Reformtürk 13 Yıldır Sizlerle
2 sonuçtan 1 ile 2 arası
  1. #1
    SPONSOR REKLAM **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Bilim ve Teknoloji Haftası (8 - 14 Mart)

    BİLİM VE TEKNOLOJİ HAFTASI (8 - 14 Mart)
    Bilim ve Teknoloji Haftası (TTK. nun 66 sayılı, 30.4.1998 tarihli kararıyla eklenen hafta)

    TDK sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor:
    Bilim “Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.”

    “Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.”
    “Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir ereğe yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.”

    Bilim ile uğraşan bir kişinin bu tanımları yeterli bulmayacağını söylemeye gerek yoktur. Bu nedenle, bilimin eksiksiz bir tanımını yapmaya kalkışmak yerine, onu açıklamaya çalışmak daha doğru olacaktır.
    İnsan doğaya egemen olmak ister!
    Derler ki insanoğlu var oluşundan beri doğayı bilmek, doğaya egemen olmak istemiştir. Bu nedenle, insan var oluşundan beri doğayla savaşmaktadır. Son zamanlarda, bu görüşün tersi ortaya atılmıştır: İnsan doğayla barış içinde yaşama çabası içindedir. Bence bu iki görüş birbirlerine denktir. Bazı politikacıların dediği gibi, sürekli barış için, sürekli savaşa hazır olmak gerekir.
    Gök gürlemesi, şimşek çakması, ayın ya da güneşin tutulması, hastalıklar, afetler, vb. doğa olayları bazen onun merakını çekmiş, bazen onu korkutmuştur.

    Öte yandan, bu olgu, insanı, doğadan korkusunu yenmeye ve merakını gidermeye zorlamıştır. Korkuyu yenebilmenin ya da merakı gidermenin tek yolunun, onu yaratan doğa olayını bilmek ve ona egemen olmak olduğunu, insan, önünde sonunda anlamıştır. Peki, insanoğlunun doğayla giriştiği amansız savaşın tek nedeni bu mudur? Başka bir deyişle, bilimi yaratan güdü, insanoğlunun gereksinimleri midir?

    Elbette korku ve merakın yanında başka nedenler de vardır. İnsanın (toplumun) egemen olma isteği, beğenilme isteği, daha rahat yaşama isteği, üstün olma isteği vb. nedenler bilgi üretimini sağlayan başka etmenler arasında sayılabilir. İnsanın korkusu, merakı ve istekleri hiç bitmeden sürüp gidecektir. Öyleyse, insanın doğayla savaşı (barışma çabası) ve dolayısıyla bilgi üretimi de durmaksızın sürecektir.
    Bilim neyle uğraşır?

    Bilimin asıl uğraşı alanı doğa olaylarıdır. Burada doğa olaylarını en genel kapsamıyla algılıyoruz. Yalnızca fiziksel olguları değil, sosyolojik, psikolojik, ekonomik, kültürel vb. bilgi alanlarının hepsi doğa olaylarıdır. Özetle, insanla ve çevresiyle ilgili olan her olgu bir doğa olayıdır. İnsanoğlu, bu olguları bilmek ve kendi yararına yönlendirmek için var oluşundan beri tükenmez bir tutkuyla ve sabırla uğraşmaktadır.

    Başka canlıların yapamadığını varsaydığımız bu işi, insanoğlu aklıyla yapmaktadır.

    Bilimin gücü
    Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini, geleneklerini ve standartlarını koymuştur. Bu süreçte, çağdaş bilimin dört önemli niteliği oluşmuştur:
    Çeşitlilik, süreklilik, yenilik ve ayıklanma.

    Çeşitlilik
    Bilimsel çalışma hiç kimsenin tekelinde değildir, hiç kimsenin iznine bağlı değildir. Bilim herkese açıktır. İsteyen her kişi ya da kurum bilimsel çalışma yapabilir. Dil, din, ırk, ülke tanımaz. Böyle olduğu için, ilgilendiği konular çeşitlidir; bu konulara sınır konulamaz. Hatta bu konular sayılamaz, sınıflandırılamaz.

    Süreklilik
    Bilimsel bilgi üretme süreci hiçbir zaman durmaz. Krallar, imparatorlar ve hatta dinler yasaklamış olsalar bile, bilgi üretimi hiç durmamıştır; bundan sonra da durmayacaktır.

    Bir evrim süreci içinde her gün yeni bilimsel bilgiler, yeni bilim alanları ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, bilime, herhangi bir anda tekniğin verdiği en iyi imkânlarla gözlenebilen, denenebilen ya da var olan bilgilere dayalı olarak usavurma kurallarıyla geçerliği kanıtlanan yeni bilgiler eklenir.

    Ayıklanma
    Bilimsel bilginin geçerliği ve kesinliği her an, isteyen herkes tarafından denetlenebilir. Bu denetim sürecinde, yanlış olduğu anlaşılan bilgiler kendiliğinden ayıklanır; yerine yenisi konulur.

    Bu noktada şu soru akla gelecektir. Sürekli yenilenme ve ayıklanma süreci içinde olan bilimsel bilginin doğruluğu, evrenselliği savunulabilir mi? Bu sorunun yanıtını verebilmek için, bilimsel bilginin nasıl üretildiğine bakmamız gerekecektir. Sanıldığının aksine, bilimsel bilgi üretme yolları çok sayıda değildir; yalnızca iki yöntem vardır. Bu yöntemler başka bir yazının konusu olacaktır.


  2. #2
    ReformTürk Yöneticisi uyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Ilgın, Konya
    Mesajlar
    13,648
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart

    Kıymetli Müdürüm, Değerli Öğretmenlerim ve Sevgili öğrenci arkadaşlarım, Bugün burada 8-14 Mart tarihleri arasında yer alan ‘’Bilim ve Teknoloji Haftası’’ nı Kutlamak için toplanmış bulunuyoruz.
    Bilim-Fen ve Teknoloji kulübü olarak hazırladığımız programımızı sunuyorum.
     İlk olarak günün Anlam ve Önemini yapmak üzere Fatih ALTUN arkadaşımızı mikrofona davet ediyorum.
    Arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

     Mustafa Kemal Atatürk
    “Türk milletinin elinde tuttuğu meşale müspet ilim meşalesidir.” demiştir.
    Şimdi de Rumeysa EFE arkadaşımız bize “Atatürk’ün akılcılık ve bilime verdiği önem” i açıklayacak.
    Arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

     Benjamin Disraeli
    “Genel bir kural olarak, yaşamdaki en başarılı insan, en iyi bilgiye sahip olandır.” Demiştir.
    Şimdi de İsmail Hakkı GÖZDE arkadaşımız “Konserve’’ isimli fıkrasını bizlere anlatacak
    Arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

     Yunus Emre
    “İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, Sen kendini bilmezsen,Bu nice okumaktır.” Demiştir.
    Azize Büşra TEKİN arkadaşımız bizlere ‘’Hayalimdeki Robot’’ isimli şiirini okuyacak
    Arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

     Hz. Muhammed
    “Yeryüzündeki alimler, gökteki yıldızlar gibidir.” Demiştir.
    Mustafa KOCA arkadaşımız ‘’Araba’’ fıkrasını bizlere anlatacak
    Arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.



     Sokrates
    “Bir şey bilmediğim dışında başka bir şey bilmiyorum.” Demiştir.

    Taha KIRICI arkadaşımız “ Uygarlık Yolu “ şiirini okuyacak
    Arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

     Napolyon
    “İki şey dünyaya hükmeder; biri kılıç, diğeri düşünce. Kılıç, eninde sonunda düşünceye yenilir.” Demiştir.
    Hamza AYYILDIZ arkadaşımız “Serunlukta gideceğuz” fıkrasını anlatacak
    Arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

     Publilus Syrus
    “Tecrübe bütün öğretmenlerin en iyisidir.” Demiştir.
    Burak ÖZDEK arkadaşımız “Bilim” şiirini bizlere okuyacak
    Arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.


     Francis Bacon
    “Bilgi güçtür.” Demiştir.
    Şeymanur GÜLKANAT arkadaşımız Özlü Sözleri bizlere okuyacak
    Arkadaşımıza teşekkür ediyoruz.

    ‘Saygı değer müdürüm, değerli öğretmenlerim ve sevgili arkadaşlarım Bilim ve Teknoloji Haftası kutlama programımız sona ermiştir bizi dinlediğiniz için teşekkür ederiz’













    SOBA
    Fizikçi, matematikçi, kimyacı, jeolog ve antropologdan oluşan bir heyet bir araştırma için arazide bulunmaktadır. Birden yağmur bastırır. Hemen yakındaki bir arazi evine sığınırlar. Ev sahibi bunlara bir şeyler ikram etmek için biraz ayrılır. Hepsinin dikkati soba üzerinde toplanır. Soba yerden 1 m. kadar yukarda, altındaki dizili taşların üzerindedir. Sobanın niçin böyle kurulmuş olabileceğine dair bir tartışma başlar.
    Kimyacı:
    -Adam sobayı yükselterek aktivasyon enerjisini düşürmüş, böylece daha kolay yakmayı amaçlamış.
    Fizikçi:
    -Adam sobayı yükselterek konveksiyon yoluyla odanın daha kısa sürede ısınmasını sağlamak istemiş.
    Jeolog:
    -Burası tektonik hareketlilik bölgesi olduğundan herhangi bir deprem anında sobanin taşların üzerine yıkılmasını sağlayarak yangın olasılığını azaltmayı amaçlamış.
    Matematikçi:
    -Sobayı odanın geometrik merkezine kurmuş, böylece de odanın düzgün bir şekilde ısınmasını sağlamış.
    Antropolog:
    - Adam ilkel topluluklarda görülen ateşe tapmanın daha hafif biçimi olan ateşe saygı nedeniyle sobayı yukarıya kurmuş.
    Bu sırada ev sahibi içeri girer ve ona sobanın yukarda olmasının nedenini sorarlar. Adam cevap verir:
    - Boru yetmedi!!!!!!



    AMERİCAN TEKNOLOJİSİ
    Amerikalılar bir gün son teknoloji ürünü mükemmel bir uçak yapmışlar. Bu uçağı düşünmüş taşınmış ve Arabistan’da test etmeye karar vermişler... Ülkenin en iyi pilotuna vermişler uçağı... Uçak havada arıza yapmış. Arap telaşa kapılıp ne yapacağını şaşırmış bu durumda iken monitörde bir yazı çıkmış: "This is American technology, don't afraid." Arap biraz rahatlamış uçak düşerken aynı yazı birkaç kez daha tekrarlamış ve sağ sağlim inmiş adam... Düşünmüşler taşınmışlar elin Amerikanı yapar da biz niye yapmayalım ki? diye düşünmüşler ve aynı uçaktan imal etmişler ve ilk testi Amerikalılara yaptırmak istemişler.... Amerikan pilotu uçarken motorda sorun çıkmış ve uçak irtifa kaybetmeye başlamış... monitörde "don't worry this is arabic technology" yazmış.. neyse pilot rahatlamış... bu bizim uçak gibi demiş ve sakinleşmiş. Aynı yazı iki
    -üç kez daha çıkmış ve çakılmaya az kalmışken monitörde bir yazı daha çıkmış : " Repeat after me; eşhedünla ilahe ill ve eşhedüenne muhammeden abdühü ve rasülühü"


    Bilim ve Teknoloji Haftası (TTK. nun 66 sayılı, 30.4.1998 tarihli kararıyla eklenen hafta)

    BİLİM VE TEKNOLOJİ HAFTASI (8-14 MART)

    Saygıdeğer müdürüm, kıymetli öğretmenlerim, değerli velilerimiz ve arkadaşlarım:
    Türk Dil Kurumu sözlüğünde bilim şöyle tanımlanıyor:
    Bilim “Evrenin ya da olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneysel yöntemlere ve gerçekliğe dayanarak yasalar çıkarmaya çalışan düzenli bilgi.”

    “Genel geçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi.” “Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir ereğe yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci.”

    Bilim ile uğraşan bir kişinin bu tanımları yeterli bulmayacağını söylemeye gerek yoktur. Bu nedenle, bilimin eksiksiz bir tanımını yapmaya kalkışmak yerine, onu açıklamaya çalışmak daha doğru olacaktır.

    İnsan doğaya egemen olmak ister!

    Derler ki insanoğlu var oluşundan beri doğayı bilmek, doğaya egemen olmak istemiştir. Bu nedenle, insan var oluşundan beri doğayla savaşmaktadır. Son zamanlarda, bu görüşün tersi ortaya atılmıştır: İnsan doğayla barış içinde yaşama çabası içindedir. Bence bu iki görüş birbirlerine denktir. Bazı politikacıların dediği gibi, sürekli barış için, sürekli savaşa hazır olmak gerekir. Gök gürlemesi, şimşek çakması, ayın ya da güneşin tutulması, hastalıklar, afetler, vb. doğa olayları bazen onun merakını çekmiş, bazen onu korkutmuştur.

    Öte yandan, bu olgu, insanı, doğadan korkusunu yenmeye ve merakını gidermeye zorlamıştır. Korkuyu yenebilmenin ya da merakı gidermenin tek yolunun, onu meydana getiren doğa olayını bilmek ve ona egemen olmak olduğunu, insan, önünde sonunda anlamıştır. Peki, insanoğlunun doğayla giriştiği amansız savaşın tek nedeni bu mudur? Başka bir deyişle, bilimi ortaya çıkaran güdü, insanoğlunun gereksinimleri midir?

    Elbette korku ve merakın yanında başka nedenler de vardır. İnsanın (toplumun) egemen olma isteği, beğenilme isteği, daha rahat yaşama isteği, üstün olma isteği vb. nedenler bilgi üretimini sağlayan başka etmenler arasında sayılabilir. İnsanın korkusu, merakı ve istekleri hiç bitmeden sürüp gidecektir. Öyleyse, insanın doğayla savaşı (barışma çabası) ve dolayısıyla bilgi üretimi de durmaksızın sürecektir.
    Hepinize teknolojinin en üst sınırında günler diler saygılarımı sunarım.







    BİLİM NEYLE UĞRAŞIR?

    Bilimin asıl uğraşı alanı doğa olaylarıdır. Burada doğa olaylarını en genel kapsamıyla algılıyoruz. Yalnızca fiziksel olguları değil, sosyolojik, psikolojik, ekonomik, kültürel vb. bilgi alanlarının hepsi doğa olaylarıdır. Özetle, insanla ve çevresiyle ilgili olan her olgu bir doğa olayıdır. İnsanoğlu, bu olguları bilmek ve kendi yararına yönlendirmek için var oluşundan beri tükenmez bir tutkuyla ve sabırla uğraşmaktadır.

    Başka canlıların yapamadığını varsaydığımız bu işi, insanoğlu aklıyla yapmaktadır.

    Bilim, yüzyıllar süren bilimsel bilgi üretme sürecinde kendi niteliğini, geleneklerini ve standartlarını koymuştur. Bu süreçte, çağdaş bilimin dört önemli niteliği oluşmuştur:

    Çeşitlilik, süreklilik, yenilik ve ayıklanma.
    Çeşitlilik

    Bilimsel çalışma hiç kimsenin tekelinde değildir, hiç kimsenin iznine bağlı değildir. Bilim herkese açıktır. İsteyen her kişi ya da kurum bilimsel çalışma yapabilir. Dil, din, ırk, ülke tanımaz. Böyle olduğu için, ilgilendiği konular çeşitlidir; bu konulara sınır konulamaz. Hatta bu konular sayılamaz, sınıflandırılamaz.

    Süreklilik

    Bilimsel bilgi üretme süreci hiçbir zaman durmaz. Krallar, imparatorlar ve hatta dinler yasaklamış olsalar bile, bilgi üretimi hiç durmamıştır; bundan sonra da durmayacaktır.

    Her gün yeni bilimsel bilgiler, yeni bilim alanları ortaya çıkmaktadır. Dolayısıyla, bilime, herhangi bir anda tekniğin verdiği en iyi imkânlarla gözlenebilen, denenebilen ya da var olan bilgilere dayalı olarak usavurma kurallarıyla geçerliği kanıtlanan yeni bilgiler eklenir.

    Ayıklanma

    Bilimsel bilginin geçerliği ve kesinliği her an, isteyen herkes tarafından denetlenebilir. Bu denetim sürecinde, yanlış olduğu anlaşılan bilgiler kendiliğinden ayıklanır; yerine yenisi konulur.










    TÜBİTAK
    TÜBİTAK'ın bir görevi de, ülkemizin rekabet gücünü ve refahını artırmak ve sürekli kılmak için gösterilen ulusal çabada, ülkemizdeki gelişmeleri ve dünyada bilim ve teknoloji alanındaki politikaları yakından izleyerek ve değerlendirerek, çeşitli politika oluşturma yöntemleriyle, ilgili araştırmaları yaparak/yaptırarak, ulusal bilim ve teknoloji politikaları önerileri oluşturmakta ve mevcut politikaların gerçekleştirilmesine yönelik araçları belirleme ve önerme çalışmalarını yürütmektedir.

    TÜBİTAK, ulusal bilim ve teknoloji polititkalarını belirleyen en üst kuruluş olan, Bilim ve Teknoloji Yüksek Kurulu'nun (BTYK) sekreterya görevini de yapmaktadır.

    TÜBİTAK'ın benimsediği öncelikli alanlar aşağıda belirtilmiştir:

    1. Bilgi Yoğunluğu ve Katma Değeri Yüksek Ürünler Geliştirebilme ve Tüketim
    Küresel bir Tasarım ve Üretim Merkezi Olma
    2. Tarıma Dayalı Üretimde Rekabetçi Olabilme
    3. Uzay ve Savunma Teknolojileri Geliştirmede Yetkinleşme
    4. Esnek üretim – Esnek Otomasyon Süreç ve teknolojilerini Geliştirmede
    5. Temiz Üretim Yapabilme Yeteneği Kazanma
    6. Malzeme Teknolojilerini Geliştirebilme Yeteneğini Kazanma
    7. Sağlık ve Yaşam Bilimleri Alanında Yetkinleşme
    8. Çağdaş ve Güvenli Ulaştırma Sistemleri Geliştirme Yeteneği Kazanma
    9. Gıda Güvenliği ve Güvenilirliğini Sağlama
    10. Sağlıklı ve Çağdaş Kentleşme ve Altyapısını Kurabilme Yeteneği Kazanma
    11. Enerji Teknolojilerinde Yetkinlik Kazanma
    12. Doğal Kaynaklarımızı Değerlendirebilecek Yetkinliğe Erişme
    13. Çevre Teknolojilerinde Yetkinlik Kazanma
    14. Bilgi Toplumuna Geçiş İçin Teknolojik Altyapının Güçlendirilmesi

    Yukarıda sıralanan öncelikli teknolojik faaliyet konularının gerçekleştirebilmesi için bu faaliyetlerin temelinde yatan teknolojilerde yetkinleşmek gereklidir. Yetenek (insan gücü ve altyapı) Geliştirme Öncelikli Alanları olarak tanımlanan bu teknolojiler 8 ana başlık altında toplanmıştır:

    1. Bilgi ve İletişim Teknolojileri
    2. Biyoteknoloji ve Gen Teknolojileri
    3. Malzeme Teknolojileri
    4. Nanoteknoloji
    5. Tasarım Teknolojileri
    6. Mekatronik
    7. Üretim Süreç ve Teknolojileri
    8. Enerji ve Çevre Teknolojileri






    ÖZLÜ SÖZLER
    • Hayatta en hakiki mürşit, ilimdir, fendir.

    • Bilgi, büyük adamı alçak gönüllü yapar, normal adamı şaşırtır, küçük adamı ise kibirlendirir.

    • Bilgiyle dirilenler ölmez

    • Sanayileşmek en büyük milli davalarımızdandır.

    • Kişilerin ve toplumun yaşayışını bilim yönlendirir.

    • Bilim dışı yollara sapan ve hurafelere saplanan toplumlar geri kalmaya mahkumdur.

    • Medeni hayat ancak, bilim ve fen ile olur.

    • Hiç kimse başarı merdivenlerine elleri cebinde tırmanmamıştır.

    • Gençken bilgi ağacını dikelim ki,yaşlandığımız zaman gölgesinde barınacak bir yerimiz olsun.



    UNUTKANLIK

    Bir bilim adaminin deney raporlarindan:
    1. gun : Fare uzun sure labirentin icinde dolandi ama peyniri bulamadi. Icguduleri zayif.
    3. gun : Negatif. Sadece labirenti degil, odanin hemen her yerini aradi; tum dolaplari, cekmeceleri, kavanozlari karistirdi. Hatta bir tablonun arkasina ve ceplerime bile bakti. Bu fare tam bir salak.
    7. gun : En ufak bir ilerleme yok. Artik arama istegini bile kaybetti, telefonla kosedeki bufeden iki karisik tost, bir ayran istemis. Zekadan boylesine yoksun olusu deneylerimde yol almami onluyor.
    18. gun : Zamanla becerilerini gelistirmesi lazimdi,ama sifir! Bursa'dan aradi, 'kaygilanmamami, peyniri bulacagini' soyledi. Ona gittikce peynirden uzaklastigini anlatmaya calistim, ama dinlemedi. Ciddi zeka problemi!
    74. gun : Umutsuzluga kapiliyorum; fare, henuz bir zeka belirtisi gosteremedi. En son Tibet'ten aradi, hayatin anlami gibisinden birsey buldugunu soyledi. Ama peyniri bulamamis ve artik umrunda da degilmis. Aptal hayvan! Hayallerimden ve kariyerimden geriye kuflu peynirler kaldi.
    93. GUN : LABIRENTIN ICINE KOYMAYI UNUTTUGUM ICIN FARENIN PEYNIRI BULAMADIGINI FARKETTIM.


    SOBA

    Bir gün bir jeoloji mühendisi, bir mimar ve birde fizikçi bir köyde IQ'sü çok yüksek olan ve kücük bir köyde yaşayan bir adamın yanına onu tanımak için gidiyorlar.Eve vardıklarında adamın karısı onları karşılıyor çay ıkram etdikten sonra kocasının bir işi olduğunu ve hemen gelecegini söylüyor.
    Bu üçlü adamı beklerken evdeki sobanın çok qarip bi şekilde eyimli ve yerden yaklaşık 40-45cm yüksekte olduğunu fark ediyorlar ve çeşitli yorumlar yapıyorlar.
    Fizıkçi:
    - Bence soba bu şekilde iken evdeki hava akımlarını dıkkate alırsak daha fazle ısıtır. Mimar:
    -Bu soba evin mimarisine göre yapılmıştır. Jeoloq:
    - Bu bölgenin jeotermal ve coğrafi konumundan dolayı böyledir. Bunlar bu konuyu tartışıken adam gelıyor.ve tartışmaya son noktayı koyuyor.
    -BORU YETMEDI.


    EVLİLİK

    Adam karisi ile birlikte doktora muayene olmaya gider. Muayene biter ve doktor odasindan cikarak kadinin yanina gelir ve:
    -'Kocanizin olmemesini istiyorsaniz su kagida yazdiklarimi uygulayacaksiniz' der.
    1-Sabahlari guler yuzle guzel bir kahvalti hazirlayinve ise mutlu gitmesini saglayin.
    2-Ogleleri eve geldiginde guler yuzle karsilayin ve guzel bir ogle yemegi ile takdir edildigini hissettirin, boylece gunun geri kalan kismini da iyi gecirmesine yardim edin.
    3-Aksamlari eve geldiginde yemek ozellikle guzel olmali. Eve gelince eline bir kadeh icki verin dinlenmesini saglayin.
    4-Haftada en az uc kere birlikte olun, eger isterse daha fazla birlikte olun.Ve tamamiyla tatmin oldugundan emin olun.'Eger bu dediklerimi harfiyyen uygularsaniz kocanizin saglik yonunden hicbir problemi olmayacak' der doktor. Eve geldiklerinde adam karisina sorar,
    -'Ne dedi doktor sana?
    Kadin cevaplar:
    ÖLECEKMİŞSİN !!


    NOSTRADAMUS

    Nostradamus adındaki biradam geleceği ve kainattı görür. İlk önceleri korkar ama sonra alışır. Ona deliderler ama onlar gerçektir. O, 1 ci 2 ci dünya savaş larını görür atom bombalarını doğanın yok oluşunu herşeyi ama herşeyi görür yani kısaca (0,500 yıl önce bugünü ve yarını gördü... o gün o,na deli dediler ... bugün ise söydiklerini değerlendirmek bize düşüyor...



    SAĞIR

    BİR BİLİM ADAMI ÇEKİRGELER ÜZERİNDE ARAŞTIRMA YAPIYORMUŞ ÇEKİRGENİN 1'İNCİ AYAĞINI KOPARMIŞ.
    ÇEKİRGEYE ZIPLA DEMİŞ. ÇEKİRGE ZIPLAMIŞ.
    RAPORUNDA ÇEKİRGENİN 1'İNCİ AYAĞINI KOPARDIM.
    ÇEKİRGEYE ZIPLA DEDİM ÇEKİRGE ZIPLADI DİYE YAZMIŞ.
    ÇEKİRGENİN 2 VE 3'ÜNCÜ AYAĞINI KOPARMIŞ. ÇEKİRGEYE ZIPLA DEMİŞ ÇEKİRGE YİNE ZIPLAMIŞ.
    RAPORUNDA ÇEKİRGENİN 2 VE 3'ÜNCÜ AYAĞINI KOPARDIM.
    ÇEKİRGE YİNE ZIPLADI.DİYE YAZMIŞ.
    BİLİM ADAMI ÇEKİRGENİN 4'ÜNCÜ AYAGINI KOPARMIŞ. ÇEKİRGEYE ZIPLA DEMİŞ ÇEKİRGE ZIPLAMAMIIIŞ.
    RAPORUNDA ÇEKİRGENİN 4'ÜNCÜ AYAĞINI KOPARDIM.
    ÇEKİRGEYE ZIPLA DEDİM.
    SONUÇ:
    ÇEKİRGE SAĞIR OLDU.


    TEMEL

    Bir gün bütün ülkelerin bilim adamlarının davet edildiği bir uzay konferansı için Türkiyeden de bir bilim adamının da yollanması için davetiye gönderilmiş. Düşünmüşler düşünmüşler kimi yollayalalım diye en sonunda Temeli göndermeye karar vermişler. Temel konferansa gitmiş . Konferans başlamış Rus bilimadamı hemen ilk uzaya biz gittik diye böbürlenmiş, Amerikalı bilim adamı aya ilk ayak basan biziz diye böbürlenmiş sırayla tüm ülkelerin bilim adamları konuşmuş, bir ara Amerikalı bilim adamı Temele dönmüş siz ne yaptınız ne çalışmalarınız var diye sormuş, salonda derin bir sessizlik olmuş ve bütün başlar Temele çevrilmiş Temel şöyle bir etrafına bakmış ayağa kalmış ve göğsünü kabartarak Biz Güneşe gidecağüz demiş. Birden bir uğultu ve kıpırdanmalar başlamış ve hemen Rus sormuş ama mümkün değil henüz güneşe erimeden ulaşacak bir uzaygemisi yapılmadı demiş. Temel yine göğsünü kabartarak biz onu da düşündük akşam serinluğunda gidecağuz demiş.


    KONSERVE

    Bir fizikçi bir kimyacı ve bir matematikçi çölde kaybolmuşlar. Yanlarında sadece 1 kutu konserveleri varmış ama konserveyi açabilecek herhangibir aletleri yokmuş. Diğerleri Fizikçiye 'hadi bakalım fizik bilgini kullan ve aç konserveyi' demişler. Fizikçi uğraşmış ama açamamış ve Kimyacıya vermiş. Alda sen aç kimya bilginle demiş. Kimyacı uğraşmış uğraşmış açamamış. Sonra konserveyi matetatikçiye vermişler 'sıra sende' demişler. Matematikçi konserve kutusuna bakmış bakmşş ve demişki: 'VARSAYALIM AÇIK...'


    TEZ DANIŞMANI

    Bay Tilki bir gün ormanda dolaşırken Bay Tavşan'a rastladı. Bay Tavşan bir şeyler yazmakla meşguldü.
    - Kolay gelsin, Bay Tavşan. Ne yazıyorsuunuz?
    - Doktora tezimin 1. bölümünü yazıyorum..
    - 1. bölümde teziniz ne?
    - Tavşanlar tilkileri nasıl parçalar? - Yapmayın! Bu hiç de doğru değil. Bu biir bilim adamına yakışmayacak ciddiyetsizlik. Teziniz kökten yanlış.
    - Yaa..! Öyle mi? dedi Bay Tavşan, 'Pekii, gel de deneysel kanıtı gör öyleyse.'
    Bay Tavşan önde Bay Tilki arkada çalılığın arkasına doğru ilerlediler. Bir süre sonra Bay Tavşan yüzünde gülümsemeyle çalılıktan çıkıp geldi ve yerine oturarak yazmaya devam etti.
    Bir zaman geçti. Bay Kurt'un yolu Bay Tavşan'ın bulunduğu yere düştü. Bay Kurt sordu:
    - Kolay gelsin, Bay Tavşan. Ne yazıyorsuunuz?
    - Doktora tezimin 2. bölümünü yazıyorum..
    - 2. bölümde teziniz ne?
    - Tavşanlar kurtları nasıl parçalar? - Yapmayın! Bu doğru değil. Bu bir bilimm adamına yakışmayacak ciddiyetsizlik. Teziniz kökten yanlış.
    - Yaa..! dedi Bay Tavşan,'Gel de sana deeneysel kanıt göstereyim.'
    Bay Tavşan öönde Bay Kurt arkada çalılığın arkasına doğru ilerlediler. Bir süre sonra Bay Tavşan yüzünde gülümsemeyle çalılıktan çıkıp geldi ve yerine oturarak yazmaya devam etti.
    Biz de neler olduğunu merak ettik, tabii. Çalılığın arkasına dolanıp baktık ki Majesteleri Aslan, Ormanın Kralı, haşmetle oturuyor ve etrafında parçalanmış kurt ve tilki.
    Kıssadan Hisse:
    Tezinizin ne olduğu hiç önemli değildir; önemli olan tez danışmanınızın kim olduğudur.


    ARABA

    Bir hafta sonu, bir makine mühendisi, bir elektronik mühendisi ve bir bilgisayar mühendisi üç arkadaş arabayla, dağ evine pikniğe gitmek isterler. Giderlerken ıssız bir yerde arabaları bozulur. Hepsi de bunun nedeni hakkında kendi meslekii tecrübelerini de katarak yorum yapmaya başlarlar.
    Makine mühendisi:
    -Bunun mutlaka mekanik bir arızası vardıır. der.
    Elektronik mühendisi:
    - Yok yok bunun ateşlemesinde bir problem var, bujilerini temizleyelim. der.
    Bilgisayar mühendisi ise şöyle konuşur:
    -Çıkıp bidaha girelim belki düzelir !!!



    PROFESÖR

    Adamın biri balona binmiş ve uçarken yolunu kaybedip bilmediği bir yerde bir çayıra doğru sürüklenmiş. Balonun aşağıda çok yaklaştığı bir sırada aşağıda birini görmüş ve sormuş:
    - Kayboldum, nerede olduğu söyleyebilir misiniz?
    - Bir çayırın üzerinde uçmakta olan bir balonun içinde şu kadar yüksektesin!
    Balondaki şahıs bu cevap üzerine:
    - Siz profesör olmalısınız.
    - Evet, nereden anladınız?
    - Söylediğiniz herşey %100 doğru fakat vverdiğiniz bilgiler hiç bir işe yaramıyor.
    Bunun üzerine aşağıdaki adam, yukarıya seslenir:
    - Siz de işadamı olmalısınız.
    - Evet, siz bunu nereden anladınız?
    - Birincisi, kim olduğunuzu, nereden gelldiğinizi, nereye gitmek istediğinizi, amacınızı bilmiyorum ve tamamen kaybolmuş durumdasınız, buna rağmen size yardımcı olmamı bekliyorsunuz. İkinci olarak da, benimle karşılaşmadan önce hangi durum ve pozisyonda idiyseniz şimdi de aynı yerdesiniz buna rağmen beni suçluyorsunuz.


    SARIŞIN-GARSON VE İNTEGRAL

    İki erkek matemetikçi bir bara gider. Birincisi ikincisine ortalama bir kişinin matematik hakkında çok az şey bildiğini söyler.
    İkincisi buna katılmaz ve bir çok insanın yeterli miktarda matematikle başa çıkabileceğini iddia eder.
    Birinci matematikçi tuvalete gider. Onun yokluğunda ikinci matematikçi garson kızı çağırır.
    Ona bir kaç dakika sonra arkadaşı döndügünde kendisini tekrar çağıracağını ve bir soru soracağını söyler.
    Bütün yapacağı ``iks küp bölü üç' diye yanıt vermektir.
    Kız tekrarlar:- `eks küp... ne?
    ' Matematikçi düzeltir `iks küp bölü üç'
    Kız:- `Eks küp bölü üç?
    -' Evet der matematikçi.
    Kız tamam deyip, kendi kendine mırıldanarak uzaklaşır, -`iks küp bölü üç, iks küp...'
    Birinci matematikçi döner ve ikincisi kendi görüşünün doğruluğunu kanıtlamak için iddiaya girmelerini teklif eder.
    Sarışın garson kıza bir integral soracağını söyler, birincisi gülerek kabul eder.
    İkinci adam garson kızı çağırır ve sorar
    - `x karenin integrali nedir?'
    Garson kız yanıtlar
    -`x küp bölü üç',
    uzaklaşırken de ekler
    - `artı bir sabit sayı'!


    MATEMATİKÇİNİN METRESİ

    Bir doktor, bir avukat ve bir matematikçi bir metres ya da bir eş edinmenin iyi ve kötü yanlarını tartışıyorlardı. Avukat der ki:
    -Kesinlikle metres daha iyidir. Eğer bir karınız varsa ve boşanmak isterse, bir sürü yasal problem çıkar.
    Doktor der:
    - Bir karınızın olması daha iyidir çünkü eş bir tür güven duygusu verir ve stress düzeyinizi düşürür, bu da sağlığınız için yararlıdır.'
    Matematikçi der;
    - İkiniz de yanılıyorsunuz. Hem metresiniz hem de karınız olmalı ki karınız metresinizle ve metresiniz karınızla olduğunuzu düşündüğünde siz rahat rahat matematik çalışıyor olabilesiniz.


    KAÇ KİŞİ

    Bir matematikci, bir biyolog, ve bir fizikci sokak kahvesinde oturmuslar yolun karsi tarafinda ki binaya girip cikanlari gozluyorlarmis.
    Once binaya iki kisinin girdigini gormusler. Bir sure gecmis uc kisinin binadan ciktigini gormusler. Fizikci :
    - ' Ölcme hassas degildi'
    Biyolog :
    - ' Üremislerdir'
    Matematikci :
    - ' Simdi iceri bir kisi daha girerse bina tam olarak bos olacaktir.'


    MATEMATİKÇİ

    Yeni evli bir çift balaylarında Ürgüp-Göreme bölgesinde geziye çıkmaya karar verirler. Yeraltı şehirlerini gezerlerken birden önlerine bir yol ayrımı çıkar ve duvarlarda artık çıkış yönünü gösteren okların olmadığını fark ederler. Genç adam telaş içinde bağırmaya başlar:
    ``YARDIM EDIN KIMSE YOK MU?'
    Bir süre adamın kendi sesinin yankısından başka bir ses duymazlar. 10-15 dakika sonra duydukları değişik bir ses şöyle demektedir:
    ``Merhabaaa! KAYBOLDUNUZ!'
    Morali daha da bozulan adam çaresizlik içinde tepinmeye başlar. Genç kadın ise gayet sakin omuz silker ve:
    ``bu sesin sahibi mutlaka bir matematikçidir' der.
    Kadının sakinliği üzerine canı daha da sıkılan adam :
    ``Hadi canım sen de! Nereden çıkardın bunu?' diye sorar. Kadın:
    ``Üç nedenim var' der ve sayar:
    ``Bir, yanıtın gelmesi gereğinden uzun sürdü.
    Iki, yanıtı doğru; kaybolduk.
    Üç, bu yanıtın kimseye bir yararı yok!'



    KONSERVE

    Bilgin Çokbilgiç çılgın deneyi için biri mühendis, biri fizikçi ve biri matematikçi üç meslektaşını kaçırır. Her birini ayrı bir hücreye hapseder. Her hücrede kibrit, su ve konserve yiyecekler vardır, fakat konserve açacağı yoktur. Bir ay sonra deneyinin sonucunu öğrenmek için meslektaşlarını ziyaret ettiğinde, mühendisin hücresini boş bulur. Mühendis gizlice hücreye soktuğu ``Swiss-Army' çakısı ile konserve kutularından aliminyum kırıntıları kazımış. Daha sonra bunları kibritlerin uç kısımlarındaki ecza ile karıştırarak yaptığı patlayıcı ile hücre duvarını havaya uçurmuş ve böylece kaçmayı başarmıştır. Çokbilgiç 2. hücreye baktığında ise, fizikçiyi neşe içinde konserve bamya yerken bulur. Konservelerin belli bir açı ile duvara atıldıklarında açıldıklarını keşfeden fızıkçi hem iyi bir hentbolcu olmuş, hemde yeni bir Quantum Teorisi geliştirmiştir. Son hücreye baktığında, Çokbilgiç hücrenin bir köşesinde matematikçi dostunun cansız bedenini görür. Duvarlardan birinde ise şöyle yazmaktadır:
    TEOREM:KONSERVELERİ AÇAMAZSAM ÖLECEĞİM.
    İSPAT:FARZEDELİM Kİ BEN ÖLDÜM.


    2 KERE 2

    Dünyanın en büyük zekalarının oluşturduğu bir topluluğa şu soru sorulur:
    ``2*2 nedir?'
    Mühendis iyice eskimiş sürgülü hesap cetvelini çıkarır, şöyle bir sallar ve sonuçta:
    ``3.99' diye ilan eder.
    Fizikçi teknik notlarını karıştırır, problemi bilgisayarında kurar ve:
    ``yanıt 3.98 ile 4.02 arasındadır' der.
    Matematikçi dünyadan uzak, bir süre huşu içinde düşüncelere dalar, sonra da:
    ``yanıtın ne olduğunu bilmiyorum ama bir yanıtın varlığını kesinlikle söyleyebilirim' der.
    Filozof:
    ``Evet ama, 2*2 ile ne demek istiyorsunuz?'
    Mantıkçı:
    ``Lütfen 2*2'yi daha detaylı tanımlayınız.'
    Muhasebeci, bütün kapı ve pencereleri kapatıp, dikkatlice çevresini kolaçan ettikten sonra:
    'SİZ yanıtın ne olmasini isterdiniz?' diye sorar.


    SANDIKLARIN SAYISI

    Bir matematik dersi sırasında okutman aniden duraksayıp önündeki masaya bir süre dikkatle bakar. Sonra öğrencilerine dönüp 6 küme kağıt getirdiğini sandığını fakat ne şekilde sayarsa saysın masada sadece 5 küme olduğunu söyler. Bir süre daha sessiz kalıp sonra da şu hikayeyi anlatır:
    '``Gençken Polonya'da büyük matematikçi Waclaw Sierpinski ile tanışmıştım. O zamanlarda bile oldukça yaşlı ve unutkandı. Bir seferinde herhangi bir nedenle yeni bir eve taşınmaları gerekmişti. Karısı matematikçinin hafızasına fazla güvenmedıgı ıçın, bütün eşyaları ile birlikte sokağa çıktıklarında şöyle demiş:
    - Şimdi ben taksi çağırmaya gideceğim, bbu arada sen de 10 sandığımızın başında bekle.Karısı gitmiş ve matematikçiyi hafifçe dalmış, kendi kendine mırıldanır halde bırakmış. Birkaç dakika sonra karısı taksiyle birlikte döndüğünde, Bay Sierpinski (belki de gözünde küçük bir pırıldamayla) demiş ki:
    - On sandığımız olduğunu söylemıştın amaa ben sadece 9 tane saydım.
    - Hayır, ON tane var!
    - Hayır, say bak: 0,1,2,...


    UYGARLIK YOLU

    Geçmişi doğru oku
    Amaç uygarlık yolu
    İnsanlığa hizmet dolu
    Çalış durma her yaşta.

    Dünyadaki yarışta,
    Karşı, dosta düşmana
    Yakışmaz durmak sana.
    Çalış durma her yaşta.

    Keşiflere kucak aç,
    Yenilik ışığı saç,
    Cehaletten durma kaç,
    Çalış durma her yaşta.

    Başın göklere vara,
    Ulaş sen de uzaya
    Göster kendini dünyaya,
    Çalış durma her yaşta.

    Bilimde en önde ol
    Sanayide lider ol,
    Bul sanatta derin yol,
    Çalış durma her yaşta.

    Tarımda ticarette
    Turizmde en başta
    Girdiğimiz her yaşta,
    Birinciyiz güç bizde


    HAYALİMDEKİ ROBOT

    Bir robot yapmak isterdim.
    Yanımdan hiç ayrılmasın.
    İstediğim her zaman,
    Oyun arkadaşım olsun.


    Bir robot yapmak isterdim.
    Annemin işlerini yapsın.
    Böylece artan zaman,
    Hep benim için kalsın.

    Bir robot yapmak isterdim.
    Babama yardım etsin.
    İşini erken bitirip,
    Hemen yanıma gelsin.

    Bir robot yapmak isterdim.
    Belleği bilgi dolsun.
    Gerektiğinde bana,
    Tüm bilgileri sunsun.

    Bir robot yapmak isterdim.
    Duygularla yüklensin
    Tıpkı insanlar gibi,
    Ağlayıp gülebilsin.
    Eklenmiş Dosya Eklenmiş Dosya
    Konu uyar tarafından (04.Nisan.2015 Saat 13:30 ) değiştirilmiştir.

Bu Konudaki Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
eşarp bağlama - Uyar Optik - Mustafa Uyar - ılgın - eşarp yapma -
Eğitim ve Ögretim Genel