Olukpınar Köyü’nün Kuruluşu

1861 yılında henüz bagımsız olan Kafkasya’nın Şapsıg,Abadzeh ve Vıhıb bölgelerinde yaşayan Çerkesler,1861’de merkezi Soçi yakınlarında olan bir’’Ulusal Meclis Yönetimi’’oluşturdular ve Eylül 1861’de Çar 11.Aleksandr’dan ‘’Sürülmemeleri’’koşuluyla görüşme ve anlaşmaya varma talebinde bulundular.
Çar,Adıge temsilcilerine,’’Ya Türkiye’ye gidin ya da Kuban boylarında göstereceğimiz yerlere yerleşin’’,yanıtını verir.
Çerkesler Çar’ın direktifini reddeder.
Bunun üzerine Rus ordu birlikleri Adıgeleri çember içine almaya başlar.Köyler yakılır,ele geçirilen siviller bile,ya öldürülür ya da Osmanlı topraklarına sürgüne gönderilir.
Ekim 1863’te Şapsıglar,Ruslarla ateşkese vardılar.Buna göre:Şapsıglar 06 Mart 1864 akşamına değin köylerini boşaltacaklardı.
Ateşkesin gereği olarak,Şapsıgların Meliş sülalesinden olan Çerkes Musa bey’in oglu Aptullah bey ailesi ve akrabaları ile birlikte bugünkü Adıge Cumhuriyeti,Maykop Vilayeti,Penexes kasabasından istanbul’a sürgün edilir.Osmanlı Padişahı Sultan Abdülaziz’in emri ile gelen çerkeslerin bir kısmı İstanbul’da bırakılır ve geri kalanı Konya ili,Ilgın ilçesine gönderilir.
Şapsıglar Ilgın’ın 13 km.doğusunda su kanalı geçen ve ufak çaplı iki göl bulunan bölgeye yerleşir.Bölgede Sivrisinek çokluğundan rahatsız olan çerkesler aynı bölgede yer değiştir.Yayılan Sıtma hastalığı neticesinde kalabalık ölümler gerçekleşir.Bir yerleşim yerinde ise peşpeşe 3 çocuk ölmesi üzerine çerkesler yine yer değiştirip Köy’ün bugünkü bulunduğu yere 7 nci defa konmuş olur.Buraya çerkesce Hopleşe ismini verirler.Bir kısım aile ise Şereflikoçhisar’a göç eder.Nüfus az olduğu için civardan Tol denirmiş.Sürüler için tutulan bir çobanın ismi Hasan olması nedeni ile zaman içerisinde Delihasan Tolu şeklinde söylenmeye başlanır.
Aile; civardaki Pusat köyünden Hacıbey’in bir kızı ile Musa beyin oğlu Aptullah beyi evlendirirler.Bu akrabalık nedeni ile Hacı beyin oğlu Bekir bey’de Hopleşe köye taşınır. Delihasantolu’nda onlarada ev kurulur.Zaman içerisinde köye Yağlıoğulları diye bir aile daha gelir.Sonraları Saime kadın ve Faruk bey gibi isimler de burada oturmuştur.Aptullah bey’in oğlu İshak bey Hicri 1308(1892)tarihinde burada doğar.Süveyş Kanalı civarında askerde yaralanır ve neticesinde vefat eder.1934 yılında cenaze köyün yeni mezarlığına defnedilir.
Köy’ün 1 km.kadar Kuzeybatısında kalan eski mezarlık ağırlıklı olarak Kafkasya’dan gelen çerkeslerin Sıtma hastalığında kaybettiklerinin ve normal ölümlerin neticesinde meydana gelen bir mezarlıktır.1934 yıl’ında Soyadı alınma mecburiyeti getirilince Musa beyin Meliş sülalesi Özlü soyadını,Hacıbey’in oğlu Bekir bey ise Avcı soyadını almıştır.
Köy’ün ilk camiisinin kapısında Hicri 1303 tarihi mevcuttu.Bu Rumi olarak 1887 yılına tekamül eder.Camii daha sonraki yıllar içerisinde,Niyazi Özlü’nün muhtarlığı zamanında başlayıp Süleyman Çil ile iyileştirmeler devam etmiş ve Mustafa Çolak zamanında Minaresi de bitirilerek bugünkü şeklini almıştır.
1945 yılında ise Göçer durumunda ki Yörükler buraya iskan edilerek yerleşim yeri Tol seviyesinden Köy seviyesine çıkarılır.Böylece Olukpınar köyü 1945 yılında kurulmuştur.
Çerkes İshak bey’in oğlu Niyazi Özlü Hicri:1377(1921) burada doğmuş ve köyün ikinci Muhtarı olup,Çeşmenin yapılması,İçme suyunun getirilmesi,İlkokulun yapılması,Köye Telefon getirilmesi hep onun muhtarlığı zamanında yapılmıştır.
Köy bir tarım arazisi üzerinde kurulmuş olduğu için ören yerleri zamanla kaybolmuştur. Çoğunluğu toprak damlı kerpiç yapılı evlerde oturan halkın geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Buğday, arpa, yulaf, şeker pancarı, mercimek, nohut üretilir. Köyün eski bir yerleşim yeri üzerinde kurulduğunu gösteren eski mezarlığın karşısında vişne bahçeleriyle başlayan meyvecilik gelişme aşamasındadır. 3000 dekar arazinin 600 dekarında köylüler kendi imkanlarıyla sulu tarım yapmaktadırlar. Köyde süt inekçiliği yaygındır.Köy halkı, birbiriyle akraba olmalarına rağmen Olukpınar Köyünde; Sarıkeçili, Karataşlı, Karabacaklı,HacıNasıflı ve Çakallar yörüğü gibi sülaleler yaşamaktadır.Tek sınıflı bir okulu, bir lojmanı, bir camisi ve bir imamı vardır. 53 adet telefon abonesi olan Olukpınar'ın içme suyu Beykonak Kasabasından gelmekteiken yetersiz olması nedeni ile 2000 yılında köy’ün doğusunda açılan sondaj ile içme ve kullanma suyu yeraltından sağlanmaktadır.
Zaman içerisinde Muhtarlar:
1.Bekir Avcı
2.Niyazi Özlü(D-1921 Ö-1996)
3.Hasan Alıcı
4.Niyazi Özlü
5.Süleyman Çil
6.Mustafa Çolak
7.Mehmet Eğribacak
8.Veli Alıcı
9.Halil Kölemen:Gsm:0542 247 61 72 Muhtarlık:0332 885 10 43

Köy’ün bilinmeyen sırrı:
Köyün 1 km.batısında hafif bir höyük mevcuttur.Bu höyükten 1970 li yıllarda çıkarılan bir taş mevcuttur.Bu taş 1 mt.uzunluğunda ve 50 cm.eninde olup derinliği 25-30 cm.olan mermer bir taştır.Taşın üzerinde resimler mevcuttur.Üst kısmı üçgen şeklinde çatı gibi ve dört köşesinde yuvarlak dairler mevcuttur.Bu taş Olukpınar köy’ünde Niyazi Özlü’nün bahçesinde hayvanlar için tuz taşı olarak kullanılmaktadır.Taşın üzerindeki resimlerden anlaşıldığına göre,bahsedilen höyüğün altında çok çok eski tarihlere ait bir yerleşim yeri veya önemli birine ait bir mezar bulunmaktadır.Bu bilği ilk kez burada verilmektedir.
11 nci az bilinen:İzmir-Konya şehirler arası yoldan giderken olukpınar köyüne dönünce yaklaşık 400 mt.sonra tam solunuzda 600 mt.kadar ileride taşlık bir alan mevcuttur.Bu taşlık alanda eski kral mezarlarının mezarlarına benzer bir taş oyması mevcutur.Bu taş oyuk tahminen 150 cm.boyunda,100 cm.eninde ve 100 cm.derinliğindedir.Kapağı yok açık bir şekilde bulunmaktadır.Köyün 1400 mt.kadar kuzeyinde yer almaktadır.

Kaynaklar:

1.İshak bey oğlu Niyazi Özlü
2.Bekir bey oğlu İzzet Avcı
3.İshak bey’in torunu Fethi Özlü
4.Köy Muhtarı Halil Kölemen
5.Niyazi Özlü oğlu İshak Özlü
6.Beytullah Yıldırım

alıntıdır..