ÇOCUK VE SAVAŞ

Adımın önemi yok. Yaşımın da. Savaş görmüş kentlerden birinde yaşama mücadelesi veren savaş görmüş her hangi bir insanım işte. Asıl bilinmesi gereken bu.
Burada yıkıntılar arasında hayatta kalma mücadelesi veriyoruz. Öfkeli homurtularıyla uçaklar dolaşıyor tepemizde. Kuşlar çoktan terk etti göğümüzü. Islıklar çalarak düşen bombalar yakıyor, yıkıyor her yeri. Bir evimiz yok artık. Dışarıda sığınaksız, barınaksız, savunmasız yaşıyoruz. Her an tepemize bir bomba düşebilir, kör bir kurşun isabet edebilir endişesiyle diken üstündeyiz. Hastanelerimiz de bombalandığı için ağır yaralılarımızın tedavisi mümkün gözükmüyor. İbadethanelerimiz yerle bir oldu. Okullar da öyle. Okumaya öğrenmeye hasret kaldık. Marketler, mağazalar, dükkânlar yığın hâlinde yatıyor.
Açlık ve hastalıklar da tutuyor yakamızdan. Kuru bir ekmek parçasının bu kadar değerli olduğunu bilmezdim. Bütün bunlardan daha çok, beni, küçük kız kardeşimin anneme sorduğu şu soru yaraladı:
“Anneciğim biz bu amcalara ne yaptık? Niçin öldürüyorlar bizi? Yoksa çocuklardan biri, bilmeden onların oyuncağını mı almış?”
Neye mi ihtiyacımız var? Bilmem! Sizce bizim neye ihtiyacımız olabilir?
cocukvesavas.jpg
[ Musa Mert ] Beyaz Bulut Dergisi, Ekim-Kasım 2013, sayfa: 27.