Plastik bir kazana yerleştirilmiş ıspanaklar, ışık ve ısı nakleden ışıklı borunun etrafında dönmektedirler. Bu arada bitkilerin kökleri de bir besin çözeltisi içinde gelişmelerini sürdürmektedir. Kaçış hızı, yerçekimine tekabül etmekte ve bitkiler büyümelerini buna göre ayarlamaktadır. Sebze; güneş, yağmur ve toprak olmaksızın gelişmektedir. Arizona Üniversitesinde Çevre Araştırmaları Laboratuvar(ERL)'ındaki tesisler sanki hayal-bilim filmlerindeki sahneleri andırmaktadır.

Aslında bu araştırmalar, uzay çalışmaları için de kullanılabilecektir. (ERL) araştırmacılarından Carl Hodges şöyle demektedir: Eğer feza kolonilerinde kalanların yeşil sebze ihtiyaçlarını yeryüzünden gönderilecek roketle sağlamaya kalkarsak, her yarım kilo yeşil sebze (600) dolara mal olacaktır. Bu sebeble, "uzaydaki" şartları, andıran bir büyüme vasatı ortaya koyuyoruz, bu ara yerin eğikliği ve yerçekimini de aratmayan bir vasatta, astronotlar, kendi sebzelerini kendileri yetiştirebileceklerdir. Tabiî bu arada nakliye masraflarından da tasarruf edilebilecektir. Fezanın gelecekte nüfus artışında mühim rol oynayacağını söylemekle beraber, bir çok meseleyi de çözümsüz bırakacağını söyleyen araştırıcılar, bu sebeble dünya üzerindeki çalışmaların bu meselelerin çözülmesine yardım edeceğini belirtiyorlar.

Yeryüzünün 1/3'ü ve buna bağlı olarak 35 000 km kıyı şeridi çöl, yarı çöl ve kuru savanlardan meydana gelmiştir. Seradaki çalışmalar ise çölleri sınırlayan deniz kıyısı bölgelerinde yeni sahalar meydana çıkarma gayesine matufdur. Bu araştırmaları şöylece hülasa edebiliriz: Araştırıcı Hodges burada Goa fasulyesi gibi diğer benzer yapıdaki tuzlu suya dayanıklı bitkileri araştırmakta ve araştırıcı olarak ekonomik açıdan kârlı olan faydalı bitkilerin değişik şartlarda gelişmelerini sağlıyoruz diyor.

Hodges, ışıklı boru etrafında dakikada (50) defa dönen feza kazan önünde durarak, bu cihazın bütün araştırmaların sembolü olduğunu belirtiyor. Gayemiz, ekonomik ve faydalı olanı değerlendirmelidir diye ilave ediyor.

ERL araştırma tesisleri Tucson havaalanı parkının arkasındaki mütevazı bir yerde kurulmuştur. (80) araştırıcının bulunduğu tesis, birkaç yapı grubuyla, birkaç kamp römorku ve seralardan oluşmaktadır. Bütün gün boyunca uçaklar bu kuru topraklara iniş yapmaktadır. Uzaktan kumdaki kaktüsler bir ünlem işareti gibi görünmektedir. Buradaki toprak ıslandığı zaman yağmurla kazandığından daha fazla suyu buharlaşarak kaybeder. Bu toprak yapısı da ERL'nin verimli hale getirmeğe çalıştığı sınıftandır.

BİTKİ BALIĞI VE BALIK DA BİTKİYİ BESLEYEREK
Seranın içindeki hava nemli ve verimlidir. İlk göze çarpan şey ise, kökleri havada asılı olan domates fidanlarıdır.
Arizonadaki âlimler yeni ziraî teknikleri geliştiriyor. Şimdiye kadar kullanılmamış olan tuzlu suya mukavim bitkiler üzerinde araştırma yapılıyor. Bu bitkiler çöl ve kurak bölgeleri yeşillendirecek durumdadır. Araştırmacılar minyatür ekolojik sistemler kurarak, feza şartları altında bitkileri tecrübe ediyorlar. Bu resimde ıspanaklar altında toprak ve güneş görmeden ışıklı bir düzlem etrafında dönerek gelişiyorlar.
Aynı zamanda bu fidanların üstü oldukça fazla domatesle yüklüdür. Kökler istikametinde akan bir gıda çözeltisini kökler emmekte ve köklerin alamadığı ise, aşağıdaki bir havuzda toplanarak, su zambaklarının bulunduğu kısma akmaktadır. Burada koyu yeşil ve göz alıcı çiçek renkleri göze çarpar. Bu yerde gerçekleştirilmeye çalışılan şey, birbirini tamamlayan, az suya dayanıklı ve enerjilerini kendileri üreten bitkilerin, verimsiz kıyı şeritlerinde gıda maddesi haline gelmesidir. Seradaki bitkiler, birbirinden ayrı durumda asılmakta ve domates fidelerinin geriye bıraktığı çözeltiler, su zambaklarının işine yaramaktadır. Su zambakları çok kolay yetişmeleri yanısıra, plastik kaplar içinde püre haline getirilip aaaan gazı istihsalinde de kullanılmaktadır. Elde edilen aaaangazı ise, çöl bölgelerdeki seraların enerji üreten jeneratörlerinde kullanılacaktır. Belki de yakın gelecekte aaaangazı gereken enerjiyi de sağlayabilecektir.

Netice olarak, su zambaklarından aaaangazı çıkarılmakta, aaaangazı ise, sera jeneratörlerinde kullanılmakta ve sera da çölde domatesi yetiştirmektedir. Bundan sonraki araştırma sahası fevkalade bir şekilde dizayn edilmiş olan bir fide yatağıdır. Bu bir çeşit karton kutudan meydana gelen levhalar ve bunlarda yetişen marullardır. Bu karton kısmın içindeki bitkiler, belli aralıklarla fışkırtılan gıda çözeltileriyle nemli ve serin tutulmaktadır. Bu, güneş ışığının yapraktaki tesiri gibi olmaktadır. Araştırıcılardan biri, gelecekte insanlığın aç kalmasını önlemek, beslenme problemlerini halledebilmek için yalnız çöllerde değil havada dahi tecrübelerin yapılmasını teklif etmektedir. Bu tesiste de marul üretimi çift kârlı olmaktadır. Biraz ilerde iri sarı kavunlar levhalar üzerinde marullarla birlikte asılmaktadır. Kökler ise, yine bir su havuzunda yüzmektedir. Ayrıca kökler protein ihtiva ettiklerinden bu havuzda yüzen balıklara da yaramaktadır. Balıklar köklerden parçalar koparsalar dahi, bu köklere pek zararlı olmamaktadır. Çünkü balıklar, suyu kökler için gübrelemektedir. Ayrıca seralarda elyafa benzer iki düzlem arasında bulunan köpük sayesinde, bir izolasyon meydana gelmekte ve böylece soğukta seraların ısınmasını, çok sıcakta ise serinlemesini sağlamaktadır. Seralarda bir de dışarıdan bakıldığında, gayet normal görünen fidelikler bulunmaktadır. Bu fidelikler, kumda büyümekte, köklerin altından geçen bir boru sistemiyle de kökler beslenmektedir. Araştırıcılar, buna benzer sistemleri deniz kıyılarında da kurmayı plânlıyorlar. Bu sistemde deniz suyu kullanılacak; aynca, sera içindeki hava buharlaşmayla serinleyerek yüksek bir nemlilik derecesi sağlanacaktır. Tatlı su ihtiyacı 10'da bir, hatta 50'de bire düşürülerek, kıyı bölgelerinde değerli zirai ürünler için pahalı fakat tuzdan arındırılmış su kullanılacaktır. Kum fideliklerde birçok bitki yetişmekte; bunlardan fasulye köklerindeki bakteriler yoluyla havanın azotu bağlanarak toprağı gübrelemektedirler. Böylece çalı ve sırık fasulyeleri mısırlara azot sağlamakta, mısırlar da gelişmektedirler. İntercropping adı verilen bu sistemle çok ekonomik yoldan gıda üretimi sağlanmakta ve gübre masrafları oldukça düşmektedir. Seralarda Asya için uygun olan incercropping çeşitleri denenmektedir, bu da mung fasulyesi ile şekerkamışı, şekerkamışı ile bezelye, soya fasulyesi ile patlıcan, lif kabağı olmaktadır.

ERL araştırma kurumunun yardımlarıyla Tucson'da 45 000 m2 lik bir alanda kurulu bir serada yılda 2,5 milyon kilo domates ve salatalık yetiştirilmektedir. Bu üretim, normal seralardan 3 kat fazladır. ERL'nin deneme seraları Orta Doğunun kıyı çöllerinde, Birleşik Arap Emirliklerinde, Afrika'da, Orta ve Güney Amerika'da ve Karayib adalarında bulunmaktadır. ERL enstitüsünde ayrıca motor yağı elde etmede kullanılacak ve sanayide faydalanılacak bitkiler de araştırılmaktadır. Enstitü bir de çöllerde yetişen deniz suyunun tuzuna dayanıklı bitkiler üzerinde çalışmaktadır. Meksika'da Puerto Panesco'da çölde yetişen ve hayvan yemi olarak da kullanılabilen bir bitki yetiştirilmektedir. Araştırıcılar, böylece bir milyar insana yeni bir gıda kapısının açılabileceğini belirtiyorlar. Meksika'deki misyonerlerin orada bulunan yerlilerin tuzlu toprakta yetişebilen bitkiler ürettikleri haberi üzerine, âlimler Kaliforniya'nın kuzey körfez kıyıları ve Baja -Kaliforniya boyunca, bu tip bitkilerin bulunması için araştırmalara başladılar. Sonunda araştırılmak üzere tuza mukavim 100 çeşit bitki buldular. Gerçekten de bu bitkiler, tuzlu suyla yetişmekte ve tatlı suya ancak tohum çatlama zamanında ihtiyaç göstermekteydiler. Bu çimlenme de çöl yağmurları sayesinde olmaktadır. Daha sonra ise tuzlu suyla gelişmelerini tamamlamaktadırlar. Bu nevî bitkilerden bir kısmı Meksika körfezinin açık çölüne ekildi. Laboratuvar neticelerinde bitkilerin proteince zengin büyükbaş hayvan yemi olarak kullanılabileceği görüldü. Böylece bir yıldan daha kısa bir sürede tuzlu su bitkileri araştırmaları başlamış oluyordu. Toprağın su kaybı, insan gücüyle yapılan tarımda toprağın çölleşmesine yol açmaktadır.

Ayrıca kuru toprakta yapılan tarımda bu duruma evaportransprasyon denilmektedir. Bu kelime, evaporasyon ve transprasyon kelimelerinden meydana gelmiş olup meslekî literatürde toprağın üst sathından ve bitkiler yoluyla meydana gelen buharlaşmayı belirtmektedir. Su buharlaştığında, tuz ve bazı mineraller toprakta kalmaktadır. Böylece tarım sahalarında tuz nisbeti artarak bitkilere zararlı olacak hale gelmektedir. Neticede çöl görüntüsü ve çorak bir toprak örtüsü ortaya çıkmaktadır. Yeryüzündeki tarım sahalarının ortalama üçte biri. tuzdan tesir görmektedir. Böylece topraklardan bir kısmı her yıl kaybedilmektedir.

ERL'nin Meksika'daki seraları çöl üzerinde ilk bakışta göze çarpmaktadır. Bu bölgede bir hektar büyüklüğündeki sahada tuzlu su bitkileri istasyonu ve havuzlar bulunmaktadır. Bu havuzlarda karides de yetiştirilmektedir. Daha sonra bu havuzlar Havai'ye nakledilmiştir. Dakikada 4 000 litre deniz suyu yengeçlerin bulunduğu kanallardan geçerek bitkilere ulaşmaktadır. Yengeçler burada bitkilerin gübre ihtiyacını karşılamaktadır. Karidesler de aynı yengeçler gibi bitkilere gübre kazandırmaktadır. Araştırıcılar, hayvan yemi olarak kullanılabilecek bu bitkilerdeki tuz oranını, hayvanların hoşlanacağı seviyeye indirebilmek için bu bitkilerden tuzu çekmekte ve bu esnada proteinin zayi olmaması için çalışmalar yapmaktadırlar.

Gelecekte insanlığı tehdit eden açlık ve nüfus artışı gibi problemler, çorak araziler verimli kılınarak ve bunlarında ötesinde yepyeni imkânlar araştırılıp keşfedilerek çözülebilir. Böylece bizi tehdit eder gibi görünen tehlikeler yeni bir çağın başlangıcı olabilir de.. Eğer insanoğlu kendisine bahşedilen imkânları, nimetleri israf etmez, zamanında ve yerinde kullanabilirse ileride önüne çıkacak büyük engelleri rahatlıkla aşabilir.