Enfermasyon çağının Televizyonu - IPTV
Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi Bilişim Anabilim Dalı’nın beşincisini düzenlediği Teknoloji ve İletişim Günleri’nde (TEKİL 05) bu yıl “Enformasyon Çağında Televizyon: IPTV” konusu akademisyenlerin ve bilişim profesyonellerinin katılımıyla farklı yönleriyle tartışıldı. Açılış konuşmasında Prof. Dr. Özden Cankaya, toplum üzerinde büyük bir etkisi bulunan televizyonun Türkiye’de çok yüksek oranlarda izlendiğini, bu nedenle televizyonun internete taşınmasının sosyal bilimcileri de en az teknoloji ile uğraşanlar kadar ilgilendirdiğini belirtti.

“Yeni Medya ve Toplum: Olanaklar ve Tehditler” başlıklı sabah oturumunun ilk konuşmacısı olan Galatasaray Üniversitesi’nden Prof. Dr. Dilruba Çatalbaş Ürper,

1980 sonrası pazar ekonomisiyle birlikte izleyicinin kamu yayıncılığında olduğu gibi vatandaş olarak değil, seçme özgürlüğü olan bir tüketici olarak tanımlandığını söyledi.

Tüketici hükümranlığının güçlendiğini ifade eden Ürper, bu dönemde tüketicinin ödediği bedelin kamu yayıncılığı için ödediği bedelden çok daha fazla olduğuna dikkat çekti.



Ankara Üniversitesi’nden Doç. Dr. Gamze Yücesan Özdemir, yeni ekonominin parlak görünen tezlerini sıralayarak başladığı konuşmasında, bilginin birincil üretim faktörüne dönüştüğü,

değerin emekle değil / bilgiyle yaratıldığı gibi görüşleri sorgulamak gerektiğini belirtti.

Yeni ekonominin kapitalizmin eşitsiz gelişim yasasını, bilgi üretiminin tekelleşmesini göz ardı ettiğini ve toplumsal mekanizmalarla değil görüntüyle ilgilendiğini / belirten Özdemir,

“ülkeler teknolojiye ulaşamadıkları için geri kalmış değiller, geri kaldıkları için teknolojiye ulaşamıyorlar” dedi.

Gamze Yücesan Özdemir bununla birlikte ağlaşmış emek hareketiyle birlikte küresel kapitalizme karşı

yeni enternasyonalizm tartışmasının da gündeme geldiğini hatırlatarak,

tahakkümcü enformasyona karşı asi bir iletişimi savunmak gerektiğini ifade etti.



Yine Ankara Üniversitesi’nden Prof. Dr. Haluk Geray,

gelişmekte olan ülkelerin akıllı ve öngörülü teknoloji politikalarıyla yerel teknoloji yeteneklerini geliştirebileceklerini belirterek

1980’den sonra bu stratejinin neoliberal piyasalarının eline bırakılarak unutulduğunu ifade etti.

“IPTV tartışmasında telif haklarının nasıl düzenleneceğini, yerel ağlara tam erişimin mümkün olup olmadığını sormak gerek” diyen Geray, IPTV’nin daha bugünden geri kalmış bir teknoloji olduğunu ve IPTV’nin daha ilerisine bakılması gerektiğini belirtti.



Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) Tahsisler Daire Başkanı Yılmaz Kesmeci ise,

IPTV ile ilgili düzenlemelerinin bir yönetmelik şeklinde hazırlandığını söyleyerek gerekli teknolojik altyapıyı yerine getiren her anonim şirketin,

teorik olarak lisans sahibi olmasının mümkün olacağının,

bu sebeple de tekelleşmenin söz konusu olmayacağını belirtti.

Denetlemenin konusu ve yöntemi değişmeli Öğleden sonra gerçekleştirilen oturumunda ise, bilişim sektörü profesyonelleri

“IPTV Televizyonu Nasıl Dönüştürüyor? Türkiye IPTV’nin Neresinde?” konusunu tartıştı.

Superonline’dan Savaş Ünsal, dünyada IPTV gibi katma değerli hizmetlerin çok hızlı yaygınlaştığını söyledi. Superonline olarak IPTV’yi ilk kez pilot bir uygulamayla gerçekleştirdiklerini belirten Ünsal,

altyapıyla ilgili sorunları aşmaya çalıştıklarını da söyledi.

“IPTV içerik olarak var olan televizyon yayınlarını ve filmleri kullanacak” diyen Ünsal

RTÜK denetiminin gerekli olmadığını düşündüğünü de ifade etti.

Bilişim Danışmanı Atıf Ünaldı, IPTV’nin hem bir medya hem de bir platform olarak görülmesi gerektiğinin altını çizdi.

Ünaldı, devletin medya alanına giren her şeyi denetleme refleksi geliştirdiğini, ancak artık denetlemenin ciddi bir sorun olduğu bir dünyada yaşadığımızı,

her denetimin, denetimi daha zor başka bir teknolojinin gelişmesine sebep olduğunu söyledi.

IPTV’nin geleceği tartışılırken içerik yönünün de incelenmesi gerektiğini vurgulayan Ünaldı, tüketicinin artık kendi ilgi alanı dışındaki içeriklerle ilgilenmediğini savundu.

IPTV yeni bir televizyon izleme deneyimi sunuyor.Digitürk’ten Berkman Çavuşoğlu, IPTV’nin iyi bir ürün olduğunu ancak bir kitle ürününe dönüşeceğini düşünmediğini, çünkü altyapı maliyetlerinin çok yüksek olduğunu belirtti. Çavuşoğlu, Digitürk olarak IPTV’yi bir rakip olarak değil bir tamamlayıcı olarak gördüklerini söyledi. Dünyada şu anda 18.6 milyon IPTV kullanıcısı olduğunu, 2013’de kullanıcı sayısının 50 milyona ulaşmasını öngördüklerini söyleyen Çavuşoğlu, bu sayının nereye kadar büyüyeceğinin belli olmadığını, ancak katlanarak büyümeyeceğini tahmin ettiklerini belirtti.

Ericsson’dan Özkan Serin, anadili dijital olan bir kuşağın yetiştiğini, böylece medya tüketim alışkanlıklarının hızla değiştiğini söyledi. Serin, bant genişliği yeterli olduğu sürece IPTV’nin yeni bir televizyon izleme deneyimi sunduğunu vurgulayarak IPTV’nin internetin uzantısı olarak değil, etkileşimli bir kişisel televizyon olarak görülmesi gerektiğini belirtti.



IPTV’yi anlamak için interneti anlamak gerektiğini söyleyen Zap Medya’nın sahibi ve genel müdürü Uğur Şeker ise,

konuşmasının başında yasaklanan internet siteleriyle ilgili bir gösterim yaparak internet erişiminin anayasal bir hak olması gerektiğini savundu.

Şeker, hemen her kurumda bir online strateji eksikliği olduğuna dikkat çekerek, reklam ve hedef kitle anlayışının

IPTV ile önemli bir değişikliğe uğrayacağını, kişiye ve ürüne uygun reklam formatlarının ve bu formatların izleyiciye ulaşma biçimlerinin de değişeceğini ve bu sayede reklamların etkisinin daha ölçülebilir olacağını belirtti.