ŞİÎLİĞİN ORTAYA ÇIKIŞI VE KÖKENİ
İsimlendirilme Meselesi
Terim olarak Şîa, Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ali veEhl-i Beyt’ini halifeliğe en layık insanlar olarak gören, Hz. Ali’yi meşruhalife kabul eden, ondan sonraki halifelerin de onunsoyundan gelmesi gerektiğine inanan toplulukların müşterek adı olmuşturSünnî ve Şiî kaynaklarınbu tariflerine göre Şîa:·Hz. Ali’ye taraftar olanların,·Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber’den sonra insanların en üstünü (efdal) olduğuna inananların,·Hz. Ali’nin bizzat Hz. Peygamber tarafındanimamlık ve halifeliğe tayin olunduğunu; dolayısıyla halifeliğin onun ve Ehl-iBeyt’inin hakkı olduğunu ileri sürenlerin,·Hz. Ali’den sonraki imamların da mutlakaonun soyundan (Ehl-i Beyt), açık veya gizli bir nass ile tayin ve vasiyetolunacağını kabuledenlerin,·İmamların büyük ve küçük günahlardan korunmuş(masûm) ve özel (vehbî) bir bilgiyle donatılmış olduklarını söyleyenlerinteşkil ettiği bir topluluktur (Fığlalı, 1984, s. 18).SİA’NIN İTKAD GÖRÜSLERİ
Şiîlikmezhebinin inanç esasları şu şekilde özetlenebilir:
—Hz. Ali, peygamberden sonra Müslümanların en üstünüdür
—Halifelik,naslarla tayin edilmiştir
—Hz.Peygamber kendisinden sonra kimin halife olacağınıbelirtmiştir
—İmamlar, masum olup her türlü günahlara karşı korunmuştur
—İlk üç halife haksız olarak hilafete sahip olmuşlardır
—Büyükgünah işleyenler tövbe etmeden ölürlerse, ebedi olarak cehenneme gideceklerdir
—Sia’nın itikadî görüşleri daha çok Mu’tezili anlayış etrafındaşekillenmiştir. Burada imamet görüşü istisnadır.
SİA’NIN KOLLARI
Şîa,Mutedil Şîa ve Gulat (aşırı Şîa olmak üzere ikiye ayrılmaktadır
—Mutedil Şîa
—Zeydiyye.
Zeydilik, görüşleri açısından Ehl-i Sünnet’e enyakın kesim olarak kabul edilmektedir.
Temel karakter itibarıyla Hz. Ali’ninimameti/halifeliği eksenine oturan Zeydiyye, diğer Şîa görüşlerinden farklıolarak daha efdal bir kimse mevcut iken, efdal bir kimsenin hilafetiüstlenmesinde bir sakınca görmez. Bu kabul doğrultusunda onlar Hz. Ebû Bekir veÖmer’in önderliğini kabul etmektedirler. İnançla ilgili görüşleri daha çokMu’tezile eksenine oturmaktadır. Günümüzde daha çok Yemen ve civarındabulunmaktadırlar.
Zeydiye'ninana görüşleri şöyle özetlenebilir:

1- Bütün di
ğer şia zümreleri gibi Zeydiye'nin esas görüşü deimamet konusunda toplanır. Onlara göre Hz. Fatıma'nın soyundan olmaktan başkazâhit, âlim, cesur, cömert olmak üzere imamet davasında bulunmaktan ibaret olanbeş şart kendisinde bulunan kimse imam olmaya layıktır. Ve buna itaatedilmelidir. Hilafet diğer şia grupların ileri sürdüğü gibi nassa dayanmaz.

2- Hz. Peygamberden sonra en faziletli kişi Hz. Ali'dir. Peygamber sadece onunhilafetini tayin etmiştir. Ancak bu isim olarak değil vasıf olarak yapılmıştır.Yani Hz. Ali hakkında Hz. Peygamber onun kemali, fazileti vs. hakkında çokşeyler söylemiştir. Bunlar onun hilafete tayini için yeter sebeptir. Ancak,ashabı kiram bunları dikkate almamış ve başkasına bey'at etmekle hata etmiştir.Bununla birlikte ashaba sebbedilmemelidir.

3- Hz. Ali halife olduktan sonra giriştiği mücadelede, yaptığı savaşlarda vehakem olayında haklı olup, muhalifleri haksızdır.

4- Mürtekib-i kebire (büyük günah işleyen) nin arkasında namaz kılmak caizdeğildir. Bu kimse tevbe etmeden ölürse ebedî olarak cehennemde kalır.

5- Zeydiye, usûlu'd-dinde Mutezileyi takib eder. Furuda ise kendilerine ait birgörüş ve ictihatları yoktur

—İmamiyye.
İmâmiyye Şîası’nın Teşekkülü
İmâmiyye, Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ali ve sırasıyla onuniki oğlu ile torunlarını Allah’ın emri, Peygamber’in tayini ve vasiyeti ilemeşrû imam kabul eden ve böylece on iki imama inanmayı dinin aslına dahil birrükün olarak görenlerin mezhebidir. Bugün Şîa denilince bu fırka anlaşılır (Fığlalı, 1983, s.140).Bu mezhebe, Hz.Peygamber’in vefatından sonra halîfe-imam olarak on iki imamı kabulettiklerinden dolayı İsnâaşeriyye (on ikiciler/on iki imamcılar); imamlarainanmayı imanın şartlarından saydıkları için İmâmiyye; hem itikat hem de ibâdetve muâmelatta İmam Cafer Sâdık’ın görüşlerine dayandıklarından dolayı Caferiyye;on ikinci imamın gelişini beklemeleri sebebiyle Ashâbu’l-intizâr (bekleyiciler)ve on ikinci imam için çokça kullanılan kâim (hayatta olan, var olan) ünvanınanisbetle Kâimiyye de denmiştir. Muhalifleri ise mezhebi, Râfıza ya da Râfiziyyediye anmışlardır.İmamiye Şiası Hz. Peygamber sonrası imametin Hz.Ali’nin hakkı olduğunu savunan temel Şîa ekolüdür. Hz. Ali ile birlikte on ikiimam sıralamasını kabul ettikleri için, İsnaaşeriyye ve İmam Cafer’e ayrı birönem atfettiklerinden dolayı da Caferiyye de denilen İmamiyye, günümüz Şîasınınen güçlü ve kalabalık kesimini oluşturmaktadır. Bunda İran İslamCumhuriyeti’nin resmi mezhebi olmasıetkili olmuştur. Onların kabul ettikleri on iki imam şunlardır: Hz. Ali(ö.40/661), Hasan (ö. 50/670), Hüseyin (ö. 61/680), Ali Zeynelabidin (ö.94/712), Muhammed Bakır (ö. 114/732), Cafer-i Sadık (ö. 148/765), Musa Kazım(ö. 183/799), Ali Rıza (ö. 203/818), Muhammed Takî (ö. 220/835), Ali Nakî (ö.254/868), Hasan Askerî (ö. 260/873), Muhammed Mehdî (ö. 275/888).
İmâmiyyeŞîası’nın İtikadî Görüşleri
TevhîdNübüvvetİmâmetAdâletMeâdDinin usûlüyle doğrudan ilgili olmamakla beraber, mezheb mensuplarınca itikadî hususlararasında kabuledilen rec‘at, bedâ ve takiyye gibi bazı meseleler vardır ki, bunlar da biranlamda itikadî konulara ilave edilmiş bulunmaktadır.Rec‘at (dönüş), Allah’ın, ölenlerinbir bölümünü öldükleri surette dünyaya getireceğine, böylece bir insankesiminin yükseltileceğine, bir insan kesiminin de alçaltılacağına, hak sahibiinsanların haklı olduklarının, zâlimlerin ise haksız bulunduklarının meydanaçıkacağına inanmaktır. Bedâ, ortaya çıkarılmak, görünmek, bir işi yapmaya niyetlenmişken o işten vazgeçipbaşka bir işi yapmaya kalkışmak anlamlarına gelir. Kısaca bedâ, zuhûr demektir.Bir insanın, yapmayı düşündüğü işten vazgeçerek başka bir şekilde davranmasımümkündür ve bu, bilgisizlikten veya layıkı ile bilememekten ileri gelir. AncakAllah’ın bu manada fikir ve irade değiştirmesinden söz edilemez. Cafer Sâdık, “Allah, bir şeyiyaptıktan sonra ondan pişmanlık duyar iddiasında bulunan biri, bizim görüşümüzegöre, Yüce Allah’ın inkarcısıdır” der.Bedâ inanışı, İmâmiyye’de, Sâdık’ın oğlu İsmail yüzünden ortaya çıkmıştır.Rivayete göre Sâdık, önce oğlu İsmail’in imâmetinden söz etmiştir. Ancakİsmail’in, kendi sağlığında ölmesi üzerine, İsmail hakkındaki ilk iradeninAllah tarafından değiştirildiğini söylemesi, bedâ inanışının esasını teşkiletmiştir. Takiyye de, İmâmiyye’nin diğer mezheplerle ihtilaf yaşadığı konulardan birisidir.Gerçi takiyye çoğu mezhebin kabul ettiği bir görüştür; çünkü “korunmak,sakınmak” demek olan takiyye, elinde kuvvet ve iktidar bulunan kâfir vezâlimlerin canlar ve mallar üzerindeki tehditlerinden sakınmak için tecvizedilmiştir. Buna göre insan, can ve malını kurtarmak için, hakikatte sahipolduğu görüş ve inancını saklayabilir veya aksini izhar edebilir. Şîa, siyasîbaskılardan korunmak ve masûm kabul ettiği imamların kendi iddialarına uymayansöz ve fiillerine inandırıcı açıklamalar getirebilmek için bu ilkeyebaşvurmuştur. Onlara göre imam, takiyye halinde kendisinin imam olmadığınısöyleyebilir. Hatta imam, takiyye yoluyla küfür, küfre rıza gösterme ve fıskalametlerini ızhar edebilir. Bu durumda da kendisine itaat farzdır.—Gulat Şîa
AşırıŞiîlik olarak bilinen bu kesim birçok kollara ayrılmıştır. Genel görüşleri, Hz.Ali’nin tanrılığı, onun yüceliğinin daha sonraki imamlara geçtiği (hulul),imamların Allah’ın yeryüzündeki halifesi olmaları nedeniyle O’nun tezahürüoldukları, aynı zamanda imamların peygamber statüsünde bulundukları gibikabullerle sahiptirler. İmamların haram ve helal gibi dini buyruklarla yükümlüolmadıkları, kıyametin öteki dünyanın başlangıcı olmayıp, dünyevi bir değişimolduğu, reenkarnasyon ve tenasüh inancına sahip oldukları için ahiret hayatınıngerçekleşmeyeceği, Kur’an’ın evrensel olmadığı gibi hususlar, onların diğergörüşleri arasındadır.
—Sebeiyye.Abdullah b. Sebe (ö. 41/660) tarafından teşekküledilmiştir. O, hz. Ali’nin tanrı olduğunu ileri sürmüştür.
—Batıniyye. Hasan b. Sabbah’ın öncülüğünü çektiği akımdır.
—Keysaniyye.Hz. Ali’den sonra halifeliği hak eden kimsenin, Hz. Ali’nin Havle adındakicariyesinden olma oğlu Muhammed b. Hanefiyye (ö. 81/700) olması gerektiğikanaatinde olan kimselere denir. Buna rağmen Allah’ın önceden bildiği birkonuda önbilginin aksine değişme (Beda) olabileceğini kabul etmekte,reenkarnasyon ve tenasüh inancına sahip olmaktadırlar.
DiniHareket Haline Dönüşen Şîa Akımları
—Babilik-Bahailik
—Kadiyanilik
—Dürzîlik
—Nusayrilik
konu alıntıdır