINCI BAP


    ■ LODOS


    ■ MAVI GÖZLÜ DEV, MINNACIK KADIN VE HANIMELLERI


    ■ MEMLEKETIMDEN INSAN MANZARALARI - IKINCI BÖLÜM


    ■ MEMLEKETIMI SEVIYORUM


    ■ MERHABA ÇOCUKLAR


    ■ MOR MENEKSE, AÇ DOSTLAR VE ALTIN GÖZLÜ ÇOCUK


    ■ MUKADDES KARIN


    ■ MÜNEVVER'IN DOGUM GÜNÜ


    ■ NERDEN GELIP NEREYE GIDIYORUZ?


    ■ NIKBINLIK


    ■ NIYAZALANT SÖMÜRGESI


    ■ O VE AKSAKALLILAR


    ■ ONUN DOGUSU VE DEMIRHANE BACASI


    ■ ORADA TANIDIKLARIM - I


    ■ ORADA TANIDIKLARIM - II


    ■ ORKESTRA


    ■ OTOBIYOGRAFI


    ■ ÖLÇÜ


    ■ ÖLÜME DAIR


    ■ PIRAYE IÇIN YAZILMIS : SAAT 21-22 SIIRLERI


    ■ PORTATIF KARYOLA


    ■ RUBAILER


    ■ SALKIMSÖGÜT


    ■ SAMAN SARISI


    ■ SEN


    ■ SES


    ■ SESLER GELIYOR.....


    ■ SEVGILIM


    ■ SILÂHSIZ INSANLAR


    ■ SIMAVNE KADISI OGLU SEYH BEDRETTIN DESTANI


    ■ SABAN OGLU SELIM ILE KITABI


    ■ SAIR


    ■ SARKILARIMIZ


    ■ SEHITLER


    ■ TAHIRLE ZÜHRE MESELESI


    ■ TEFTIS


    ■ TÜRK KÖYLÜSÜ


    ■ TÜRKIYE ISÇI SINIFINA SELÂM


    ■ ÜÇ SELVI


    ■ VASIYET


    ■ VATAN HAINI


    ■ VEDA


    ■ YASAMAYA DAIR


    ■ YINE IYIMSERLIK ÜSTÜNE


    ■ YINE MEMLEKETIM ÜSTÜNE SÖYLENMISTIR


    ■ YINE ÖLÜME DAIR


    ■ YIRMINCI ASRA DAIR


    ■ YOLCULUK


    ■ YÜRÜMEK


    ■ ZAFERE DAIR

Bu Konudaki Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  

izmir escort bayan

eşarp bağlama - öğretmen yeri - Mustafa Uyar - ılgın - eşarp yapma -
Eğitim ve Ögretim Genel