Reformtürk 14 Yıldır Sizlerle
3 sonuçtan 1 ile 3 arası
  1. #1
    SPONSOR REKLAM ReformTürk Yöneticisi Mustafa Uyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Ilgın, Konya
    Mesajlar
    13,651
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Küçük prens

    Küçük prens
    Altı yıl önce Sahra Çölü’nde uçağım kaza yapıncaya kadar içimi dökecek gerçek bir dostum olmadan yapayalnız yaşadım. Motorum arızalanmıştı. Yanımda ne bir teknisyen, ne de bir yolcu olmadığı için, onu kendim tamir etmek zorundaydım. Bu işin güç olacağını biliyor, ama sonunda başaracağımı umuyordum. Bu bir ölüm kalım meselesiydi. Yanımda bana ancak bir hafta yetecek kadar su vardı.
    Çöldeki ilk gecem kumların üzerinde uyuyarak geçti. Buraya en yakın yerleşim yeri 1600 kilometre uzaktaydı. Deniz kazası geçirerek okyanusun ortasında kalakalmış bir denizciyi düşünün. Benim durumum böyle bir denizciden çok daha vahimdi. Şimdi güneş doğarken cılız, tuhaf bir sesin beni uyandırmasına ne kadar şaşırdığımı tahmin edebilirsiniz. Bu ses:
    PRENS “ Lütfen bana bir koyun resmi çizin” diyordu.
    ASE “Ne?”
    PRENS “Bana bir koyun resmi çizin”
    ASE Peki ama, burada ne yapıyorsun sen?”
    PRENS “Lütfen bana bir koyun çizin.”
    ASE Ama ben resim çizmeyi bilmiyorum.
    PRENS “Bunun önemi yok. Bana bir koyun resmi çizin” .
    ASE tamam bir sana bir şeyler çizdim.
    PRENS ”Hayır, hayır! Ben fil yutmuş bir boa yılanı istemiyorum. Boa yılanı çok tehlikeli bir hayvandır, fil ise hantaldır. Benim yaşadığım yerde her şey çok küçük. Bana bir koyun lazım. Bana bir koyun resmi çizin.”
    ASE tamam o zaman
    PRENS “Yoo! Bu çok hasta bir koyun. Bana başka bir tane çizin”
    ASE peki bir tane daha çiziyorum
    PRENS”Bu bir koyun değil, bir koç, bak boynuzları var...”
    ASE ya bu?
    PRENS “Bu çok yaşlı. Ben uzun süre yaşayacak bir koyun istiyorum.”
    ASE küçük bey Sabrım tükenmek üzere Bir an önce motoru tamir etmeye başlamam gerekiyor . Bu sana çizdiğim son resim. ” Bu sadece bir kutu. İstediğin koyun kutunun içinde.”
    PRENS “Evet ben de tam böyle bir şey istiyordum. Sizce bu koyun çok ot ister mi?”
    ASE “Niye sordun?”
    PRENS “Çünkü benim yaşadığım yerde her şey öyle küçük ki…”
    ASE “Canım artık bir koyun için biraz ot bulunur herhalde. Hem sana çizdiğim koyun çok küçük zaten.”
    PRENS” Bana pek küçük gibi gelmedi. Hey! Bak sen şuna, uyudu”
    PRENS “Nedir bu?”
    ASE “ Uçak, benim uçağım. Gökyüzünde uçar.”
    PRENS “ Ne? Yani gökten mi düştün?”
    ASE Evet
    PRENS “ Ama bu çok hoş”
    PRENS “ O halde sen de gökyüzünden geliyorsun,peki hangi gezegenden?”
    ASE “ Yani sen başka bir gezegenden mi geldin?”
    PRENS “Bununla pek fazla uzaktan geliyor olamazsın...”
    ASE “ Nereden geliyorsun sen küçük dostum? Sözünü ettiğin bu ‘benim yaşadığım yer’ neresi? Çizdiğim koyunu nereye götüreceksin?”
    PRENS “ Çizdiğin koyunun en iyi yanı ne biliyor musun? Geceleyin onu ev olarak kullanabilecek.”
    ASE “ Elbette. Hem iyi bir çocuk olursan sana onu bağlaman için bir ip ve bir direk de çizerim.”
    PRENS “Bağlamak mı? Ne komik bir fikir!”
    ASE “Bağlamazsan, çeker gider ve kaybolur.”
    PRENS “Gider mi? Nereye gidebilir ki?”
    ASE “ Her yere, burnunun doğrusuna çeker gider.”
    PRENS “Bir şey olmaz. Benim yaşadığım yerde her şey öyle küçük ki... Orada burnunun doğrusuna giden birisi, pek fazla uzaklaşamaz.”
    PRENS “Koyunların küçük çalıları yediği doğru mu? “
    ASE “ Evet, yerler “
    PRENS “ Baobap ağacını da yerler öyleyse “
    ASE baobaplar küçük çalılar değildir birkaç katlı bina büyüklüğündeki ağaçlardır . Yanında bir fil sürüsü götürsen bile, tek bir baobap ağacını yiyip bitiremezler “
    PRENS (küçük prens kahkaha atarak) Götürdüğüm filleri üst üste dizmem gerekirdi “ “Baobaplar da başlangıçta küçüktürler “
    ASE “ Elbette öyle. Peki ama koyunun bu küçük baobapları yemesini neden istiyorsun?
    PRENS “ bunda anlamayacak ne var? Bu bir çeşit disiplin. Sabah uyandığınızda nasıl yüzünüzü yıkayıp temizliğinizi yapıyorsanız, gezegene de aynı şeyleri yapmanız gerekir. Bunu büyük bir dikkatle yapmalısınız. Bütün baobapları hemen sökmelisiniz yoksa bir süre sonra gül fidelerine benzerler. İşte o zaman hangisinin gül hangisinin baobap olduğunu anlayamazsınız. Bu sıkıcı bir iştir, ama oldukça kolaydır.”
    PRENS “Güzel bir resmini yapmalısın bunun. Böylece sizin oradaki çocuklar da nasıl bir şey olduğunu görsünler. Ufak bir işi ertesi güne bırakıvermenin pek sakıncası olmaz çoğu kez, ama baobaplar ertelenirse felaket! Tembel birisinin yaşadığı bir gezen biliyorum. Adamcağız yalnızca üç küçük fideyi sökmeye üşendiydi de…”
    ASE ah küçük prens! Her an biraz daha anlıyorum o kısa ve hüzünlü geçmişinin gizlerini… epeydir tek eğlencen oturup gün batımını izlemek olmuş demek.
    PRENS “ Güneşin batışını izlemeyi çok severim. Haydi gidip izleyelim “
    ASE “Ama beklememiz gerekiyor...”
    PRENS “Neyi? “
    ASE “ Güneşin batmasını.”
    PRENS Bir keresinde güneşin batışını tam kırk dört kez izledim “ Bilirsin, insan çok mutsuz olduğu zamanlarda güneşin batışını izlemeyi sever.”


  2. #2
    ReformTürk Yöneticisi Mustafa Uyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Ilgın, Konya
    Mesajlar
    13,651
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Yanıt: Küçük prens

    ASE “ Peki sen mutsuz muydun? “
    PRENS ------
    PRENS Koyun çalıları yiyorsa çiçekleri de yer değil mi?
    ASE “Koyunlar bulabildikleri her şeyi yerler.”
    PRENS Dikenli çiçekleri de mi?
    ASE Evet dikenli çiçekleri de.
    PRENS öyleyse dikenler… ne işe yararlar ki?
    ASE dikenler hiçbir şeye yaramaz çiçekler kindarlıklarından dolayı dikenlidirler…
    PRENS Ya! Hayır inanmıyorum sana çiçekler narin yaratıklardır. Kötülük nedir bilmezler. Ellerinden geldiğince kendilerini korumaya çalışırlar. Dikenlerine bakıp güçlü olduklarını sanırlar. Demek sen sanıyorsun ki çiçekler…
    ASE bağırarak) Hayır hayır bir şey sanmıyorum ben. Aklıma gelen ilk şeyi söylemiştim. Görmüyor musun önemli işler ile uğraşıyorum.
    PRENS önemli işler ha?
    ASE Evet
    PRENS “Tıpkı büyükler gibi konuşuyorsun. Her şeyi birbirine karıştırıyorsun. Bir gezegen görmüştüm kırmızı suratlı biri yaşıyordu orada. Tek bir çiçek koklamamış, hiç yıldız görmemiş, hiç kimseyi sevmemiş. Sayıları toplamaktan başka bir şey yapmamış hayatında. Yinede bütün gün senin gibi “önemli ve ciddi bir adamım” der dururdu. Gururundan yanına yanaşılmazdı. Ama o insan değil ki mantar!”
    ASE Ne?
    PRENS Mantar! Çiçeklerin milyonlarca yıldır dikenleri var. Yinede milyonlarca yıldır koyunlar onları yer. Şimdi çiçeklerin bunca güçlüğe göğüs gerip hiçbir işe yaramayacak dikenleri neden büyüttüklerini anlamaya çalışmak önemli değil mi sence? Koyunlar ve çiçekler arasındaki savaş önemli? Kırmızı suratlı şişko bir bayın toplama işlemlerinden daha mı az önemli bu? Ya ben kendi gezegenimden başka hiçbir yerde yetişmeyen eşine rastlanmadık bir çicek tanıyorsam ve gün birinde ne yaptığını bilmeyen bir koyun onu bir lokmada yutuverirse sence önemli değil mi bu? Sevdiğiniz çiçek milyonlarca yıldızdan yalnız birinde bulunsa bile yıldızlara bakmak mutluluğumuz için yeterlidir. Ama birde koyunun çiçeği yediğini düşün. Bütün yıldızlar bir anda kararmış gibi gelir. Buda mı önemli değil?
    ASE sevdiğin çiçeğe bir şey olmayacak. Koyunun azına kapatmak için bir ağızlık çizerim sana, yada istersen çieğin çevresine bir parmaklık çizerim.
    Bölüm 1
    GÜL “Oh! Çok ender olarak uyanık kalırım. Lütfen taç yapraklarımın düzensiz olmalarından dolayı kınamayın beni…”
    PRENS Ne kadar güzelsin!
    GÜL Evet biliyorum. Üstelik güneşle birlikte doğdum…
    GÜL Sanırım kahvaltı zamanı. Benim gereksinimlerimle ilgilenmek nezaketini gösterir miydin?
    PRENS Tabi hemen su getiriyorum
    GÜL benim dört dikenim var. Sıkıysa kaplanlar pençelerini bir uzatsınlar!
    PRENS Gezegenimde kaplan yok. Hem kaplanlar ot yemezler.
    GÜL ben ot değilim
    PRENS Özür dilerim
    GÜL Kaplanlardan korkmam ben. Sert bir rüzgardan korkarım. Beni rüzgardan koruyacak bir siperlik bulamaz mısın?
    PRENS Sert rüzgarlar… bu bir çiçeğin en korkulu rüyası olmalı…
    GÜL Geceleri beni cam bir fanusla örtmeni istiyorum. Burası çok soğuk. Benim geldiğim yerde…
    PRENS Seni dinlemek için durdum. Şimdi gidip bulacaktım…
    PRENS (prens kendi kendine) Onu hiç dinlememeliydim. İnsan çiçeklere güvenmemeli ona bakmalı güzel kokusunu içine çekmeli sadece. Çiçekler çok tutarsız oluyorlar. Ama onu nasıl sevmem gerektiğini bilemeyecek kadar küçüğüm…
    PRENS Elveda çiçeğim
    GÜL (öksürerek) Saçmaladım. Bağışla beni, mutlu olmaya çalış… Tabi, seni çok seviyorum. Bunu şimdiye dek sana belirtmemiş olmam benim hatam. Aslında bu da önemli değil. Ama sen… Sen de benim kadar aptalca davrandın. Mutlu olmaya çalış… fanusu da istemem.
    PRENS Ama rüzgar
    GÜL Soğuk algınlığım o kadar kötü değil. Gecenin serinliği iyi gelir bana. Çiçeğim ben.
    PRENS Ya hayvanlar?
    GÜL Kelebeklerle tanışmak istiyorsam, bir iki tırtıla katlanmayı öğrenmeliyim. Çok güzel olmalılar. Kelebekler de, yani tırtıllarda olmasa kiminle dostluk edeceğim ki? Sen uzaklarda olacaksın… büyük hayvanlara gelince… onlardan korkmuyorum. Pençelerim var benim.
    GÜL Haydi sallanma git
    Bölüm 2
    KRAL işte bir kul
    PRENS (kendi kendine) Beni daha önce hiç görmediği halde nasıl tanıyabiliyor?
    KRAL yaklaş seni daha iyi göreyim
    PRENS oturabilir miyim?
    KRAL Oturmanı emrediyorum
    PRENS Efendim size bir soru soracağım içim için beni affedersiniz
    KRAL Soru sormanı emrediyorum
    PRENS Siz kimin kralısınız?
    KRAL Her şeyin
    PRENS Her şeyin mi? Yıldızlar da emirlerinize uyuyorlar mı?
    KRAL Tabi ki hiç aksatmadan hem de, baş kaldırmalarına asla izin vermem.
    PRENS güneşin batışını görmek isterdim.. lütfen, bunu benden esirgemeyin.. güneşe batmasını söyleyin..
    KRAL eger bir generale, kelebek gibi bir çiçekten diğerini uçmasını buyursam, veya bir trajedi yazmasını söylersem, general de bu buyrugu yerine getiremezse suç benim mi onun mu olur?
    PRENS sizin olur"
    KRAL doğru insan herkesten verebileceklerini istemeli. Ben mantıklı emirler veriyorum
    Bölüm 2
    PRENS Peki benim günbatımı?
    KRAL İstediğin günbatımı olsun. Gereken emri vereceğim. Ama benim yönetim ilkelerime göre, uygun koşulların oluşması için daha beklemeliyim.
    PRENS Bu ne zaman olur?
    KRAL hımmm, hımmm. Evet akşamleyin tam sekize yirmi kala. Emirlerime nasıl uyulduğunu göreceksin.
    PRENS Burada yapacak bir şeyim kalmadı yola koyulmalıyım artık.
    KRAL Gitme. Gitme seni bakan yapacağım

  3. #3
    ReformTürk Yöneticisi Mustafa Uyar - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Ilgın, Konya
    Mesajlar
    13,651
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Yanıt: Küçük prens

    PRENS Ne bakanı?
    KRAL Şey… adalet bakanı!
    PRENS Ama burada yargılanacak kimse yok ki!
    KRAL Bundan emin olamayız. Krallığımın her yanını dolaşmadım henüz. Çok yaşlıyım. Araba için burası çok küçük. Yürümek de beni yoruyor.
    PRENS Ben çoktan baktım bile. Hiç kimse yok
    KRAL O halde kendini yargılayacaksın
    PRENS evet. Ama kendimi her yerde yargılayabilirim. Bunun için bu gezegende kalmama gerek yok ki.
    KRAL gezegenimde yaşlı bir farenin var olduğu konusunda şüphelerim var. Onu yargılayabilirsin. Zaman zaman ölüm cezası verirsin. Böylece yaşaması sana bağlı olur. Ama onu hep bağışlarsın. Tutumlu davranmalıyız, çünkü elimizde başkası yok.
    PRENS Ben kimseye ölüm cezası vermek istemiyorum. Hem sanırım gitme zamanı geldi.
    ikinci gezegene geldiğimizde bu sefer kendini begenmiş biri ile karsılasırsınız.
    KENDİNİ BEĞENMİŞ -yani benim gezegenin en güzel, en iyi giyinen, en zengin ve en akıllı insanı olduguma inanıyormusun?
    PRENS -bu gezegende senden başka kimse yok ki!
    KENDİNİ BEĞENMİŞ-olsun beni kırma.. herşeye rağmen beni begenmeye devam et..."

    üçüncü gezegende bir sarhoş cıkar karsınıza...
    PRENS -neden içiyorsun?
    SARHOŞ -unutmak için
    PRENS -neyi unutmak istiyorsun
    SARHOŞ-utancımı unutmak istiyorum.
    PRENS -neden utanıyorsun
    SARHOŞ -içmekten utanıyorum"

    dördüncü gezegende bir iş adamı vardır.
    PRENS "- o yıldızlarla ne yapıyorsun?
    İŞ ADAMI-hiç onlara sahibim.
    PRENS -yıldızlaramı sahipsin?
    İŞ ADAMI-evet
    PRENS -ama ben kral gördüm...
    İŞ ADAMI-krallar sahip değildirler. sadece yönetirler.
    PRENS -peki yıldızlara sahip olmak neye yarar?
    İŞ ADAMI -zengin olmaya
    PRENS -ya zengin olmak neye yarar?
    İŞ ADAMI-başka yıldızları satın almaya, tabi eger kalmışsa..
    PRENS -yıldızlara nasıl sahip olunur.
    İŞ ADAMI-onlar kimin?
    PRENS -bilmem. herhalde hiç kimsenin.
    İŞ ADAMI-o halde hepsi benim. çünkü bu işi ilk olarak ben düşündüm."
    PRENS Bu yeterli mi?
    İŞ ADAMI Tabii, örneğin sahipsiz bir elmas buldun diyelim, o senindir. Sahipsiz bir ada keşfettin, senindir.
    PRENS Evet doğru. Peki ne yapıyorsunuz onlarla?
    İŞ ADAMI Deftere işliyorum. Sayıyorum. Sonra yine sayıyorum. Çok zor iş ama ben tam böyle önemli işler için yaratılmış bir insanım.
    PRENS Peki ipek atkım olsa boynuma sarıp götürebilirim. Bir çiçeğim olsa, koparıp onu da götürebilirim. Ama yıldızları gökyüzünden koparıp alamazsınız ki…
    İŞ ADAMI Evet ama bankaya yatırabilirim.
    PRENS O da ne demek?
    İŞ ADAMI Yani yıldızlarımın sayısını bir kağıda yazar, bu kağıdı da bir çekmeceye koyup kilitlerim.
    PRENS Hepsi bu mu?
    İŞ ADAMI Bu yeter
    PRENS Benim bir çiçeğim var. Her gün suyunu veriyorum. Her hafta temizlediğim üç volkanım var. Sönmüş olanları temizliyorum ben, ne olur ne olmaz diye. Ama siz yıldızlar için hiçbir işe yaramıyorsunuz ki…
    Bölüm 3
    PRENS Günaydın. Fenerinizi niçin söndürdünüz?
    FENERCİ Emir böyle. Günaydın
    PRENS Emir mi? Ne emri?
    FENERCİ Fenerimi söndürmem gerektiğini belirten emir. İyi akşamlar
    PRENS Ama niye yine yaktınız?
    FENERCİ Emir böyle.
    PRENS Anlamıyorum
    FENERCİ Anlayacak bir şey yok. Emir emirdir. Eskiden bir anlamı vardı. Sabahları söndürüp, akşamları yakıyordum. Gündüzün kalan bölümünü dinlenerek, geceyi de uyuyarak geçiebiliyordum.
    PRENS Herhalde sonradan emir değişti.
    FENERCİ Hayır emir aynı. Sorunda bu! Yıldan yıla gezegen daha hızlı dönmeye başladı, ama emir değişmedi!
    PRENS Biliyor musunuz size dilediğinizde dinlenebilmeniz için bir yol gösterebilirim.
    FENERCİ Hep dinlenmek istiyorum. Hayatta en sevdiğim şey uyumaktır.
    PRENS O zaman yapabileceğiniz hiçbir şey yok
    FENERCİ Tabii, yok. Günaydın
    PRENS İşte bir gezgin
    COĞRAFYACI Nereden geliyorsun?
    PRENS O kocaman kitap ne kitabı? Ne yapıyorsunuz?
    COĞRAFYACI Coğrafyacıyım
    PRENS Coğrafyacı nedir?
    COĞRAFYACI Coğrafyacı bütün denizlerin, kentlerin, dağların ve çöllerin yerini bilen bir bilim adamıdır.
    PRENS Çok ilgi çekici. İşte sonunda gerçek bir meslek. Gezegeniniz çok güzel. Okyanuslarınız da var mı?
    COĞRAFYACI Bunu söyleyemem
    PRENS Peki ırmaklar, kentler, çöller?
    COĞRAFYACI Bunları da söyleyemem
    PRENS Ama siz coğrafyacısınız
    COĞRAFYACI Pek tabii. Ama gezgin değilim.
    PRENS O niye?
    COĞRAFYACI Çünkü yalan söyleyen bir gezgin, coğrafyacının kitapları için felaket demektir. Çok içen bir gezgin de.
    PRENS O niye?
    COĞRAFYACI Çünkü sarhoş gezginler her şeyi çift görürler. Düşünsene, coğrafyacının kitaplarına bir yerine iki dağ yazdırmazlar mı?
    PRENS Çok kötü bir gezgin olabilecek birini tanıyorum.
    COĞRAFYACI Olabilir
    PRENS bir çiçeğim var
    COĞRAFYACI Çiçekleri yazmıyoruz. Çünkü onlar gelip geçici şeylerdir
    PRENS neden? Gelip geçici ne demek?
    COĞRAFYACI Coğrafya kitapları önemlidir. Hiçbir zaman eskimezler. Biz kalıcı şeyleri yazarız.çiçekler hızla yok olma tehlikesiyle karşı karşıya
    PRENS Çiçeğim gelip geçici. Bundan sonra nereye gitmemi önerirsiniz?
    COĞRAFYACI Dünya’ya git. İyi şeyler duydum orası hakkında
    Prens yola koyuldu yedinci gezegen böylece Dünya oldu.
    PRENS İyi akşamlar
    YILAN iyi akşamlar
    PRENS Bu geldiğim gezegenin adı ne?
    YILAN Dünya. Burası da Afrika
    PRENS Ya! Demek Dünyada hiç insan yaşamıyor?
    YILAN Burası çöl. Çölde insan olmaz. Dünya çok büyüktür
    PRENS Acaba günün birinde hepimiz kendi yıldızımızı bulalım diye mi hepsi böyle birbirinden uzak. Örneğin şu benim gezegen. Tam üstümüzde, ama ne kadar uzak!
    YILAN Çok güze. Seni buralara getiren nedir?
    PRENS bir çiçekle sorunlarım vardı
    YILAN Ya
    PRENS İnsanlar nerede? Çölde insan çok yalnız hissediyor kendini…
    YILAN İnsanların arasında da yalnızdır insan
    PRENS Sen komik hayvansın. Parmağım kadar kalınlığın…
    YILAN ama bir kralın parmağından bile daha güçlüyüm
    PRENS Pek güçlü değilsin. Ayakların bile yok. Yürüyemiyorsun.
    YILAN Seni gemilerin götürebileceğinden daha uzaklara götürebilirim istersen. Kime dokunursam, onu geldiği dünyaya geri gönderirim. Ama sen masum ve içten bir çocuksun. Bir yıldızdan geliyorsun. Senin için üzülüyorum bu granitten yapılmış Dünya’da ne kadar güçsüzsün. Sana yardım edebilirim eğer bir gün gezegenini çok özlersen bana gel.
    PRENS Oo, seni anlıyorum. Ama niçin hep bilmece gibi konuşuyorsun?
    YILAN Hepsini çözerim ben.

    Bölüm 4
    PRENS Uçağının motorundaki arızayı bulmana sevindim. Artık evine dönebileceksin.
    ASE Bunu nereden biliyorsun?
    PRENS Bugün ben de evime dönüyorum. Çok daha uzak… çok daha zor. Koyunum var artık. Kutusu ve ağızlığı da var.
    ASE Küçük adamım korkuyorsun sen…
    PRENS Ama bu akşam daha çok korkacağım.
    ASE Küçük adam Gülüşünü duymak istiyorum yine
    PRENS bu gece tam bir yıl olacak. Yıldızım, bir yıl önce Dünya’ya indiğim yerde tam tepemde olacak bu gece…
    ASE Küçük adam, ne olur bunun yalnızca kötü birdüş olduğunu söyle bana; şu yılanla konuşmanın, buluşma yerinin ve yıldızın filan…
    PRENS asıl önemli olan gözle görülmeyendir
    ASE Evet biliyorum
    PRENS Çiçekle olduğu gibi tıpkı. Bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. Bütün yıldızlar çiçek açmış gibidir.
    ASE Ne söylemek istiyorsun?
    PRENS Yıldızlardan birinde ben yaşıyor olacağım. Ben gülüyor olacağım bir tanesinde. Ve geceleyin gökyüzüne baktığında bütün yıldızlar gülüyor gibi olacak… yalnızca senin gülen yıldızların olacak! Sanki sana yıldızlar yerine gülmesini bilen bir sürü küçük çan vermişim gibi olacak… bu gece… biliyorsun… gelme.
    ASE seni bırakmayacağım
    PRENS Dinle beni. Biraz da o yılan yüzünden… Yani seni sokmasını istemem. Yılanlar kötü niyetli yaratıklardır. Bu da seni yalnızca zevk için sokabilir.
    ASE Seni bırakmayacağım ikinci kez sokmaya zehirleri kalmıyor ki
    PRENS Gelmemeliydin. Acı çekeceksin. Ölmüşüm gibi olacak, ama ölmeyeceğim. Harika olacak senin tam beş yüz milyon küçük çanın olacak, benim de beş yüz milyon su kaynağım…işte burası. Bırak, yalnız gideyim.

    PRENS çiçeğim… ondan ben sorumluyum. Ve çok güçsüz! çok saf! Kendini savunmak için dört işe yaramaz dikeni var… hepsi bu
    Küçük prens biraz durakladı, sonra ayağa kalktı. Bir adım daha attı. Ayak bileğinin dibindeki sarı parıltıdan başka hiçbir şey görülmedi. Bir an hareketsiz kaldı. Çığlık atmadı. Bir ağaç gibi yavaşça devrildi. Gökyüzüne bakın. Ne kadar çok şeyin değiştiğini göreceksiniz.

    Antoine de Saint- Exupery (ASE)

Bu Konudaki Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
eşarp bağlama - Uyar Optik - Mustafa Uyar - ılgın - eşarp yapma -
Eğitim ve Ögretim Genel