Sözlükte "alıkoymak, men etmek, engellemek, daralmak, âciz olmak" gibi anlamlara gelen ihsâr, dinî bir kavram olarak, hac veya umre yapmak üzere ihrama girdikten sonra, hac ve umrenin tamamlanmasının engellenmesi; herhangi bir sebeple tavaf ve vakfe yapma imkânının ortadan kalkması demektir. Hanefîlere göre düşmanın engellemesi, savaş sebebiyle yoların kapanması, hastalık, parasız kalmak gibi yolculuğu, dolayısıyla hac veya umreyi tamamlamaya mani her türlü engel, ihsâr sebebi sayılmıştır. Hac ve umreden alıkonulan kişiye muhsar denir.

Muhsar, hacc-ı ifrat veya umre için ihrama girmişse, bir koyun; hacc-ı kıran için ihrama girmişse biri umre, diğeri de hac için olmak üzere iki koyun kurban ederek ihramdan çıkar. Kur'ân-ı Kerim'de; "Haccı ve umreyi Allah için tamamlayın. Eğer (bunlardan) alıkonursanız kolayınıza gelen kurbanı gönderin. Kurban, yerine varıncaya kadar başlarınızı tıraş etmeyin. Sizden her kim hasta olursa yahut başından bir rahatsızlığı varsa, oruç veya sadaka veya kurban olmak üzere fidye gerekir. (...)" buyurulmaktadır (Bakara, 2/196).
Hanefîlere göre, ihsar hedyi ismi verilen bu kurbanın, harem bölgesinde kesilmesi gerekir. Harem bölgesi dışında ihsar durumuyla karşılaşan kişi, harem bölgesinde kesilmek üzere kurbanını gönderebileceği gibi, harem bölgesinden alınarak kesilmesi konusunda birisine vekalet de verebilir. Kurban kesildikten sonra ihramdan çıkar. Kurban kesilmeden ihramdan çıkması veya ihram yasaklarını işlemesi halinde ceza vermesi gerekir.
İhsar hali ile karşılaşıp da kurban gönderen kişi, ihramdan çıkmadan engelin kalkması halinde, kurban kesilmeden ve vaktinde yetişebilecekse ihramdan çıkmaz, hac veya umresini tamamlar. Bunlara yetişememesi halinde ihramdan çıkar. İhsar sebebiyle tamamlanamayan hac ve umrenin daha sonra kaza edilmesi gerekir.
alıntıdır.