Reformtürk 12 Yıldır Sizlerle
3 sonuçtan 1 ile 3 arası
  1. #1
    SPONSOR REKLAM ReformTürk Yöneticisi uyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Ilgın, Konya
    Mesajlar
    13,646
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Ilgın Folklor

    FOLKLOR
    KIYAFETLER
    Ilgın'da düğünlerde erkeklerin giydiği özel bir kıyafet yoktur. Genelde takım elbise giyilir. Merkez olarak kadınlar düğünlerde takım elbise giyerler. Kadife, şali, yünlü diye adlandırılan kumaşlardan dikilen şalvar ve işlikten oluşur. Bu elbiseler genelde nişan, kız hamamı, kına gecesi günlerinde giyilir. Köylerimizde de değişik kıyafetlere rastlamak mümkündür.
    HALK OYUNLARI

    Ilgın'ın kendine has oyunları Konya bölgesinin klasik kaşık oyunlarıdır. Düğünlerde davul zurna, ve ince saz eşliğinde oynanır. Oyunlar genelde karşılıklı iki kişi tarafından tarafından gerçekleştirilir. Oyun havaları Konyalı, Kozan dağı, Aslan Mustafa, Şerif hanım, Çubuk telde bağlama, Mevlana, Kaymakam kızı, Çifte telli, Emmiler, Develi ve son zamanlarda ILGIN'ım türküsüdür.
    TÜRKÜLER
    KAMİLİM
    Değirmenin yolu Ilgın'ın düzü
    Kamil i vuranın kapansın gözü

    Kamilim Kamilim aslan Kamilim
    Sana nasıl kıydı düşman kamilim
    Değirmenin yolu Ilgın'a karşı
    Kamilin başına vurdular taşı
    Kamilim, Kamilim aslan Kamilim
    Sana nasıl kıydı düşman Kamilim
    Tabutun boyu boylu boyunca
    Saramadım Kamilim seni doyunca
    Kamilim, Kamilim Aslan Kamilim
    Sana nasıl kıydı düşman Kamilim
    Tabutum altı boyunca çatlak
    Beni vuran deyyus bendende alçak
    Kamilim, Kamilim aslan Kamilim
    Sana nasıl kıydı düşman Kamilim.
    FATMA TÜRKÜSÜ
    Aman Fatmam neler olacak
    Mahkemeler lalik olacak
    Yine sözler benim olacak
    Gül memeler bana kalacak
    Aman fatmam hopla da gel
    Mor fistanı topla da gel
    Kapıları katıran
    Fatma beni batıran
    Ben hapiste yatacam
    Fatma senin hatıran


    Aman Fatmam Hopla da gel
    Mor fistanı topla da gel
    Kapıları kalındır
    Kardeşleri zalımdır
    Zalım olsa ne yazar
    Fatma benim malımdır

    Aman Fatmam hopla da gel
    Mor fistanı topla da gel
    Aman Fatmam yan yatma
    Rakılara su katma
    Sen katarsan ben içmem
    Ben Fatmam dan vazgeçmem
    Aman Fatmam hopla da gel
    Mor fistanı topla da gel
    Ocak başı höşmerim
    Mahalle benim düşmanım
    Varamadığımı aramam
    Kaçmadığıma pişmanım
    Aman fatmam hopla da gel
    Mor fistanı topla da gel
    Şu Ilgının hanları
    Güne karşı camları
    Bizim için yapılmış
    Hapishane damları
    Aman Fatmam hopla da gel
    Mor fistanı topla da gel
    Patlıcanı dildin mi
    Bıçağını sildin mi
    İstanbulu gezdirdim
    Kıymetimi bildin mi
    Aman Fatmam hopla da gel
    Mor fistanı topla da gel
    Yaylı geliyor yaylı
    Bizide bindirse bari
    Yarın mahkeme günü
    Doğru söylese bari
    Aman Fatmam Hopla da gel
    Mor fistanı topla da gel
    Fatmam suya gidiyor
    Saçı talim ediyor
    Saçı başını yesin
    Fatmam elden gidiyor
    Aman Fatmam hopla da gel
    Mor fistanı topla da gel
    Sarpın sarpın üstüne
    Bu sarpının aslı ne
    Gidi gibi kurulmuş
    Velesbitin üstüne
    Aman Fatmam hopla da gel
    Mor fistanı topla da gel

    MUSTAFA TÜRKÜSÜ
    Çarşının ortasında
    Al mintan arkasında
    Mustafa yı vurmuşlar
    Yatsının ortasında
    Anne benim ecelim
    Taksiratim tecellim
    Öldüğümü aramam
    İllede benim sevdiğim
    Öküzü yayamadım
    Uykuyu alamadım
    Mustafa yı Kesmişler
    Yatsıyı kılamadım
    Karşıda cam parlıyor
    Makineyi yağlıyor
    Ablasıyla ağası
    Mendil tutmuş ağlıyor
    Mendilimin uçları
    Çıkamam yokuşları
    Mustafa yı kesmişler
    İstanbulun puştları
    Çarşıya varamadım
    Ehpabları göremedim
    Mustafayı kesmişler
    Vasiyeti alamadım
    ÇEKİN KIR ATIMI
    Çekin kır atımı nalbant nallasın
    Verin parasını hakkı kalmasın
    Sen Sütün kaymağısın gelin aman
    Şu Ilgının oynağısın gelin aman
    Çekin kır atımı binek taşına
    Eller ulaşmaz eğer kaşağına
    Sen sütün kaymağısın gelin aman
    Şu Ilgının oynağısın gelin aman
    Çekin kır atımı verin gemini
    Üstüne binenler sürsün demini
    Sen sütün kaymağısın gelin aman
    Şu Ilgının oynağısın gelin aman
    HASTANE
    Hastaneye vardım yan basa basa
    Ciğerlerim koptu anam kan kusa kusa
    Hastaneye vardım soyun dediler
    Hastane elbisesini giyin dediler
    O zaman boynumu büktüm ağladım
    Perişan saçlarımı yoldum ağladım
    Beyazdan gömleğim kana boyandı
    Ameliyat masasında çok canlar yandı
    Söyle doktor söyle ölecekmiyim
    Ölmeden yavrularımı görecekmiyim
    O zaman boynumu büktüm ağladım
    Perişan saçlarımı yoldum ağladım
    FAHRİYEM
    Kazıkta Silahım asılı kaldı
    Gelin Fahriyemin kekili kesili kaldı
    Güveyi elbiseleri sandıkta basılı kaldı
    Kıyma celalım kıyma canıma
    Yeter bitsin bu dünya malına
    Kapımızın önü bir dönüm avlu
    Avlunun içinde kır atım bağlı
    Sineme giren kurşun gavur dağlı
    Kıyma Celalım kıyma canıma
    Yeter bitsin bu dünya malına
    Camiye giderken potinim kaydı
    İpek mendilimi örüzgar aldı
    Gelin Fahriyemle kavuşmamız ahrete kaldı
    Kıyma Celalım kıyma canıma
    Yeter bitsin bu dünya malına
    ŞARKI
    Sarı saçlarında yeller eser
    Kara gözlerin dünyadan güzel
    Benim güzel melek yüzlüm
    Şirin bebeğim tatlı sözlüm
    Bitsin artık bu sevdanın sonu
    Kara gözlerin neşe dolu
    Benim güzel melek yüzlüm
    Şirin bebeğim tatlı sözlüm
    ILGINIM
    Hamam dağı üç köşeli
    Etrafı badem döşeli
    İnsanları hep neşeli
    Ilgınımda Ilgınım canım Ilgınım
    Ilgınımız var şehirler içinde
    Kaplıcamız var içmeler içinde
    Her yerin başka başka biçimde
    Ilgınımda Ilgınım canım Ilgınım
    Hamamdağı yeşil koyu
    Şifalıdır sıcak suyu
    İnsanların güzel huyu
    Ilgınımda Ilgınım canım Ilgınım
    Ilgınımız var şehirler içinde
    Kaplıcamız var içmeler içinde
    Heryerin başka başka biçimde
    Ilgınımda Ilgınım canım Ilgınım
    Hamadağı görür gölü
    Üzerinde tatil köyü
    Memleketim Deliköyü
    Ilgınımda Ilgınım canım Ilgınım
    Ilgınımız var şehirler içinde
    Kaplıcamız var İçmeler içinde
    Heryerin başka başka biçimde
    Ilgınımda Ilgınım canım Ilgınım
    Deliköylü Talip MERCAN
    ILGIN BÖLGESİNDE YAYGIN OLAN MANİLER
    Minarede ezan var
    Has bahçede gezen var
    Şu Ilgının içinde
    Yüreğimi ezen var
    Çorabın ağına bak
    Çevirde bağına bak
    Ben aklına geldikçe
    Hamamın dağına bak
    Ilgının terzileri
    Dike dike bezdiler
    Haydi yarim gidelim
    Bizden şüphelendiler
    Dünya diyorlar fani
    Ölüm geliyor ani
    Kimse olamıyor mani
    İster zengin, ol ister cani

    Pancarın sırasına
    Oturdum arsına
    Baban seni eversin
    Pancarın parasına
    Pancarın sırasına
    Koyuldum arasına
    Ağalar kıyamıyor
    Bir sakız parasına
    Pencerede su tası
    Su tasının ortası
    Babam sana kız vermez
    Git eşeğin sıpası
    Masa üstünde susam
    Yarimin adı Hasan
    Hasan benim olursa
    Ne derdim var ne tasam
    Köprünün altı musluk
    Erkekler çalar ıslık
    Benim yarimi sorarsan
    Taze kavrulmuş fıstık
    Bahçelerde hıyarlar
    İnce ince kıyarlar
    Sevmediğim oğlanla
    Nikahımı kıyarlar
    Yarimin adı Murat
    Boynunda mor kravat
    Adresini sorarsanız
    Ilgın Çarşısı son durak
    Mavi çemberi senden
    Oyalaması benden
    At sevdiğim martini
    Fişek parası benden
    Pencerede küpeli
    Dibini süpürmeli
    Sevipte almayanın
    Yüzüne tükürmeli
    Pencereden bakıyor
    Açmış kitap okuyor
    Kakülüne mis sürmüş
    Yel vurdukça kokuyor
    Düşte gör
    Hayalde gör, düşte gör
    Düşenin dostu olmaz
    Hele bir yol düşte gör
    Kul eden
    Ses geliyor kuleden
    O kaş O göz değilmi
    Beni sana kul eden
    Taneden
    Kısmet aldım taneden
    Ah ı bülbülden aldım
    Yanmayı pervaneden
    Ben bu aşka düşeli
    Çıkmadım meyhaneden
    Felek beni ayırdı
    Gözleri Mestaneden
    Yaradan
    Tabib anlar yaradan
    Cümlenin ver muradını
    Benimle beraber yaradan
    Dertli sinem doludur
    Her dert ile yaradan
    Tekke kenarı serindir
    Girme çaya derindir
    Karşıda güzeller var
    En güzeli benimdir.


  2. #2
    ReformTürk Yöneticisi uyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Ilgın, Konya
    Mesajlar
    13,646
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Yanıt: Ilgın Folklor

    KIZ İSTEME
    Ilgın da “dünürlüğe gitmek” diye ifade edilen kız isteme eski geleneklere uygun olarak yapılır. Kız ile oğlan anlaşmış olsalar bile bu durum değişmez.
    Dünürlüğe gidecek olan aileler Perşembe veya Pazar akşamının kutsallığına inandıkları için genelde bu akşamlarda gerçekleşir. Dünürlüğe gitmeden önce oğlan tarafından gelen elçiler akşam kız istemeye gelebileceklerini ifade ederler, eğer kız tarafı Rıza gösterirse akşam ziyaretler gerçekleşir . Dünürlüğe oğlan tarafından anne, baba yakın akrabalar ve sevilen sayılan hoş sohbetli Bilge bir kişi götürülür. Kızı giden Bilgekişi Allahın emri Peygamberin kavli, İmamı azam efendimizin içtihadi üzere kızınızı oğ lumuza istiyoruz diye söze başlayarak istenir, Kızın babası, annesi yakın akrabaları bu işe Aile büyüklerine sorup öyle karar verebileceklerini söyleyerek ilk gün naza çekebilirler daha sonraki günlerde bu olay gerçekleşir. Rıza gösterirlerse her iki taraf için hayırlı olmasını temenni ederek tatlıya bağlarlar.
    SÖZ KESME
    Kız tarafının oğlan tarafına olumlu cevap vermesinden sonra Söz kesme için bir gün tayin edilir O gün oğlan tarafının yakın akrabaları, kız tarafının yakın akrabaları ve komşular davet edilir. Kıza gündüzden elbiseler alınır yüzükler alınır akşam toplanıl dığı zaman önce dua yapılır daha sonra oğlan tarafının getirmiş olduğu lokum bisküviler misafirlere ikram edilir. Kız tarafı önceleri nişan olayının tatlı olması için şerbet hazırlar verirlerdi fakat günümüzde çay veya meşrubat ikram edilmektedir. Kız ile oğlana yüzük aile büyüklerinden birine, veya hocaya yüzük taktırılıp kız ile oğlan el öperler aile büyükleride genelde kıza göstermeden avucuna para verirler.
    NİŞAN
    Ilgın da nişan birkaç şekilde yapılır. Kimi aileler kız ve oğlan tarafının en yakınları arasında yüzük takar. Kimiside bu çerçeveyi daha geniş tutuarak oldukça kalabalık bir grupla törenle yüzük takarlar.
    Nişanda karşılıklı bohçalar gider bunlar kıza ve oğlana alınan hediyelerin yanı sıra Kaynanalar ve kaynatalara evde bulunan kişilere alınan hediyelerden teşekkül eder tepsiyle baklava, şekerleme ve çetnevir (kuruyemiş) bunun cabasıdır.
    Kız tarafı bu işe daha çok ağırlık verir kızın gideceği eve hediyelerle gidecektir. Bu bir saygının görgünün ifadesidir. Nişan bohçası gittiği zaman hısım akraba, konu komşu
    bakmaya gelirler. Kız tarafından giden bir kişi bunları teker teker açar tanıtımını yapar Öncelikle oğlana giden eşyalar daha sonra kaynana, kaynata, çelebiye Oğlan kardeş görümceye (oğlanın kız kardeşi) varsa eğer dedeye, nineye götürülen hediyeler böyle takdimi yapılır. Oğlan tarafından gelen hediyelerde kızın giyeceği eşyalar ve kızın anne Babası kardeşlerine alınan hediyelerden ibarettir.
    DÜĞÜNLER
    Düğüne karar verildikten sonra düğün günüde tesbit edilir. Oğlan tarafı kız tarafına istedikleri miktarda düğün davetiyesi verir. Gerek oğlan tarafı gerekse kız tarafı düğün davetiyelerini eşe dosta dağıtmak suretiyle bu işi gerçekleştirir . Ilgın'da düğünler geneldeCuma günü başlar Pazar günü sona erer. Ilgın köylerinde düğün davetiyesi “OKUYUCU” davul eşliğinde her eve havlu, mendil, çorap gibi eşyaları vermek suretiyle düğüne davet eder. Köylüler genelde gelen davulun ve okuyucunun kime ait olduğunu bilirler. Cuma günü düğün davetiyesinde belirtilen saatte nikah kıyılır. Nikahtan sonra evlilik yüzüğü takılır, takı merasimi yapılır. Misafirler Oğlan ve kız tarafına iyi dileklerini bildirerek ayrılırlar . Cumartesi günleri çalgı sabahtan başlar. Oğlan tarafı kız tarafına kızın hazırlamış olduğu evlilikte beraber kullanabilecekleri eşyaları almaya giderler. Kız tarafından eşyalar alındıktan sonra kızevinden kızın arkadaşları hısım akrabasından oluşan bir kafilede ellerinde bohçalar, sinilerle oğlan evine “DÜRÜ” götürürler. Bu işlem gerçekleştikten sonra Cumartesi günü yapılan işlerden bir taneside KIZ HAMAMIDIR. Cumartesi günü akşam üstü oğlan tarafı kız evine çalgı ve motorla bir kısım kadın ve kızla giderler. Kız tarafındanda kızın arkadaşları hısım akrabasından bir grup gelen grupla birleşerek Ilgın Kaplıcalarına giderler.
    Burada oğlan tarafından gelen ağa gelen insanların hamam biletlerini alır. Onların banyolara girmesini sağlar Banyoya girenler gelin hanımla birlikte içeride eğlence düzenler çıkar ve eve dönülür. Cumartesi akşamı oğlan tarafında ve kız tarafında kına Geceleri olur. Bazen Oğlan tarafında kıza yakılacak kına karılarak götürülür. Bu götürme İşi davul zurnayla olur buna da KINA KALDIRMA denir. Kına gecelerinde mahalli oyunlar oynanır. Oğlan tarafının durumuna göre kına gecesi bazen içkilide olur. Kız tarafında ise eğlenceler aynı şekildedir. Genelde o gece ağır giysi diye tabir edilen şalvar ve işlikten oluşan takımlar giyilir Ilgın'da genelde kız beğenmeler bu gecede olur. Oğlanlarına kız beğenenler artık bu geceden sonra dünürcülük işlemlerine başlarlar. Kına gecelerinde gerek oğlan gerek kız evinde Damat ve Gelin hanıma kına Yakılır kına yakılırken özel kına havaları söylenerek bu işlem gerçekleşir. Damada kına yakılırken damadın arkadaşları oyun adı altında damadın sırtına çimdik atarlar iğne batırırlar aslında iğne batırma olayında tehlikede söz konusudur. Batırılan iğne mikroplu olursa tehlikeye de yol açabilir. Kız evinde de kına yakılırken gelin adayına Ağıtlı kına havaları söylenerek ağlatılır. Kına yakılırken gelin ve damadın eline kınanın içine para veya altın konularak yakılır. Buda sıkıntı çekmemelerine inanıldığı için yapılır.
    Ilgın'ımızın genelde yörük boyu köylerinde yapılan ve unutulmaya yüz tutmuş Bir kına geleneği de “ Deve kaldırma “ olayı dır. Evlenecek olan oğlanın arkadaşlarının yaptığı bir eğlence türüdür, Gençler geri, merdiven at kellesi Kahverengi yün ve heybeden deve yaparlar. Devenin çobanı, dedesi, doktoru, oynayan köçekleri (Kız kılığına girmiş erkekler) eli sopalı muhafızlarından oluşur. Çalgı eşliğinde gelen bu grup kına gecesine renk katarlar, oynarlar köçeklere sarkıntılığın cezası sopadır. Oyun oynarlarken aniden devenin sahibi dede hastalanır devenin çobanı bağırmaya başlar dede öldü! Dede öldü! Köçek kızlar ve muhafızlar ağlamaya başlarlar bu arada doktor çağrılır doktor dedenin iyileşmesi için paraya ihtiyaç olduğunu söyler reçete şeklinde isim okunarak gelen misafirlerden para toplanır vermeyenin cezası ağırdır, vermeyeni eskiden düvene koşarlar, suya batırırlar, pulluğa koşup çift sürdürürler bunları göze alamayan parayı vermek zorundadır. Toplanan paraya düğünden sonra damat ve arkadaşları çetnevir (Kuruyemişler) alarak geceleri eğlenirler bu olay kına gecelerine renk katar.
    GELENEKSEL KINA HAVALARIMIZ

    1- Altın tas içinde kınan ezilsin,
    Sabah olunca gülen yüzün süzülsün,
    Görümcelerin etrafına dizilsin,
    Gelinim kınan kutlu olsun,
    Hem orada, hem burada dilin tatlı olsun.
    Atladı gitti eşiği,
    Sofrada kaldı kaşığı
    Kız evin yakışığı,
    Kal evimiz kal.

    Ağalar besler hurma ile
    El oğlu döver yarma ile
    Git kızım sağlıklar ile
    Sil gözünü yağlıklar ile.

    Babamın öküzü beştir,
    Anadan ayrılmak güçtür,
    Git kızım sağlıklar ile,
    Sil gözünü yağlıklar ile.

    3- Biner eşek sıpasına,
    Gider afyon çapasına,
    Bak oğlanın sefasına,
    Şen evimiz şen.


    Avluda kağnı kanadı
    Üstüne tavuk tünedi,
    Oğlumuz eşek inadı
    Şen evimiz şen.
    Evlerinin önü dibek,
    Dibekte döverler kepek,
    Hele güveyimiz yeşil ipek
    Şen evimiz şen.
    GELİN ALMA
    Gelin alma pazar günü sabahleyin damadın akrabası veya bir yakını tarafından olan Evli olan ve gelin ile damada bilgelik yapacak sağdıç ve hanımı tarafından gelinlik giymek ve saçları yaptırılmak üzere berbere götürülür. Güveyin hısım, akraba, eş, dostları ile davetliler öğle namazından sonra oğlan evinde düğün yemeği yerler ve günün şartlarına uygun olarak taksi ve diğer araçlarla konvoy oluşturarak kız evine doğru topluca hareket ederler. Gelin evi önüne gelindiğinde oğlan tarafından yaşlılar
    ve bir kısım kadın kız evine girerler bu grup kız tarafından gelini ve çeyiz sandığını almak üzere içeride kız tarafı tarafından ağırlanırken dışarıda ise konvoyla gelen davul ve zurna ile oğlanın arkadaşları mahalli kaşık oyunlarını oynarlar. İçeri giren grup kız tarafından gelinin çeyiz sandığını bir bahşişle kurtarırken gelin hanım ailesinin ve orada bulunan diğer büyüklerin ellerini öper kızın ağabeyi veya dayısı tarafından kızın beline bekaretin ifadesi olarak kırmızı kuşak bağlanır. Bir inanışa göre alıyla girsin yüzünün akıyla çıksın düşüncesinin ifadesidir. Gelin kız babası ve ağabeyi tarafından koluna girilerek konvoyla gelen gelin arabasına oğlanın babasına bazende damadın kendisine teslim edilerek bindirilir. Arabalar kız evinin önünden hareket etmeden önce bir hoca tarafından dua yapılarak uğurlanır. Hareket eden konvoy ilçe merkezinde bir tur attıktan sonra güvey evi önüne gelince sağdıç ve damat tarafından karşılanır. Gelin eve girerken sağ ayakla ve koltuğunun altında Kuran'ı Kerim iki elinde su dolu testi ile girer bu arada gelinin başına bolluğu bereketi temsil eden buğday atılır. Gelin damat tarafında eve indirilir gerdek odasında gelinin duvağı damatça yüz görümlüğü(Bilezik, Kolye gibi) altın verilerek açılır. Gelin ailenin kadınlarına teslim edilir ve burada KOLTUK tabir edilen gelinin eve gelmesinin sevincini belirten bir eğlence düzenlenir. Damat ise dışarıda bekleyen davetliler ve davul zurna ile güvey ve sağdıç oynatılır daha sonra takı takılması törenine geçilir. Bu işler bittikten sonra sağdıç damadı alır gider akşam yemeği dışarıda veya sağdıçın Evinde yenilir, yatsı namazı kılınıp eve güvey katmaya ailenin büyükleri ve arkadaşları tarafından okunan dualarla zifaf odasına arkadaşlarının sırt yumruklaması ile girer. Damat sabah ezanlarından önce gelin ile birlikte gelinin babasının evinden getirdiği minderi evin başköşesine koyar kayınpeder minderin üstüne oturur damat ve Gelin evdeki en büyükten başlamak üzere ellerini öper gelin geldiği eve ilk günden Sadakat'ı nı böylelikle göstermiş olur . Daha sonra damat sağdıç tarafından hamama götürülür. Pazartesi günü erte diye tabir edilen gelinin bekaretinin kutlandığı eğlence Olur. Düğüne bazı nedenlerle katılamayanlar o gün gelmek sureti ile takı ve hediyelerini takdim ederler düğün böylelikle sora erer.

    SÜNNET DÜĞÜNLERİ
    Ilgın ‘ da sünnet düğünleri de başlı başına olaydır. Evlenme merasimleri kadar masraflıdır. Sünnet çocuğuna sünnet elbisesi alınır, davetiyeler dağıtılır Cumartesi akşamı çocuğa kına yakılır ve kına gecesi düzenlenip eğlenilir. Pazar günü mevlit okutulur gelen misafirlere yemek yedirilir gezi yapılır çocuk sünnet ettirilir, sünnette çocuğa çeşitli hediyeler verilir.
    YEMEKLER
    Ilgın bölgesinde yaygın olan yemekler Toyga çorbası, Etli bamya çorbası, Bulamaç Çorbası, etli yarma çorbası (Keşkek), erişte, karnıyarık, göveç, Konya Kebabı, bulgur pilavı, Kapama pirinç pilavı, Tarhana çorbası, Su böreği, ıspanaklı börek, kıymalı börek, Katmer, mantı, kaygana tatlısı, Baklava, İrmik helvası, Un helvası, Höşmerim Erik hoşafı, Vişne Hoşafı, Üzüm, Kayısı hoşafı meşhurdur. Yörede yaygın olarak Etli ekmek Düğünlerde yer almaktadır ayrıca bölgeye has hırtlak, Salatalık, biber, domates, lahana, Pancar ve havuç turşuları meşhurdur.
    GÖLLE GECESİ
    Folklor deyince aklımıza halk kültürü gelir. İlçemiz Konya yöresinin tüm gelenek ve Göreneklerine sahiptir.
    Ilgın'da 1960 yılından itibaren düzenlenen Geleneksel Gölle gecesi halkımızın büyük bir eğlence kaynağı gençlerimizin de tiyatro ve müzik yeteneklerini ortaya koyduğu Ananevi bir eğlence türü idi. Bu ananevi gelenek son yıllarda unutulmaya yüz tutmuştur. Bu ananevi geleneğe okullarımız, Halk Eğitim Merkezimiz ve Turizm derneğimizin sahip çıkarak canlandırması en büyük temennimizdir.
    SAYA GEZMESİ
    İlçemizde yine unutulmaya yön tutmuş bir folklor daha vardır. Bu da saya gezmesidir.
    Anlatacağımız folklor Ilgın'da orta yaş grubu ve ileri yaş grubunun hatırlaya bileceği bir folklordur. Saya 21. Aralık kış ayının başlamasını (Zemheri) takip eden 27 gün sonraki 17 Ocak gününe rastlayan geceye yıldız sıçraması denir o gece sayaya çıkılır.
    Bu gecenin özelliği kış ayının hafiflemesi eskilerin tabiri ile “taş taşı kuytular” sözcüğü ile hareket edilmesi baharın yaklaşmasının müjdesidir. Folklor olarak gerçekleşmesi de bazı yörelerde sıra gezmeleri, yaren toplantılarına eşdeğerdir. O gece 15- 20 yaş arası bir grup genç bir araya gelir bunlardan bir tanesi bu grubun ebe başı (Lider) olur.
    Ebe başına göre hareket edilir heybeler merkebe yüklenir mahallelerdeki evler teker teker gezilir kapısına durulan ev sahibi durumuna göre gençlerin isteği doğrultusunda Yağ, bulgur, kuruyemiş, meyva, yumurta, hindi, tavuk neye gücü yeterse verir, yiyecekler heybelere ayrı ayrı yerleştirilir. Esas önemli nokta ise her evin kapısına durulduğu zaman ebe başının saya tekerlemesini aşağıdaki şekilde söylemesidir.
    Saya saya sallı beyi
    Dört ayağı nallı beyi,
    Sayacı geldi duydunuz mu ?
    Selamını aldınız mı ?

    Ne kaldı ne kaldı ?
    Kırk elli gün kaldı
    Kırk elli günü geçelim,
    Koyunu kuzuyu seçelim
    Meleşin kuzularım
    Dedikten sonra gruptaki tüm gençler koyun ve keçi çanlarını çalarak meeeee. . .
    Diye bağırırlardı. Bu tekerleme yöre ve mahalle halkına saya gününün geldiğini belirtirYiyecekleri de ona göre hazırlarlardı.
    Daha sonra toplanan yiyecekler ebe başının veya bir başkasının evine gidilerek yenilir, içilir ve eğlenceler tertip edilir çoğu zaman bu eğlence sabaha kadar devam ederdi. sayaya katılan gençler giyecekleri ile de ilgi çekerdi. Çoban, efe kıyafetleri bunların en bariz şekilleridir.
    ÖLÜM ZİYARETLERİ
    Ölüm hadiselerinden sonra Ilgını da ölüm ziyaretleride önemli yer tutar. Bunda hısım akraba komşu gözetilmeksizin genelde herkes ziyaret eder. Ölen kişinin genç veya yaşlı olmasıda buna bazen değiştirebilir. Gelen kişilerin kimisi ölü evine başsağlığı diler Hoca bulunursa Kuran-ı Kerim okutturur. Genelde hısım akraba ve komşularda yemekle gelirler. Ölü sahibine ellerinden geldiği müddetçe bir hafta boyunca işyaptırmazlar. kadınlar da kendilerine göre başsağlığı ziyaretinde bulunurlar. Ölü sahibi ölümü takib eden 40 ve 52 günlerde mevlit okutturup yemek verir.
    HIDIRELLEZ
    Hıdır peygamber ile İlyas peygamberin gökte buluştuklarına inanılan güne yani 6 mayıs
    Gününe denir inanışa göre 5 mayıs ikindi vaktinden sonra dilekler tutulur zambak yapraklarının bir tanesine S (sefa) bir tanesine C(cefa) harfleri yazılar eşdeğer bağlanır. Eğer ertesi güne kadar hangisi büyürse o sene için o şahsa sefa veya cefa çekeceğine İnanırlar. Boş cüzdan asarlar. Evvelden delikli para bağlarlar. Hıdırellez sabahı sabah ezanlarından önce akan sulardan doldurulurdu çünkü akan suyun zemzem olduğuna İnanılır. Hıdırellez gününün en büyük özelliklerinden bir tanesi de O gün aşağı yukarı Herkes pikniğe gider ve eğlence düzenlenmesidir.
    KANDİLLER
    Halkımızın kutsal gecelerede ayrı bir hassasiyeti vardır. Kutsal gecelerin sabahları Mahalle sakinleri birbirlerinin gecelerine kutlar hayırlara vesile olmasını temenni ederler. Yine o gün helva ekmek veya tahanlı ekmek mahalleliye dağıtılır. Arabi aylardan, Muharrem ayında ise AŞÜRE pişirilip dağıtılır.
    BEBEK GÖRME
    Anne doğum yapar yapmaz mahalleli komşular öncelikle bebek görmeye giderler. Giderken yalnız genel boş gitmezler. Anne adayına Pirinç çorbası ve palize Götürmek adetlerin en güzel örneğidir. Daha sonraki gitmelerde ise bebeğe bebekEşyaları ve oyuncaklar götürmekte adettendir. Gelen konuklara evvelden loğusa şerbeti veya loğusa çayı ikram edilirdi. Loğusa çayı bildiğimiz çaylardan değildir Ihlamur, karanfil, tarçın, akzencefil ve buna benzer baharatların kaynatılmasıyla elde edilirdi. Bebeklerin kırklanma olayı da mevcuttur doğum yapan anne kırkı çıkmadan hiçbir yere götürülmez. Bebek kırklama iki aşamada yapılır. Birincisi yirmi kırk, ikincisi tam kırktır. Ancak kızların yarı kırkı bebeğin doğumunu takip eden ondokuzuncu gün, erkeklerin ise yirminci gün yapılır. Tam kırkı kızlarda 39. Gün, erkek çocuklarda kırkıncı gün yapılır. Bebeğin yıkanıp, abdest aldırılacağı suyun içine altın, gümüş, nazarlık atılır, bu suyla hem bebek hem de annesi yıkanır. Anne çocuğun üstüne gitmez eğer giderse, annenin çocuğu bastıracağına, bebeğin büyümeyeceğine inanılır. Bebekler kırkları dolmadan evden dışarı çıkarılmaz. Kırkın çıktığı gün ise mutlaka gezmeye götürülür. Misafir gidilen evin sahibi tarafından ise bebeğe sıçanlık tabir edilen bir hediye verilir.

    ILGIN'DA YAYGIN OLAN EVLENME İLE İLGİLİ ATASÖZLERİ

    “Altın taht yaptırdım altın baht yaptıramadım. ”
    “At, avrat, silah yiğidin bahtına. ”
    “Evlenenle, ev yaptıranın kefili Allah' tır. ”
    “Harman yel ile düğün el ile “
    “Gelin çıkmadık ev olur, ölü çıkmadık ev olmaz. ”
    “Beslemeden kadın gül ağacından odun olmaz. ”
    “Düğünde zurna, hamamda kurna beğenmez. ”
    “Kız kucakta çeyiz bucakda. ”
    YAYGIN OLAN DEYİMLER
    Ağzı kara
    Avucunu yala
    Diline virdetmek
    Buldukca bunar
    Ecinli devesi
    Ebenin hörekesi
    Yalak şalak
    Yürek gakgını olmak
    Hamur yazmak
    Lala paşa eğlendiriği
    Cıngıllı Hakkının davulu
    Ören gukkusu
    Gay etmek
    Zıttına gitmek
    Düşe yazmak
    Yakıp yıkmak
    Göğnü bulanmak
    Müzma hal etmek
    Vesveseye kapılmak
    Yüzü yerde olmak
    YAYGIN OLAN DİLEKLER
    Allah birini bin etsin
    Hacı karısı ol
    Allah iki iyilikten birini versin
    Oğlu ile ordu kızı ile komşu olsun
    Elin kolun zeval görmesin
    Kabrin cennet olsun
    YAYGIN OLAN BEDDUALAR
    Gıranlar giresice
    Boyu devrilesice
    Boynu altında kalasıca
    İki cihanda yüzü kara çıkasıca
    Adın kara yerden çağrılsın
    İki elin yanına gelsin
    Odun ocağın kör kalsın
    Yurtsuz yuvasız kalasın
    Mus mundar şişesin
    Ekmeğini itler, yakanı bitler yesin
    YAYGIN OLAN ATASÖZLERİ
    Atta karın yiğitte burun
    Çobana verirsen kızı, ya koyun güttürür ya kuzu
    Kel başa şimşir tarak
    Anası ölen hanım, babası ölen bey olur.
    Arı yuvasına kazık sokulmaz.
    Alemin şaşkını beyaz giyer kış günü
    Oturduğu ahır sekisi çaldığı İstanbul türküsü
    Oturduğu bayır ile sırt, konuştuğu vırt ile zırt
    Benim derdim inek ile dana, senin derdin selvi ile suna.
    PEKİŞTİRMELER
    Ebil gabıl
    Yeldir yeldir
    Yalap şalap
    Cıvıl cıvıl
    İcik icik
    Afa cafa
    Gatın gatın
    Acık acık
    Gımıl gımıl
    Gıyır gıyır
    Gıcır gıcır
    Efil efil
    İnim inim
    Yavşak yavşak
    BENZETMELER
    Sergi gibi
    Kapçık gibi
    Tahta kurusu gibi
    Kıyamet gibi
    Selvi gibi
    Deli kızın donu gibi
    Gımıl gibi
    Gangal dikeni gibi
    Sakız gibi
    YÖRESEL KELİMELER
    Anlı gabana : Anlının ortasına
    Aykırı : uygun olmayan
    Abdeslik:Eski tip lavabo
    Badaşamamak : Anlaşamamak
    Bıdırdaşmak: Konuşmak
    Böğürmek :Yüksek sesle konuşma
    Böttürmek: Ateşte közleme
    Böğemek : Akan suyun önünü kapatmak
    Cırmalama : Tırmalama
    Cebelleşmek :İnatlaşmak
    Culluk : Hindi
    Cingan : Çingene
    Cırcır :Fermuar
    Cazı :Cadı
    Cımbıldatmak: Sulu bir şey sallamak
    Cıngıldak : Çan
    Cıbartmak :Çok dövmek
    Combalak gılmak :Takla atmak
    Çarçur etmek : Çok harcamak
    Çalmak : Sürmek
    Çömmek : Oturmak
    Çezmek :Çözmek
    Çırpıştırmak : Döğmek
    Darmadağın : Dağınık
    Dinelmek : Dikilmek
    Dümbelek : Darbuka
    Dizlik : Uzun paçalı iç giysisi
    Debelenmek : Yuvarlanmak
    Diline virdetmek : Diline dolamak
    Emişik : Süt kardeş
    Fıydırmak : Fırlatmak
    Gıynaşık : Aralık
    Gakılı : Dolu
    Gay etmek : Kusmak
    Gatın gatın : Defalarca tembih etmek
    Gına gelmek : Bıkkınlık
    Gapçık :Kabuk
    Gülüş çığrış : Güle oynaya
    Gardaş : Kardeş
    Gözlerini belertmek : Kızgın kızgın bakmak
    Gıncımak : Oyun bozanlık yapmak.
    Gızınmak : Isınmak
    Ganırmak : Laf anlamıyan
    Gömgök : Yemyeşil
    Garnı burmak : Kıskanmak
    Hengame :Ana baba günü
    Hoydur : Avare gezmek
    Hayat : Avlu boşluğu
    Haşırdamak : ses çıkarmak
    Hinçi : Şimdi
    Halva :Helva
    Iccak : Sıcak
    Ibrık : Su kabı
    Ingıraz etmek : Hastalıktan kurtulamamak.
    İçine dammak : Malum olmak
    İkrah etmek :Tiksinmek
    İndim : Görüş
    Kelem : Lahana
    Kösülmek :Yorulmak
    Kaykılmak :Yorulmak
    Kapaklanmak : Yüz üstü düşmek
    Kiyat :Kağıt
    Löpürdetmek :Sesli içmek
    Lilek :Leylek
    Lağap : Lakap
    Laylon :Naylon
    Mıncıklamak : Sıkıştırmak
    Makat : Çamur sıva
    Mahna bulmak : Ayıplamak
    Nakıs : Aykırı
    Naçar : Çaresiz
    Nacak : Balta
    Öseet : Hemen derhal anında
    Okumak :Davet etmek
    Olduğu kadar :Yarım yamalak
    Öğür olmak :Birine bağlanmak
    Ondan keri : Ondan sonra
    Pavkırmak :Sinirli sinirli bağırmak
    Piskevit :Biskuvi
    Pösteki :Post
    Pek etmek : Kapatmak
    Peşkir :Havlu
    Pazı : Hamur yumağı
    Pısmak :Sinmek
    Piyazlama :Yağ çekmek
    Sındı : Makas
    Seğirtmek : Koşmak
    Sağacak ; Saç ayağı
    Su goy vermek :Sözünden dönmek
    Soğuklamak : Üşütmek
    Sürgüç :Temizlik bezi
    Sıyrılıvermek : İlgilenmemek
    Sayınsamamak : Saygı göstermemek
    Tentene :Dantel
    Tepe taklak gitmek :Baş üstü düşmek
    Tosbağa :Kaplumbağa
    Tetik : Çabuk hareket
    Tığteber : Bomboş
    Tehne :Tenha
    Tatlımacık : Tatlımsı
    Ünlemek :Bağırmak
    Uşak :Çocuk
    Velesbit :Bisiklet
    Yuka :İnce- Ekmek
    Yooh : Hayır
    Yannız :Kendi başına
    Yennice : Hafif
    Yürek kaggını : korkak hale gelme
    Zibil : Çok
    Zoba : Soba
    Zerhoş Sarhoş
    Zartlak :Palavracı
    Zıngıldamak : Kımıldamak
    Zınarmak : Karşı gelme
    Zinhar :Asla katiyen

    alıntıdır

  3. #3
    selvi boylum - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    12 Temmuz 2008
    Yer
    İstanbul
    Mesajlar
    236
    Tecrübe Puanı
    15

    Standart Yanıt: Ilgın Folklor

    şimdi ılgın ı daha çok anlamaya başladım.

Bu Konudaki Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
eşarp bağlama - öğretmen yeri - Mustafa Uyar - ılgın - eşarp yapma -
Eğitim ve Ögretim Genel