BARAKMUSLU :
Ilgın'ın 27 km. güneyinde Sultandağları'nın uzantısı olan Çifte Koyaklar, Çelebidağ ve Atuçuran tepesi arasında ormanlık bir arazide kurulmuştur. 120 hane ve 620 nüfusu olan köyün kuruluş tarihi ile ilgili kesin bir bilgi yoktur. Anlatılanlara göre Urfa'nın Barak ovasından gelen “Barak Dede” adında bir kişi kervan yolu üzerinde olan köyün bulunduğu yere bir baraka yaptırarak kervancıları ağırlamıştır. Barakmuslu adını “Barak Dede”den almıştır. Köyün ilk kuruluş yeri “Dibek Köyü”dür. Sivrisinekten bulaşan hastalıklardan korunmak için sonradan buraya taşınmışlardır. Temiz havası ve manzarası ile görülmeye değer bu orman köyümüzde her hanede bir telefon vardır. 3 sınıflı 2 öğretmenli okulun 6, 7 ve 8. sınıfları Ilgın'da pansiyonlu olarak okumaktadır. 1 camii, 1 imam ve 1 imam lojmanı vardır.
Barakmuslu köyünde, İmamlar mahallesi, Aşağı mahalle ve Yukarı mahalle olmak üzere 3 mahallesinde yaşayan sülâlelerden bazıları Hacı Mehmetler ve Atçekenlerdir. Çoğunluğu toprak damlı, kerpiç yapılı evlerde yaşayan halkın geçim kaynağı arazi yetersizliği nedeniyle pancar ve tuğla işçiliğidir. 3000 dekârlık ekilir arazisinde sınırlı da olsa tarım ve hayvancılık yapılmaktadır. Kapalı şebeke içme suyu var, yetersizdir. Beykonak Kasabası'ndan sonra 7 km. lik stabilize yol kış mevsiminde bazen kapanmaktadır. Köyde sağlık evi var fakat personeli yoktur. Köy konağı inşaat halindedir. Sulama projesine uygun olarak planlanan su kanallarının yapımı yarım kalmıştır. Büyük bir su havuzu yapılmış olmasına rağmen, kendi haline terkedilmiş ve çalışmaz durumdadır.

Barakmuslu Mezarlığı

Kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları
Gözün gönlün kararmış sen nasıl gecesin hey gidi
Buğdaysız, çavdarsız kara ekmeğe benzersin
Yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler
Kalbin neden durmuş rüzgarı kesilmiş değirmen gibi
Suya indi çakallar, suya indi söğüt dalları
Barakmuslu mezarlığı kımıldanır için için
Barakmuslu mezarlığında seyran seyran ölüler
Kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları
Gözün gönlün kararmış sen nasıl gecesin hey gidi
Ben ne inim ne cinim, ben bir garip ademim
Barakmuslu köyünden selamsız oğlu bekir
Yıkılası hanede sekiz boğaz altıma bakar
Ben kendimi toprak bilirim, toprak beni baba bilir
Benim köyümde avrat bile toprak gibi sevilir
Ben ne inim ne cinim, ben bir garip ademim
Nideyim bu mezarda babam yok, yalnız anam var
Dedem yok bu mezarda, fukara ninem yatar
Söyleyin dağlar-taşlar ben selamsız oğlu bekir
İki gözüm iki ateş parçası, iki taş parçası iki elim
Yıkılası hanede sekiz boğaz altıma bakar
Gece düşer, barakmuslu mezarlığı dirilir
Barakmuslu mezarlığında seyran seyran ölüler
Bir giden bir daha dönmez, gitti gider
Sen harami yusuf, her yaranda bir çiçek açmış
Sen hasretlik şakir, mapuslarda ölen şakir
Evladım kadir nasıldı o seni dağda mı vurdular?
Ya hüsne gelin, yar yoluna serden geçmiş
Fadimem, sıtmalar girdi kanına fadimem
Barakmuslu mezarlığı cümlemize mekân oldu
Barakmuslu mezarlığında koyun koyuna girdiler
Bir giden bir daha dönmez, gitti gider
Barakmuslu mezarlığı cümlemize mekân oldu
İki elim kızıl kanda selamsız oğlu bekirim
Hem babam hem dedem yad ellerde kurban oldu
Herkesin kökü toprakta, bir ben köksüz gibiyim
Şavkın yok, ateşin yok, sen nasıl gecesin hey gidi
Gözün gönlün kararmış, tadın tuzun kalmamış
Yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler
Ben ne inim ne cinim, selamsız oğlu bekirim
Benim babam, benim dedem yad ellerde öldüler
Bir giden bir daha dönmez, gitti gider

Neylersin oğlum bekir, bak işte ben dedenim
Benim mezarım yoktur dardanos şehitleri de
Kül oldu yirmiüç baharım kıvırcık bir mart günü
Başımı ayrı gömdüler, gövdemi ayrı gömdüler
Ya gazi ya şehit diye geldik, şehit olduk
İki gözümle gördüm topların ölüm tükürdüğünü
Tövbeler olsun göklerin veremli gibi öksürdüğünü
Neylersin oğlum bekir, şehitlik alın yazısı
Nenim dedemin de trablustan geldi künyesi
Biraderim ismail vurulmuş akar kanları
Ah şipkanın balkanları, ah şipkanın balkanları
Ninen köyde uyudu, biz gazada uyuduk
Kırıldı kanadımız, kaldık çöllerde
Ya gazi ya şehit diye geldik, şehit olduk

Ben sakaryada bir kavak ağacıyım, yel eser inlerim
Sakarya ığranıp gider, ben sakaryayı beklerim
Selamsız duran çavuş barakmusludan
Ah başıma gelenler, yapraklarım, gözlerim
Ben sakaryada bir kavak ağacıyım, yel eser inlerim
Benim mezarım yoktur, ben üçüncü taburdan
Bir kahpenin kurşunu geldi, gelip ciğerimi deldi
"At ölür meydan kalır, yiğit ölür şan kalır"
Ben öldüm, selamsız çavuştan bir garip kavak kaldı
Telli kavak, telli kavak ne uzarsın boyuna
Suya indi çakallar, suya indi söğüt dalları
Söğüt yaprağı narin, gözlerim yanıyor gözlerim
Kuş uçmaz, kervan geçmez, karanlık tuttu yolları
Ben ne inim, ne cinim siz kimsiniz? kimsiniz?
Derviş gibi nerden gelip böyle nereye gittiniz?
Barakmuslu mezarlığı kımıldanır için için
Benim dedem benim babam yad ellerde öldüler
Yüreğimi zehir ettin sen nasıl gecesin hey gidi
Kapkara, gözü yaşlı mezar taşına benzersin
Yıldızların, hani yıldızların, çiçeklerin nerdeler

Ben ne inim ne cinim, selamsız oğlu bekirim
Yad elde ölmek istemem, dedem gibi babam gibi
İki elim kızıl kanda, sekiz boğaz altıma bakar
Ağlar mı şipkanın balkanları, ben ağlarım
Babam duran çavuştan, kavak ağacından dilerim
Telli kavak, amanın telli kavak derdime bir çare
Yüreğimde bir yılan çöreklenmiş yatar
Barakmuslu köyündenim, selamsız oğlu bekirim
Ben bu köyde doğmuşum, bu köyde ölmek isterim
Atilla İLHAN


Kaynaklar:
Beytullah Yıldırım / Ilgın Araştırmaları