Bu yaz neler yemeli, neler içmeli, nelere dikkat etmeliyiz. Prof. Dr. Osman Müftüoğlu yazıyor.


Prof. Dr. Osman MÜFTÜOĞLU

Bu yaz ne yiyelim, içelim


Hastalarımızın bize sık yönelttikleri bir soru şu: "Sağlıklı bir beslenme stratejisi nasıl olmalıdır?"

Bu soruyu yanıtlamadan önce, bunu takip eden diğer soruları da sıralamakta fayda var: Kolay uygulanabilir, ucuz ve etkili bir beslenme planı nasıl yapılabilir? Yiyip içtiklerimizden fayda görmek bir yana herhangi bir zarar görmemek için nelere dikkat etmeliyiz? Dengeli bir beslenme planında neler olmalı? Ve tabii ki son soru: Bu yaz ne yiyelim, içelim?

CEVAP: AKDENİZ MUTFAĞI

Okinawa ve Uzak Doğu’nun birçok bölgesi (Tayland, Vietnam, Yeni Zelanda, Avustralya dahil) ve dünyanın farklı ülkelerinde insanların ne yiyip içtiklerini ve bunlardan nasıl etkilendiklerini inceleme ve gözlemleme fırsatım oldu. Özellikle 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel ile çalışırken Güney Amerika’dan Afrika’ya, Çin’den Baltık kıyılarına kadar değişen çok geniş bir coğrafyada insanların beslenme biçimlerini etüd ettim. Bütün bunların sonucunda vardığım kanaat, dünyanın en sağlıklı mutfağının Akdeniz mutfağı olduğudur. Uzun yaşayanlar adası Okinawa mutfağı prensip olarak Akdeniz mutfağı ile örtüşüyor.

Eğer mükemmel bir beslenme planı yapmakta kafanızı karıştırmadan sağlıklı, dengeli ve çeşitliliği esas alan bir yeme içme tarzı oluşturmak istiyorsanız Akdeniz mutfağı’nda karar kılmalısınız.

AKDENİZLİNİN SOFRASINDA NELER VAR

Akdeniz mutfağı her şeyden önce lezzete, dikkatli bir ön hazırlığa, düşük kalorili besinlere, son derece keyifli ve eğlenceli bir sofra kültürüne dayanıyor. Bu mutfakta balık, et dengeli tüketiliyor. Tahıllarda çeşitlilik var. Tam tahıllar (bulgur, köy ekmeği) çok yeniyor. En önemlisi ise sebzeler. Taze ve mevsiminde sebzelerle yapılan salatalar, zeytinyağlılar hemen her yemekte bulunduruluyor. Meyve konusunda da dikkatli davranılıyor. Karpuz, elma, üzüm, kayısı, portakal, mandalina bu mutfağın favori meyveleri. Akdenizliler süt ürünlerini de çok seviyorlar. Yoğurdu hiç eksik etmiyorlar. Bakliyat asla ihmal edilmiyor. Nohut, bezelye, kuru fasulye bol yeniyor.

Eğer yukarıdaki sorulara doğru yanıtlar arıyorsanız Akdeniz mutfağında nelerin piştiğini araştırmanızı öneririm.

Tiroid hastalıkları kadınlarda daha sık görülüyor

Tiroid bezinden kaynaklanan hastalıklar kadınlarda daha fazla görülüyor. Basit guatra, tiroid nodüllerine, Haşimoto hastalığına kadınlarda daha sık rastlanıyor. Özellikle ailesinde tiroid hastalığı öyküsü bulunan kadınların herhangi bir tiroid hastalığına yakalanma olasılıkları daha fazla. Tiroid bezinden kaynaklanan hastalıkların çok farklı belirtileri var. Belirtilerden bazıları tiroid bezinin boğazda yaptığı değişikliklerle ilişkili. Nefes alma veya yutma güçlüğü, boğaz ağrısı, ses kısıklığı gibi belirtiler sık görülüyor. Tiroid bezi aşırı çalışanlarda çarpıntı, el titremesi, aşırı terleme, kilo kaybı, kalp ritim bozuklukları az çalışanlarda ise yorgunluk, bitkinlik, kilo alma, üşüme, çabuk yorulma, cilt kuruluğu, kabızlık, unutkanlık, uyku eğilimi gibi belirtiler ortaya çıkıyor. Tiroid bezinin neredeyse bütün hastalıklarında saç, cilt ve tırnaklarda bozulmalar ortaya çıkıyor. Saç dökülmeleri, kırılma ve yıpranmaları, tırnak problemleri sıklaşıyor.

Diabetin gebeliğe etkileri neler

Gebelik öncesi ve sırasında kan şekeri seviyesinin kontrol altında ve izin verilen sınırlar dahilinde tutulması gerekmektedir. Şeker hastası olanlar veya gebelik şekeri gelişenler olabilecek bazı sorunları bilmelidirler:

İri bebek: Bebeğe çok fazla şeker gittiğinden bebek fazla büyüyebilir. Bu durumda normal doğum zorlaşır.

Gebelik zehirlenmesi: Gebelikte yüksek tansiyon ve idrarda protein çıkması ile anlaşılır. Kesin tedavisi doğumdur. Bu durumda erken doğuma bağlı prematüritelik sorun olabilir. Plasenta’nın erken ayrılması ve ciddi durumlarda annenin havale geçirmesi, böbrek ve karaciğer fonksiyonlarının bozulması, kanın pıhtılaşması sorunları önem kazanır.

Amniotik sıvının fazla olması: Bunun sonucunda rahimde aşırı gerilme ve erken doğum olabilir.

İdrar yolu enfeksiyonları: Bazen hiç belirti vermeyebilir, tedavi edilmezse böbreklere geçebilir. Mantar daha sık görülür.

Yenidoğanın solunum sıkıntısı (RDS): Doğumdan sonra bebeğin akciğerleri iyi açılamayabilir, bu da gününde doğsa bile bebeğin yoğun bakıma girmesine sebep olabilir.

Ölü doğum: Gebelikte iyi kontrol edilmeyen diabet nedeniyle rastlanabilir.

Doğumsal anormallikler: Diabetli gebelerin fetuslarında özellikle kalp anormalliklerinde artışlar gözlenebilir.

Yo-yo sendromunun nedeni

Erişkinlik tipi şişmanlıkta kilo almaya başlandığında vücutta çocukluk döneminden sahip olunan yağ hücrelerinin boyutu artar. Bununla birlikte çocukluk dönemi şişmanlıkta hücre sayısı ile birlikte boyutu da artmaktadır. Görüldüğü üzere çocukluk dönemi şişmanlık erişkin dönemi şişmanlığa göre daha risklidir. Kilo verme esnasında yağ hücrelerinin büyüklükleri azalırken sayısında bir değişiklik olmaz. İşte bu nedenle kilo veren kişiler belli bir zaman sonra eski beslenme alışkanlıklarının ucundan kıyısından tatmaya başladıklarında kısa zamanda eski kilolarına dönerler. İşte yo-yo sendromunun en önemli nedeni budur. Ancak son zamanlarda yapılan çalışmalar hedeflenen ağırlık kaybını sağlayan ve bunu en az bir yıl kadar sağlıklı bir biçimde koruyan kişilerde yağ hücrelerinin sadece küçülmekle kalmayıp sayılarında da azalma olabileceği gösterilmiştir. Uyguladığınız beslenme planını bir yaşam tarzı haline getirdiğinizde, vücudunuz da bir süre kilo almanıza neden olan yağ hücrelerinden nasıl da vazgeçiyor göreceksiniz. Verdiğiniz kiloları koruma esnasında aktif bir yaşam tarzını benimsemek en az yedikleriniz içtikleriniz kadar önemlidir, unutmayın!

DİYET GÜNLÜĞÜ

Sorularınız için: Tel: (0212) 236 73 00

Uzun zamandır diyet yapıyorum, ancak verdiğim kiloyu muhafaza etmek zor. Acaba yağ hücrelerim azalmıyor mu? Kilo verdikçe yağ hücresinde bir değişiklik olmaz mı?

Günde 1.5 lt su içmeye çalışıyorum. Bu suyu aralarda mı içsem daha iyi yoksa yemekle beraber mi?

Sağlığınız için su için

Günde 1.5-2 lt su içmeniz bizim tavsiye ettiğimiz ölçülere uygun. Su içmek dolaşımı hızlandırır, cildinize iyi gelir, dikkatinizi toparlamanızı sağlar, toksik maddelerin atımını kolaylaştırır. Onsuz olmaz denecek kadar vazgeçilmezidir! Benim size tavsiyem öğünle beraber değil de aralarda hatta tek seferde içmek yerine 15 dakikalık, yarım saatlik aralarla su tüketmeniz olacaktır. Eğer iştah sorununuz var ise o zaman sofraya oturduğunuzda ilk önce su ile başlayabilirsiniz. Doygunluk hissi sağlayarak size önerilen miktarları daha rahat tüketmenizi sağlar. Yine su gibi aralarda şekersiz bitki çayları (karışık çaylar, mate çayı, biberiye, ıhlamur, yeşil çay vb) tüketmeniz de size fayda sağlayacaktır. Hele yaz yaklaşırken, selülitler akla gelmişken kesinlikle sıvı alımının önemini hatırlatmak isterim.

Mercan kalsiyumu diğerlerinden daha mı etkili

Mercan kalsiyumunu diğer kalsiyumlardan daha etkili olduğunu gösteren herhangi bir çalışma mevcut değil. Bu kalsiyumların diğerlerinden tek farkları biraz daha pahalı olmalarıdır. Etkinliklerinin daha az olması bile mümkündür. Biz kalsiyum sitrat tuzunu öneriyoruz. Kalsiyum desteklerinin de C vitamini gibi ikiye bölünerek alınmasının daha yararlı olacağını düşünüyoruz. Tek doz alındığında akşam yemeği sonrası tercih ediyoruz.

C vitaminini tek seferde almayın

Çoğumuz, biliminsanları kanıtlanmış bir yararı olmadığını ileri sürseler de ufak bir kırgınlık, ateş, burun akıntısı ile karşılaşır karşılaşmaz hemen C vitamini almaya başlıyoruz. C vitaminini bağışıklık sistemini güçlendirmek için kullananların sayısı da bir hayli fazla. Ayrıca C vitaminini sürekli olarak alıp onun antioksidan gücünden faydalanmayı, göz, akciğer başta olmak üzere organlarını desteklemeyi düşünenlerin sayısı da az değil. Bu vitamine günlük ihtiyacımız 60 mg civarında ancak sürekli kullananlar 500-1000 mg’a kadar almayı tercih ediyorlar.

C vitamininden daha çok faydalanmayı düşünüyorsanız bir seferde en fazla 500 almanızı ve günlük dozu 2 gramın üzerine çıkarmamanızı tavsiye ediyoruz. Bir günlük dozu iki-üç parçada almanız daha faydalı olacaktır. Eğer antioksidan destek olarak kullanıyorsanız beraberinde 100 ünite kadar E vitamini almanız her iki vitaminden sağlayacağınız yararları artıracaktır. C vitamini kullansanız bile C vitamininden zengin besinleri (portakal, greyfurt, domates, yeşil yapraklı sebzeler ve diğer meyveleri) yeteri kadar yemeği ihmal etmeyin.