Reformtürk 13 Yıldır Sizlerle
8 sonuçtan 1 ile 8 arası
  1. #1
    SPONSOR REKLAM **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Kelime (Sözcük) Bilgisi

    Kelime (Sözcük) Bilgisi



    SÖZCÜK (KELİME)

    Cümlenin anlamlı en küçük birimlerine ya da tek başına anlamı olmadığı hâlde cümle içinde anlam kazanan anlatım birimlerine kelime denir. Kelime, insanlar arasında anlaşmayı sağlayan dilin anlamlı en küçük parçasıdır. Kelimelerin belirli bir düzen içerisinde bir araya getirilmesiyle anlaşma sağlanır.

    SÖZCÜKTE ANLAM

    Kelimeler de dil gibi canlı varlıklardır. Sahip oldukları anlamların dışında zamanla yeni anlamlar kazanabildikleri gibi bir anlamda birkaç kelime de kullanılabilir. Bu özellikler hem kelimenin kendisine ait olabilir, hem de diğer kelimelerle olan anlam ilişkisini gösterebilir. Burada kelimelerin anlam özelliklerinin yanı sıra kelimeler arasındaki anlam ilişkileri de karşımıza çıkmaktadır. Kelimeler tek başlarına anlamlı olabildikleri gibi cümlede veya söz içinde kullanılışlarına göre yeni anlamlar da kazanabilirler, aralarında anlamdaşlık sesteşlik gibi ilişkiler de barındırabilirler.

    Anlam bakımından kelimeler ve kelimeler arasındaki anlam ilişkileri şunlardır:

    A. ANLAM BAKIMINDAN SÖZCÜKLER

    Kelimelerin taşıdıkları anlamları maddeler hâlinde sıralayalım.

    1. GERÇEK ANLAM (TEMEL ANLAM)

    Kelimelerin taşıdıkları ilk ve genel anlama gerçek anlam denir. Kelimelerin sözlükteki ilk anlamıdır. Kelimenin gerçek anlamı, herkesçe bilinen yaygın anlamıdır. Buna "temel anlam" da denir.

    Meselâ, “ağız” dendiğinde akla ilk gelen, organ adıdır. “göz” kelimesi de öyle.

    Soğuktan su boruları patlamış.

    Ayağında eski bir spor ayakkabı var.

    Biraz sonra toprak bir yola girdik.

    Kanadı kırık bir martı gördüm.

    Soğuk sudan boğazı şişmişti.

    Yataktan kalkarken başımı duvara çarptım.

    Dün gece erken yattım.

    Sıcak çorbayı içince rahatladım.

    Dolaptan temiz el***elerini çıkardı.

    Ahmet’in burnu iyi koku alır.

    Ağzında yaralar oluşmuştu.

    Elini hırsla masaya vurdu.

    İri hantal gövdesini zorlukla sürüklüyor gibiydi.

    Gölün kıyılarını yapraksız, bodur ağaçlar kuşatmıştı.
    2. YAN ANLAM

    Temel anlamıyla bağlantılı olarak zamanla ortaya çıkan değişik anlamlara yan anlam denir. Sözcüğün gerçek anlamının dışında, ancak gerçek anlamıyla az çok yakınlık taşıyan yeni anlamlar kazanması yan anlamı oluşturur. Bir sözcüğün yan anlam kazanmasında genellikle yakıştırma ve benzerlik ilgisi etkili olmaktadır.

    Meselâ “göz” dendiğinde akla ilk gelen, kelimenin temel anlamı olan organ adıdır. Ama “iğnenin gözü”, “çantanın gözü”, masanın gözü” tamlamalarındaki anlamlar benzetme yoluyla kazandırılmış yeni anlamlardır. Bunlara da yan anlam denir.

    Meselâ, “düşmek” kelimesi “Meyveler tek tek yere düştü” cümlesinde temel anlamda; “Çocuğun pantolonu düşüyordu”, “Bu yılın ilk karı düştü” ve “Kavakların gölgesi yola düştü” cümlelerinde yan anlamdadır.

    Beşiktaş sırtlarına ağaç dikiyorlar. (arka taraf)

    Gülün tomurcukları sabahleyin patlamış.

    Uçağın kanadı havada parçalanmış.

    Başı kırık bir çiviyi sökmeye uğraşıyor.

    Bu dalda başarılı olabileceğimi sanıyorum.

    Köprünün ayağına bomba koymuşlar.

    Şişeyi boğazına kadar doldurdu.

    Kapının kolunu kırınca babamdan azar işittim.

    Benim yetiştirdiğim öğrenciler daha başarılı.

    Yokuşun başına kadar koştuk.
    Somutlaşma ve soyutlaşma: Dilimizde kelimeler sadece bir anlamda kullanılamaz. Yani bir kelime birden fazla yerde ve çok farklı anlamlarda kullanılabilir. Onun için somutlaşma ve soyutlaşma, dilimizdeki kelimeler için her zaman mümkündür. Somut anlamıyla “geçilen yer” demek olan “yol” kelimesi “yöntem, metot” anlamına gelerek soyutlaşmıştır.

    Yakıştırmaca: Kendi adı olmayan ya da adı olduğu hâlde bilinmeyen varlıklar çeşitli özellikleri nedeniyle uygun olan kelimelerle adlandırılır. Buna yakıştırmaca denir. Uçağın kanadı, masanın gözü, ayakkabının burnu vb
    3. MECAZ ANLAM

    Bir sözcüğün gerçek anlamından bütünüyle uzaklaşarak kazandığı yeni anlama mecaz anlam denir. Başka bir deyişle bir kelimenin, gerçek anlamı dışında, başka bir kelimenin yerine kullanılması sonucu ortaya çıkan anlamdır. Bu kullanımda anlatımı renklendirmek ve kuvvetlendirmek esastır. Mecaz anlamda iki kelime bir yönüyle benzerlik ilgisi kurularak birbirine benzetilmiştir.

    Bu konuyu bir daha açmayacağım.

    İşsizlik sorunu hükümeti terletecek.

    Derdim çoktur, hangisine yanayım.

    Doktora boş gözlerle bakıyordu.

    Bu şarkıya bayılıyorum.

    Tatlı sözlerle babasının gönlünü aldı.

    Yakında savaş patlayacak.

    Hepimiz onun hafif biri olduğunu biliyorduk.

    İnce işlere aklım pek ermiyor.

    Kitapları taşırken kolum koptu.

    İlk damlalardan sonra yağmur birden coştu.

    Bu söze gençlerden biri ince bir karşılık verdi.

    Onun pişkinliğine bir anlam veremedik.

    Cesaretinin kırılmasına sen sebep oldun.

    Mecaz anlamlar, benzetme ve ilgi yollarıyla yapılır. Benzetme yoluyla yapılanlardan biri istiaredir. İstiare açık ve kapalı olmak üzere ikiye ayrılır. Edebiyat dersinde söz sanatları arasında incelenir. Eğretileme ve deyim aktarması da denir.
    “Kurban olam, kurban olam

    Beşikte yatan kuzuya” (açık istiare)

    “Tekerlekler yollara bir şeyle anlatıyor.” (kapalı istiare)

    İlgi yoluyla yapılanlara ad aktarması denir. Ad aktarmasında benzetme amacı olmaz. İç-dış, parça-bütün, neden-sonuç, sanatçı-yapıt, yer-insan, yer-olay gibi ilgiler vardır. Aşağıdaki cümleler ad aktarmasına örnektir. (ad aktarması ayrıca mecaz-ı mürsel adıyla söz sanatlarında da işlenir.)

    Dalgalan sen de şafaklar gibi ey nazlı hilâl

    Saçını kestir demedim mi?

    Bereket yağıyor; çiftçinin yüzü gülecek.

    Ayağını çıkarmadan girebilirsin.

    Bu olaylara Ankara sessiz kalıyor.

    Orhan Veli’yi okur musun?
    4. DEYİM ANLAM

    Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.

    Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun?

    Kendi düşüncelerinde ayak diriyordu.

    Korktuğu başına gelmiş, arabası bozulmuştu.

    Her gördüğüne dudak büküyordu.

    Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.

    İki genç adam boğaz boğaza geldi.

    Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.

    Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.

    Sonunda korktuğumuza uğradık, çocuk kayboldu.

    Matematiği aklım almıyor.

    Çocuk ağzı açık beni dinliyordu.

    Öğrenciler, beni can kulağı ile dinliyordu.

    Hiçbir işte dikiş tutturamamıştı.

    Bizimkinin iyice çenesi düştü.

    Göze girmek için her şeyi yapıyor.

    İşin ağırlığın gözümüzü korkutmuştu.

    Bu soruya kafa yormanı istemiştim.

    Çocuk eli uzun biri, cüzdanımı almış.

    Burası çok ayak altı, şurada duralım.

    Deyimlerin özellikleri:

    a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.

    Meselâ "yüzün ak olsun" yerine "yüzün beyaz olsun" denilemez,

    "ocağına incir ağacı dikmek" yerine "ocağına çam ağacı dikmek" denilemez,

    "ayıkla pirincin taşını" yerine "ayıkla bulgurun taşını" denilemez,

    "dilinin altındaki baklayı çıkar" yerine "dilinin altındaki şekeri çıkar" denilemez,

    "tüyleri diken diken ol-" yerine "kılları diken diken ol-" denemez.

    Ama istisnalar yok değildir: “baş başa vermek” ve “kafa kafaya vermek” gibi.

    Araya başka kelimeler girebilir:

    “Başını derde sokmak” Başını son günlerde hep derde soktu.

    b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar: “Çam sakızı çoban armağanı”, “dili çözül-”, “dilinde tüy bit-”, “dilini yut-”

    c) Deyimler en az iki sözcükten oluşurlar. Bu özellik deyimi mecazdan ayırır.
    • 1. Ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:
    ağzı açık, kulağı delik,

    eli uzun, kaşla göz arasında,

    bulanık suda balık avla-, dikiş tutturama-,

    can kulağı ile dinle-, köprüleri at-,

    pire için yorgan yak-, pişmiş aşa su kat-,

    kafayı ye-, aklı alma-,

    akıntıya kürek çek-, ağzı kulaklarına var-,

    bel bağla-, çenesi düş-,

    göze gir-, dara düş-,
    • 2. Ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.
    Yorgan gitti, kavga bitti.

    Dostlar alışverişte görsün,

    Çoğu gitti azı kaldı,

    Allah bana ben de sana,

    Atı alan Üsküdar'ı geçti,

    Tut kelin perçeminden,

    Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı,

    Kızım sana söylüyorum, gelinim sen alın.

    Ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?,

    Ne şiş yansın ne kebap,

    Fol yok yumurta yok ..

    d) Deyimler özel anlamlı sözlerdir. Deyimler genel yargı bildirmezler. Deyimler bir kavramı belirtmek için bulunmuş sözlerdir. Öğütte bulunmazlar. Atasözleri ise genel anlamlı sözlerdir. Ders vermek, öğütte bulunmak için ortaya konulmuşlardır. Deyimle atasözünü ayıran en önemli nitelik budur. Meselâ: "İşleyen demir ışıldar" atasözüdür. Çalışmanın önemini anlatmaktadır. Bu yargı dünyanın her yerindeki insan için geçerlidir.

    e) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır. Çantada keklik, ağzı açık, kulağı delik, abayı yakmak, devede kulak, hapı yutmak, fol yok yumurta yok, hem nalına hem mıhına, ne şiş yansın ne kebap, ben diyorum hadımım, o soruyor kaç çocuğun var?

    Bazı deyimler ise anlamlarından çıkmamışlardır: Çoğu gitti azı kaldı, ismi var cismi yok, adet yerini bulsun, Allah bana ben de sana, yükte hafif pahada ağır, özrü kabahatinden büyük, dosta düşmana karşı, iyi gün dostu, canı sağ olsun ..

    f) Deyimler cümlenin öğesi olabilir, cümlede başka görevler de alabilir:

    Üzüntüsünden ağzını bıçak açmıyordu. (Yüklem)

    Damarıma basmadan konuşamaz mısın? (Zarf tümleci)

    Aslan payı ona düştü. (Özne, isim tamlaması)

    O, dik kafalı biridir. (sıfat tamlaması, sıfat)

    g) Kafiyeli deyimler de vardır:

    Ele verir talkımı, kendi yutar salkımı

    5. TERİM ANLAM

    Bir bilim, sanat ya da meslek dalıyla ilgili bir kavramı karşılayan kelimelere terim denir. Terimlerin anlamları dar ve sınırlıdır.

    Örnek: "Ekvator" kelimesi tek bir anlama gelir ve tek bir nesneyi karşılar.

    Örnek: kök, mısra, muson.

    “yüklem, özne, kök, zarf”, dil bilgisi terimleri; “üçgen, daire, çap”, kelimeleri de geometri terimleridir.

    Terimler halkın söz varlığında yer almaz, ama halk ağzında kullanılıp da sonradan terim özelliği kazanmış kelimeler vardır.

    Örnek: "Budala" kelimesi halkın söz varlığında aptal, anlayışsız, sersem anlamlarıyla kullanılır, fakat bu kelime psikolojide belli bir zeka seviyesine sahip anlamında kullanıldığında terimdir.

    Terimler, genellikle gerçek anlamıyla kullanılan sözlerdir. Terimlerin, mecaz anlamı, yan anlamı, deyim anlamı yoktur.

    Boğaz’ı geçip Karadeniz’e ulaştık.

    Ayağı olmayan göllerde tuz oranı yüksek olur.

    Ağacın kökleri çok derinde.

    Üçgeninaçıları toplamı 180’dir.

    6. ARGO ANLAM

    Sadece belli bir topluluk ya da meslek tarafından kullanılan özel sözcüklerden oluşan dile argo denir.

    Argo, dil içinde bir dil gibidir.

    Külhanbeylerinin anlaşma vasıtası da denebilir. Küfürle karıştırılmamalıdır.

    Argonun varlık sebebi kolay ve çekici anlatımı yakalama isteğidir.

    Şekil ev anlamda ölçüsüzlük ve mübalâğa esastır.

    Bağımsız ve sorumsuz yaşayışın dilidir de denebilir.

    Dışa dönüklük, boşalma, rahatlama argoda sınırsızdır. Her şeye küfür kelimeleri kullanmadan küfredilir.

    “Canına yandığımın dünyası” gibi.

    abdestini vermek: azarlamak

    aklına tükürmek: birinin düşüncesini beğenmemek

    röntgenci: kadınları gizlice gözetleme alışkanlığı olan erkek

    piliç gibi: güzel ve sevimli kız

    mektep çocuğu: acemi, toy

    zokayı yutmak: aldatılıp zarara sokulmak

    yutmak: iyice eksiksiz olarak öğrenmek

    arakçı: hırsız

    bal kabağı: aptal, beyinsiz

    torpil, moruk, çakmak (sınıfta kalmak), asılmak...
    7. SOYUT ANLAM

    Beş duyu organından biriyle algılanamayan, maddesi olmayan, varlıkları inançla ve his ile bilinen kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere soyut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de soyut anlam denir.

    Hayal, rüya, düşünce, menfaat, sevgi, korku, güzellik...

    8. SOMUT ANLAM

    Beş duyu organında biriyle algılanabilen, maddesi olan kavram ve varlıkları karşılayan kelimelere somut kelimeler denir; bu kelimelerin gösterdiği anlam özelliklerine de somut anlam denir.

    Ağaç, taş, ev, mavi, soğuk, su, masa, yol, yürümek, koşmak...

    Soyut anlamlı kelimeler mecazlı kullanılarak somuta aktarılabilir.

    “Yazınızda kuru bir anlatım görüyorum.”

    “Adam yıldızlara basa basa yürüyordu.”


  2. #2
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Sözcük Türleri

    Sözcük Türleri

    • İsimler (Adlar)
    • Fiiller (Eylemler)
    • Sıfat (Önad)
    • Zamir (Adıl)
    • Zarf (Belirteç)
    • Edat (İlgeç)
    • Bağlaç
    • Ünlem


  3. #3
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart İSİMLER (Adlar)

    İSİMLER
    A. Varlıklara Verilişlerine Göre.


    1. Özel İsim
    2. Cins İsmi
    B. Maddelerine Göre İsimler
    1. Somut İsim
    2. Soyut İsim
    C. Varlıkların Sayılarına Göre İsimler
    1. Tekil isim
    2. Çoğul isim
    3. Topluluk İsmi
    D. Yapılarına Göre İsimler
    1. Basit İsim
    2. Türemiş isim
    3. Birleşik İsim
    a. Bitişik Yazılan Birleşik İsimler
    b. Ayrı Yazılan Birleşik İsimler
    İsimlerde Küçültme.
    İsmin Hâlleri
    1. Yalın Hâl (Nominatif)
    2. Belirtme (Yükleme) Hâli
    3. Yönelme Hâli
    4. Bulunma Hâli
    5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli
    6. Eşitlik Hâli
    7. Vasıta Hâli
    8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli)
    İsim Tamlamaları
    Sınav sorularında ve dilbilgisi anlatımında “tür, görev, tür ve görev” kelimeleri aynı şeyi ifade eder. Türkçe’deki kelimelerin tür ve görev yönünden özelliklerini aşağıdaki şekilde gösterebiliriz:
    TÜR VE GÖREV BAKIMINDAN KELİMELER

    İSİM SOYLU KELİMELER FİİL SOYLU KELİMELER
    A. Tam Anlamı Olanlar 1. Fiil
    1. Tek Başına Görev Üstlenenler 2. Fiilimsi
    - İsim (Ad) a) İsim-fiiller (Ad-Eylem)
    - Zamir (Adıl) b) Sıfat-Fiiller (Ortaç)
    c) Zarf-Fiiller (Bağ-Fiil,Ulaç)
    2. Başka Kelimelerle Birlikte Görev Üstlenenler
    - Sıfat (Önad)
    - Zarf (Belirteç)
    B. Tam Anlamı Olmayanlar
    - Edat (İlgeç)
    - Bağlaç
    - Ünlem
    Yukarıdaki şekilden de anlaşılacağı gibi Türkçe’de dokuz çeşit kelime vardır. Bunlardan yedisi isim soylu, ikisi fiil soyludur.
    İSİMLER
    Tanım:Canlı cansız bütün varlıkları, kavramları, hatta fiilleri de karşılayan, onları anmaya, tanımaya, birbirinden ayırmaya yarayan kelimelere isim (ad) denir:ağaç, su, deniz, Hasan, Anadolu, gidiş, dönüş vb.
    İsimler çeşitli yönlerden sınıflara ayrılır.
    A. VARLIKLARA VERİLİŞLERİNE GÖRE

    İsimler ait oldukları varlığın veya kavramın eşi benzeri olup olmamasına göre ikiye ayrılır: Varlık veya kavram özelse (eşsiz, benzersiz) onun ismi de özel isim; cins ise (aynısından birden fazla) onun ismi de cins ismidir.
    1. ÖZEL İSİM:Kâinatta tek olan, tam bir benzeri bulunmayan varlıkları karşılayan kelimelere denir.
    Bütün özel isimler (özel ismi oluşturan her kelime ve onları niteleyen, tanıtan unvanlar) büyük harfle başlar. Büyük harfle başlamazsa cins ismi zannedilebilirler.
    Yavuz, Hasan, Kayseri, Acıpayam, Akdeniz, Alanya, Ulu Cami, Sultan Selim, Hatice, Küçük Ağa, Türkçe, Türk Dil Kurumu...
    Başlıca Özel İsimler
    1. İnsan isimleri: Ali, Meltem, Mehmet, Meral, Yasemin, Uğur, Barkın...
    2. Kurum, kuruluş, müessese, makam, üniversite isimleri:Mamak Anadolu Lisesi, Yeşilay Derneği, Türk Dil Kurumu, Ege Üniversitesi, Kars Valiliği, Turhal İlçe Millî Eğitim Müdürlüğü...
    3. Millet, kavim, din, mezhep isimleri:Türk, Türkler, Yunan, İngiliz, Çeçen, Ruslar...
    Müslüman, Musevî, Hıristiyan...
    İslâm, İslâmiyet, Musevîlik, Hıristiyanlık...
    Hanefî, Hanefîlik, Şafiî, Alevî...
    4. Dil isimleri: Türkçe, Farsça, Fransızca, Macarca, Fince, Tibetçe...
    5. İl, İlçe, Semt, mahalle, cadde, bulvar, sokak isimleri:Sivas, Ankara, İstanbul, Mamak, Yenişehir, Şirinevler, Dikimevi, Atatürk Bulvarı, İvedik Caddesi, Gönül Sokak...
    6. Ülke ve bölge isimleri:
    Türkiye, Afganistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti...
    Batı Almanya, Batı Trakya, Güney Yemen, Doğu Avrupa, Doğu Anadolu Bölgesi, İç Anadolu (Bölgesi), Ege, Marmara...
    7. Kıta isimleri:Avrasya, Asya, Avrupa, Afrika, Amerika, Antarktika, Arktika, Avustralya.
    8. Deniz, okyanus, göl, akar su, boğaz, geçit isimleri:Akdeniz, Karadeniz, Manş Denizi, Büyük Okyanus, Atlas Okyanusu
    Van Gölü, Hazar Denizi, Beyşehir Gölü, Kızılırmak, Yeşilırmak, Sakarya, Seyhan, Fırat, Nil, İstanbul Boğazı,Panama Geçidi, Süveyş Kanalı ...
    9. Dağ, tepe, ova, yayla isimleri:Elmadağ, Uludağ, Ağrı Dağı, Erciyes (dağı), Everest Tepesi, Çukurova, Konya Ovası...
    “Konya Ovası, Van Gölü, Ağrı Dağı” gibi her iki harfi de büyük yazılan özel isimlere dikkat edilirse, birinci kelimenin zaten il olarak mevcut olduğu; ikinci kelime eklenince oluşan ismin o ile ait ama yeni ve özel bir varlığı karşıladığı görülür. Hâlbuki Hürriyet gazetesi, Nil nehri, Ankara şehri, Fırat nehri, Erciyes dağı gibi örneklerde birinci kelime büyük, ikinci kelime de küçük harfle başlamaktadır. Bunun sebebi bu kelimelere eklenen ikinci kelimelerle yeni bir özel isim oluşturulmuş olmamasıdır. Hürriyet zaten bir gazete adı; Nil zaten bir nehir adı; Ankara zaten bir şehir adı; Erciyes zaten bir dağ adıdır.
    10. Gezegen ve yıldız adları:Merih, Mars, Jüpiter, Venüs, Küçükayı...
    11. Dünya, güneş ve ay kelimeleri terim olarak (astronomi ve coğrafya terimi) kullanılıyorsa özel isim olduğu için büyük; diğer anlamlarında (gerçek, mecaz, yan, eş, deyim vb.) kullanılıyorsa cins ismi olduğu için küçük harfle başlar:
    Ay’ın yakından çekilmiş fotoğrafları insanlığı pek şaşırtmıştı.
    Yazın Güneş ışınları Dünya’ya dik olarak gelir.
    Türkiye’nin birçok yerinde insanlar Güneş tutulmasını seyretti.
    Sabahtan beri dünya kadar yer dolaştık.
    Şair sevgilisinin yüzünü aya benzetir. (ayın kendisine değil, görünüşüne)
    12. Kitap, gazete, mecmua, eser isimleri:Tercüman (gazetesi), Zaman (gazetesi); Nokta (dergisi), Aktüel (dergisi); Türk Dili (dergisi), Virgül; Yaprak Dökümü, Semerkant; Resimli Türk Edebiyatı Tarihi, Türk Ansiklopedisi...
    13. Hayvanlara takılan özel isimler:Tekir, Karabaş, Yumoş, Minnoş, Pamuk...
    2. CİNS İSMİ:Aynı cinsten olan varlıkların ortak isimleridir. Dilin temel kavramları cins (tür) isimleridir.taş, yol, ağaç, ırmak, kitap, dergi, yaprak, ev, çocuk, su, sıra, hayal, düşünce, sıla, özlem, taraf, ceza...
    Başlıca Cins İsimleri
    1. Vücudun bölümleri ve organ isimleri: baş, kol, el, ayak...
    2. Akrabalık isimleri: ana, baba, kardeş, dayı, hala, teyze...
    3. Araç, eşya isimleri: kaşık, makas, bardak, iplik, iğne...
    4. Hayvan ve bitki isimleri: kedi, kartal, fındık, ceviz, kiraz...
    5. Kavramlar: düşünce, hedef, zekâ, temenni...
    6. İş, meslek; meslek sahibi simleri: öğretmenlik, öğretmen, avukat, işçi, memur, profesyonel, futbolcu...
    7. Giyecek isimleri:ceket, ayakkabı, gömlek, eldiven...
    8. Yiyecek isimleri:elma, yemek, ekmek, biber...
    9. İçecek isimleri:su, meşrubat, gazoz...
    10. Sayı isimleri:on, beş yüz, bir...
    11. Renk isimleri:sarı, kıpkırmızı, mor...
    12. Nitelik isimleri:büyük, kocaman, dairesel...
    13. Zaman isimleri:ay, saat, dakika, yıl...
    14. Soru. Kelimeleri:ne, kim, hangi...
    Bazı cins isimlerin özel isim olarak kullanıldığı görülür:
    tırmık: bir ziraat aleti.
    Tırmık: bir kedinin özel adı
    ozan: şair
    Ozan: erkek ismi
    B. MADDELERİNE GÖRE İSİMLER

    İsimler, karşıladıkları varlıkların beş duyu organından herhangi biriyle algılanıp algılanamamasına göre ikiye ayrılırlar.

    1. Somut İsim :Beş duyudan herhangi biriyle algılayabildiğimiz, kavrayabildiğimiz varlık ve kavramların isimleridir. Yani somut varlıkları karşılayan isimlere somut isimler denir. Bu isimler, herkes tarafından görülen, bilinen, hissedilen, cismi olan, varlığı kişiden kişiye değişmeyen varlıkları karşılarlar.
    su, toprak, ağaç, ses, televizyon, rüzgâr, sarı, mavi, duman, koku...
    2. Soyut İsim :Beş duyudan herhangi biriyle algılanamayan, madde hâlinde bulunmayan ve zihnimizle kavradığımız veya var olduğuna (akla, ruha, sezgiye, inanca bağlı olarak) inandığımız varlıkların isimleridir.
    sevinç, şüphe, tezat, Allah, cesaret, keder, korku, aşk, melek, ruh, şeytan...
    C. VARLIKLARIN SAYILARINA GÖRE İSİMLER

    1. Tekil isim:Tek varlığı belirten ve karşılayan, yapıca tekil olan (topluluk isimleri hariç) kelimelerdir. kendi, ben, çocuk, kalem, defter...
    Not: Tür adı olan her kelime, o türden tek varlığı anlattığı gibi; biçimce çoğullanmadığı hâlde o türün tümünü ya da bir bölümünü de anlatabilir. Bu durumda da tekil sayılırlar.
    İnsan, düşünen, konuşan bir varlıktır. (bütün insanlar)
    Çiçek, susuzluktan kurumuş. (herhangi bir çiçek)
    2. Çoğul isim:Yapısında, anlamında birden çok varlığı barındıran, çokluk eki almış isimlerdir. Cins isimlerinin çoğulu yapılır.
    onlar, evler, fikirler, merkezler, dünyalar, kuşlar, böcekler, kelebekler, arılar...
    Not: Şekil yönüyle çoğul olmadığı, çokluk eki almadığı hâlde anlamca çoğul olan kelimeler vardır.
    Seçmen, tercihini yarın ortaya koyacak.
    Asker, sınırları bekliyor.
    Genç yaşta saçı dökülmüş.
    Bu cümlelerde seçmen, asker ve saç kelimeleri tekil oldukları hâlde anlamca çokluk bildirmektedirler. Bunlar, topluluk isimleri değildir.
    Not: Bazı durumlarda özel isimlere de çoğul eki getirilir:
    1. Aile anlamı katar; -gil ekinin yerine kullanılır, yapım eki görevinde olduğu için ayrılmadan yazılır.
    Yarın Ahmetlere gideceğiz.
    İzmir’e, amcamlara/dedemlere/teyzemlere gideceğiz. (burada özel isme getirilmemiş.)
    Aliler bize gelecekler.
    2. Benzerleri anlamı katar, kesme işaretiyle ayırarak yazılır:
    Bu millet nice Fatih'ler, Kemal'ler yetiştirecektir.
    Bu topraklarda ne Çaldıran’lar, ne Ridaniye’ler yaşandı.
    3. Aynı ismi taşıyanları belirtir:
    Sınıftaki Ali’ler ayağa kalksın.
    Hüseyin’lerin hepsi buraya gelsin.
    4. Abartma anlamı katar:Çalışmak için ta Almanya’lara gitti.
    5. Topluluk, soy kavramı bildirir:Osmanlılar, Türkler, Yunanlar, Adanalılar, Konyalılar...

    3. Topluluk İsmi:Yapıca tekil, ancak anlam bakımından çoğul olan; aynı türe dahil birden çok varlığı anlatan isimlerdir. Teklerden oluşan topluluğu, çokluğu bildiren kelimelere denir.
    ordu, sürü, orman, sınıf, okul, millet...
    Not: Topluluk isimleri de çokluk eki alabilir. Bu durumda aynı topluluktan birden fazla olduğu ifade edilmiş olur.Ordular, ormanlar, sürüler.

    D. YAPILARINA GÖRE İSİMLER

    İsimler kaç kelimeden oluştuklarına ve yapım eki alıp almadıklarına göre de sınıflandırılırlar.
    1. Basit İsim:Herhangi bir yapım eki almamış, kök hâlindeki isimlere denir. Çekim eki almış hâlde kullanılabilirler. Türemiş ve birleşik kelimeler yaparken bunlara yapım ekleri getirilir.
    İnsan, kelebek, gölge, yaprak(lar), kağıt(ta), kuş(u), çiçek(ler), dağ(dan), bir(de), ...
    Basit isimlerimizin çoğu tek hecelidir, ama bütün basit isimler tek heceli zannedilmemeli.
    Basit isimler, daha küçük ve anlamlı parçalara ayrılamazlar. Meselâ “kelebek kelimesini kel-ebek şeklinde ikiye ayırıp “kel” diye anlamlı bir kelime bulabiliriz gibi bir düşünce yanlıştır. Çünkü parça ile bütün arasında her zaman -az ya da çok-bir anlam ilgisi bulunmalıdır.
    2. Türemiş isim:İsim veya fiil kök ve gövdeleriyle yansıma kelimelere bir yapım ekinin getirilmesiyle oluşturulmuş, şekil ve anlam olarak yeni isimlere denir.
    İsimden türeyenler: kömürlük, kitaplık, tuzluk, başlık, kulaklık, gecelik, gençlik, insanlık, Türklük, çocukluk, hanımlık, kardeşlik, Müslümanlık, kulluk, erkeklik, bilgelik, bayramlık, kışlık, akşamlık, gömleklik, iyilik, güzellik, küçüklük, öğretmenlik, doktorluk, veterinerlik, eczacılık, arıcılık, demircilik, kılavuzluk, rehberlik...
    Yansımalardan türeyenler:çıtır-tı, cızır-tı, şakır-tı, şıkır-tı, homur-tu, gıcır-tı, patır-tı
    Fiilden türeyenler: gel-mek, oku-mak, ye-mek, iç-mek, çalış-mak...
    yemek, çakmak, ekmek, ilmek, kaymak,
    başlama, okuma, yazma, nakletme, hasta olma, danışma, sevme, inanma...
    3. Birleşik İsim:Birleşik isimler, birden fazla kelimenin bir araya gelip yeni bir varlığı veya kavramı karşılayacak şekilde kalıplaşarak oluşturdukları, anlam ve şekil bakımından yeni isimlerdir.
    Birleşik ismi oluşturan kelimeler arasına herhangi bir ek veya kelime giremez; girerse bu kelime grubu birleşik isim olmaktan çıkar, belirtili isim tamlaması veya başka bir kelime grubu olur.
    Bu isimler anlam bakımından tam bir kalıplaşmaya uğradıkları için tek bir kelime olarak kabul edilir ve bu şekilde kullanılırlar.
    Türkçe’de üç yolla birleşik isim yapılır:
    Anlam kayması yoluyla
    Ses kaynaşması yoluyla
    Kelime sınıfı kayması yoluyla
    a. Anlam kayması yoluyla:
    Birincisi: Birleşik ismi oluşturan kelimelerin tamamı (genellikle iki kelimeden oluşurlar) anlam kaybına uğrar. Hanımeli, aslanağzı, katırtırnağı, devetabanı, suçiçeği, demirbaş, denizaltı, kuşpalazı...
    İkincisi: Kelimelerden sadece birincisi anlam kaybına uğrar:Adamotu, yayınbalığı, incehastalık...
    Akçaağaç, akçakavak, akciğer, karabiber, alageyik...Başbakan, başyazar, başhekim...
    Üçüncüsü: İkinci kelime anlamını kaybeder:Karatavuk, yerelması, karafatma...
    b. Ses kaynaşması yoluyla:cumartesi, pazartesi, kahvaltı, çörotu, peki...

    c. Kelime sınıfı kayması yoluyla:kaptıkaçtı, külbastı, mirasyedi, dedikodu, hünkârbeğendi, albastı, gecekondu...
    örtbas, sıkboğaz, alaşağı, ateşkes, kapkaççı...
    giderayak, bilirkişi, vatansever, hacıyatmaz, cankurtaran...
    elverişli, rasgele, albeni, çalçene...
    Buraya kadar yapılan tasnife göre her kelimenin birden fazla özelliği vardır:

    Varlıklara verilişine göre : özel isim, cins ismi
    Maddelerine göre : soyut, somut
    Varlıkların sayılarına göre : tekil isim, çoğul isim, topluluk ismi
    Yapılarına göre : basit, türemiş, birleşik
    el : cins ismi; somut, tekil, basit isim
    düşünce : cins ismi; soyut, tekil, türemiş isim
    kitaplıklar : cins ismi; somut, çoğul, türemiş isim
    ayakkabı : cins ismi; somut, tekil, birleşik isim
    ordu : cins ismi; somut, topluluk ismi, basit isim
    Ankara : özel isim; somut, tekil, basit isim
    Çanakkale : özel isim; somut, tekil, birleşik isim.
    İSİMLERDE KÜÇÜLTME

    Bir varlığın, bir ismin küçüklüğü genel olarak, başına getirilen “küçük, mini, ufak” gibi sıfatlarla ifade edilir:Küçük köy, ufak el, mini kasa...
    Bazen bu sıfatların yerini “Cİk, -Ceğİz” ekleri tutar. Bu ekler isimlere küçültme anlamı katar.
    küçük tepe›tepecik küçük çocuk›çocukcağız

    Not: Bu ekler her zaman küçültme anlamı katmayabilir; acıma ve sevgi; zavallılık ve küçümseme anlamları da katabilir:
    Serçecik daldan dala atlıyor. (acıma)
    Adamcağız korka korka ayağa kalkar. (acıma)
    Bebeciğimi çok özledim, diyordu. (sevgi)
    küçük insan›insancık (zavallılık)
    zavallı kelimeler›zavallı kelimecikler (küçümseme)
    “k” sesi ile biten sıfatlara –Cİk eki getirildiğinde sıfatın sonundaki “k” düşer:
    küçük›küçücük ufak›ufacık alçak›alçacık minik›minicik

    “-cE, -İmsİ, -İmtrak” ekleri de küçültme anlamı katar:
    küçük›küçükçe büyük›büyükçe iri›irice yeşil›yeşilimsi sarı›sarımtırak
    İSMİN HÂLLERİ:

    İsimleri isimlere, fiillere, edatlara bağlayan, diğer kelimelerle ilişki kurarak isimlerin cümlede görev kazanmasını sağlayan eklere isim hâl ekleri denir. İsimlerin bu ekleri alarak yüklendikleri görevlere ismin hâlleri denir.
    1. Yalın Hâl (Nominatif):Eki yoktur.İsimlerin hiçbir hâl eki almamış hâlleridir. Çoğul, iyelik ve bildirme eki almış olabilir. Bu durumda da yalın hâlde sayılırlar.
    ev, okul, yol, çocuk, fikir, baba(sı), defter(ler), çalışkan(dır)...
    Yapım ekleri de ismin yalın durumunu değiştirmez: kalemlik, bilgili, susuz, meslektaş...
    Birleşik isimler de hâl eki almamışlarsa yalındırlar:dershane, tanksavar, gecekondu, bilirkişi...
    2. Belirtme (Yükleme) Hâli: ı, -i, -u, -ü eklerini alan isimler bu duruma girer. Bu isimler genellikle belirtili nesne olur.
    Defteri, okulu... Ali kitabı aldı. (Belirtili nesne)
    ev-i gördüm, kapı-y-ı açtım, okul-u boyadılar, gül-ü koparmayın...
    NOT : Türkçe’de üçt çeşit –i (-ı, -u, -ü) eki vardır. Bunları birbirine karıştırmamalıyız.
    • Köyü güzelmiş (iyelik eki)
    • Köyü gezdiler (hal eki)
    • Ört-ü, diz-i (fiilden isim yapma eki)
    3. Yönelme Hâli:“-E” ekiyle yapılır. Yüklemin yöneldiği yeri, nesneyi ya da kavramı gösterir.
    Yönelme hâlinde, ismin belirttiği kavrama yöneliş, dönme, yaklaşma, ulaşma söz konusudur. Yönelme hâlindeki kelimeler cümlede dolaylı tümleç ve yüklem olabilir. Dolaylı tümleç, yükleme sorulan “neye, kime, nereye” sorularının cevabıdır. Sinema-y-a git, ev-e dön...
    4. Bulunma Hâli:“-dE” ekiyle yapılır.Eylemin yapıldığı yeri, nesneyi ya da soyut kavramı bildirir. Genellikle “kimde, nede, nerede”sorularına cevap vererek dolaylı tümleç olur. Babamda hiç para yoktu. (Kimde)
    ev-de oturma, okul-da öğren, yurt-ta kaldı, devlet-te bulunuyor...
    5. Ayrılma (Uzaklaşma, Çıkma) Hâli:“-dEn” ekiyle yapılır.Eklendiği kelimeyi dolaylı tümleç yapar; “çıkma, ayrılma, uzaklaşma” bildirir. İsmin ayrılma hâli, yani dolaylı tümleç, yükleme sorulan “nereden, kimden, neden” sorularının cevabıdır. okul-dan çıktı, ev-den ayrıldı, yurt-tan geliyor, devlet-ten istedi...
    • -den ekini alan isimler bazen zarf tümleci olur. Sıkıntıdan her tarafı sivilce doldu. (Zarf tümleci)

      -den eki, bazen yapım eki olarak kullanılır. Bu durumda ya sıfat ya da zarf görevi üstlenir. Candan dost, toptan satış, içten davranış...

      -den eki bazen belirtili isim tamlamalarındaki tamlayan eki –ın, -in, -un, -ün ‘ün yerini tutabilir. Çocukların biri ....Çocuklardan biri.

      -den ekini alan kelimelerle ikilemeler yapılabilir. Derinden derine sesler geliyor.

      -den ekini alan kelimelerle üstünlük anlamı taşıyan sıfat öbekleri oluşturulabilir. Gülden kırmızı yanak, Pamuktan beyaz eller...
    6. Eşitlik Hâli:“-CE” ekiyle yapılır.Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci ve yüklem olarak kullanılır.
    Onun davranışları çok zaman delicedir.
    Bu okulda yıllarca çalıştım dedi.
    O gün sizi saatlerce bekledik.
    Bu kararı sınıfça aldık.
    Bugün milletçe sevinçliyiz.
    7. Vasıta Hâli:“ile” edatı kullanılarak yapılır. “i” düşürülerek kullanılır. Bu hâldeki kelimeler cümlede zarf tümleci, edat tümleci ve yüklem olarak kullanılır.
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan. (edat tüml.)
    İşi kolaylıkla başardı.
    Ayağına gelen topa hızla vurdu.
    Babasını sevinçle karşıladı.
    O artık bizimledir.
    Öğrencileriyle geziye gitmişti.
    Arabasıyla evimize kadar getirdi.
    İğneyle kuyu kazıyorsun.
    Rüzgârın etkisiyle dallar sallandı.
    Sonbaharın gelmesiyle soğuklar artmıştı.
    Zilin sesiyle yarışma bitti.
    8. İlgi Hâli (Tamlayan Hâli):“-(n)İn”, “-dEn” ekleriyle yapılır ya da yalın hâldedir.
    Kitabın yaprağı yırtılmış.
    Ceket düğmesi
    Öğrencilerden biri

  4. #4
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Fiiller

    FİİLLER






    Seyredilecek bir şey ve dinlenilecek bir hikâye yoksa, hayat çoğu zaman bir sıkıntıdır. Çocukluğumda bu sıkıntıya karşı ya radyo dinlenirdi ya da pencereden dışarıya, sokağa, gelip geçenlere, karşı apartman dairelerinin içine bakılırdı. O zamanlar, 1958'de Türkiye'de daha televizyon yoktu. Ama "yok" denmez, tıpkı İstanbul sinemalarında gösterilmesi üç-beş yıl alan Hollywood'un efsane filmlerinden söz ederken yapıldığı gibi "daha gelmedi" denirdi iyimserlikle.
    Pencereden bakmak öylesine temel bir alışkanlıktı ki, televizyon Türkiye'ye geldiğinde ona pencereden dışarı bakar gibi bakılmaya başlandı. Babam, amcam, babaannem pencereden bakarken yaptıkları gibi, televizyon seyrederken de birbirlerinin yüzüne hiç bakmadan konuşup kavga ederler, tıpkı pencereden dışarı bakarken yaptıkları gibi gördüklerini birbirlerine anlatırlardı.
    "Bu gidişle bu kar iyice tutacak." derdi meselâ halam, sabahtan beri atıştıran kara pencereden bakarken.
    "Yine o kâğıt helvacı geldi Nişantaşı'nın köşesine!" derdim ben de öteki pencereden tramvay caddesine bakarken.
    Pazarları amcamlar, halamlar ve biz aşağı katlardaki dairelerden yukarıya, babaannemin katına çıkar, öğle yemeklerini hep birlikte yerdik. Pencereden bakıp yemeğin sofraya konmasını beklerken, orada annemler, yengemler, amcamların kalabalığı içinde olmaktan öylesine mutlu olurdum ki gözümün önünde, arkamı döndüğüm büyük salon, hazırlanmakta olan uzun yemek sofrasının üzerindeki kristal avizenin soluk lambaları canlanırdı. Babaannemin salonu bütün öteki katlar gibi yarı karanlık olurdu, ama bana bizim katlardan daha da karanlıkmış gibi gelirdi. Hiç açılmayan balkon kapılarının kenarlarından korkutucu gölgelerle sarkan tüller ve perdeler yüzünden belki. Belki de sedef kakmalı paravanalar, eski sandıklar, lenduha masalar, sehpalar, üzeri çerçeveli fotoğraflarla dolu kuyruklu bir koca piyano ve diğer eşyalarla tıkış tıkış doldurulmuş havasız odalar sürekli toz koktuğu için öyle gelirdi bana. (Orhan Pamuk; Pencereden Bakmak)
    Tanım

    Yukarıdaki parçada koyu yazılmış kelimeler, kök itibariyle fiil soylu kelimelerdir.Bunlardan bir kısmı hangi şahsın ne zaman ne yaptığını, yapmakta olduğunu ya da yapacağını göstermektedir.
    denirdi, başlandı, tutacak, çıkar...
    İşte bu şekilde, varlıkların yaptıkları veya etkilendikleri işleri, hareketleri, oluşları, kılışları, durumları zamana ve kişiye bağlı olarak anlatmada kullanılan kelimelere fiil denir.
    Fiiller dilin temel kelimeleridir.
    Fiiller mastarları ile isimlendirilirler. Mastar fiil kök veya gövdesinin “-mEk, -mE, İş” eklerini almış hâlidir. Bu ekler atıldığında geriye sadece fiil kalır. Bu fiiller artık zamana ve şahsa göre çekimlenmeye hazırdır.
    Fiil kök ve gövdelerinin, kısaca fiillerin zamana ve şahsa göre yargı bildirecek hâle getirilmesine de fiil çekimi denir.
    Geldim, okumuş, yazıyor, düşünmez, biliriz, sormalısın, dinle, konuşalım...
    Fiile çekimleri ikiye ayrılır:
    Basit (yalın) zamanlı çekimler ve birleşik zamanlı çekimler
    Basit çekimlerde sadece zaman ve şahıs ekleri vardır; ama birleşik çekimlerde zaman ekleriyle şahıs ekleri arasına birleşik zaman eki getirilir. Biz şimdilik basit zamanlı çekimleri göreceğiz. Fiil kipleri bittikten sonra birleşik zamanlı çekimleri de öğreneceğiz.
    Her fiilin bir adı vardır. Fakat bu adlar, şahıs ve zaman kavramı taşımazlar. Fiillerin sonuna “-mE, -mEk, -İş” ekleri getirilerek yapılan fiil adları, bu ekler çıkarılarak çekimlenirler.
    Sevme › sevdik
    Kalkış › kalktı
    Hoşgörmek › hoşgörelim

    Fiillerin Cümle İçindeki Görevi


    Çekimli Fiilin Yapısındaki Unsurlar

    1. Kök ve Gövde
    2. Şahıs Ekleri
    3. Ek-fiil, Çekimi ve Görevleri

    Filleri ve fiilden türemiş kelimeleri anlam ve yapı bakımından inceleyelim:
    A. FİİLDE HAREKET


    Fiilde hareket, fiilin temel anlamını ifade eder.
    Fiiller taşıdıkları temel anlamlara göre türlere ayrılırlar:
    Fiilin temel anlamı harekettir. Hareketin anlam yönünden üç yönü vardır.
    1. İş ve Kılış Fiilleri

    Öznenin iradesiyle, bir nesne üzerinde gerçekleşen, öznenin nesneyi etkilediğini ve o nesnenin de etkilendiğini gösteren fiillerdir.
    Bu fiiller geçişlidir, yani nesne alarak kullanılırlar.
    Zaten bu bakımdan iş ve kılış bildirirler.
    Örnek:Taşımak, yazmak, açmak, anlatmak, görmek, bilmek, silmek...
    2. Durum Fiilleri

    Öznenin süreklilik gösteren bir durumunu anlatan fiillerdir.
    Bu fiillerin bitmeleri için başka herhangi bir fiilin başlaması gerekir.
    Durum fiillerinde özne durağan hâldedir.
    Birçoğu, öznenin iradesi dışında gerçekleşir.
    Bunlar genellikle geçişsizdir, yani çoğunlukla nesne almazlar.
    Örnek:Uyumak, uyanmak, ölmek, susmak, oturmak, yatmak, uzanmak...
    3. Oluş Fiilleri

    Bunlar da bir nitelik değişikliği, yani bir durumdan başka bir duruma geçildiğini veya geçilmekte olduğunu bildirirler.
    Gerçekleşmelerinde öznenin doğrudan etkisi yoktur.
    Daha çok “kendiliğinden olma” söz konusudur.
    Geçişsizdirler.
    Örnek:Solmak, büyümek, bayatlamak, yeşermek, uzamak...

    FİİLDE ZAMAN


    Fiiller bir yargıyı iletirken hareketin, oluşun, kılışın, durumun, işin gerçekleştiği ya da gerçekleşeceği zamanı da belirtirler.
    Zaman, bu yüzden fiil çekiminde; yapıldığını, yapılmakta olduğunu veya yapılacağını vb. haber veren soyut kavramdır.
    Dilimizde üç temel zaman vardır:
    1. Şimdiki Zaman

    İçinde bulunulan zamandır.
    Fiilin, içinde bulunulan zamanda gerçekleştiğini ya da gerçekleştirildiğini anlatır.
    2. Geçmiş Zaman

    Fiilin, içinde bulunulan zamandan önce gerçekleştiğini bildirir. Bilinen ve öğrenilen olmak üzere ikiye ayrılır.
    a. Bilinen Geçmiş Zaman :Öznenin bizzat gördüğü veya yaşadığı fiilleri bildirir.
    b. Öğrenilen Geçmiş Zaman :Öznenin görmediği, yaşamadığı, ancak başkasından duyarak anlattığı fiilleri bildirir.
    3. Gelecek Zaman

    Fiilin, içinde yaşanılan zamandan sonra gerçekleşeceğini, şimdilik tasarı hâlinde olduğunu bildirir.
    Bu “zaman”lara basit ya da ana zaman denir.
    Bu ana zamanların dışında bir de geniş zaman vardır ki bu, fiilin her zaman yapıldığını bildirdiği için yukarıdaki bütün zamanları kapsar, başka bir ifadeyle yukarıdaki zamanların tümü geniş zamanı oluşturur.
    Böylece “zaman” sayısı beşe yükselmiş olur.
    Bu “zaman”ları çekimli fiillerde zaman (haber kipi) ekleri temsil eder. Bu eklerin üzerine tekrar bazı haber veya dilek kip ekleri getirilerek birleşik zamanlar oluşturulur.

    FİİLDE KİŞİ

    Fiildeki hareketi gerçekleştiren ya da o hareketin içinde bulunan varlığa fiildeki kişi denir.
    Kişileri, çekimlenmiş, yani şahsa ve zamana bağlı olarak bir yargı bildiren fiillerin sonundaki ekler temsil eder.
    Bu ekler, fiillere, zaman ve dilek kip eklerinden sonra gelir.
    Yani önce fiillin zaman veya tasarı ifade eden bir çekimi yapılır, sonra onun hangi şahsa bağlı olduğunun belirtilmesi için şahıs ekleri getirilir.
    Bu, Türkçenin sondan eklemeli bir dil oluşunun göstergesidir.
    Fiillerde üç “kişi” vardır:
    Birinci kişi(ler) : anlatan, söyleyen, haber veren, konuşan, isteyen, soran(lar)...
    İkinci kişi(ler) :dinleyen, emir alan(lar)
    Üçüncü kişi(ler): kendisinden bahsedilenler(ler)
    Türkçe’de Şahıs Ekleri kimi kiplerde değişik şekillerdedir:
    Şahıs 1.çeşit 2.çeşit 3.çeşit 4.çeşit
    1.Tekil -m -im -yim
    2.Tekil -n -sin -sin ----
    3.Tekil --- ---- ---- sin
    1.Çoğul -k -iz -lim
    2.Çoğul -niz -siniz -siniz -in, -iniz
    3.Çoğul -ler -ler -ler -sinler
      1. 1.Çeşit ekleri alan kipler: Görülen geçmiş zaman, dilek-şart
        2.Çeşit ekleri alan kipler: Öğr.geç.zaman, şimdiki zaman, gelecek zaman, geniş zaman, gereklilik kipi
        3.Çeşit ekleri alan kipler: İstek kipi
        4.Çeşit ekleri alan kipler: Emir kipi
        Dikkat edilecek olursa bazı şahıs eklerinin birkaç şekilde kullanılabildiği görülecektir. Bunlar fiil çekim örneklerinde daha anlaşılır bir şekilde incelenecektir.
        Not: Bu şahıs ekleri tek tek öğrenilmez. Çekimli filler eklerine ayrılırken kendiliğinden ortaya çıkarlar.



  5. #5
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Yanıt: Kelime (Sözcük) Bilgisi

    FİİLDE KİP
    Fiiller, zaman ve anlam özelliklerine göre türlü ekler alarak değişik biçimlerde kullanılırlar. Bu kullanılış biçimlerinin her birine kip denir. Kip, fiillerin zaman, şahıs, tekillik ve çoğulluk bildiren şekilleridir. Bunların yanında olumsuzluk ve soru biçimleri de vardır, ama bu ikisi zaten var olan kiplerin olumlu, olumsuz, olumlu soru ve olumsuz soru şeklinde kullanımlarıdır, o kadar.
    Fiiller kip yönünden ikiye ayrılır:
    Haber (bildirme) kipleri ve istek kipleri
    I. BASİT ZAMANLI ÇEKİMLER


    Fiillerin basit zamanlı çekimleri sadece bir tek kip eki içerir.
    Yapılışı şöyledir: fiil + kip eki + şahıs eki (gel-di-k vb.)
    Kipler, kip ekleri ve çekim örnekleri aşağıda verilmiştir:
    1. Haber (Bildirme) Kipleri


    Zaman kavramı taşıyan kiplerdir, yani zaman ekleriyle yapılırlar. Taşıdıkları bu zaman eklerine göre beşe ayrılır:
    a. Bilinen (görülen,bilinen,di’li) Geçmiş Zaman Kipi


    Fiile (kök veya gövde) “–dı/di/-du/-dü ; -tı/-ti/-tu/-tü” eki getirilerek yapılır.
    Bu ek bilinen geçmiş zaman ifade eder.
    ]Uzak ya da yakın geçmişte yapılan ve tamamlanan işleri kesinliğe bağlayarak anlatır. Araştırmalarını geçen yıl kitaplaştırarak yayımladı.
    Saat kaçta ve nerede buluşacağımızı şimdi hatırladım.
    Konular ayrıntılarıyla görüşüldü
    ]Kişi, kişiler ya da tarih tarafından bilinen olaylar anlatılır.
    1908’de ikinci Meşrutiyet ilân edildi.
    Türklere Anadolu’nun kapılarını Alparslan açtı.
    Çekimi:
    Olumlu: Gel-di-m, Gel-di-n, Gel-di,
    Gel-di-k, Gel-di-niz, Gel-di-ler
    Olumsuz: Gel-me-di-m, Gel-me-di-n, Gel-me-di,
    Gel-me-di-k, Gel-me-di-niz, Gel-me-di-ler
    Olumlu soru: Gel-di-m mi?, Gel-di-n mi?, Gel-di mi?,
    Gel-di-k mi?, Gel-di-niz mi?, Gel-di-ler mi?
    Olumsuz soru: Gel-me-di-m mi?, Gel-me-di-n mi?, Gel-me-di mi?,
    Gel-me-di-k mi?, Gel-me-di-niz mi?, Gel-me-di-ler mi?
    b. Öğrenilen(duyulan,anlatılan,miş’li) Geçmiş Zaman


    Fiile “-mış/-miş-/-muş/-müş” eki getirilerek yapılır.
    ]Bu ek ve bu çekim, yapılan işin görülmediğini, duyulduğunu, öğrenildiğini ifade eder.Depremzedelere gönderilen yardımları engellemişler.
    Atalarımız bizlere güvenmiş de bu vatanı emanet etmişler.
    Annemin anlattığına göre ben bir yaşında yürümeye başlamışım.
    ]Farkında olunmayan ya da sonradan fark edilen fiilleri anlatır:
    Okula giderken otobüste uyumuşum.
    Bir de baktım ki okul durağını geçmişiz.
    ]Bir işle, oluşla ilgili kişisel görüş bildirir:
    Yemek güzel olmuş; ellerin dert görmesin.
    ]Masallarda kullanılır:Bir varmış, bir yokmuş. Az gitmiş uz gitmiş.
    Çekimi:
    Olumlu:Gel-miş-im Gel-miş-sin Gel-miş Gel-miş-iz Gel-miş-siniz Gel-miş-ler
    Olumsuz:Gel-me-miş-im Gel-me-miş-sin Gel-me-miş
    Gel-me-miş-iz Gel-me-miş-siniz Gel-me-miş-ler
    Olumlu soru:Gel-miş miyim? Gel-miş misin? Gel-miş mi?
    Gel-miş miyiz? Gel-miş misiniz? Gel-miş-ler mi?
    Olumsuz soru:Gel-me-miş miyim? Gel-me-miş misin? Gel-me-miş mi?
    Gel-me-miş miyiz? Gel-me-miş misiniz? Gel-me-miş-ler mi?
    c. Şimdiki Zaman


    Fiile “-yor” eki getirilerek yapılır. Ünsüzle biten fiile “İ” yardımcı ünlüsüyle birlikte; ünlüyle bitenlere tek başına getirilir: Oku-yor gel-i-yor
    ]Belirtilen işin, oluşun vb. içinde bulunulan zamanda yapılmakta olduğunu ifade eder.Gidiyorum, gurbeti gönlümle duya duya,
    Ulukışla yolundan Orta Anadolu'ya
    Bir yer var, biliyorum;
    Her şeyi söylemek mümkün;
    Epeyce yaklaşmışım, duyuyorum;
    Anlatamıyorum.
    ]Bu çekimden sonra “-Dİr” bildirme eki kullanılırsa olasılık anlamı katılmış olur:
    O şimdi mışıl mışıl uyuyordur.
    ]Bu ekin yerini “-mEk-tE” ekleri alabilir:Gördüğün gibi dinleniyoruz›dinlenmekteyiz.
    Çekimi:
    Olumlu:Gel-i-yor-um Gel-i-yor-sun Gel-i-yor
    Gel-i-yor-uz Gel-i-yor-sunuz Gel-i-yor-lar
    Olumsuz:Gel-mi-yor-um Gel-mi-yor-sun Gel-mi-yor
    Gel-mi-yor-uz Gel-mi-yor-sunuz Gel-mi-yor-lar
    Olumlu soru:Gel-i-yor muyum? Gel-i-yor musun? Gel-i-yor mu?
    Gel-i-yor muyuz? Gel-i-yor musunuz? Gel-i-yor-lar mı?
    Olumsuz soru:Gel-mi-yor muyum? Gel-mi-yor musun? Gel-mi-yor mu?
    Gel-mi-yor muyuz? Gel-mi-yor musunuz? Gel-mi-yor-lar mı?
    d. Gelecek Zaman


    Fiile “-acak/ecek” eki getirilerek yapılır.
    ]İşin gelecekte yapılacağını bildirir.
    Senin altında doğdum,
    Senin dibinde öleceğim.
    Önümden çekilirsen İstanbul görünecek
    Nerede olduğumu bileceğim
    Sisler utanacak, eğilecek
    Ağzının ucundan öpeceğim
    Saçına kalbimi takacağım
    Avcunda bir şiir büyüyecek
    Nerede olduğumu bileceğim (Atilla İlhan; Rüzgâr Gülü)
    ]“-dir” bildirme ekiyle birlikte kullanıldığında kesinlik anlamı katar.
    Yarınki maç saat 14:00’te yapılacaktır.
    Çekimi:
    Olumlu:Gel-eceğ-im Gel-ecek-sin Gel-ecek
    Gel-eceğ-iz Gel-ecek-siniz Gel-ecek-ler
    Olumsuz:Gel-me-y-eceğ-im Gel-me-y-ecek-sin Gel-me-y-ecek
    Gel-me-y-eceğ-iz Gel-me-y-ecek-siniz Gel-me-y-ecek-ler
    Olumlu Soru:Gel-ecek miyim? Gel-ecek misin? Gel-ecek mi?
    Gel-ecek miyiz? Gel-ecek misiniz? Gel-ecek-ler mi?
    Olumsuz Soru:Gel-me-y-ecek miyim? Gel-me-y-ecek misin? Gel-me-y-ecek mi?
    Gel-me-y-ecek miyiz? Gel-me-y-ecek misiniz? Gel-me-y-ecek-ler mi?
    e. Geniş Zaman


    Fiil kök veya gövdesine “-r" ; "-ar/-er" ; "-ır/-ir/-ur/-ür" eki getirilerek söz konusu olan işin vb. geçmiş, şimdiki ve gelecek zamanların tümüne ait olduğunun, yani her zaman tekrarlandığı bildirir.
    Seni ancak ebediyyetler eder istiab.
    Ağlarım, ağlatamam; hissederim, söyleyemem
    Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.
    Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol;
    Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol.
    *Geniş zamanın olumsuz çekiminde bu ekin kullanımı biraz izah gerektirir. Bazı şahıslarda olumsuzluk ekinden sonra geniş zaman eki gelmezken bazılarında da “z” olarak kullanılır:
    Gel-i-r-im › gel-me-m ek yok
    Gel-i-r-sin › gel-me-z-sin z
    Gel-i-r › gel-me-z z
    Gel-i-r-iz › gel-me-y-iz ek yok
    Gel-i-r-siniz › gel-me-z-siniz z
    Gel-i-r-ler › gel-me-z-ler z
    Çekimi:
    Olumlu:Gel-i-r-im Gel-i-r-sin Gel-i-r Gel-i-r-iz Gel-i-r-siniz Gel-i-r-ler
    Olumsuz:Gel-me-m Gel-me-z-sin Gel-me-z
    Gel-me-y-iz Gel-me-z-siniz Gel-me-z-ler
    Olumlu Soru:Gel-i-r miyim?Gel-i-r misin?Gel-i-r mi?
    Gel-i-r miyiz?Gel-i-r misiniz?Gel-i-r-ler mi?
    Olumsuz Soru:Gel-me-z miyim?Gel-me-z misin?Gel-me-z mi?
    Gel-me-z miyiz?Gel-me-z misiniz?Gel-me-z-ler mi?
    2. DİLEK KİPLERİ


    Dilek kipleri, fiillere dilek anlamı katan kiplerdir.
    Fiilin zamanını bildirmezler. Ama hepsinde de pek belirgin olmayan bir gelecek zaman anlamı vardır.
    Dilek kipleri dörde ayrılır:
    a. Gereklilik Kipi


    Fiile “-malı/meli" eki getirilerek yapılır. Belirtilen işin yapılması gerektiğini bildirir.
    “lâzım, gerek, icap eder” anlamlarını verir.
    Bütün bunların üstüne
    Hepsinin üstüne sevda sözleri söylemeliyim ;
    Vatanım milletim tüm insanlar kardeşlerim
    Sonra sen gelmelisin dilimin ucuna adın gelmeli
    Adın kurtuluştur ama söylememeliyim
    Can kuşum umudum canım sevgilim.
    Çekimi
    Olumlu:Olumsuz:Gel-meli-y-im
    Gel-meli-sin
    Gel-meli
    Gel-meli-y-iz
    Gel-meli-siniz
    Gel-meli-lerGel-me-meli-y-im
    Gel-me-meli-sin Gel-me-meli
    Gel-me-meli-y-iz
    Gel-me-meli-siniz
    Gel-me-meli-ler
    Olumlu Soru:Olumsuz Soru:Gel-meli mi-y-im?
    Gel-meli misin?
    Gel-meli- mi?
    Gel-meli mi-y-iz ?
    Gel-meli mi-siniz?
    Gel-meli-ler mi?Gel-me-meli mi-y-im?
    Gel-me-meli misin? Gel-me-meli- mi?
    Gel-me-meli mi-y-iz ?
    Gel-me-meli mi-siniz?
    Gel-me-meli-ler mi?

    b. İstek Kipi


    Fiile “-a /-e” eki getirilerek yapılır. Fiilin yapılmasının istendiğini bildirir.
    Bende yok sabr ü sükûn sende vefadan zerre
    İki yoktan ne çıkar fikr idelim bir kerre
    Güneş ufuktan şimdi doğar
    Yürüyelim arkadaşlar
    Nereye dikilmek istersen
    Söyle seni oraya di***im!
    Hep senünçündür benim dünyâ cefasın çektiğim
    Yoksa ömrüm varı sensiz neyle(ye)yim dünyâyı ben
    *Ünlüyle biten fillerin 1. tekil şahıs çekiminde heceden tasarruf edilebilmektedir:
    Gelmeyeyim›gelmeyim Okumayayım›okumayım Neyleyeyim›neyleyim
    *Beddua amaçlı da kullanılabilir:Kurşunlara gelesin.
    Çekimi
    Olumlu:Olumsuz:Gel-e-y-im
    Gel-e-sin
    Gel-e
    Gel-e-lim
    Gel-e-siniz
    Gel-e-lerGel-me-y-e-y-im
    Gel-me-y-e-sin Gel-me-y-e
    Gel-me-y-e-lim
    Gel-me-y-e-siniz
    Gel-me-y-e-ler
    Olumlu Soru:Olumsuz Soru:Gel-e-y-im mi?
    --
    --Gel-e-lim mi?
    --
    --Gel-me-e-y-e-yim mi?
    --
    --Gel-me-e-ye-lim mi?
    --
    --

    c. Dilek-Şart Kipi


    Fiile “-sa/-se” eki getirilerek yapılır.
    Fiilin yapılması dileğini bildirir. Bu durumda bu eki alan fiil yüklemdir.
    "Bu, taşındır" diyerek Kâbe'yi diksem başına;
    Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına;
    Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle,
    Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle;
    Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan;
    Yedi kandilli Süreyya’yı uzatsam oradan;
    Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına,
    Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına,
    Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem;
    Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem;
    Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana...
    Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana.
    AÇSAM RÜZGARA
    Ne hoş, ey güzel Tanrım, ne hoş
    Mavilerde sefer etmek!
    Bir sahilden çözülüp gitmek
    Düşünceler gibi başıboş.
    Açsam rüzgara yelkenimi;
    Dolaşsam ben de deniz deniz
    Ve bir sabah vakti, kimsesiz
    Bir limanda bulsam kendimi.
    Bir limanda, büyük ve beyaz...
    Mercan adalarda bir liman..
    Beyaz bulutların ardından
    Gelse altın ışıklı bir yaz.
    Doldursa içimi orada
    Baygın kokusu iğdelerin.
    Bilmese tadını kederin
    Bu her alemden uzak ada.
    Konsa rüya dolu köşkümün
    Çiçekli dalına serçeler.
    Renklerle çözülse geceler,
    Nar bahçelerinde geçse gün.
    Her gün aheste mavnaların
    Görsem açıktan geçişini
    Ve her akşam dizilişini
    Ufukta mermer adaların.
    Ne hoş. ey Tanrım, ne hoş,
    İller, göller, kıtalar aşmak.
    Ne hoş deniz deniz dolaşmak
    Düşünceler gibi başıboş.
    Versem kendimi bütün bütün
    Bir yelkenli olup engine;
    Kansam bir an güzelliğine
    Kuşlar gibi serseri ömrün.
    Orhan Veli KANIK

    Bir fiilin gerçekleşmesi koşulunu bildirir. Bu durumda bu eki alan fiil yan cümlenin yüklemidir.
    Neler çeker bu gönül söylesem şikâyet olur
    Ne zaman seni düşünsem
    Bir ceylan su içmeye iner
    Çayırları büyürken görürüm (İlhan Berk)
    Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat,
    Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat...
    Ey Maraşlı Şeyhoğlu, evliyalar adağı
    Bahtına lânet olsun aşmadıysan bu dağı
    Çekimi:
    Olumlu:Olumsuz:Gel-se-m
    Gel-se-n
    Gel-se
    Gel-se-k
    Gel-se-niz
    Gel-se-ler Gel-me-se-m
    Gel-me-se-n
    Gel-me-seGel-me-se-k
    Gel-me-se-niz
    Gel-me-se-ler
    Olumlu Soru:Olumsuz Soru:Gel-se-m mi?
    Gel-se-n mi?
    Gel-se mi?
    Gel-se-k mi?
    Gel-se-niz mi?
    Gel-se-ler mi?Gel-me-se-m mi?
    Gel-me-se-n mi?
    Gel-me-se mi?Gel-me-se-k mi?
    Gel-me-se-niz mi?
    Gel-me-se-ler mi?

    d. Emir Kipi


    1. şahısların çekimi yoktur.
    Fiilin yapılmasını emir biçiminde bildirir.
    Oraya otur ve yerinden kalkma.
    Bu raporu akşama kadar yetiştir.

    *Bazen dilek, istek anlamları da taşır.
    Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
    Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilal!
    Kahraman ırkıma bir gül...
    Her şey gönlünüzce olsun.
    Allah’ım bizi affet!
    Peki, öyle olsun.
    Çekimi
    Olumlu:Olumsuz:--
    Gel
    Gel-sin--
    Gel-in(iz)
    Gel-sin-ler
    --
    Gel-me
    Gel-me-sin
    --
    Gel-me-y-(in)iz
    Gel-me-sin-er

    Olumlu Soru:Olumsuz Soru:--
    --
    Gel-sin mi?
    --
    --
    Gel-sin-ler mi?
    --
    --
    Gel-me-sin mi?
    --
    --
    Gel-me-sin-ler mi?

    Buraya kadar fiillerin basit zamanlı (tek kipe göre) çekimlerini yaptık.Fiillerin bir de birleşik zamanlı çekimleri vardır ki bundan önce birleşik zamanlı çekimleri yapmaya yarayan ek-fiili öğrenmek yerinde olacaktır.
    II. Ek-Fiil ve BİRLEŞİK ZAMANLI ÇEKİMLER


    Ek-Fiil:İsim soylu kelimelerin sonuna gelerek onların yüklem olmasını ve basit zamanlı fiil çekimlerinin birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlayan fiildir.
    “imek” fiilinin ek olarak kullanımıdır. Genellikle bitişik yazılır.
    *Fiillerin hikâye, rivayet, şart birleşik zamanlı çekimlerini yapmayı sağlar.
    *“di”li geçmiş zamanın hikâyesi, şartı:
    geldi idim›geldiydim
    geldi isek›geldiysek
    *-miş’li geçmiş zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı:
    gelmiş idi›gelmişti
    gelmiş imiş›gelmişmiş
    gelmiş ise›gelmişse
    *Şimdiki zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı:
    biliyor idik›biliyorduk
    biliyor imişiz›biliyormuşuz
    biliyor isek›biliyorsak
    *Gelecek zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı:
    alacak idik›alacaktık
    alacak imiş›alacakmış
    alacak isen›alacaksan
    *Geniş zamanın hikâyesi, rivayeti, şartı:
    sever idi›severdi
    sever imişler›severmişler
    sever iseler›severlerse
    *Dilek-şart kipinin hikâyesi, rivayeti: gitse idim›gitseydim gitse imiş›gitseymiş
    *İstek kipinin hikâyesi, rivayeti:bula idi›bulaydı ala imiş›alaymış
    *Gereklilik kipinin hikâyesi, rivayeti ve şartı:
    yazmalı idik›yazmalıydık
    çizmeli imişiz›çizmeliymişiz
    sürmeli iseler›sürmeliyseler veya sürmelilerse
    Dikkat
    Ben iyi bir okurum. Ek-fiilin geniş zamanı
    Hep iyi kitaplar okurum. Şahıs eki
    Benim okurum anlayışlıdır. İlgi eki ve iyelik eki
    Öğrenciydi ek-fiil çekimi
    Uyuyordu birleşik çekim
    Öğrenciymiş ek-fiil
    Uyuyormuş birleşik zaman
    Öğrenciyse ek-fiil
    Uyuyorsa birleşik zaman
    BİRLEŞİK ZAMANLI ÇEKİMLER


    Fiillerin basit zamanlı çekimleri sadece bir tek kip eki içerir. Hâlbuki dilimizde iki kip eki üst üste gelebilir.
    İşte çekimi iki kip ekiyle yapılmış olan bu fiillere birleşik zamanlı fiiller; çekimlerine de birleşik zamanlı çekimler denir.
    Birleşik zamanlı çekimlerde sonradan eklenen haber veya dilek ki ekleri asıl zamanı kendi üzerlerine alırlar.
    Yapılışı şöyledir:
    Basit zamanlı çekimlerde, fiil + kip eki + şahıs eki (gel-di-k vb.);
    Birleşik zamanlı çekimlerde fiil + kip eki + birleşik zaman eki + şahıs eki (gel-miş-ti-niz vb.) olur
    Üçüncü çoğul şahıslarda genellikle fiil + kip eki + şahıs eki + birleşik zaman eki (gel-i-yor-lar-dı vb.) olur
    Üç birleşik zaman vardır:

    Hikâye birleşik zamanı “-Dİ” ekiyle yapılır ‹idi
    Rivayet birleşik zamanı “-mİş” ekiyle yapılır ‹imiş
    Şart birleşik zamanı “-sE” ekiyle yapılır ‹ise
    Aslında bu ekler ek-fiilin üç zamana göre çekimlenmesinden başka bir şey değildir.
    “idi, imiş, ise”, basit zamanlı çekimleri yaparken kullandığımız bilinen ve öğrenilen geçmiş zamanla şarta ait eklerin “imek” fiiline eklenmesiyle oluşmuştur. Daha sonra “i” düşer.
    Bu birleşik zamanları oluşturan eklerin hangi asıl (basit) zamanlı çekimlere gelebileceği aşağıda gösterilmiştir:
    1. Hikâye birleşik zamanı

    Emir çekimi hariç bütün basit zamanlı çekimlerin hikâye birleşik zamanlı çekimleri vardır. gel-di-y-di-m; gel-miş-ti-m; gel-i-yor-du-m; gel-i-r-di-m; gel-ecek-ti-m;
    gel-se-y-di-m; gel-e-y-di-m; gel-meli-y-di-m; ---------
    Bu birleşik çekim, basit zamanla belirtilen işin bilinen geçmiş zamana ait olduğunu gösterir.
    Tek kip ekiyle çekimlenmiş fiillerin sonuna “idi” ek-fiili getirilerek yapılır. “idi” ek-fiili de genellikle bitişik yazıldığı için “i” düşer ve “-dİ” hâlini alır.
    2. Rivayet birleşik zamanı
    Emir ve bilinen geçmiş zaman çekimleri hariç diğer basit zamanlı çekimlerin rivayet birleşik zamanlı çekimleri vardır.
    ----; gel-miş-miş-sin; gel-i-yor-muş-sun; gel-i-r-miş-sin; gel-ecek-miş-sin;
    gel-se-y-miş-sin; gel-e-y-miş-sin; gel-meli-y-miş-sin;-------
    Bu birleşik çekim, basit zamanla belirtilen işin öğrenilen geçmiş zamana ait olduğunu gösterir. Bu fiillerde kesinlik yoktur.
    Tek kip ekiyle çekimlenmiş fiillerin sonuna “imiş” ek-fiili getirilerek yapılır. “imiş” ek-fiili de genellikle bitişik yazıldığı için “i” düşer ve “-mİş” hâlini alır.
    3. Şart birleşik zamanı
    Emir, dilek-şart ve istek çekimleri hariç diğer basit zamanlı çekimlerin şart birleşik zamanlı çekimleri vardır.
    gel-di-y-se; gel-miş-se; gel-i-yor-sa; gel-i-r-se; gel-ecek-se;
    ----- ; ---- ; gel-meli-y-se; ------
    Bu birleşik çekim, basit zamanla belirtilen işin bilinen şarta bağlı olduğunu gösterir. Fiili bir başka fiilin koşulu yapar.
    Tek kip ekiyle çekimlenmiş fiillerin sonuna “ise” ek-fiili getirilerek yapılır. “ise” ek-fiili de genellikle bitişik yazıldığı için “i” düşer ve “-sE” hâlini alır.
    Not :Fiil Çekim Tablosuna Bakınız:İndirmek İçin Tablo Üzerne tıklayınız.

  6. #6
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Yanıt: Kelime (Sözcük) Bilgisi

    FİİL KİPLERİNDE ANLAM KAYMASI


    Fiil çekimlerinde bir zaman ekinin başka bir zaman eki yerine kullanılmasına, yani fiilin bir zamana göre çekimlenip de başka bir zamanı kastetmesine fiilde anlam kayması denir.
    Anlam kaymasında hangi kipin hangisinin yerine kullanıldığı bazen anlaşılmayabilir. Bunu da önceki ve sonraki cümlelere bakarak anlamalıyız.
    Anlam kayması şu kipler arasında olur:
    ]Bilinen geçmiş zaman yerine geniş zaman:
    Başarmak için azimli davranır ve sonunda başarır. (davrandı/başardı)
    ]Öğrenilen geçmiş zaman yerine geniş zaman
    Hoca bir gün pazara iner. (inmiş)
    ]Şimdiki zaman yerine geniş zaman
    Ben onun ne istediğini bilirim. (biliyorum)
    Başkan Bey, evrakı isterler. (istiyor)
    ]Gelecek zaman yerine geniş zaman
    Babam bu habere çok sevinir. Sevinecek
    ]Emir yerine geniş zaman:
    Sabah erkenden kalkar, çantanı hazırlarsın. (kalk, hazırla)
    ]Bilinen geçmiş zaman yerine şimdiki zaman:
    Duyar duymaz olay yerine koşuyorum. (koştum)
    ]Gelecek zaman yerine şimdiki zaman:
    Birkaç gün sonra Ankara’ya gidiyorum. (gideceğim)
    ]Geniş zaman yerine şimdiki zaman: Her zaman buraya uğruyor. (uğrar)
    ]Emir yerine gelecek zaman:Bu kitabı bir haftada okuyacaksın! (oku)
    ]Gereklilik yerine gelecek zaman:Sıkıntın çalışmandan olacak. (olmalı)
    ]Bilinen geçmiş yerine istek
    Dışarı çıkınca bir de ne göreyim!
    Onu karşımda görmeyeyim mi!
    ]Emir yerine istek:İşimize gereken ciddiyeti gösterelim. (gösterin)
    ]Emir yerine gereklilik:
    Yarın daha erken gelmelisin. Gel!
    On dakika içinde bu eşyalar taşınmalı. Taşınsın!
    ]İstek yerine emir
    Her şey gönlünce olsun
    Allah yardımcınız olsun.
    ]Yetersizlik, gücü yetmeme yerine emir
    Bu adamdan kurtul, kurtulabilirsen.
    İşin içinden çık çıkabilirsen.
    ]Şimdiki zaman yerine miş’li geçmiş zamanın hikâyesi:
    Buyurun, ne aramıştınız? (arıyorsunuz)


    FİİLDE ÇATI


    Fiillerin özne ve nesneye bağlı olarak kazandığı anlama ve girdiği biçime çatı denir.
    Çatı, sadece fiil cümlelerinde aranan bir özelliktir. İsim cümlelerinde hâliyle olmaz.
    Fiiller, özne ve nesne alıp almamalarına; belirtilen işin nasıl yapıldığına; işten nesnenin ve öznenin nasıl etkilendiğine göre çatılar ayrılırlar.
    Fiil çatılarının oluşmasında hem fiilin anlamı hem de aldığı yapım eki önemlidir.
    Çatılarına göre fiiller şunlardır:
    1. Öznelerine Göre Fiil Çatıları


    Bu başlık altındaki fiillerde özne ve fiil arasındaki ilişki göz önüne alınır.
    Öznenin fiille şu ilişkileri olabilir:
    ]Özene fiilde anlatılan işi kendisi yapabilir.
    ]Başkasının yaptığı işten etkilenebilir.
    ]İşi kendisi yapıp yine ondan kendisi etkilenebilir.
    ]İşi başkalarıyla birlikte ya da karşılıklı yapabilir.

    a. Etken Fiil


    -Etken fiilin belirttiği işi, oluşu, hareketi, durumu ve kılışı yapan öznenin kendisidir.
    -Özne gerçek öznedir.
    -Dilimizde tüm fiiller kök hâlinde iken etkendir.
    -Bu fiiller geçişli de olabilir geçişsiz de.
    Yaşlı nine, çocuktan kendisini karşı tarafa geçirmesini istedi.
    Çocuk da öğrenciliğin verdiği bir bilinçle seve seve ona yardım etti.
    b. Edilgen Fiil


    Gerçek öznesi söylenmeyen (ve bilinmeyen) fiillerdir.
    Cam kırıldı kimin kırdığı belli değil
    Bir bildiri okundu. Okuyan belli değil
    Ev satıldı.
    *Fiile “-ol, -on” ekleri getirilerek yapılır.
    Kapı açıldı
    Araba yıkandı.
    *Bu tür fiillerin öznesi sözde öznedir. Yüklemde bildirilen işten etkilenen varlık cümlede özne gibi kullanılır, ama asıl özne söylenmemiştir.Kapı ve araba açma ve yıkama fiillerini yapan değil, bu fiillerden etkilenen varlıklardır.
    *Bazı cümlelerde işi yapan “tarafından” sözüyle ya da “-cE” ekiyle belirtilebilir.
    Hırsızlar polis tarafından yakalanamadı.
    Bu kararlar milletçe verilmedi.
    *Sözde ya da gerçek öznesi olmayan edilgen ve geçişsiz fiiller de vardır:
    Bu sıcakta uyunmaz.
    Bu söze gülünür.
    Yarın pikniğe gidilecek.
    Burada kalınacak.
    c. Dönüşlü Fiil


    -Öznenin işi yaparken aynı zamanda o işten etkilendiğini gösteren fiillerdir. Yani fiili yan da ondan etkilenen de öznedir.
    -Özne gerçek öznedir.
    -Nesne yoktur.
    - Fiile “-l, -n” ekleri getirilerek yapılır.
    -Bu fiiller nesne alamazlar; geçişsizdirler.
    Kızlar süslendi; delikanlılar güzelce giyindi.
    Adam hep kendisiyle övünüyor.
    *Tabiat olayları ile ilgili dönüşlü fiillerde “yapma” anlamı yerine “kendi kendine olma” anlamı vardır.
    Karlar tepelere doğru çekildi.
    Sıcaklardan dolayı gölün suyu çekildi.
    Öğleye doğru hava açıldı.
    Havalar ısınınca buzlar çözüldü.
    *Bazı fiillerin edilgen şekilleriyle dönüşlü şekilleri farklı ekle yapılır:
    Sevmek › sevinmek › sevilmek
    Dövmek › dövünmek › dövülmek
    Giymek › giyinmek › giyilmek
    Görmek › görünmek › görülmek
    *İsme getirilen “–lEn” ekiyle fiile getirilen “-İş” ve “-lEş” eki de dönüşlülük anlamı katabilir:
    O gün pek içlendim.
    Trafik polisini görünce adam tutuştu.
    Birazdan sakinleşir.
    Not: Edilgen fiille dönüşlü fiil karıştırılabilir:
    Özgür konferansta oldukça sıkıldı. dönüşlü
    Sabaha kadar kurşun sıkıldı. edilgen
    d. İşteş Fiil


    -Fiilde bildirilen işin birden fazla kişi tarafından yapıldığını; işi beraber ya da karşılıklı yaptıklarını bildiren fiillerdir.
    “-ş” ekiyle yapılır.
    Dövüşmek, uçuşmak, gülüşmek, görüşmek...
    *Ya “birlikte” ya da “karşılıklı” anlamı katar.
    Kuşlar uçuştu birlikte
    Çocuklar gülüştü. birlikte
    Öğrenciler kaçıştı. birlikte
    Arada bir yazışırız. karşılıklı
    Onunla Ankara’da tanıştık. karşılıklı
    *Bazı filler “ş” sesini yapılarında barındırır ve işteşlik ifade ederler. Bunlara anlamca işteş fiiller de denebilir.
    Yarışmak, savaşmak, üleşmek, güreşmek, barışmak, konuşmak...
    *Bazı işteş fiiller bir durumdan başka bir duruma geçmeyi ifade ederler. Bunlarda işteşlik anlamı zayıftır.
    Buharlaşmak, güzelleşmek, ağırlaşmak, sertleşmek, sakinleşmek...
    Durum, gün geçtikçe kötüleşiyor.
    Hasta, biraz daha iyileşti.
    Güneşte fazla kaldığından iyice esmerleşti.
    Rengi giderek koyulaşıyor.
    Not: Yapısında “ş” sesi bulunduran bütün fiiller işteş değildir. Bunlara dönüşlü de denebilir.
    Dostluğumuz günden güne gelişiyordu.
    Sonunda öfkesi yatıştı.
    Daracık bir yere sıkıştı.
    Boyunda büyük işlere girişti.
    Fırtınadan sonra deniz yatıştı.
    Otobüs kalkmak üzereyken yetişti.
    Evinden uzakta kalmaya alıştı.
    *Bazı fiiller “-lE-ş” şeklinde iki ek alarak, bazıları da “-lEş” şeklinde tek ekle işteş yapılırlar.
    Kucak-la-ş-, selâm-la-ş-;
    Toka-laş, bayram-laş...
    *Çoğu nesne alamaz; ama bazı işteş fiiller nesne alabilirler.
    Kazandıkları parayı paylaştılar.
    2. Nesnelerine Göre Fiil Çatıları


    Fiillerin nesne alıp almadıkları, alıyorlarsa hangi özellikleri taşıdığı göz önünde tutulur.
    a. Geçişli Fiil


    -Belirtili ya da belirtisiz nesne alabilen fiillerdir.
    -Bu fiillere “ne?, neyi?, kimi?” soruları sorulduğunda belirtili ya da belirtisiz nesne bulunur.
    -İş, kılış fiilleri geçişlidir.
    Titizlikle elindeki yazıları inceliyordu.
    Son gelişinde Ankara’yı da dolaşmıştı.
    *Cümlede nesne kullanılmamış olsa da bu fiiller geçişlidir.
    Dikkatli bakmayınca fark edemezsiniz.
    b. Geçişsiz Fiil


    -Nesne alamayan fiillerdir.
    -Oluş ve durum fiilleri geçişsizdir.
    -Yükleme nesneyi bulmak için sorulan “ne?, neyi?, kimi?” sorularının cevabı yoktur.
    Kar yağdı, tren durdu, ben uyudum, kartallar uçtu, dışarıda kaldı, o da yoruldu...
    Not: Bazı fiiller hem geçişli hem geçişsiz olarak kullanılabilirler:Gezmek, dolaşmak, geçmek, sürmek, çalmak,
    c. Oldurgan Fiil


    Geçişsiz bir fiile “-dİr, -t, -r” eklerinden biri getirilerek fiil geçişli yapılırsa buna ettirgen fiil denir.
    Yatmak › yatırmak
    Ötmek › öttürmek
    Uyumak › uyutmak
    Gezmek › gezdirmek.
    Kaçmak › kaçırmak
    d. Ettirgen Fiil


    -Geçişli olduğu hâlde “-dİr, -t, -r” ekleriyle tekrar geçişli yapılan fillerdir. Geçişlilik dereceleri artırılmıştır.
    -Fiili bir başkasına yaptırma söz konusudur.
    -Oldurgan fiiller ettirgen hâle getirilebilir.
    Gazete aldı › aldırdı › aldırttı
    El***eyi yıkadı › yıkattı › yıkattırdı
    İçmek › içirmek › içirtmek
    Durdurmak › durdurtmak
    Uçmak › uçurmak › uçurtmak › uçurtturmak
    Sonuç: Bütün fiiller çatı bakımından öznesine ve nesnesine göre ayrı ayrı iki özelliğe sahiptir:
    *Çocuk koşarak yolun diğer tarafına geçti.
    Öznesine göre: etken; nesnesine göre: geçişsiz
    *Alış veriş listesini evde unuttum.
    Öznesine göre: etken; nesnesine göre: geçişli

  7. #7
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Fiiller

    Yapısına Göre Fiiller

    Fiiller de isim soylu kelimeler gibi yapı bakımından üçe ayrılır:
    1-Basit Fiiller:

    Yapım eki almamış, bir tek kelimeden oluşan, yani kök hâlindeki fillerdir.
    Çoğunlukla tek hecelidir. Çok heceliler de vardır.
    Fiil kökünden sonra bir tire işareti getirilerek ifade edilir.
    Gel-, yaz-, oku-, sev-, kıvır-, çevir-, kavuş-...

    Not: Tire işareti kullanılmaz da nokta veya ünlem kullanılırsa emir çekimi olur. Bu, bütün fiiller için geçerlidir:Gel! Oku. Yaz!...
    Dilimizde hem isim hem de fiil kökü olarak kullanılan kelimeler vardır ki bunlara sesteş kökler denir:Ağrı, ağrı-; boya, boya-, tat, tat-, eski, eski-...
    2- Türemiş Fiiller

    İsim veya fiil kökleriyle yansımalardan, yapım ekleriyle türetilmiş fiillerdir.
    Bunlara fiil gövdesi (tabanı) denir.
    Ben-imse-, açık-la, mor-ar, av-la-, ince-l-, çat-la-, pat-la-, gür-le-, şırıl-da-, hav-la-, me-le-, fısıl-da-, kov-ala-, baş-la-t, uç-ur-, yat-ı-ş-, ak-ı-t-, düş-ü-r-, sev-in-...
    Türemiş fiilller ikiye ayrılır:
    a)İsim soyu kelimelerden türetilen fiiller b)Fiil kök ve gövdelerinden türetilen fiiller
    a)İsim Soyu Köklerden Fiil Türeten Eklerin Başlıcaları Şunlardır:
    e-i-a(l):az-al-mak,düz-el-mek,kör-el-mek,doğru-l-mak,sivri-l-mek,eğri-l-mek,dar-al-mak...
    Not:Bu ek, “k” ile biten kelimelere gelince “k” düşer:küçü(k)-l-mek,alça(k)-l-mak,yükse(k)-l-mek...
    -la/-le:ot-la-mak,yem-le-mek,baş-la-mak,yavru-la-mak,tek-rar-la-mak,bayat-la-mak,tuz-la-mak,zayıf-la-mak,bağış-la-mak...
    Not:Bu ekle,ünlemlerden üf-le-mek,of-la-mak...;ses taklidi için kullanılan kelimelerden gür-le-mek,şar-la-mak,zır-la-mak,hav-la-mak,hor-la-mak... biçiminde de fiiller türetilir.
    -laş/-leş:haber-leş-mek,mektup-laş-mak,güzel-leş-mek,iyi-leş-mek,ağır-laş-mak....
    -ar/-er/-r:baş-ar-mak,mor-ar-mak,kara-r-mak,yeş(yaş)-er-mek,gö(gök)er-mek,boz-ar-mak....
    -a/-e:yaş-a-mak,kan-a-mak,tün-e-mek,uzun:uz-a-mak,oyun:oyn-a-mak...
    -sa/-se:benim-se-mek,su-sa-mak,garip-se-mek...
    -da/-de:Ses taklidi için kullanılan kelimelerden:gümbür-de-mek,takır-da-mak,hırıl-da-mak,inil-de-mek,şırıl-da-mak,uğul-da-mak...
    -kir (-kır/-kur/-kür):Yansımalardan fiil üretir:püs-kür-mek,hay-kır-mak,fış-kır-mak,hıç-kır-mak
    B)Fiilden Fiil Türeten Eklerin Başlıcaları:
    -(a)la/-(e)le:eş-ele-mek,kov-ala-mak....

    -(i):sür-ü-mek,kaz-ı-mak
    -(i)l:dik-il-mek,yak-ıl-mak,üz-ül-mak...
    -(i)n:sil-in-mek,kaç-ın-mak,gör-ün-mek...

    -(i)ş:gir-iş-mek,kız-ış-mak,böl-üş-mek...
    -(i)t:eri-t-mek,oyna-t-mak,yürü-t-mek...
    -d(i)r:çiz-dir-mek,yaz-dır-mak,ör-dür-mek,aç-tır-mak,kes-tir-mek...
    UYGULAMALAR

    1)Şu fiillerin kök ve gövdelerini bulunuz:bilirlerdi,ilerliyorlardı,kımıldamasınlar.
    2)Aşağıdaki cümlelerde geçen fiillerin yapılarını,türemiş fiillerin hangi ekle türetildiğini gösteriniz.
    “Akşamüstleri,güneş batarken Ankara ne kadar güzelleşir.

    “Derin bir gürültü sis içinde kaynıyor,ileri geri yaklaşıyor,uzaklaşıyor,dalgalanıyordu.Kös,kalkan,b oru sesleri,at kişnemelerine karışıyor;alınan emirler,verilen komutlar yüzlerce ağız tarafından ayrı ayrı tekrarlanıyordu.”

    3)“biriktirmek,küçümsemek,gecikmek,haykırmak,yüksel mek,kısalmak,başlamak” mastarlarının köklerini,eklerini,köklerin çeşitlerini ayırıp gösteriniz.
    3- Birleşik Fiiller

    Birden fazla kelimeden oluşan fiillerdir. Birleşik fiili oluşturan kelimeler biri veya her ikisi fiil olabilir. Ama en az biri fiil olmalıdır.
    Yapılışına göre birleşik fiiller ikiye ayrılır:
    A. KURALLI BİRLEŞİK FİİLLER

    Yapılış şekilleri şunlardır:Fiil + yardımcı fiil

    Herhangi bir fiille “yazmak, vermek, bilmek, durmak, gelmek” yardımcı fiillerinden oluşur.
    Bu yardımcı fiilleri kendi anlamlarını tamamen yitirir, “yeterlik, tezlik, sürerlik ve yaklaşma” olmak üzere dört anlam ifade eder
    İki fiil arasına “-a,-e,-ı,-i,-o,-ö,-u,-ü” zarf-fiil eklerinden biri girer.
    1)Yeterlik Fiili:Fiil + “-E” + bil- şeklinde yapılır.
    Anlam:
    Ahmet bu işi başarabilir. Başarmaya gücü yeter. Yeterlik
    Bu imkân ve şerait, çok namüsait bir mahiyette tezahür edebilir. Etmesi olası. Yeterlik Olasılık
    Yanınıza gelebilir miyim?İzin verir misiniz? Yeterlik İstek isteme, rica etme
    Herkes kendi işiyle ilgilenebilir. Buna izi var yeterlik izin verme
    Olumsuzu şöyledir:
    Gücü yetmezlik anlamı katıyorsa:
    Başar-a-bil-i-r › başar-a-ma-z
    Aç-a-bil-i-r-im › aç-a-ma-m
    Oku-y-a-bil-i-r-im › oku-y-a-ma-m
    Gel-e-bil-i-r-iz › gel-e-me-y-iz
    Gücü yetmezlik ihtimali içeriyorsa:
    Yaz-a-bil-i-r-im › yaz-a-ma-y-a-bil-i-r-im
    Oku-y-a-bil-i-r-ler › oku-y-a-ma-y-a-bil-i-r-ler
    İsteğe bağlı oluşta ihtimalin yüzde elli olduğu belirtiliyorsa:
    Doğ-a-bil-i-r › doğ-ma-y-a-bil-i-r
    Ol-a-bil-i-r › ol-ma-y-a-bil-i-r

    2)Tezlik Fiili:Fiil + “-İ” + ver- ve Fiil + “-İ” + gel- şeklinde yapılır.
    Anlam:
    Bana bir çay alıver. Tezlik, çabukluk
    Birden karşısına çıkıverdi. Apansızın
    Onu bir kenara atıvermişler Önemsememe, gelişigüzel yapma
    Beklemediğimiz bir anda çıkageldi Apansızın
    Olumsuzu:
    Kapıyı açıvermedi açmadı tezlik
    Kapıyı açmayıver açma önemsememe
    3)Sürerlik Fiili:Fiil + “-E” + kal-
    Fiil + “-E” + gel-
    Fiil + “-E” + dur- şeklinde yapılır.
    Anlam:
    Çocuk oturduğu yerde uyuyakalmış
    Bakakalırım giden her geminin ardından
    Sen vitrinlere bakadur, ben birazdan gelirim
    Eskiden beri böyle anlatılagelmiş.
    Bu birleşik fiil tekrar birleşik fiil yapılabilir.

    Çocuk oturduğu yerde uyuyakalabilir
    Beni burada alıkoyamazsınız.
    Sürerlik anlamını başka çekimler de verebilir:
    Geçen arabalara bakıp durdu.
    Olduğumuz yerde dönüp duruyoruz.
    Olumsuzu az da olsa yapılır:Uyuyakalmamış, yol kapalı olduğu için gecikmiş.
    4)Yaklaşma Fiili:Fiil + “-E” + yaz-
    Anlam:
    Merdivenden inerken düşeyazdı. Az kalsın düşüyordu / Az daha düşüyordu / Az kaldı ki düşüyordu / Düşmesine az kaldı.
    “Çeşmimden akan hun ile sagar dolayazdı
    Mecliste geçen gece yine kan olayazdı” (Baki)
    B. Anlamca Kaynaşmış (Deyimleşmiş)Birleşik Fiiller


    Birleşik fiili oluşturan kelimelerden birinin veya tümünün anlam kaybetmesi ve kelimelerin anlamca kaynaşarak tamamen yeni ve farklı bir anlam kazanmaları sonucu oluşan birleşik fiillerdir.
    Şu yollarla yapılır:
    ]Gerçek anlamında bir isim + gerçek anlamının dışında bir fiil
    kendini kaybetmek, hoşuna gitmek, para yemek, şehit düşmek, değer biçmek, deniz tutmak, hasta düşmek, kural koymak, öğüt vermek...
    ]Gerçek anlamının dışında bir isim + gerçek anlamında bir fiil
    gözünü korkutmak, bileğine güvenmek, ayağına gelmek...
    ]Tümü gerçek anlamının dışında
    tası tarağı toplamak, deliye dönmek, baş kaldırmak, kalp kırmak, elvermek, varsaymak, öngörmek, başvurmak, vazgeçmek, kan ağlamak, kafa tutmak, göze girmek, abayı yakmak, feleğin çemberinden geçmek...
    *Bu birleşik fiillerin bir kısmını deyimleşmiş olduğu için burada deyimlerden bahsetmek yerinde olacaktır.
    Deyim, en az iki kelimenin kalıplaşarak yeni bir anlam kazanmasıyla oluşan mecazlı sözlerdir. Kelimelerden biri veya her ikisi anlam kaybına uğrar.
    Bu sözlerle gönlümü almış mı oldun?
    Kendi düşüncelerinde ayak diriyordu.
    Korktuğu başına gelmiş, arabası bozulmuştu.
    Her gördüğüne dudak büküyordu.
    Senin yaptığın pire için yorgan yakmak.
    İki genç adam boğaz boğaza geldi.
    Olur olmaz konularla baş ağrıtmayı seversin.
    Bu şekilde anlatırsanız aklı yatar.
    Sonunda korktuğumuza uğradık, çocuk kayboldu.
    Matematiği aklım almıyor.
    Çocuk ağzı açık beni dinliyordu.
    Öğrenciler, beni can kulağı ile dinliyordu.
    Hiçbir işte dikiş tutturamamıştı.
    Bizimkinin iyice çenesi düştü.
    Göze girmek için her şeyi yapıyor.
    İşin ağırlığın gözümüzü korkutmuştu.
    Bu soruya kafa yormanı istemiştim.
    Çocuk eli uzun biri, cüzdanımı almış.
    Burası çok ayak altı, şurada duralım.
    Deyimlerin Özellikleri

    a) Deyimler kalıplaşmış sözlerdir. Sözcüklerin yerleri değiştirilemez, herhangi biri atılamaz, yerlerine başka kelimeler konulamaz.
    Meselâ "yüzün ak olsun" yerine "yüzün beyaz olsun" denilemez,
    "ocağına incir ağacı dikmek" yerine "ocağına çam ağacı dikmek" denilemez,
    "ayıkla pirincin taşını" yerine "ayıkla bulgurun taşını" denilemez,
    "dilinin altındaki baklayı çıkar" yerine "dilinin altındaki şekeri çıkar" denilemez,
    "tüyleri diken diken ol-" yerine "kılları diken diken ol-" denemez.
    Ama istisnalar yok değildir: “baş başa vermek” ve “kafa kafaya vermek” gibi.
    *Araya başka kelimeler girebilir: “Başını derde sokmak” Başını son günlerde hep derde soktu.
    b) Deyimler kısa ve özlü anlatımlardır. Az sözle çok şey anlatırlar:
    “dili çözül-”, “dilinde tüy bit-”, “dilini yut-”
    1. Ya kelime öbeği ve mastar şeklinde olurlar:
    bulanık suda balık avla-, dikiş tutturama-,
    can kulağı ile dinle-, köprüleri at-,
    pire için yorgan yak-, pişmiş aşa su kat-,
    kafayı ye-, aklı alma-,
    akıntıya kürek çek-, ağzı kulaklarına var-,
    bel bağla-, çenesi düş-,
    göze gir-, dara düş-,
    2. Ya da cümle şeklinde olurlar ki bunların bir kısmı gerçek olaylara yada öykücüklere dayanır.
    Yorgan gitti, kavga bitti.
    Dostlar alışverişte görsün,
    Çoğu gitti azı kaldı,
    Atı alan Üsküdar'ı geçti,
    Tut kelin perçeminden,
    Dam üstünde saksağan, vur beline kazmayı
    Kızım sana söylüyorum, gelinim sen alın.
    Ne şiş yansın ne kebap
    c) Deyimlerin çoğunda kelimeler gerçek anlamından çıkarak mecaz anlam kazanmışlardır.
    abayı yakmak, hapı yutmak, ne şiş yansın ne kebap...

    Bazı deyimler ise kendi anlamlarından çıkmamışlardır:
    Çoğu gitti azı kaldı, adet yerini bulsun, canı sağ olsun ..
    C. Yardımcı Fiille Kurulan Birleşik Fiiller


    Tek başlarına da fiil olarak kullanılabilen, ama daha çok isim soylu kelimelerle ve asıl fiillerle birlikte birleşik fiil oluşturan fiillere yardımcı fiil denir.
    “etmek, olmak, eylemek, kılmak, bilmek, durmak, gelmek, yazmak,buyurmak”
    ]Tek başlarına da kullanılabilirler
    El***e üzerime oldu.
    Bu el***e elli milyon eder.
    ]İsimlerle ve asıl fiillerle birleşirler:
    sabretmek, kaybolmak, yardım etmek, iyi olmak, arz etmek, mutlu kılmak, hoş eylemek;
    gelebilmek, gidedurmak, düşeyazmak, söylenegelmek...
    *Yardımcı fiillerle yapılan fiillere birleşik fiil denir. Bunların bir kısmı ayrı, bir kısmı bitişik yazılır.( Ses düşmesi ya da türemesi olur ise birleşik yazılır.)Her iki durumda da çekim ekleri en sona getirilir.
    sabrettim, kayboldu, yardım ediyor, iyi olsun, arz et, mutlu kıldı, hoş eyledi;
    gelebilir, gidedur, düşeyazdım, söylenegelmiştir...

  8. #8
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Fiiller

    Fiilimsiler




    Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle türetilerek isim, sıfat ve zarf olarak kullanılan kelimelerdir.
    Bunlar artık fiil olarak kullanılma özelliğini kaybettikleri için fiil çekim eklerini (olumsuzluk eki hariç) alamazlar; isim çekim eklerini alabilirler, isim sıfat ve zarf (tümleci) olarak kullanılırlar; yancümlecik kurarlar.
    Fiilimsiler üçe ayrılır: İsim-fiiller, Sıfat-fiiller ve Zarf-fiiller
    1. İsim-fiiller


    Fiillerin adıdır.
    Fiillere (basit, türemiş, birleşik) getirilen “-mE, -mEk, -İş” ekleriyle yapılır. Türetilen bu kelimelere mastar; türetmede kullanılan eklere mastar eki denir.
    Bakmak, okumak, yazmak, konuşmak, derlemek, eleştirmek, araştırmak...;
    Bakma, yüzme, seslenme, tamamlama, yarım bırakma, kovalama...;
    Bakış, geliş, gidiş, serzeniş, sesleniş, tükeniş, kurtuluş, çıkış...
    *İsimlerin tüm özelliklerini gösterir, cümlede isim gibi kullanılır.
    Kitap okumayı çok seviyorum. Nesne
    Okumak en faydalı eylemdir. Özne
    Sinirli olduğu gelişinden anlaşılıyor. Dolaylı tüml.
    *Olumsuzları mastar ekinden önce olumsuzluk eki getirilerek yapılır.
    Okumamak, yazmama, seslenmeyiş...
    *Bu kelimeler tek başlarına (eksiz) kullanıldıklarında mastar eki vurguludur.
    Okumak, yazma, danışma, sesleniş...
    *Eğer “-mE” ile yapılan isim-fiillerde bu ek vurgusuz, bundan önceki hece vurgulu okunursa yanlış anlaşılma olur: Olumsuz emir çekimi zannedilir.
    Danışma fiilimsi danışma olumsuz emir
    Kaynaşma fiilimsi kaynaşma olumsuz emir
    Dikkat: “-mE” eki olumsuzluk ekiyle karıştırılmasın.
    *Kimi isim-fiiller kalıcı nesne, yer, iş veya kavram adı olabilirler. Bu durumda artık isim-fiil olarak kullanılmazlar. Bunlar olumsuzluk eki de alamazlar.
    Dondurma, danışma, kavurma, kızartma...;
    Çakmak, yemek, ekmek...;
    Alış veriş, gösteriş, direniş...
    *“-mE” ekiyle türeyen mastarlardan bazıları sıfat olarak kullanılabilir.
    Süzme bal, asma köprü, yapma çiçek...
    2. Sıfat-fiiller (Ortaçlar)


    Fiil kök veya gövdelerinden yapım ekleriyle yapılmış sıfatlardır.
    Tanı-›tanıdık (adam) kırıl-›kırılası (eller)...
    “-En, -Esİ, -mEz, -r, -dİk, -EcEk, -mİş” ekleriyle türetilirler
    *Sıfat görevinde kullanılırlar. Niteleme sıfatı sayılırlar.
    gelen araba, öpülesi el, dönülmez yol, koşar adım, tanıdık yüz, gelecek zaman, olmuş iş...
    *Daha sonra isimleşebilirler. İsimleştikleri zaman cümlede isim gibi kullanılırlar.
    Gelenler kimdi? özne
    Tanıdıklarımıza rastlayamadık. Dolaylı tüml.
    Aldıkları eke göre çeşitlere ayrılırlar:
    *Geçmiş zaman ortaçları :“-dİk ve -mİş” ekleriyle yapılır.
    Nesne ve kavramların geçmişte ortaya çıkan niteliklerini bildirirler.
    Koca şehirde bir tek tanıdık yok.
    Aramadık yer bırakmadık.
    Bugüne kadar görülmemiş bir haksızlık var ortada.
    Pişmiş aşa su katmak.
    *Gelecek zaman ortaçları:“-Esİ ve -EcEk ” ekleriyle yapılır.
    Nesne ve kavramların gelecekte ortaya çıkacak olan niteliklerini bildirirler.
    Kırılası eller hep zalimin yanında.
    Memleketin o kadar çok görülesi güzellikleri var ki...
    Daha yapılacak çok iş var.
    Çözülemeyecek bir sorun yoktur.
    *Geniş zaman ortaçları: “-En, -mEz, -or” ekleriyle türetilirler
    Dönülmez akşamın ufkundayız, vakit çok geç
    Koşar adım eve gitti.
    Hep bilinen şeylerden bahsetti durdu.
    İşe erken başlayan erken verim alır.
    Gelen adayların kaydını yapıyorlar. (şimdi gelen)
    Akan kanı durdurmalı önce (her zaman akan)
    Kaçan mahkûmları yakalamışlar. (kaçmış olan)
    Belirtme Ortaçları:“-dİk ve –EcEk” eklerinden sonra iyelik eki getirilerek yapılır.
    Okuduğum son kitap
    Okuyacağım ilk kitap
    Yapacağımız işler
    Yapılacakları belirledim.
    Geleceği varsa göreceği de var.
    Diktiğimiz fidanlar meyve vermeye başlamış.
    Dikkat: Bu eklerden “-mEz, -or, -dİk, -EcEk, -mİş” ekleri fiil çekim eki olarak da kullanılmaktadır. Zaten fiil çekim eki olan bu ekler zamana bağlı olarak sonradan sıfat yapmışlardır. Sıfat yaptıkları durumda artık çekim eki değildirler.
    Bu konu uzun süre tartışılacak (çekimli fiil)
    Uzun süre tartışılacak bir konu bulduk. (ortaç)
    3. Zarf-fiiller (Ulaçlar)


    -Fiillerden türetilen ve zarf tümleci olarak kullanılan kelime veya kelimelerdir.
    -Ulaçlar yapım ekleriyle türetilir.
    -İsim görevinde kullanılmazlar.
    Çeşitleri şunlardır.
    a.Bağlama Ulacı“-İp” ekiyle türetilir.
    Bu ek genellikle “ve” bağlacının yerini tutar.
    “-İp” ekinin getirildiği fiille onun bağlanmış olduğu fiilin öznesi ve zamanı aynıdır.

    Telefon edip hâlini hatırını sordum.‹ Telefon ettim ve hâlini hatırını sordum
    Bu ulacın tekrarlanması fiilin sıkça yapıldığını gösterir:
    Gidip gidip komşuları rahatsız ediyor.
    Bakıp bakıp gülüyor.
    b. Durum Ulaçları :“-erek, -e..., -e, -meden, -meksizin, -cesine” ekleriyle yapılır.Fiilin nasıllığını bildirir.
    Sınıfa gülerek girdi.
    Olayı adeta yeniden yaşıyormuşçasına anlattı.
    Gece karanlık sokaklarda düşe kalka ilerlediler.
    Dinlene dinlene gittiler.
    Gürültüye aldırmadan işiyle meşgul oluyordu.
    Hiç dinlenmeksizin yedi saat yürüdüm.
    Her şeyi bilircesine konuşuyordu.
    c. Zaman Ulaçları:“-İncE, -dİkçE, -dİğİndE, -ken, -mEdEn, -or, -mEz” ekleriyle yapılır.Bu ulaçlar fiilin zamanını bildirir.
    Gülünce gözlerinin içi gülüyor.
    Canım sıkıldıkça şiir okurum.
    Kar yağınca herkes sokaklara döküldü.
    İlk okuduğumda iyi anlayamamıştım.
    Uyurken hep sayıklar.
    Gün ağarırken düştük tarla yollarına.
    Uyumadan önce de yarım saat kitap okunabilir.
    Gelir gelmez seni sordu.
    d. Başlama Ulaçları:“-Elİ” ekiyle türetilir ve sonraki fiilin başlangıcını bildirir.
    Buraya geleli çocuğa bir hâller oldu.
    Seni tanıyalı hayatım değişti.
    e. Nedenlik Ulaçları:“-dİğİ, -EcEğİ” ekleriyle türetilir ve “-dEn dolayı, için, -dEn ötürü” edatlarıyla birlikte kullanılır.
    Çok yalnızlık çektiğinden (dolayı) buralarda kalmak istemiyor.
    Sizden ayrılacağı için üzülüyor.
    f. Bitirme Ulaçları:“-EnE, -İncEyE, -EsİyE” ekleriyle türetilir ve “değin, dek ve kadar” edatlarıyla birlikte kullanılır.Sonraki fiilin bitimini gösterir.
    Sen gelene kadar biz burada bekleyeceğiz.
    Yollar açılıncaya kadar bekledik.
    Öldüresiye dövdüler.

Bu Konudaki Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
eşarp bağlama - Uyar Optik - Mustafa Uyar - ılgın - eşarp yapma -
Eğitim ve Ögretim Genel