Reformtürk 13 Yıldır Sizlerle
Sayfa 1/2 12 SonSon
13 sonuçtan 1 ile 10 arası
  1. #1
    SPONSOR REKLAM **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Fotoqrafçılık Dersleri

    Fotoqrafçılık Dersleri
    FOTOGRAFCILIK DERSLERI-Konu 1:Karanlik Oda Teknikleri

    Evet fotografciligin en eski yontemi, karanlik oda yontemidir.. gunumuzde dijital fotografciliga gecildigi icin karanlik odalar artik bir nostalji haline glemistir.. Ama fotografi fotograf yapan, konusu, isigi ve basim teknigidir.. Fotografciligi ogrenmenin en Onemli adimi karanlik odayi, kullanmasak bile ogrenmektir, cunku isin temeli burada yatar.. asagida sizlere karanlik oda teknikleri hakkinda genel bir bilgi vermek istiyorum. Karanlik odada cogu kez bulunmus biri olarak, bu tecrubeyi sizinde yasamanizi, fotografi tab ederken, kagittan yavas yavas cikan goruntunun insana veridigi hazzi sizinde yasamanizi istiyorum.. Karanlik odayi kendinizde ucuz bir butceyle kurabilirsiniz...deneyin, o xaman fotografin hayatinizdaki yerini anlayacaksiniz...

    Teknik anlamda, bir fotograf yapmak, bir filmi pozlamakla (exposure) baslar. Görsel olarak, pozlanmis bir filmle, pozlanmamis bir film arasinda fark yoktur; resim orada olmasina ragmen, hala gizli bir sekildedir. Ortaya çikarmak için, film banyo edilmelidir. Banyo filmi negatife dönüstürür. Negatif fotografin asil formuna baski yolu ile dönüsür. Fotograf teknigi usullerinin önemine gelince, daha iyi negatif, daha iyi baski demektir. Herhangi bir negatifin kalitesi hakkinda karar vermenin üç faktörü; odaklama (focusing) , isik ve baskidir. Kamerayi odaklamak negatifin netliginin derecesini belirler. Lens yanlis odaklanmissa negatif net olmayacaktir ve bu konuda hiçbir sey yapilamaz. Dogru olarak odaklandiginda net olmasi gerekir, fakat yine de bulanik olabilir. Pozlama sirasinda kamera kazara hareket ettirilmistir veya konu çok hizli hareket ettigi için seçilen örtücü hizi görüntüyü film üzerinde dondurmak için çok yavastir. Fakat net bir negatif bile bulanik bir baskiya yol açabilir. Çünkü, agrandizörün lensi dogru olarak odaklanmamistir veya kagit pozlanirken agrandizör sallanmistir veya titremistir veya negatif odak yüzeyinden pozlama sirasinda ayrilmistir. Kameradaki filmi pozlamak, olusacak negatifi iki açidan belirler; netlik ve yogunluk. Seçilen pozlama süresi, hareket eden konunun görüntüsünü dondurmak için veya pozlama sirasinda dikkatsizlik nedeniyle kameranin sallanmasiyla görüntünün bulanik olmasini engelleyemeyecek kadar yavassa negatif net olmayacaktir; pozlama film hizi ve aydinlatmanin parlakligina göre çok uzun veya çok kisa ise negatif iyi bir baski için ya çok yogun ya çok zayif olacaktir. Pozlanan filmin banyo edilmesi, negatifi yogunluk, kontrast, gren yapisi ve bir ölçüye kadar netlik açisindan belirler. Banyo süresi çok uzun veya çok kisa ise, banyo sicakligi çok yüksek veya çok düsükse veya kullanilan banyo tipi film için uygun degilse, faktör veya faktörlerin bilesimine bagli olarak negatif çok yogun, çok zayif, çok kontrast, düsük kontrastli, çok grenli olabilir. Fazla banyo edilmis veya çok grenli negatifler asla çok iyi negatiflerden yapilmis baskilar kadar iyi baski vermez. O zaman mükemmel negatif nedir?

    MÜKEMMEL NEGATIF

    Mükemmel bir negatif, fotografçinin maskeleme veya bölgesel yakma gibi her türlü yönlendirmeye basvurmasina gerek kalmaksizin 2 veya 3 numara karta çok iyi baski veren negatiftir. Ne yazik ki bu ifade açik olmasina ragmen bir baska soruya yol açtigindan çok yardimci degildir. Iyi baski nedir? Bu asamada konu karmasiklasmaya baslar. Çünkü bir fotografçiyi tatmin eden bir baski, diger bir fotografçi tarafindan çok koyu, çok kontrast, çok açik veya çok düz oldugu için begenilmeyebilir. Dahasi, normal olarak bir baskinin "grensiz " olmasi gerekirken , fotografçi tarafindan fotografinin etkisini artirmak için tasarlanarak ve basariyla kullanilan grenin yaratici anlamlari oldugu söylenir. Ayni sekilde, normal olarak netlik iyi bir baski için birincil gereksinmelerden biri olmasina ragmen, bazen kismen veya tamamen netsizlik soyut nitelikteki bir konuyu resmin izleyicisine aktarmak için gerekli olabilir. Baska bir deyisle, bir durumda çok iyi olan bir negatif, diger bir durumda pekala hatali olabilir, ya da tersi. Bir tane degil, birçok mükemmel negatif tipi vardir. Özel bir durumda, mükemmel bir baski üretebilmek için fotografçi, asagidaki 5 negatif niteligini göz önünde tutarak, negatifini konusunun dogasina, konu kavramina ve fotografin amacina uydurmalidir.

    * Netlik
    * Yogunluk
    * Kontrast
    * Gren yapisi
    * Temizlik


    NETLIK

    Yalnizca bir tür netlik olmasina ragmen (daha önce söylendigi gibi, bu odaklamanin baslica fonksiyonudur.)netsizlik bir negatifte kendini 4 farkli sekilde gösterebilir.

    Genel Yönsüz Netsizlik kamerayi yanlis odaklamak veya odaklamayi tamamen ihmal etmenin sonucudur, örnegin; basit bir kameranin lens ayarini portreden manzaraya çevirmeyi unutmak, bu yaygin bir hata çünkü konu göstergede hala net görünmektedir. Eger, genel netsizligin derecesi çok küçükse (hata, siklikla 35 mm negatiflerde bulunur.) buna sunlardan biri neden olabilir.

    - Objektif ; yapisi nedeniyle çok net filmler çekmeye yeterli degildir (bazi yüksek hizli ve ucuz objektiflerin hatasi).
    - Objektifin odak degistirme problemi vardir (Böyle objektifler, kullanilan her bir diyafram araligina bagli olarak, konunun görüntüsünü filmden farkli uzakliklarda net odaga getirirler). Bu hatayi yok etmek için, objektif çekimin yapilacagi ayni diyafram ayariyla odaklanmalidir.
    - Objektif kir, parmak izi ve buharla kaplanmistir (Bu sonuncusu, makinayi dondurucu soguktan dogrudan isitilmis bir odaya alip, objektife isinma süresi taninmaksizin çekim yapmaktan kaynaklanir).

    Kismi Yönsüz Netsizlik Iki nedeni vardir; ya makina objeden yanlis uzaklikta özensizce odaklanmistir, böylece de konu yerine arka plan ya da ön plan keskinlesmistir, ya da objektif konunun tüm derinligini içermek üzere, net olarak belirlenen bölgenin derinligini içine alacak sekilde kisilmamistir.

    Kismi Yönlü Netsizlik ; Hareket halindeki bir konunun görüntüsünü dondurmak için örtücü hizinin çok düsük olmasinin bir sonucudur (Yalnizca hareket eden konu bulanik çikmistir, hareket etmeyen statik kisim ise net çikmistir).

    Genel Tek Yönlü Netsizlik Pozlama sirasinda kameranin hareket etmesinin bir sonucudur. Bu durumda bütün bir fotograf ayni seklilde bir yönde bulanik olarak ortaya çikar. Önemsiz, küçük durumlarda belki genel yönsüz netsizlikten ayirt edilmesi güç olabilir ve bu durumda hatanin nedenini bulmak için negatifin bir büyüteç altinda incelenmesi gerekir.


    YOGUNLUK

    Baskinin pozlanmasini belirleyen en önemli faktör negatifin yogunlugudur. Mükemmel negatifin genel yogunlugu öyle olmalidir ki, baski pozlamasi ne anormal bir sekilde uzun ne de kisa olmalidir. Zaman alici ve can sikici olmasinin yani sira çok uzun pozlasalar agrandizörün fazla isinmasina, negatifin odak yüzeyinden ayrilmasina neden olur ve kagit asiri pozlama, güvenlik isigi veya agrandizörden sizan bir isik nedeniyle sislenmeye baslar. Çok kisa pozlama dogru zamanlamayi zorlastirir ve maskelemeyi imkansizlastirir. Uygun pozlama zamani ortalama olarak 10 saniyeden 25 saniyeye kadar uzanir.

    Ortalama konularin negatifleri, gölgeler ve parlak noktalarda baski yapilabilir detaylari içeriyorsa, normalde mükemmel kabul edilir. Örnegin; eger negatifin en zayif bölgeleri (konunun en karanlik veya gölge bölgeleri) farklilastirilmis ve az da olsa benzer sis yogunlugu veya parlaklik içermiyorsa ve negatifin en yogun bölgeleri (konunun en parlak noktasi) dereceleme gösteriyorsa ve çok koyu alanlari az degilse (ki bu en fazla resme bulanik bir görüntü verecek sekilde baskida farklilastirilmamis gri seklinde görünür). En parlak nokta fotografta tam beyaz baski vermeli ve negatifte de koyu siyah olmalidir.

    Sonuç olarak, yukarida belirtilen dezavantajlara ek olarak, çok yogun negatifler daha az net, daha grenli ve odaklamasi normal olandan daha zor oldugu için, derecelemesinin tatmin edici olmasi sartiyla, en zayif alanlarinda gerekli ayrintilari gösteren en zayif negatif normalde baski için seçilmesi gerekendir.

    Tatmin edici olmayan negatif yogunlugu ya hatali pozlamanin ya hatali gelistirmenin ya da her ikisinin bilesiminin bir sonucudur. Fazla pozlama ya da asiri gelistirme negatifi çok yogun; yetersiz pozlama veya yetersiz gelistirme ise çok zayif kilar.


    KONTRAST

    Kagit derecelerini belirleyen en önemli faktör yogunluk derecesine esittir: Yüksek kontrastli negatif, yüksek ve düsük yogunluk alanlari arasindaki farkin çok büyük, düsük kontrastli bir negatif de en zayif ve yogun alanlar arasindaki farkin küçük oldugu bir negatifdir. Esasen hiç bir negatif tipi digerinden daha iyi degildir (ne de, bu konu için, normal bir negatiften daha iyi). Çünkü etkili olabilmek için, belli tip fotograflar kontrast derecesinin yüksek olmasini gerektirir, digerlerinin fotograflanan konunun esasini yakalamasi düsük kontrastli olmasina baglidir. Bununla beraber, bir çok durumda mükemmel negatifin genel yogunlugu, onun yogunluk derecesinden bagimsiz olarak 2 ve 3 numarali kagida basarken düzgün bir baski verecektir.

    Tatminkar olmayan negatif kontrasti, ya anormal konu kontrasti (normal disi düsük yada yüksek olabilir) ya yanlis film seçilmesi (çok kontrastli veya yumusak) ya da hatali gelistirmenin sonucu olabilir. Sonuncu durumda, fazla gelistirme, yüksek gelistirici sicakligi ya da yüksek kontrastli gelistirici kullanmak kontrasti artirir ve az gelistirme, çok düsük gelistirici sicakligi veya düsük kontrastli film kullanilmasi negatif kontrastini düsürür.


    GREN

    Film duyarkatinin dogal bir parçasidir. Yüksek hizli filmlerin çogu düsük hizli filmlerden daha kalin gren yapisina sahiptir, buna karsin yavas filmlerse neredeyse tamamen grensizdir. Bu özellik bir dereceye kadar uygun isiklama ve gelistirme kombinasyonu ile degistirilebilir (artirilabilecegi gibi, küçültülebilir). Ince grenli gelistiricide çok az uzatilmis pozlama, çok az kisaltilmis gelistirici süresi ile baglantili olarak negatifi standart gelistiricide normal gelistirmeyle baglantili olarak normal pozlamanin ürünü negatiflerden yalnizca daha yumusak degil, ayni zamanda daha grenli yapar. Özel olarak ince grenli bir gelistiricide gelistirilen normal hizli filmler, baskida kötü grenli bir görüntü olmaksizin 10, 15 kez büyütülebilen (35 mm'den 16 x 20 cm'ye) negatifler elde etmeye elverislidir. Daha ortalama baski boylarinda (35 mm negatif için 11 x 14 cm'e kadar, daha genis negatifler için biraz daha genis ) standart gelistirici ve normal hizli film kombinasyonu gerçekte grensiz büyütmeler olusturabilir, bu da pozlamanin, filmin yeteri kadar gölge detayini almasini saglayacak kadar çok olmasi ve gelistirmenin yeterince kisa olmasi sartiyla, normal kontrastli negatifler olusturmak dahasi göreli olarak düsük genel yogunlugu olusturmakla mümkündür. Gren, negatifin yogunluguyla ve sirasiyla banyo süresiyle artar, kontrastin çok düsük oldugu negatifler yüksek kontrastli kagida baskiyi gerektirir. Bunun dogal sonucu olarak bu film grenini yumusak ve normal dereceli bir kagittan daha yüksek bir dereceye çikarir.

    Bununla beraber, ilginç bir gerçektir ki, yüksek çözme güçlü ve ince grenli filmler en net baskilari verecekler diye bir sey yoktur. Daha kesin olarak baskilar, düsük çözme gücüne sahip ve kalin grenli negatiflerden yapildigi zaman daha net çikabilir. Bu özellikle ana hat ve detaylarin net olarak seçilemedigi, bunun sonucu olarak de resim formunda gözün tam olarak odaklayacagi bir seyin bulunmadigi düsük kontrastli konularda ortaya çikar. Ayni konuyu betimleyen grenli baski, ayni sekilde farklilastirmadan yoksun olmasina ragmen göze üzerinde toplanacagi bir sey sunar -film greni. Gren baskinin tek gerçek parçasi oldugunda grenli baski gözü yaniltarak gerçekte daha net ve grensiz olandan, daha net çikar.

    TEMIZLIK

    Söylemeye gerek yok yalnizca çok temiz, çiziksiz ve diger hatalardan yoksun negatifler mükemmel baski verir. Sikayete yol açan ve kolaylikla kaçinilabilecek nedenler parmak izleri ve kurumus su damlalarinin biraktigi izlerdir.


    NEGATIF DEGERLENDIRMESI

    Normal fotograf çalismasi sirasinda hangi negatifin basilacagi, hangisinin basilmayacagi konusuna negatif kalitesinden çok konunun önemi ve fotografsal çekiciligi esasina göre karar verilir. Surasi da unutulmamalidir ki, ilginç ve anlam yüklü bir fotograf teknik olarak hatali bir negatiften basilsa bile daima, çikarildigi negatif ne kadar mükemmel olursa olsun, siradan ve sikici bir fotografa tercih edilir. Fakat bu gerçek, fotografçiyi bir negatifi teknik üstünlük bakimindan nasil degerlendirecegi konusundan alikoymaz. Bu iki nedenden dolayi zorunludur.

    1. Mümkün oldugu sürece, deneyimli fotografçilar pozlarini basamaklarlar, bu ayni konunun benzer fotograflarinin baska türlü, çok az farkli f/stop veya örtücü hiziyla bir çok defa çekilmesidir. Bunun nedeni, en azindan bir tane mükemmel negatif elde edilebileceginden emin olmaktir. Siyah-beyaz fotografçilikta bu tür ardisik pozlamalar arasindaki fark 2 f/stop'a esit olmalidir. (Modern siyah-beyaz fotograflarin isiklama genligi çok büyüktür, dolayisiyla daha küçük varyasyonlar bosuna olabilir, daha genis olanlar ise en iyi pozlamayi kaçirmakla sonuçlanabilir.) Normal kontrastli konularin fotograflanmasinda, 3 pozlamayi içeren basamaklama genellikle yeterlidir. Birincisi; pozometreden saglanan bilgiye göre yapilmalidir. Ikincisi; 4 kati uzun (diyafram 2 durak açik), üçüncüsü; birincinin bir çeyrek kati uzunlugunda (diyafram açikligi birinciye göre 2 durak kisilir). Normal kontrasttan daha çok, konu isin içindeyse 4 veya 5 kati farkli pozun basamaklanmasi ögütlenir. Film banyo edildikten sonra, fotografçi serinin en iyisini baski için seçer. Bunu yapabilmek için negatifi nasil degerlendirecegini bilmelidir.
    2. Negatifler arasinda bir seçenek olmasa bile bir fotografçi, uygun dereceli kagidi seçebilmek ve hatali pozlama nedeniyle yersiz harcamalarda bulunmaksizin, tatmin edici bir baski için negatifi dogru olarak degerlendirmeyi bilmelidir.

    Negatifi degerlendirirken fotografçi netlik, yogunluk, kontrast, gren ve temizlik konularini gözönünde tutmali ve asagidaki konulari da hesaba katmalidir.


    YOGUNLUK VE KONTRAST ILISKISI

    Yogunluk ve kontrast iki farkli, bagimsiz negatif nitelikleridir. Bununla beraber öyle bir sekilde birlestirilebilirler ki hangisinin hangisi oldugunu bulmak zor olabilir. Buna ek olarak gerçekte yogunluk; film isiklamasi ve gelistirmesi, kontrast; konu kontrasti ve film gelistirmesinden etkilenir. Su çok açik olmalidir, bazen belirli bir etkinin ya da hatanin kaynagini tanimlamak çok güçtür. Örnegin, bir negatif ya çok isiklanmistir ya da çok gelistirilmistir ve bu yüzden çok fazla yogundur ve tabii ki filmin ayni zamanda çok isiklandirilmis ve çok gelistirilmis olmasi da mümkün, bu durumda negatif yogunlugu asiri olacaktir. Böyle neredeyse benzer sekilde siyah olan bir negatif, doyurucu bir baski olusturmaya gelince tamamen umutsuz olabilir, fakat mantiksiz görünse bile daha ince ve görünüste daha iyi olan bir negatife tercih edilebilir. Eger fotografçi filmini çok fazla pozlamissa bu sorun olabilir, belki belli belirsiz oda isigindan parlak disari isigi çekimine geçerken örtücü hizini degistirmeyi ya da objektifi kismayi unutmus olabilir. Simdi, elde edilecek negatifin yogunlugunu artiran asiri pozlama ayni zamanda negatifin kontrastini azaltabilir. Bu nedenle eger fotografçi gelistirme zamanini kisarak pozlama hatasini düzeltmeye çalisirsa (ki zayif bir negatif elde eder, fakat kontrasti azaltabilir.) zaten halihazirda yetersiz olan negatif kontrastini daha da azaltabilir, belki konu ile ilgili tatmin edici bir baski elde etmek için en sert kagit bile yeterince kontrastli olmayacaktir.

    Kötü bir sekilde fazla pozlanmis bir filmi kurtarmanin dogru yolu onu bilinçli olarak çok gelistirmektir, çünkü bu kontrasti artirir. Diger bir deyisle fazla pozlama dolayisiyla kaybedilen kontrast fazla gelistirme yoluyla yeniden kazanilabilir. Tabii ki böyle bir negatif tamamiyla siyah olabilir, fakat bu süper yogunluk kimyasal indirgeme yoluyla kolaylikla normale geri getirilebilir. Sonuç, normal kontrast ve yogunlukta bir negatiftir.

    Yukaridaki tartisma sunu açiga kavusturmalidir, pozlama ve gelistirme, biri digerinin etkilerini yogunlastirabildigi veya yok edebildigi ölçüde birbiriyle iliskilidir. Bu nedenle gelistirme mümkün olabildigince film pozlanmasina göre ve film pozlamasi konu kontrastina göre düsünülmelidir. Mümkün olabildigince denmesinin nedeni eger az ve çok isiklanmis negatifler, ayni film rulosunda dogru pozlanmis olanlarla yan yana çikarsa, açiktir ki kötü olanlari uygun gelistirme degistirmeleri yoluyla kurtarmak imkansizdir. Fakat eger tüm film seridi ya çok ya da az pozlanmissa gelistirme seklindeki degistirmeler bazen kötü yapilmis bir isi kurtarabilir. Bu bakimdan fotografçi asagida siralananlari bilmelidir.

    * Dogru pozlama + Normal gelistirme = Normal kontrast ve yogunlukta bir negatif.
    * Dogru pozlama + Uzatilmis gelistirme = Normal kontrast ve yogunluktan daha yüksek kontrast ve yogunlukta bir negatif.
    * Dogru pozlama + Kisaltilmis gelistirme = Normal kontrast ve yogunluktan daha düsük kontrast ve yogunlukta bir negatif.
    * Asiri pozlama + Normal gelistirme = Düsük kontrastli fakat normal yogunluktan yüksek yogunlukta bir negatif.
    * Asiri pozlama + Uzatilmis gelistirme = Normal kontrastli fakat asiri yogun bir negatif.
    * Asiri pozlama + Kisaltilmis gelistirme = Normal kontrasttan düsük kontrastli fakat normal yogunlukta negatif.
    * Az pozlama + Normal gelistirme = Normal kontrasta yakin fakat düsük yogunlukta negatif.
    * Az pozlama + Uzatilmis gelistirme = Yüksek kontrastli ve normal yogunluga yakin negatif.
    * Az pozlama + Kisaltilmis gelistirme = Düsük kontrastli ve çok düsük yogunlukta negatif.

    Net olmayan negatif net olmayan baski verir ve bu konuda hiçbir sey yapilamaz. Yogun negatifler, derecelemeye göre normal, yumusak ya da sert olabilir, fakat daima daha grenli ve baskisi, normal yogunluga sahip negatiflerden daha zordur.

    Zayif negatifler, normal, yumusak veya sert olabilirler. Bunlar gölge detaylarinda çogunlukla hatali baski verir.

    Yüksek kontrastli negatifler, grinin orta dereceli gölgelerinde hatali baski verir. Düsük kontrastli negatifler, beyaz ve siyahin normal olarak birlikte çikmadigi, düz baski verir. Grenli negatifler, grenli baski verir. Negatif derecelemesine gelince gren etkisi yumusak dereceli kagida baski yapmakla minimize, sert dereceli kagida baski yapmakla maksimize edilebilir. Kirli negatifler, kirli baski verirler ve yalnizca spotlama ve rötus yoluyla kurtarilabilirler. Baskida konu kontrastini düsürmek için bolca isiklanir ve gelistirme zamani kisa tutulur. Gerekirse yumusak dereceli kagida baski yapilir.

    Baskida konu kontrastini artirmak için az isiklanir ve gelistirme zamani hatiri sayilir ölçüde artirilir ve gerekirse sert dereceli kagida baski yapilir. Hala geçerli olan eski bir kural vardir: Siyah-Beyaz fotografçilikta süphe halinde ve özellikle konu çok kontrastliysa, çok isiklandirma bakimindan yanilmak az isiklandirmaya tercih edilir. Çok fazla negatif yogunlugu, ya baski isiklamasinda benzer bir artistan ya da negatifin kimyasal indirgemesiyle ilgili olabilir. Fakat en basarili gelistirme teknigi bile yetersiz isiklamadan dolayi filmde olmayan bir detayi hatira getiremez.



  2. #2
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart --->: Fotoqrafçılık Dersleri

    GELISTIRMEYI NE ETKILER?

    Film bir kez isiklandigi zaman bazi negatif nitelikleri degismez bir sekilde sabitlendigi ve digerleri normal formunda birakildigindan mükemmel bir negatif için mücadele yari yariya kazanilmis demektir. Bir negatif ya nettir ya degil (objektif ya dogru ya yanlis odaklanmistir); negatif bulanik olabilir (örtücü hizi konunun hareketini dondurmak ya da pozlama sirasinda makinenin hareketini dengelemek için çok yavastir); negatifin temel yogunlugu kararlastirilmistir (film ya dogru ya da yanlis pozlanmistir); temel derecesi sabitlenmistir (konu kontrasti, film tipi ve isiklamanin birlesik etkisi dolayisiyla); temel gren yapisi belirlenmistir (film tipi tarafindan). Simdi, basardigi bu iyiyi hatali gelistirme yoluyla bozmamak fotografçiya baglidir ve eger mümkünse yapabilecegi hatalari aninda düzeltmelidir. Bu asagidaki faktörlerin dogru olarak seçimi ve degisimi yoluyla yapilabilir.

    * Gelistiricinin tipi,
    * Gelistiricinin sicakligi,
    * Gelistirme süresi,
    * Gelistiricinin aktivitesi,
    * Çalkalama sekli,

    Gelistiricinin Tipi: Normal kosullar altinda film üreticisinin tavsiye ettigi gelistiriciyi kullanmak asla yanlis degildir. Eger durum uygun degilse, tabii ki sartlar ve fotografçinin amaci seçimi belirlemek durumundadir:

    * Eger solüsyon sicakligini normalin üzerine yükselmekten alikoymak imkansizsa belki bir tropikal gelistirici,
    * Eger az pozlama süphesi varsa bir yüksek enerji gelistirici,
    * ve ince gren gelistirici eger 35 mm ya da daha küçük negatiflerden çok büyük baskilar yapilmak zorundaysa vs

    Gelistiricicin Sicakligi: Bütün kimyasal reaksiyonlar gibi, film gelistirme de isidan etkilenir. Gelistirici sicakligini yükseltmek gelistirmeyi hizlandirir, negatif kontrast ve yogunlugunu artirir, greni yükseltir ve film emülsiyonunun kabarmasina yumusamasina yol açar, sonunda agsilasmaya, erimeye ve tabaninda yüzmeye baslar. Aksine gelistirici sicakligini düsürmek gelistirme hizini yavaslatir ve gelistiricinin öngörülmeyen bir sekilde etkimesine neden olur, ta ki gelistirici etkimesini tamamiyle durduruncaya kadar. Normal ya da standart derece bütün fotografik süreç için 68 F'dir.

    Gelistirici Süresi: Isiklanmis gümüs tuzlarini, metalik gümüse indirgemek için, gelistirici film emülsiyonunu yaymalidir, bu zaman alici bir süreçtir. Gelisme yüzeyde baslar ve asamali olarak daha derin yüzeylere yayilir, gelistirici giderek daha çok isiklanmis gümüs kristalini metalik gümüse çevirir ve zamanla görüntü derece derece güç kazanir. Negatifin zayif oldugu durumda, konunun gölgeli ve karanlik alanlarinda, yalnizca emülsiyonun yüzey grenlerine isik çarpmis olacaktir. Gelistirme, tabii ki bu alanlarda isiklanmis alanlardan daha çabuk tamamlanir, güçlü isik gümüs tuzlarinin daha derin katlarini da harekete geçirir.

    Sonuç olarak devam eden gelismeyle birlikte görüntü öncelikle çok isiklanmis alanlarda, yalnizca yogunluk degil kontrast da kazanir, gölgeli alanlarin gelisimi göreli olarak çabuk tamamlanmasina karsin, parlak alanlarin gelismesi uzun bir süre devam eder ve yogunluk kazanir. Eger fotografçi bu süreci çok erken keserse, kullanilabilir bir baski elde etmek için fazla ince ve kontrastsiz bir negatif elde edecektir. Aksine eger gelistirmeyi bitirmeden önce çok fazla beklerse, baski için imkansiz degilse bile fazla yogun, fazla kontrastli ve zor bir negatif elde edecektir.

    Gelistiricinin Aktivitesi: Tavsiye edilen gelistirici süresi daima özel sicaklik, özel gelistirici ve güç veya hareketlilikle ilgilidir. Gelistiricinin gücü 3 faktöre baglidir; 1-Içerdigi aktiflerin yapisi, 2- Gelistirici solüsyonunun sulandirilmasi, 3- Banyonun dayanma derecesi. Bu nedenle, deneyimli fotografçilar gelistiriciyi ya da sulandirilmamis eriyigi hazirlarken çok dikkatle ölçmeli, belli miktarda çözeltide halihazirda gelistirilmis negatif sayisinin hesabini tutmali, gelistiriciyi haddinden fazla kullanmamali, uygun zamanda tazeleyiciyi eklemeli ve çözeltiyi etkisiz hale gelmeden önce atmalidir. Deneyimli fotografçilar, oksitlenmenin herhangi bir gelistiricinin kullanma süresini kisalttigini ve gücünü zayiflattigini da bilir (Saklama siseleri daima agzina kadar dolu tutulmalidir.) kullanilmis bir gelistirici , kullanilmamis olandan daha hizli bozulur, agzi kapali bir sisede saklanan çözeltinin bile raf ömrü sinirsiz degildir.

    Çalkalama Sekli: Çalkalamanin amaci, gelistirmenin yan ürünlerini emülsiyon yüzeyinden yok edip, filmin bütününe devamli taze gelistirici yayilmasini saglayarak düzgünce gelistirilmis negatifler elde edilmesini saglamaktir. Çalkalama oranini artirmak gelistirme oranini artirir, asiri veya yetersiz çalkalama gelistirmeyi öngörülmez hale getirir. Bu nedenle film gelistirci ve gelistirici tanki üreticileri tarafindan yayinlanan çalkalama sekline iliskin talimatlar, eger önerilen gelistirme süresi herhangi bir anlam ifade edecekse (?), harfi harfine izlenmelidir. Diger önemli bir faktör de tankin boyutudur. Tank ne kadar küçükse (ve gelistirici miktari ) çalkalama sekli de o kadar önemli olacaktir.

    Gelistirme boyunca yanlis çalkalama çizgili, alacali ve çok yogun veya çok zayif negatiflerin ortak nedeni oldugundan fotografçilar su konulara özen göstermelidirler: Çalkalamanin sekli mekaniksel olarak ne kadar ayniysa, akinti sürekli ayni alana ayni sekilde çarpip çalkalamayi ve buradan akinti yönündeki yogunlugu artiracagindan sonuç da o kadar kötü olacaktir. Aksine çalkalama sekli ne kadar gelisigüzelse o kadar iyidir.

    Yetersiz çalkalama alacali ve az gelismis negatiflere neden olur. Asiri çalkalama, özellikle gelistiricide makarayi asagi yukari kuvvetlice sallamak, fazla gelistirmeye ek olarak, film eni boyunca düzensiz yogunluk çizgilerine yol açar.


    Zaman-Sicaklik yoluyla Gelistirme:

    Gelistiricinin tipi, aktivite durumu, sulandirma derecesi, sicakligi, çalkalama sekli ile gelistirme süreci arasindaki iliski, beklenen sonuçlarin yalnizca tüm bu faktörlerin dikkatlice kontrolü ile elde edilebilecegini ortaya koyar. Sözü edilen bütün elemanlar, gelistirme süresi hariç, fotografçiya tanidik oldugundan bu göründügünden daha kolaydir. Bununla beraber, gelistirme zamani, gelistiricinin sicakligi ile dogrudan iliskili oldugu için bu kalan faktör de film üreticilerinin ürünlerine ekledikleri tabloya basvurmak suretiyle asilabilir. Fotografçi dogru gelistiriciyi, dogru etkide kullanmak suretiyle (sulandirilmamis veya 1:1 sulandirilmis, örnegin bir ölçü su, bir ölçü gelistirici) gelistiricinin aktivite durumu açisindan tazeliginden emin olur ve tabloda gösterilen çalkalama biçimini izler, bütün yapacagi sey gelistiricinin sicakligini ölçmek, uygun kolondan, uygun gelistirici süresine bakmak ve buna göre devam etmektir. Filmleri bu esasa göre gelistirmeye zaman ve sicaklik yoluyla gelistirme denir. Bu ilk pankromatik filmin çikisiyla modasi geçen inceleme (denetleme) yoluyla gelistirme yöntemine göre daha üstün bir yöntemdir.

    Deneyimli fotografçilar, konunun kontrastina ve pozlama durumuna göre özel negatiflerin kontrast ve yogunlugunu artirmak veya düsürmek için film üreticileri tarafindan tavsiye edilen gelistirici süresini degistirmek isteyebilirler. Pratikte gelistirici süresinde ayarlamalar yapmak, gelistiricinin sicakliginda ayarlama yapmaya daima tercih edilir. Gelistirme sürecindeki her bir artis ve azalis (normale göre), yogunluk ve kontrastta arzulanan degisimin normale göre büyüklügüne baglidir. Sasmaz tahminler yapmak imkansizdir, fakat normal gelistirme zamanina göre % 25'e kadar artis ve azalislar çok uç durumlar disinda yeterlidir. Fotografçilarin kendi testlerini yapmalari ve kendi özel tablolarini düzenlemeleri ögütlenir, bir kez bu bilgiler bir araya getirildiginde, sonsuza dek geçerli olur.

  3. #3
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart --->: Fotoqrafçılık Dersleri

    FOTOGRAFCILIK DERSLERI- Konu 2: isik Nedir? Fotografcilikta isigin onemi,konu anlatim


    fotografcilar soyle der:" fotografi yapan siz degil isiktir" sanirim fazla soze gerek yok, dersimize, baslayalim...


    A - ISIK

    Görme olayı ışıkla başlar. Işık görsel nesnelerin bize yansımasını, dolayısıyla görmemizi sağlar. Çizimi istenen biçimin bir yüzeyde gerçekleşmesi, yansıtmış olduğu ışık değerlerinin doğru görülmesi ve doğru yerleştirilmesiyle olasıdır. Resmetme olayında ışık beyazla, ışığın yok olması da beyazın giderek siyaha dönüştürülmesiyle anlatılır. Işık etüdü için doğa güzel bir öğretmendir. Doğal nesnelerin ışık değerleriyle etüt edilmesinde amaç; objeyi kağıtta yinelemek değil biçimini, şeklini, dokusal yapısını, parlaklığını, matlığını ve planlarını yansıtan ışık değerlerinin nasıl bir düzenle yerlerini aldıklarını görmek ve kişisel yorumlarla bütünleştirmektir. Böyle bir çalışmadan hareketle izlenimlerimize dayalı bir yorum, bir düzenleme de yapılabilir.

    B- FOTOĞRAFTA IŞIK

    Işık, tüm görsel sanatların temelidir ve fotoğraf da ışıktır. Fotoğraf yapmanın ilk adımı olan ışık, fotoğraftaki görselliğin nedenidir. Nasıl resim boya ile çiziliyorsa fotoğraf da ışıkla çizilir. Bir çekimde fotoğraf makinesinin ayarları ışığa göre yapılır. Çünkü fotoğrafın kaynağı ışıktır (Photo Yunanca ışık anlamına gelir). Bir ölçüde fotoğrafın başarısı ışığa bağlıdır, yani ışıklandırmayı doğru yapmak gerekir. Işığın en önemli işlevi fotoğrafın çekilmesini sağlamaktır. Işığın olduğu yerde gölge de vardır. Işığın şiddeti gölgenin keskinliğini de beraberinde getirir, soft ışık ise yumuşak gölgenin oluşum nedenidir. Eğer fotoğrafın bir bölümüne ışık yeterli gitmezse siyah çıkacaktır. Aşırı ışık alan kısımda beyaza kaçacaktır. Öğle ışığında çekilen bir fotoğrafta her şey çok sert ve daha kontrast olacaktır. Sonuç olarak gerek yaratılan ( yapay ) ışık kaynağı gerekse doğal ışık olsun doğru kullanılması önemlidir. Çünkü ışık fotoğrafın temel taşıdır. Bu nedenle ışığı iyi bilmek ve buna göre de iyi değerlendirmek gerekir. Çekim sonrası karanlık odada yapılan işlemler de, ışıklamaya dayanır. Yani fotoğraf ışıkla başlar, ışıkla biter.

    Işık, doğadaki elektromanyetik dalga biçimlerinden biridir. Radyo, radar dalgaları, kızılötesi ışınları gibi. Doğada bulunan bir nesnenin görülmesi için o nesnenin ışık yayması ya da yansıtması gerekir. Genellikle bir cisme çarpan ışık az ya da çok yansır. Işığı yansıtma derecesine göre cisimler saydam ( cam, su, hava ) yarı saydam ( buzlu cam, ince yağlı kağıt ) saydamsız ( taş, tahta, demir ) diye sınıflanır. Ama yine de bu, cismin özelliği, kalınlığı vs. ile de yakından ilgilidir. Işığın yapısı ulaştığı yüzeyin yapısıyla çakıştığında farklı etkiler yaratır. Işığın yansıma özelliğinin yanında kırılma özelliği de vardır. Farklı yoğunluktaki ortamlarda, bir ortamdan diğerine geçen ışık kırılır.

    Önemli olan uygun ışığı seçebilmektir. Tıpkı uygun bir kompozisyonu seçmek gibi. Işık; dolaylı, doğrudan, cephe ışığı (gölgeleri yok ederek yüzeysel bir etki oluşturur ve aydınlanan cisim düzlemsel görülür), tepeden gelen ışık (kütlenin ağırlığını ve yer çekimini vurgular), ters ışık (kütlenin biçimini ortaya koyar), yan ışık ( ışık-gölge yardımıyla dokuyu ortaya çıkartarak derinlik hissi verir), olarak ele alınabilir. Ayrıca geliş açılarına ya da doğal nedenlere ( kar, yağmur, deniz kenarı, yüksek yerler ) göre ışığın durumu da değişir. Işık, salt fotoğrafın oluşumunda rol oynamaz aynı zamanda sanatsal bağlamda da belirleyici olur. Kullanılan ışık tarzı fotoğrafın estetik değerinde etkili olur. Fotoğrafta ışığın kullanış biçimi gölgeyi belirler. Bu da bireysel farklılıkların getirdiği bir ayrıcalık, bir tarz olabilir. Gölgenin sert olması grafik, yumuşak olması resimsel tavrı oluşturabilir. Işık, Klasik resimdeki belirlilik ya da Barok resimdeki belirsizlik gibi biçimsel bağlamda kullanılabilir. Işık, doğa ve stüdyo fotoğraflarının yanında fotogramda da önemli bir özelliktir. Fotoğrafın aracı olan ışığın bilgisine sahip olmak çekilen fotoğrafın kaliteli olmasını sağlar. Böylece fotoğrafta yaratı alanlarından biri olur.

    * Işık, nesneleri görünür kılar,
    * Işık, siyah-beyaz ayrıntıyı belirler,
    * Işık, mekan ve derinliği sembolize eder.,
    * Işık, atmosfer yaratır,
    * Işık, imgesel anlatım aracı olarak kullanılabilir.
    ( Işığın, Fotoğrafta Estetik Aracı Olarak Kullanımı-Yusuf Murat Şen )

    Sonuç olarak başarılı bir fotoğraf çekimine atılan ilk adım, ışık bilgisi kadar deneyim de gerektiren bir olaydır. Tıpkı resim yapmak gibi fotoğraf çekmek... Işığın tarihine bakacak olursak ışığın yeniden keşfi olan Empresyonizmi ( izlenimcilik ) gözden geçirmek gerekir. Empresyonistlerde resim, ışık ve renk duyumlarının belirlediği kontursuz bir bütün olarak ortaya konuyordu. Işık ve renk İzlenimci Sanat içinde temel iki duyumdur ve analizi önemlidir. İzlenimcilerden önce ışık Rönesansta, Barokta vs kullanılmıştır. Rembrandt'ın portreleri, El Groce, Frans Hals, Delacroix'in resimlerinde ışık, bu sanatçıların sanatlarında hep figürlerin plastik değerlerini ortaya çıkarmada, tablonun kurgulanmasında kullanılan bir araçtır. Işık soyut ve idealize edilerek kullanılmıştır. İzlenimcilikte ise ışık başlı başına bir değerdir, ön plandadır. Güneş ışığını yapıtlarında duyumsal bağlamda çok güzel kullanmışlardır. İzlenimci resimlerde ışık, güneş ışığı olarak nesnelerin sınırlarını kaldıran renge dönüşmüştür. Çünkü izlenimcilik ışığın yeniden keşfidir. Bu keşif nedeniyle ışık, renkle el ele vererek renkli ışık halinde resim sanatında ortaya çıkmıştır. İzlenimcilikte resim atölyeden doğaya taşınmıştır. İşte ışık böyle keşfedilmiştir. Renkte yeniden ve geniş kapsamlı bir şekilde, gözlemsel bağlamda olduğu kadar bilgisel anlamda da (puantilizm ) ele alındı. Çalışmalar adeta ışığı resimliyordu, konturlar erimiş geriye renk ve ışık kalmıştı. Gün boyu ışığın nesneler üzerindeki değişikliği resmediliyordu. Çünkü ışık daha önceki dönemlerde kompozisyonun elemanıyken izlenimcilerin temel konusu olmuştur. İzlenimcilik öncesi resimde siyah gölgeler, beyaz ışıklar İzlenimcilerde yerini ışıklı renklere bıraktı. Işık ve renk birlikteliği çok ciddi bir şekilde kullanılmıştır. Tayftan geçen 7 renk doyasıya gündemde tutulmuştur. Sonuç olarak İzlenimci resim ışık ve renk sanatıdır. Işık, hava, atmosfer ve izlenim; işte İzlenimci görme, 1860'larda başlayan farklılık 19 yy'ın ikinci yarısı, 20 yy'ın ilk çeyreği Fransa'da başlayan devrim. O dönem fotoğrafta karşılığını fotogramda bulmuştur.

    Kısaca Fotoğrafta izlenimcilik akımına da değinelim. Fotoğrafta aşağı yukarı resimdeki tüm akımlar gerçekleşmiştir. Türk fotoğrafında İzlenimcilik 1960'lı yıllardan sonra gelişmeye başlamıştır. Bu tarz önceleri yabancılardan esinlenme şeklinde olmuştur. Resimle fotoğrafı kaynaştıran Şahin Kaygun, Magie Danon, yeni ve farklı tekniklerle ışığın öne çıkan ilginç kullanımıyla yapıt üretmişlerdir. Şakir Eczacıbaşı da fotoğraflarında nesnelerin konturlarının eritilmesiyle yine ışığı ön plana çıkartarak izlenimci tarzda çalışmıştır.


  4. #4
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart --->: Fotoqrafçılık Dersleri

    FOTOGRAFCILIK DERSLERI- Konu 3: Camera Obscura(igne deligi) nedir?tarihcesi...


    CAMERA OBSCURA

    Ingiliz dilinde igne deligi (pinhole), fotograf literatüründe ise karanlik oda ya da karanlik kutu (camera obscura) adiyla anilan fotograf teknigi oldukça basit bir ilkeye dayanir. Söz konusu ilke, bugünkü bilgilerimize göre, yaklasik olarak milattan önce besinci yüzyildan beri bilinmektedir. Çinli düsünür Mo Ti, deneysel gözlemleri sonucunda, karanlik bir ortama açilan küçük bir delikten giren isigin disarida bulunan isikli nesnenin tümüyle basasagi bir yansimasini meydana getirdigini yazmisti.
    Isik isinlari ile arastirmaci insanin zeka piriltisinin çakismasi, kuskusuz, Mo Ti ile sinirli kalmadi. MÖ 4. yüzyilda Aristo; 10. yüzyilda ise isik isinlarinin dogrusal yayilimi ilkesini bulan Ibn Al-Haytam; 15. yüzyilda Leonardo da Vinci ve Paolo Toscanelli; 16. yüzyilda Gemma Frisius ve 19. yüzyilda Sir David Brewster karanlik bir ortama açilan igne deliginden sizan isigin giziyle ilgilendiler.

    Sir David Brewster'in karanlik oda/kutu teknigiyle 1850'lerde elde ettigi ilk fotografik görüntüler, izleyen yillarda Crookes, Spiler, Abney gibi isimler tarafindan gerek malzeme gerekse teknik açisindan gelistirildi.




    Karanlik oda/kutu teknigiyle yapilan fotograf çalismalari, günümüzde de film ve kart malzemeleri disinda 19. yüzyil sonundaki teknigin aynisi ile yürütülmektedir.

    Gerek teknik, gerekse tanim çok basittir: Karanlik oda/kutu fotografi, objektifsiz fotograftir. Bilinen fotograf makinalarindaki objektiflerin yerini, 0,25-1 mm çapindaki bir delik alir. Isik bu delikten geçer ve karanlik ortam saglayan kameranin içinde bulunan isiga duyarli yüzey üzerinde bir görüntü olusturur.

    Bu teknik için kullanilan kameralar küçük ya da büyük olabilir. Deniz kabuklarindan, sekerleme, kola hatta kibrit kutularindan ya da eski buzdolabi, karavan gibi iri hacimli nesnelerden ya da isik geçirmezligi saglanmis bir odadan kamera olarak yararlanmak mümkündür. Basit bir ilke olarak, isik geçirmeyen her kapali ortam, bir igne deliginden sizan isikla camera obscura'ya dönüsebilir.


    CAMERA OBSCURA

    Isik yalnizca hayatin degil, sanatin da kaynagi. Varolusun bu ele avuca sigmaz çocugu, karanlik çaglardan bu yana ele geçirilmek isteniyor . Kimi zaman elmaslarda ya da kristallerde aranan bu hakimiyeti, karanlikta aramayi düsünebilen ilk kisi Aristo'dur. Bir igne deliginden geçecek kadar sinirli isik demetinin, geçtigi yerdeki nesneleri hafizasinda barindirarak sirlarini karanlik bir odanin duvarina açacagini da ondan baska kim düsünebilirdi ki ? Bu antik çag bilgesinin açtigi igne deliginden sizan isik , yüzyillar sonra bir rönesans çilgininin yüzüne düstü. Leonardo usta, isik ile karanlik arasindaki antik bagintiyi yeni çaga tasidi . Hiç kuskusuz , tarih , varolanin disindakini arayan çilginlarla dolu. Yari saman yari çilginlardan biri de Joseph Nicephor Niepce idi . Bu isik tutkunu , 1826 yilinda, isigi kagit üzerine hapsetmeyi basardi. Bu isik ve zaman hapishanesine , fotograf adi verildi . Fotografin tarih içindeki serüveni , fotografin zaman içindeki serüveninden çok daha öncelere uzanmakta. Ne ki , kimi yari çilgin yari samanlar günümüzde de yasamlarini sürdürüyorlar. Ve onlar hala igne deliginden sizan isigin pesindeler. Iste, Aristo' nun verdigi adla camera obscura yani karanlik kutu fotograflari bu sayede karsimiza çikiyor. Farkli bir isik , farkli bir perspektif , farkli bir dünya sunarak .

  5. #5
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart --->: Fotoqrafçılık Dersleri

    FOTOGRAFCILIK DERSLERI- Konu 4:Fotografta Kadrajlama (kompozisyon) Teknikleri...



    KOMPOZİSYON


    Kimi fotoğrafları diğerlerinden farklı ve göze çarpıcı kılan nedenlerden biri de güçlü kompozisyonlarıdır. Kendine ait hikayesi olan bir konu
    iyi bir kompozisyon oluşturur. Fotoğrafın icadından 2000 yıl önce Yunanlılar ve Romalılar bunun farkındaydılar. Bu mimarilerinde açıkça
    görülmektedir. Bugün de kompozisyon, çağdaş mimarinin önemli bir parçasıdır. Fotoğrafta kompozisyonun basit bir tanımını, "Kare
    içindeki konuları göze hoş gelecek şekilde seçmek ve düzenlemek" olarak yapabiliriz.
    Kompozisyon yaparken, figür yada nesneler belli konumlara yerleştirilir veya değişik bakış açıları seçilir. Kameranın küçük hareketleri ile
    çok farklı kompozisyonlar elde edilebilir. Bazen tesadüfen iyi bir kompozisyon yakalanmış olsa bile, çoğu iyi fotoğrafta yaratıcılık söz
    konusudur. İyi bir fotoğraf yaratabilmek için önce iyi kompozisyonun temel öğeleri öğrenilmelidir. Bu öğeler, doğal düşünce sisteminin
    parçası haline geldiği zaman tasarım anlayışını bileyerek fotoğraf çekmeye yardım eder.


    1. Yalınlık
    ilk ve belki en önemli öğe yalınlıktır Fotoğraftaki ilgi merkezine dikkat çekmenin yolları aranmalıdır. Bunun bir yolu, konuyu dikkati
    dağıtmadan ortaya çıkaracak bir fon seçmektir. Fotoğrafta öyle bir kompozisyon yaratılmalıdır ki, fotoğrafın çekim nedeni açık olarak
    görülsün ve görüntü ye giren tüm nesneler ilgi merkezi olarak seçilen konuyu tamamlasınlar. Demek ki fotoğrafları yalınlaştırmak ve ilgi
    merkezini güçlendirmek için, karmaşık olmayan bir fon seçmeli, konuya yaklaşarak ilgisiz nesneler fotoğraf alanı içine alınmamalıdır.






    Fotografta yalinlik, kompozisyonu cok etkiler


    2. 1/3 kuralı
    Fotoğrafı çekmeden önce kare, yatay ve dikey olarak üçe bölünür. Bu çizgilerin kesiştiği noktalar iyi bir kompozisyonda ilgi merkezininyerleşebileceği dört seçeneği gösterir.Genel olarak konunun tam karenin merkezinde yer aldığı fotoğraflar merkezinde yer aldığı fotoğraflar, konunun merkezden uzakta yer
    aldığı fotoğraflardan daha az hareketli ve daha az heyecan vericidir. Konunun merkezden kaydırıldığı fotoğraflarda üçte bir kuralı ’ndan(Altın oran) yararlanılabilir. Manzara fotoğraflarında da ufuk çizgisi de üçte bir kuralına göre yerleştirilebilir. Ufuk çizgisini merkeze yerleştirmekten kaçınmalıdır. bu konumuzdan detayli olarak daha once bahsetmistik.


    1/3 KURALINA ORNEKLER



    Yelkenli merkezde, ufuk cizgisi ortalanmis.. kadrajlama yanlis, teknenin ortalanmasi goruntuyu bozmus...



    Yelkenli olmasi gereken noktada. Gokyuzu, 2/3 oraninda...



    Yelkenli olmasi gereken noktada. Gokyuzu 1/3 oraninda

    yukaridaki uc resimi incelersek, sanirim kadrajlamayi ve gereksiz goruntu kavramini daha iyi anlariz..son iki resimdeki farka dikkatle bakarsaniz.. ya gokyuzunden kesilmis biraz yada gokyuzunden, yani ikis arasinda oranti kurulmus... ikisde esit sekilde kareye alinsaydi kadrajlama da bozukluk olacakti bakiniz resim 1

  6. #6
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart --->: Fotoqrafçılık Dersleri

    FOTOGRAFCILIK DERSLERI- Konu 5: Dijital Fotografcilikta Photoshop Teknikleri...

    Sanirim hepimiz az da olasa dijital fotografciligin ucundan tutmusuzdur.. En azindan hepimizin amator de olsa dijital fotograf makinasi vardir..Peki bu dijital fotograflari nasil duzeltebilirsiniz?Iste Fotografcilarin en buyuk kaynagi PHOTOSHOP burada karsimiza cikiyor ve bize aklimizin hayal edemeyecegi kadar secenek sunuyor.. Simdi isterseniz nedir bu fotografcilar icin photoshop teknikleri, ona kisaca goz atalim...




    A- DIJITAL FOTOGRAFCILIKTA PHOTOSHOP TEKNIKLERI..



    Piksel
    Bütün Bitmap programlarda olduğu gibi PhotoShop'ta da ölçü birimi pikseldir.

    Pikseller kare şeklindedir ve görüntünün en küçük birimidir. Digital görüntüler yana yana gelen piksellerden oluşur. Piksellerin kendi başına en ve boy değerleri yoktur. Öyleyse nasıl, şu kadar cm'lik şu kadar piksellik gibi cümleler kurabiliyoruz?
    Kendi başlarına ölçüleri belli olmayan piksellere, ölçülerini biz veriyoruz diyebiliriz.

    10 cm uzunlukta 10 piksel varsa, her piksel 1 cm demektir.
    10 cm uzunlukta 100 piksel varsa, her piksel 1 mm. demektir...

    Her piksel kare biçimindedir ve her pikselde sadece 1 renk vardır.
    Yani bir pikselin bir kısmı açık bir kısmı koyu, ya da yeşil, koyu yeşil olmaz...
    Bu tür renk geçişleri (degrade) farklı renkte piksellerin yan yana gelmesinden
    oluşur.

    Rezolasyon

    Bir resmin piksel yoğunluğunu yani, PPI (Pixcel Per Inches) 1 inç karede
    (1 inç = 2.54 cm) bulunan piksel sayısı.

    Image/Image Size bölümünden ulaşabileceğiniz bu pencere, gerekli değişiklikleri yapabileceğiniz yerdir.




    Bir resmi büyütür küçültürken büyüklük ile resolasyonu birbirine bağlarsanız,
    resmin cm cinsinden büyüklüğü değişmiş görünse bile, görüntü büyüklüğü değişmez. Aşağıdaki örnekte resmin genişliği 5 cm yapılmasına rağmen, iki resim arasında büyüklük farkı yoktur. Çünkü Bitmap programlar, sonuçta kaç piksel olduğuna bakarlar. İşaretlenmiş kısımda genişliğin 49 piksel olduğunu görüyorsunuz.Ama bu 3lü bağlantıyı kurmadan rezolasyonu değiştirseniz, resmin büyüklüğü de değişir.



    Anti-aliasing
    Piksellerin kare biçimli en küçük resim elemanı olduğunu tekrarlayalım. Bir resim piksellerin toplamından meydana gelir. Bitmap programlar, mozaik döşer gibi bunları yanyana getirip görüntüyü oluşturur. Düz alanlarda sorun yoktur, ama yuvarlak dönmesi gereken yerlerde tırtıklı bir görüntü ortaya çıkar.

    Bunu çözmenin yolu, rengin kenarına kırıklı görüntüyü biraz azaltacak, daha açık pikseller yerleştirmektir. Anti-aliasing işte budur...

    Bu seçeneği genel olarak aktif halde tutmanız, resimlerin kırıklı görünmesini engeller.

    İnterpolasyon
    Piksel temelli programlarda yaşanan sorunlardan birisi resmi büyütmedir.
    Resim büyürken araya pikseller eklenir. Program, en yakın piksellerin değerini esas alarak, araya pikseller ekler.
    Elinizdeki orjinalden daha büyük bir tarama yapacaksanız, bunu baştan hesaplamalısınız.
    Bir örnekle bu hasaplamanın mantığını inceleyelim.

    Elinizde 14x10 cm bir resim olduğunu ve bunu 50 x 70 cm boyutlarına büyütmeniz gerektiğini varsayalım. Scanner'ınızın en üst tarama resulation da, mesel, 900 pixsel/inc olsun.

    1. Önce orjinalin gerçek ölçülerinde (10 cm x 14 cm) ve 900 pixsels/inch'te tarama yapalım.

    4961'e dikket edin



    2. Ofset baskı ve printer çıkış için 300-310 gibi rakamlar geçerliyse de, resolution'un 270
    olması da idare ediyor... (Kağıt cinsine göre 60, 70, 80'lik tramla basılır) Buradan hareketle resolution'u 270 getirdiğimde, resmin boyutları 46,67 x 33,33 cm e ulaşıyor. Dikkat ederseniz 4961 piksel yine aynen görünüyor...

    İşte işin sırrı burada. Resimde interpolasyon olmuyor... (Photoshop, resim büyüdüğü için kafasına göre araya piksel eklemek zorunda kalmıyor.



    3. Büyütmemiz gereken ölçü ise 50x70 cm idi. Resolution 180 olduğunda, interpolasyonsuz bu ölçüye ulaşabiliriz ama bu da yeterli bir kalite yaratmayacaktır.





    4. Demek ki resim ilk tarandığında (Resolution 270 e razıysak) 1350 pixsel/inc olarak taranmalı.(1/1 taradığını varsayıyoruz, aslında dram scannerlar bu hesabı kendisi yapıyor)

    7441're dikkat edin



    5. Ölçü 50x70 ve resulation 270 ... 7441 hala aynı yani interpolasyon yok...



    Buradan çıkan bir sonuç daha var: Yukarıdaki örnekleki gibi bir büyütme istiyorsak ve scanner'ımızın kapasitesi daha yüksek taramaya olanak vermiyorsa, bu işi drum scanner'la halletmeniz gerekiyor.İyi sonuç alınması gereken işlerde, tarama masrafından kaçmamak, bu işi masaüstü scanner'la değil, renklerin doğru olarak taranacağı bir Drum scanner kullanmak en iyi çözüm. Yani bu iş de profesyonellerine bırakılmalı...

    Photoshopta fotoğraf boyutu ayarlama

    *Boyutunu değiştirmek istediğiniz fotoğrafı PS programında açın
    * Image menüsüne tıklayın oradan Image size'ı seçin ve Width-Height sekmesineistediğiniz ölçüyü yazın (Kalite kaybetmemek için orijinal boyutundan küçükbir boyut seçin.Webde kullanmak için genelde 800x600 gibi boyutlar tercih edilebilir Yada 1024x768 vb gibi.(Örnek olsun diye veriyorum bu değerleri)

    Fotoğrafı yeniden ölçeklendirme & iyi baskı alabilmek (büyük baskı boyutu için) Dijital kameralar için : (Genelde 72 ppi dir)

    - PS ta istediğiniz fotoğrafı açın
    * Control+r ye aynı anda basarak ruler ı aktif hale geirin
    * Image menüsüne gidip Image size ' ı seçin.En altta Resolution ayar sekmesi vardır ve bu genelde 72 ppi dir.PC de izlemek için uygundur ama iyi baskı ve biraz büyük boyutta baskı almak için:

    *En alttaki: Scale styles kutucuğu işaretli,Constrain proportions kutucuğu işaretli, Resample Image kutucuğu 'IŞARETSIZ' halde olmalıdır.Ne kadar yükseltirsek o kadar iyi mantığı malesef her zaman geçerli değil yani oraya büyük değerler girmeyin.72 yerine 100 ve 150 yeterli olcaktır. Bu nu Ps kendisi tekrar ölçeklendirecektir.Bu tipte bir büyütme (mesala 2-3 mp iyi kalitede bir fotoğraf ile) A4 hatta fotoğrafa göre A3 ile bile çok da değer&çözünürlük kaybetmeden baskı alabilirsiniz.

    Ana ekrandaki fotoğrafa döndüğünüzde rulers da fotoğrafın yeni boyutunu görebilir yeniden büyütmeyi halen arzu ediyorsanız devam edebilrisiniz.Bu tamamen sizin çözünürlük vb anlayışınıza kalmış. Şahsen en küçük boyuttaki baskıda bile ben 72 ppi yi tercih etmiyorum.

    (Scan edilmiş fotoları orijinal hali ile açıp bakıp öyle ölceklendirin tabi eğere siz taramışsanız zira 35mm ve daha geniş formatta scan edilen fotoğraflar genelde yüksek çözünürlüklü olarak gelir)Yani işin kısacası:

    Resample image'i sadece dijital cihazlarınız ile çektiğiniz fotograflarınız için 'kapalı' tutun.

    Büyütmeyle ilgili başka bir PS hilesi :

    *Büyütmek mesala 1 metrelik bir poster bastırmak istiyorsunuz diyelim fotonuzu açın: Yukarıdaki önergelerdeki menüye gidin.Bu sefer alttaki kutucukların 3 üde seçili olsun yani Resample image kutucuğuda 'SEÇILI' olsun. Ve bu kutucuğun karşılığında : bicubic Smoother seçili olsun. ppi yi 300 e yükseltebilrisiniz (Bu asıl fotoğrafınizın boyutuna bağlı tabiki) ortalama 4-5 mp bir cihaz için bahsi geçen poster boyutuna hemen hemen uygundur.

    *Hilesi : PS ta %110 komutudur,Bunu bende bilmiyorum (Bilende yok galiba zaten Adobe un eğitimcisinede sormuştum) Document size :
    Width : %110 yapın (ya'da Height de olabilir zaten birini yapınca öteki otomatikman değişecek) istediğiniz ölçüye getirene kadar adım ,adım her seferinde sadce %10 eklyerek bu yöntem ile büyütün.Sonuc gerçekten çok hoş olucaktır .

    Herhangi bir yerde baskı alıyorsanızda (Mesala bir fotoğrafçıda dijital çıktı) unutmayın ülkemizde genelde jpg/jpeg formatı yaygın olarak destekleniyor ve genelde 30x20 cm gibi boyutlar da baskı alacaksanız 300 civarının hiç bir zararı olmayacak bilkasis katkısı olucaktır.

    Dijital makineyle çektiğiniz fotoğrafları ofsette kullanmak




    Dijital makineyle çektiğiniz fotoğrafların rezolasyonu 72 pikseldir. Makinenin performansına göre farklı piksel ölçülerinde çekim yaparsınız. Yukarıdaki, 1600 x 1200 piksellik bir örneği görüyorsunuz. Bu fotoğraf 72 piksel/inch resolasyonda 56.44 cm x 42.33 cm boyutlarında. Ofset baskı için fotoğrafların en az 250 piksel/inch rezolasyonda olmalıdır. Normalde 310 civarında olması gerekir.

    Rezolasyonu büyüttüğünüz zaman, photoshop araya kendi hesaplamasıyla (interpolasyon) piksel ekler. Bu da resmin bozulmasına neden olur.


    Bozulma olmadan rezolasyonu değiştirmek için, önce "resample Image" bölümündeki kutucuktaki seçililiği kaldırın. Sonra resolasyonu 310yapın.Fotoğrafta piksel değişikliği olmadığına göre (1600x1200 pikselde bir değişiklik olmadı) Bozulma söz konusu olmaz.Değişiklik olan kısım, cm. cinsinden boyutudur. Bu değişiklikle fotoğraf; 13.11 x 9.83 cm oldu. Yani sağlıklı bir ofset için fotoğrafı
    13 cm genişliğinde kullanmanız gerekir.





    Rezolasyonu 310 yerine 270 piksel/inch yaparsanız, genişlik 15 cm'e çıkacaktır.
    Sonuçta 1600 piksellik çekim yapan bir makineyle elde ettiğiniz fotoğrafı en çok
    15 cm genişliğinde kullanabilirsiniz.

    Photoshopta fotoğrafı web için optimize etmek :

    * File menüsüne girin. Oradaki alt menü olan 'Save for Web' i seçin.
    * Çıkan menüde sol üstte 4 adet seçenek görüceksiniz ben şahsen 4-UP ı kullanıyorum(Original-Optimized-2 up-4 up yazan -sol üstte)Böylece değişik boyutlardaki dosyaların 4 değişik boyuttaki görüntü kalitesini daha iyi anlayabiliyorum.
    * En sağ da yukarıdaki opsiyonlarda: Kutu 1: JPEG seçili olsun
    Blur : 0 değeri seçili olsun.Quality kutucuna basıp çıkan barı sola dogru kaydırır
    sanız dosya boyutu ve kalite düşer, sağa ise tam tersi büyür.Yine' genelde'
    web için %70 gayette uygundur.Yani quality segmesi : %70 değerinde olabilir.
    Quality ile oynayıp istediğiniz değeri verince önünüzdeki 4 lü ön izleme ekranında fotoğrafınızın 4 ayrı ayara göre optimize edilmiş halini görüceksiniz(Sol üst orijinalidir) hangisi hoşunuza gittiyse onu tıklayıp save edebilirsiniz.


    PhotoShopta çerçeve eklemek 1

    * Çerçeve eklemek istediğiniz fotoğrafı açın
    * Fotoğraf açılınca çerçeveli halini daha iyi görmek için canvas ölçüsünü büyütün(En basit yöntemi fotoğrafın sağ en alt köşesinden çekip uzatmaktır.)
    * Soldaki tool bardan crop tool u seçin.
    * Sol en üst köşeden balayarak crop tool ile mouse u bırakmadan sağ en alt köşeye kadar tüm fotoğrafı içine alıcak kadar ölçüyü büyütün.
    * Tüm fotoğrafın 4 köşesinde de kesik beyaz çizgiler ile belirlenen alanı görüceksiniz. Bu alan 8 tane (köşelerde ve ortalarda) bağlantı yerine sahiptir minik kareler şeklinde. Bu kareleri teker,teker istediğiniz ölçüde bu sefer 'dışarıya' doğru çekin.Bütün kenarları çektikten sonra 'Enter/Return ' basın ve çerçeveniz hazır.Istiyorsanız başka renkler ve ölçülerde devam edebilirsiniz.
    * Sol taraftaki tool barda altta iki tane foreground/background u temsil eden (Default olarak siyah beyaz renktedir) iki tane kare kutu ikonu Görüceksiniz.Onların üstüne basıp istediğiniz renklerde arka plan rengi ayarlayabilirsiniz. (Background çerçevenizin rengini belirleyecektir)

    PhotoShopta çerçeve eklemek 2

    Fotoğrafa çerçeve yapmak için fotoğraf dışında bir alana bir ihtiyacınız var.. Bunun için alanı büyütmeniz gerek. Canvas Size, size bu alanı büyütme imkanı veriyor.

    İhtimalleriniz şunlar:

    1. Layer'ınızda background yazarken canvas size'dan büyütme yapıp patsaptu alanı oluşturursanız, arka planınız, tools menüsündeki arka plan rengi olur. Kalınlığı da sizin büyütme ölçünüze göredir.

    2. Çerçevenize gölge vermek için en pratik yol, layer/layer style/drop shadow yapmaktır. Gölgenin, uzunluğunu, şeffaflığını, yönünü ve erimesini oradan ayarlayabilirsiniz.

    Püf noktaları: Yalnız bunu kullanmak için Layer'ınız adının background (kilitli olduğunu belli eder) olmaması gerekir. Layer'ın üzerine çift tıklarsanız kilidi açar ve adını değiştirebilirsiniz.
    Canvas size'dan büyütmeden önce bu işlemi yaparsanız, etrafı şeffaf bir fotoğrafınız olur. Yapmazsanız, fotoğrafın çevresi genişler, arka planı beyaz bile olsa şeffaf olmadığı için layer style özelliğini kullanamazsanız.

    3. Gölgeyi kendiniz de oluşturabilirsiniz. Bunun için canvas size'dan ölçüyü büyüttükten sonra, fotoğrafın altına bir layer ekleyin (ctrl tuşu basılıyken eklerseniz, seçtiğiniz layer'ın altına ekler) Fotoğrafı bayaklağa kadar siyah alan doldurun ve blur filtresi ile eritin. Bunun hazır gölgeden farkı, gölgenin her yöne olmasıdır. Hatta ctrl+T ile gölgeyi büyütmeye hazır hale getirdikten sonra ctrl tuşunu bazılı tutaarsanız, gölgenini sadece bir köşesinden çekip uzatabilirsiniz. bu da farklı etkiler yaratır.

    4. Layer'ları alt altla ekleme mantığını kullanarak, farklı kalınlıkta çerçeveleri alt alta ekleyebilirsiniz. Doku için layer/layer style/pattern overlay işinize yarayabilir. Aslında oradakileri deneyip işinize yarayacak başka şeyler bulabilirsiniz... Tabii gereksiz dokulu çerçevenin fotoğrafı öldürdüğünü unutmayın


    PS'ta en çok kullanılan hızlı tuşlar (Klavye kestirmeleri)

    Tabiki bu kişiden kişiye değişir ve çok tuş kombinasyonunu hatırlamak kolayda olmayabilir.Kendime göre en pratik (Ve işletim sistemindenden hatırlayabileceğiniz) hızlı tuş komutları :

    Hepsini seçme :CRTL+A
    Kopyalama/Copy : CTRL+C
    Yapıştırma/Paste : CRTL+V
    Kes/Cut :CTRL+X
    Ruler :CTRL+R
    Layer via copy :CTRL+J
    Yeni layer :CTRL+N
    Zoom : CTRL Ve numerik + tuşu
    Zoom out : CTRL Ve numerik - tuşu
    Bir adım geri gitme : CTRL+Z
    Deselect : CTRL+D

    (Büyük ebatta bir fotoğrafta bir selections yaparken vb vb hemen her yerdede işinize yarar : Soldaki tool bardaki en altta el simgeli bir ikon vardır hand tool ona her yerde ulaşmak için
    Sadece SPACE tuşuna basın
    Benimde daha çok kullandığıklarım var ama en pratik,hatırlaması kolay ve hemen her yerde işinize yarayacak&zaman kazandıracak olanlar bunlardır.

    Scanner'da tararken doğru renkleri elde etme


    Dijital makina kullanmayan arkadaşlar, karta basılmış fotoğraflarını scannerda tarayıp göndermek zorunda. (Taramayı düşünüyorsanız, dokulu fotoğraf kağıtlarına bastırmamanız iyi olur)

    Fotoğrafı scanner içine yerleştirdiğinizde, fotoğrafla birlikte tarayacağınız alan içine biri beyaz diğeri siyah iki kağıt parçası yerleştirin. Küçük bir parça yeter. Sadece olabilecek en beyaz ve siyahı kullandığınızdan emin olun.

    Tarama işleminiz bitip PS de açtığınız zaman, ctrl+m çağırdığınız Curves tablosunda sağ altta damlalıklar göreceksiniz. Beyaz damlalık ile beyaz kağıt alanına, siyah damlalıkla siyah kağıt alanına tıklayıp tabloyu okeyleyin.

    Fotoğrafı taramadan önce baktığınız zaman gerçekten beyaz ve siyah olması gereken yerler varsa, ayrıca sizini kağıt koyma işlemi yapmanıza gerek yoktur. Ama çok az fotoğrafta ikisini birden bulursunuz...

    Pen tool:

    Bir çok çalışmada benim ve bir çok Photoshop kullanıcısının en çok tercih ettiği araçlardan biride pen tool dur.Pen tool ile dikkatlice çalıştığınız zaman , biraz da sabır ve beceri ile tek ,tek saç tellerini bile extract edebilirsiniz.Son derecede hassas ve profesyonel dekupeler için iyi bir seçim olucaktır. Bu tool ile ilgili kısa ama özünü anlatan yazımı yine en sade dil ile yazmaya çalışacağım:

    - PS programında fotoğraftan ayırmak istediğiniz&başka bir çalışmaya taşımak istediğiniz 'ilgili' kısıma ait çalışmayı açın.

    - Sol daki tool barda : Sol sütunda ,aşağıdan yukarıya 3 üncü ikon olan (Dolmakalem ucuna benzeyen ikon)pen tool'a tıklayın ve onu aktif hale getirin.

    - Burda pen toolu seçtikten sonra %100 emin olmanız gereken 2 şey var . Birincisi: Pen tool'u seçince hemen yukarıda beliren options barda : En solda ufak üçlü bir grup vardır onun ortasında dolmakalem ufak bir kağıdın üstündeymiş gibi olan bir ikon var onun seçili olması lazım.O ikonun adı 'paths' ve 3 lü gurubun ortasındaki ikondur.Gerçi default olarak o seçili gelir ama emin olun.Emin olmak içinde mouse'nuzun imlecini ikonun üstünde bekletin 2-3 sn içinde adını yazıcaktır.Ikinciside yine yukarıdaki tool barda birinci kısımda saydığım mini 3 lü gurubun hemen yanındaki 8 li gruptan en baştaki pen tool unda seçili olduğuna emin olmanız gerektiği. Auto Add/Delete kutucuğuda default olarak seçili olması lazım değil ise seçili hale getirin.

    - Iyi sonuç alabilmek için mümkün olan en yüksek çözünürlükte çalışmanız gerektiğini zaten bilyiorsunuz.O yüzden ctrl + space tuşuna aynı anda basarak (yada nasıl büyütmek yakınlaştırmak istiyorsanız fotoğrafı o yöntem ile mesala sağ yukarıdaki slıderi kaydırarak)çalışmanıza 'zoom' yapın yakınlaşın.Ince çalışmak için %100 ün üzerinde yakınlaşmayı tercih ediyorum şahsen.Yeteri kadar yakınlaşincada pen tool u bırakmadan sağa ve sola kaydırmak içinde sadece tek başına 'space' tuşuna basmanız yeterlidir.

    - Şimdi extract edip ayıracağımız kısım için bir 'başlangıç noktası' belirlememiz gerekiyor.Istediğiniz yere zoom yapıp belirlediğinizi farz ediyorum.Başlangıc noktasına hafifçe bir kere klikleyip biraz ilerisine bir kere daha klikleyin.2 çizgi arasındaki boşluğun hemen düz bir hat (yada ne kadar açı var ise o açı doğrultusunda düz bir çizgi ile) ile birleştirildiğini görüceksiniz.Tabiki noktalar arası ne kadar sık olur ise extract işlemide o kadar hassa olucaktır.Eğer bu çizgiyi beğenmediniz ise hemen 'escape' tuşuna basarak bir geri dönebilirsiniz.Escape tuşu ile devamlı basarak yada en sağdaki history paletinden en aşağıdaki actiondan sıra ile teker teker hepsini hemen historynin altındaki çöp bidonu ikonuna sürükleyerek te geri dönebilirsiniz.

    - Size yukarıda anlattığım pen tool hareketi ile 2 nokta arasının nasıl 'düz=path' şeklinde seçildiğini anlattım.Bu keskin köşeli nesne vb ler ile çok rahat uygulansa bile yuvarlak yada çok daha değişik şekillere sahip nesne vb ler için : Başlangıç noktasına klikleyin ve yuvarlak vb seçim yaptığınız alandaki ikinci belirlediğiniz noktaya elinizi klikleyip elinizi mouse dan bırakmadan ilerleyin durduğunuzda uçltan çıkacak olan 'tutacaklar ile' elinizi mousedan bırakmadan yukarı/aşağıya istediğiniz açıyı verebildiğinizi/nesneyi 'dönebildiğinizi' görüceksiniz.O tutacak ile istedıginiz açıda yeri dönebilirsiniz.Daha sonra diğer noktalara da klikleyip bu yöntem ile her sşekilin etrafını dönebilirsiniz. Yanlız alışmayanlar için ilk başta zor gelebilir.Moralinizi bozmayın biraz alışıp doğru açı ile 'çekiştirmeyi' öğrenince (tabiki alıştırma ile ) yuvarlak vb yerleri ne kadar rahat döndüğünüzü ve seçtiğiniz görünce sizde şaşıracaksınız.Fakat yinede bu zor benim daha kolay ile başlamam gerekli dersenizde tavsiye edilmesede : Iki nokta arasını oldukça 'sık' tutarak (neredeyse değecek gibi) yuvarlak hatları vb leri seçebilrsiniz.Tabiki neyi seçtiğinize bağlı olarak biraz sabır lazım.Fakat alışınca belki şu anda 15 -20dk da yaptığınız işi 2-3 dakikada yapabileceğinizide unutmayın.
    Kısaca düz seçim oldukça kolay ve yuvarlak&eğri seçimler içinde kısaca noktadan noktaya tıklayın ve ikinci noktada elinizi bırakmadan tutup v sürükleyin.Siz sürükledikçe 'path'ın şekillendiğıni görüceksiniz.Ne kadar uzağa sürüklerseniz 'path' ınız o kadar eğrilir.

    - Yukarıda anlatıklarımdan hangisi seçip uygularsanız uygulayın her bir seçimin başlangıcı olduğu gibi bir de bitişi vardır.Bunun içinde başlangıçtaki ilk noktanmıza dönüp işlemimizi bitirmemiz lazım gelmektedir.Işlem bitince yani her şey seçili olunca seçili alan içinde kalan yer yanıp sönen çizginin içindeki alandır.

    -Bundan sonra iki seçeneğimiz var :
    1- Bunu bir 'seçime' dönüştürebilirsiniz.Bunin için : CTRL+Return(yada enter)
    2- Yada çalışmaya PS/InDesign vb de devam etmek için (sadece seçtıgimiz path içindeki alan) : Layer paletine gidin (Sağda aşağıda) o palette üçlü seçenekten en sagdakini seçin (Layers,Channels,Paths) yani 'Paths' ı seçin.Orada yapmış olduğumuz seçimi 'work path' olarak görüceksiniz.
    Work path üzerine iki kere klikleyin. Save path kutucuğunun içerisinde default olarak Path1 yazacaktır. 'OK' basıp save edin.
    Şimdi bu path i save ettikten sonra bunu bir 'selection' haline getirmemiz gerekiyor.Bunun içinde path in üzerine sağ klikleyip çıkan menüden Make Selectionu seçin.(Çıkan seçeneklerde 1 yada 2 pixel Feather Radius için uygundur)
    Şimdi bu path komple bir seçim haline dönüşmüştür(Bunu etrafında yanıp sönen noktalardan anlayabilirsiniz)

    Bu seçimimizin (Yani arka plan ve çevre vb den neyi ayırmak istediysek onu)ayrı&kendi layerına taşımak çalışmak yada son halini & nasıl göründüğünü görmek içinde :

    Layer paletine geri dönün (Zaten tek layer olan Backgorund oradadır)
    CTRL+J ye basın.Orada Layer1 isimi ile seçiminizi görebilirsiniz.Arka plan vb den kurtulmak içinde:
    En alttaki yani Background layerındaki soldaki 'göz' işaretine bir kere klikleyerek onu devre dışı bırakabiliriz böylece seçimimiz görünür.

    Eğer diğer zamanlarda da bu çalışmadan yararlanacaksanız hemen save edin derim.(PSD olarak)Bundan sonra bu çalışmayı başka bir çalışmanın içine taşımak istiyorsanız :
    Örnek : Mesala bir modeli/arabayı nesneyi vb arka plandan ayırmak istiyorsunuz bu dediklerimi yaptınız ve bu aşamaya geldiniz.Tabiki arka plan vb gibi bir neden ile bir başka çalışmaya taşımak istiyorsunuz:

    Çalışmak istediğiniz ikinci çalışmayı açın.Her iki çalışmada ekranınıza sığacak boyutta olsun. (Üst üste binseler bile bir birlerinin arkasında pencerelerin bazı kısımları görülebilecek boyutta olsun yada büyük ekranınız var ise yan yana vb dursunlar.Ilk çalışmada seçili hale gelmiş olan Layer1 deki görüntüyü taşıyacağız.Sağ sütundaki en yukarıdaki 'move tool' u seçin.Şimdi çalışmanızın üstüne klikleyip bırakmadan öteki fotoğrafın üstüne doğru sürüklemeye başlayın,(Bu biraz yavaş ça belirecek tir ekranda normaldir.)
    Bu tool ile boyut ve açıda yarlayabilirsiniz. (Sürükleyip 2 inci fotonun üstüne gelince açıkta çift klik yapıp açı vb ayarlayabilir boyut ile oynayabilirsiniz)

    En basit anlatımı ile pen tool budur.Biraz alışınca çok daha kolay ve yararlı olduğunu görüceksiniz.
    Bir dahakine daha değişik bir teknik anlatıcağım.Yanlız bunada 'eklemelerim' olucak.Bazı durumlarda bazı nesnelerin 'havada' asılı gibi görünmemesi vb gibi ince detaylar gibi.

  7. #7
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart --->: Fotoqrafçılık Dersleri

    Layer Mask

    Layer'da görünmesini istemediğimiz kısımları kapatmak için en iyi yöntem Layer Mask kullanmaktır. Silmek, geri dönüş imkanını yok edecektir. (History'den dönmeniz mümkün tabii, ama silme işlemlerini kesintisiz yapmadıysanız, arada mutlaka kalması gekeren uygulamalarınız varsa onlar da geri dönüş sırasında yok olur)

    Uygulamayı bir örnek üzerinde deneyelim.


    Bu elimizdeki ilk layer... ctrl+J ile çoğaltın.




    Üzerine bir tablo çereçevesi ekledim, gölge yaptım. Çerçeve dışında kalan kısımda sadece deniz görünmesini istiyorum. Bunun için doku taşımam gerek.




    Clone Tool'a da kısa bir değinelim, ayrıntılı olanını başka bir sayfada anlatırım. Clone Tool doku taşımaya yarayan bir araç... Alt tuşu basılı iken tıkladığınız yerdeki dokuyu resmin üzerinde başka bir yerde, fırça büyüklüğünüzde oluşturuyor.

    Denizden doku alıp gerekli yerleri kapatıyorum.



    Doku taşındıktan sonra çerçevenin altı da deniz oldu. Çereçevenin içindeki kısım nasıl olsa görünmeyeceği için orasıyla uğraşmayı es geçiyorum.




    1. layerı crtl+J ile çoğaltmıştık. Şimdi onu sıra kullanmaya geldi. ctrl+T ile seçip küçültüyorum.

    Şimdi bu uzun girişten sonra, gelelim, Layer Mask kullanımına



    Layer Maska ulaşacağınız yer burası.



    Hangi layera eklemek istiyorsanız o seçiliyken buraya ulaşırsanız, layerın yanına bir bölüm daha eklenir. Eklenen bölümle layer birbirine kilitlidir, yer değiştirdiğiniz zaman birlikte hareket eder, özel bir nedeniniz yoksa bu kilidi açmayın. Çalışırken sağdaki şu an beyaz görünen bölüm üzerinde işlem yapacaksınız. Başka layerlarda çalıştıktan sonra buraya döndüğünüzde, doğru yere tıklamayı unutmayın. Yoksa resmin üstünde çılışmış olursunuz, maskın değil.



    Üst alt renk mask kısmına tıklı iken siyah/beyaza döner.



    İşin durumuna göre fırça büyüklüğünü belirleyin.

    Maskta fırça ile siyah boyadığınız yer, artık görünmez olur.Beyazı üst renk yaparsanız ve beyaz boyarsanız, görünmez olan yerleri tekrar görmeye başlarsınız.




    Fırçanın opacity değerini azaltarak iki layer arasındaki geçişin yumuşak olmasını sağlayabilirsiniz. Sonuçta hepsi, yapmak istediğiniz amaca uygun değiştirebileceğiniz şeylerdir.




    Layer Maskı hiç silmeden bırakabileceğiniz gibi, silmeye de karar verebilirsiniz. Layer penceresinin altındaki çöp kutusunu ikonuna sürükleyerek bunu yapabilirsiniz. Bu durumda size soran bir pencere görünür. Yaptıklarınızın layer üzerinde uygulanmasını istiyor musunuz, istemiyor musunuz?İstiyorsanız Apply, değilse, Discart düğmesine tıklamanız gerekir.




    Çalışmanızın bir aşamasında, maskı iptal etmedene sadece görünmez yapmak isteyebilirsiniz. Bunun için, Shift tuşu basılıyken Layer Mask üzerine tıklayın. Şekilde göründüğü gibi, kırmızı bir çarpı oluşacak, ve siz tekrar aynı işlemi yapıncaya kadar devre dışı kalacaktır.




    Tekrar resmimize dönelim.



    Kullanılan tüm layerlar bunlar...

  8. #8
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart --->: Fotoqrafçılık Dersleri

    FOTOGRAFCILIK DERSLERI- Konu 6: Kis Fotograflari nasil cekilir? Konu anlatimi


    kONU 6: KIŞ FOTOGRAFI ÇEKMEK İÇİN 10 İPUCU
    Kış mevsimi yılın en güzel zamanlarındandır. Kış mevsimi, fotografçının güneşli açık bir havadan kar fırtınasına kadar her türlü hava durumunu filmine ya da hafıza kartına aktarmasını sağlar.


    1. RENGİN DOKUNUŞU
    Kar güzel bir fotograf nesnesidir fakat sadece karı fotograflamak biraz tekdüze ve sönük olabilir. Bu fotograftaki kırmızı araba gibi renkli nesneleri fotograf karesine ekleyerek fotografı bu tekdüzelikten kurtarabilirsiniz. Bu, sıkıcı gri gün görüntüsünü (sadece kar yağarken çekilen bir kare gibi) kışa dönüştürmek için gerekli olan dokunuştur.

    2. YILBAŞI IŞIKLARI
    Renkli yılbaşı ışıkları ile renkli fotograflar yaratılabilir. Yılbaşı ışıklarını çekmek için en ideal zamanın gecenin karanlığı olduğunu düşünebilirsiniz fakat karanlıkta elde edeceğiniz görüntü, siyaha karşı renkli noktalar olacaktır sadece. “Sihirli saatte” -alacakaranlık- çekeceğiniz fotograflarda, renkli noktaların yanı sıra etraftan da bazı detayları fotograflayabileceğiniz için daha ilginç görüntüler elde edebilirsiniz.

    3. KIŞIN GÜNDOĞUMU
    Yazın uzun günleriyle birlikte güneş oldukça erken doğar. Kışın, geç doğan güneş nedeniyle, gündoğumu gibi güzel doğa olaylarını yakalayabilmek için erken kalkmanız gerekmez. Güneşi fotograf karesinin dışında bırakarak güneşin yanındaki gökyüzünün ışığını ölçebilirsiniz veya matrix ölçümlü pozometrenin verdiği değeri kullanarak bu fotografta olduğu gibi parçalı bulutlu bir görüntü elde edebilirsiniz.

    4. AYDINLANAN FIRTINA
    Kış fırtınalı bir mevsimdir fakat bu fırtınaların sonunda şimşek çakar. Fırtınalı bir günde şimşek çaktığı zaman inanılmaz güzellikte bir ışık meydana gelir. Bu ışığı yakalamak için yapmanız gereken fırtınayı beklemektir Yerel hava durumu haberlerini kontrol edip olası fırtınanın ne zaman patlak vereceğini öğrenerek potansiyel renkli yerleri gözlemleyebilirsiniz.

    5. “KÖTÜ” HAVADA FOTOGRAF ÇEKİMİ
    Hava “kötü” olduğunda bir çok fotografçı evinde oturup bu durumdan yakınır. Fakat büyük fırsatlar kaçırmaktadırlar çünkü böyle havalarda harika fotograflar çekilebilir. Siz de kötü havalardan yakınanlardan olmayın. Kalkın, kat kat giyinin, ekipmanınızı hava koşullarından koruyun(büyük plastik sandviç poşeti fotograf makinesini koruyabilir,objektifin etrafını daha çabuk açmak için lastik bant kullanılabilir) ve hava durumuna uygun güzel görüntüler arayın.

    6. ÇIPLAK AĞAÇLAR
    Renkli yapraklar sonbahar fotografçılarının temel nesnelerindendir. Fakat kış aylarındaki yapraksız ağaçları görmezlikten gelmemelisiniz. Yapraksız ağaçlar, geometrik çizgisel görüntülerinden ve yapılarından dolayı fotoğrafçı için mükemmel nesnelerdir. Bu fotografta olduğu gibi geniş açılı bir objektifle ağacın sağ alt tarafından veya tele objektifle uzaktan bir fotograf çekebilirsiniz. Dalların düzeninden enteresan bir bölümü ayırarak fotograflamak da iyi bir fikir olabilir.. Eğer ağacın sağ alt tarafından fotograf çekiyorsanız,diyaframı kısıp alan derinliğini arttırarak görüntüdeki her şeyin net olmasını sağlayabilirsiniz.

    7. BUZ SAÇAKLARI
    Buz saçakları keyifli fotograf nesneleridir. Buz saçaklarına yaklaşarak yalnız bir buz saçağını veya geri çekilerek saçakları çevresiyle birlikte çekebilirsiniz. Etrafında dolaşıp önden ve arkadan aydınlanmış olarak fotograflayın. Close-up çekimler için diyaframı kısarak alan derinliğini arttırın.

    8. PENCERE FİLTRELERİ
    Kış mevsiminde pencerelerde buğu ve yağmur damlaları gibi değişik su dönüşümleri oluşur. Bu tarz görünen su dönüşümleri başlı başına güzel fotograf nesneleridir ve ilginç fotograf filtreleri olabilirler. Su damlacıkları veya donma üzerine netleme yapın böylece pencerenin dışındaki bütün nesneler fon etkisi yaratacaktır.

    Eğer fotograf makinenizden alan derinliğini ön izleme yapabiliyorsanız değişik diyafram değerleri için etkiyi kontrol edin, eğer yapamıyorsanız; ilk önce en geniş diyafram değeriyle sonra da orta ve en kısık diyafram değerleriyle fotografı çekin.

    9. KAR POZLAMASI
    Yansıyan ışığı ölçen pozometreler (fotoğraf makinesinin içine monte edilmiş olanları) orta tonlara göre ayarlanmışlardır: eğer pozometreye göre pozlama yapıyorsanız ölçtüğünüz nesnenin ışığı orta bir ton olarak belirlenecektir. Kar genellikle orta ton olarak değil beyaz olarak düşünülür, böylece güneşli kar beyaz olarak göründüğünde çekilen kar fotografları genellikle en iyi gözükenlerdir. Matrix ölçüm yapan pozometre içeren bugünün AF 35mm SLR makinelerinde hiçbir düzeltme yapmadan karın ölçülen ışık değerini kullanabilirsiniz. Fakat merkez ağırlıklı ölçüm yapan pozometreye sahip eski makinelerde, ölçülen değerden 1-1,5 stop fazla pozlama yapmak iyi fikir olabilir. AE modunda, bunu fotograf makinesinin pozlama kontrolünü +1’e veya +1,5’a ayarlayarak yapabilirsiniz. Havadan çekilen bu görüntü için, ışıkta hiç bir değişiklik yapılmadı-beyaz karın ışığının aldattığı koyu su yolu kemerine göre ölçüm yapılmıştır. Braketing yapmak ve not almak (makinenizle ilk kez kar fotografı çekiyorsanız karın fotograflarınızda istediğiniz gibi gözükmemesi halinde ışıkta yapmanız gereken değişikliği görmek için) iyi fikir olabilir.

    10. KIŞ AKTİVİTELERİ
    Yılın herhangi bir zamanında, mevsimsel aktiviteleri çekerek güzel fotograflar elde edebilirsiniz. Kayak, kızak, buz pateni ve dağ tırmanışı gibi bazı mevsimsel faaliyetler kış mevsiminde birçok fotograf fırsatı sunar. Hareketi ve katılımcıları fotograflayarak gelecekte tekrar tekrar bu aktivitelerle eğlenebilirsiniz

  9. #9
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart --->: Fotoqrafçılık Dersleri

    FOTOGRAFCILIK DERSLERI- Konu 7: Fotograf cekmeyi planlamak...konu, yer nasil bulunur?


    KONU 7: FOTOGRAF CEKMEK ICIN SECILEBILECEK YERLER VE FIKIRLER


    Her ne kadar fotograf cekme isi yaratilmaz, planlanmaz desekte sokaga basibos cikmak bezen istenilen verimi saglamaz.. yinede cekilecek fotograf icin az da olsa plan yapmak gerekir... Örneğin, "Bu haftasonu sahil yolunu çekeyim" diye yola çıkmaktansa "Bu haftasonu sahil yolundaki seyyar satıcıları çekeyim. Fotografımda satıcı, sattığı ürün, satın alan olsun. Arka fonda İstanbul görüntüsü olsun, ama net olmasın (ki fotografta baskın olmasın), alan derinliği için tele objektif ve açık diyafram değeri kullanayım..." gibi bir planlama ile çekime çıkmak daha başarılı sonuçlarla dönmenizi sağlayacaktır. isiginiz bol olsun...


    SAAT:21.00 PROJEKTÖRLE AYDINLATMA
    Katedraller, kaleler fotograf çekilmek için idealdir. Çekimlerinizi güneş batımından hemen sonra çekin gökyüzünde hala birkaç renk vardır.
    Binaları aydınlatan ışıklar yapay olduğundan kaynağına göre fotografta renk oyunları yapar.
    80 A mavi filtre tungsten ışıkların yol açtığı turuncu renk oyununu engeller. Fakat titrek,sarı,sodyum sokak lambalarını düzeltmek daha zordur. Bu renkleri daha uyumlu kullanmayı deneyin. Warm-Up filtre onları yumuşatır.
    Tungsten aydınlatmalı binaları çekmenin bir diğer yolu tungsten için yapılmış Fuji 64T 2 yada Kodak ektachrome 64T film kullanmaktır. Bina çok daha doğal çıkar ve gökyüzünde ışık varsa elektirik mavisi görünür.
    Binalar hareket etmez , o yüzden düşük hızlı 100 ASA film ve tripod kullanın.Böylece daha fazla alan derinliği ve detay katmış oluruz.
    Eğer ışık azsa ve 1 saniyeden uzun pozlama gerekiyorsa filmin karşılıklılık değerlerini hesaba katın. Film hız kaybı ortaya çıkabilir , normal ölçümden başka 1-2 poz yüksek ölçüm de yapın. Pozlama süresi ne kadar uzunsa, filmin ışık kaybı da o kadar fazladır. Renkler de etkilenir ama bu genelde iyi anlamda olur.

    SAAT 22.00 IŞIK İZLERİ
    Işık izleri gece hareket eden araçları düşük enstantane değeriyle çekerek oluşturulur.Aydınlatılmış binalar ve köprülerle birleştirilirse çok güzel görüntüler ortaya çıkar. Bu resimleri çekmek için en iyi yer şehir merkezleri ve yoğun otobanlardır. Araçların sarı sinyal lambaları kırmızı ve beyaz farlarına renk katacaktır.
    Doğru ışık ölçümünü yapmak biraz da tahmin işidir. Kameranız f/2.8’de 1 saniye veriyorsa siz f/4’de 2 saniye, f/8’de 8 saniye, f/11’de 16 saniyeyi de deneyin çünkü süre ne kadar uzun olursa izler de o kadar uzun olur.
    Eğer makinenizin enstantane öncelikli modunda uzun çekim seçenekleri yoksa, ( Bulb modunu seçin ve deklanşör kablo kullanın. İzlerin uzunluğu enstantane ve arabanın hızına bağlıdır. Şehir içinde 30 mil hızla giden bir araç 1 saniye pozlamada 13 m iz bırakırken, 10 mille giden bir araç 30 metre iz bırakır. Ne kadar çok araba olursa fotografınnız o kadar hareketli olur!

    SAAT 23.00 Meyhane MÜDAVİMLERİ
    Meyhaneler birçok farklı hayatın kucaklaştığı bir yerdir ve dinlenen insanları çekmek için idealdir. Bulunduğunuz ortam içinde insanlara yaklaşırken ve çekerken temkinli olmak gerekir. Alkollü olduklarını unutmayın ve siz güvenli yolu seçip arkadaşlarınızı çekin. Ortamda varolan ışığı kullanın, flaş kullanmak çok rahatsız edici olur. Bulunduğunuz ortam tungsten ışıkla aydınlatılıyorsa fotografa ayrı bir hava katar ama siyah-beyaz fotograflarda ortamın ışık kaynağı farketmez. İlk çekimlerde insanlar kameradan çekindiği için portre tarzı fotograflar oluşacaktır fakat sonra alışmaya başladıkça daha doğal fotograflar oluşur.

    EVDEKİ RAHATLIK
    Kendinize bir fincan çay yapmak için mutfağa gidin. Burada fotografını çekebileceğiniz bir çok konu var? Çaydanlığın üzerindeki yansımalar, camdaki buğu, çatal-kaşık-bıçak ve sofra takımları resimleri ya da içi bulaşık deterjanı dolu bir kase içindeki hava kabarcıkları, baloncuklar. Sadece bir SLR makine ve standart bir 50mm objektif alıp evinizdeki detayları araştırın. Birçok standart objektif 18 inch’e kadar net odaklayabilir ki bu yakın çekimlerde kendinizi eğitmeniz için uygun. Bazı standart zoom objektifler yakın odaklama kapasitesine sahiptir ve fotografçının konuya daha da yaklaşmasına imkan verirler.

    DÜŞÜNCELERİN ÇİZGİSİ
    Dış ortamlardaki yakın çekimlerde kompozisyonu güçlendirmek ve etkiyi arttırmak açısından çizgi ve şekiller hayati önem taşır, Mono uzmanı ve Practical Photography iştirakçısı Tony Worobiec, büyüdüğü yer olan North Devon sahilinde detay çekimleri yapmış ve bu projeye "Karadaki Ritim" adını vermiş. Siyah Beyaz, 25 ISO film ve orta format bir makine ile yavaş çekim kullanması Tony'e mümkün olabildiğince detay kaydetme imkanı vermiş.
    Siyah Beyaz film, renklerin karmaşası olmaksızın doku ve şekle dikkati çekti. Ve Kapalı havada hatta aydınlık havada bile Tony'nin baskıları her bir dokuyu, gözeneği gösterdi. Sert gölgeler rahatsız edici olabilir, bu nedenle gölgeleri dağıtmak ve daha az kontrast yaratmak için bir parça uzun beyaz kumaş alıp üzerinize ve konuya tutun. Bu resimler için çok değişik objektifler kullanılmadı, bu da gösteriyor ki ne kullandığınız değil nasıl kullandığınız önemlidir.

    MACRO KOLAYLIĞI
    Mikroskop kullanarak cam parçası üzerindeki canlıları fotoğraflamaktan, basit bir close-up filtre kullanarak çim parçasına yaklaşmaya kadar birçok seçenek sunan makro fotografçılığı yaşadığımız dünyanın içindeki yeni küçük dünyalardır.
    Mikroskobun vizörüne fotograf makinemizi bağlayabilmek için özel bir adaptöre ihtiyacımız var.Büyütme tüpleri kullanırken pozlamaya dikkat edilmelidir çünkü objektif ile film arasındaki uzaklığın artması ışık kaybına neden olabilir. Işık kaybının ne kadar olduğunu kontrol edebilmek için makineden ölçüm alın ve çektiğiniz kareden emin olmak için braketing (gruplama) tekniğini kullanın.

    GÖLGE GÖSTERİSİ İÇİN KALIN ŞEKİLLER
    Şekilde örneğini gördüğünüz gibi güneş ışığı gelen bir pencerenin önüne bir parça kâğıt koyup kağıdın üzerine iki nesne yerleştirip ortaya çıkan gölgeyi fotograflayın.
    Belki basit bir teknik ama çok etkili. Tim Gartside daha ilginç olsun diye içinde su olan mavi bir şişe kullandı ve normal bir A3 kağıt kullanarak çekim yaptı. 81C warm-up filtre ile bunu denemek fotoğrafa daha da renk katacaktır. Ölçüm makineyle yapıldı. Ayrıca Tim en iyi sonuç için bracketing (gruplama) tekniğini öneriyor.

    DOĞAL DOKULAR
    Dokular her yerdedir ve en çok da doğada. Ağaçların gövdeleri, su yüzündeki dalgalar, örümcek ağları hatta deniz kenarındaki çakıl taşlarını düşünün. Bunların hepsi gözümüze farklı gözükecektir. Sabah erken saatlerde yeryüzüne çiy yeni yağmışken genişletme tüpü takılmış standart bir objektifle çekeceğimiz konuya daha da yaklaşılabilir.
    Bu en kolay yöntem ama genişletme tüpü ışığı düşüreceğinden tripod kullanın. Parlak renkli konuları fotograflayın ve güçlü bir etki yaratmak için çektiğiniz konuyla kontrast bir fon kullanın. Konunuza daha sıcak bir parlaklık eklemek için altın renkli reflektör kullanarak aydınlatmayı deneyin. Reflektörünüzü güneşe doğru tutun ki reflektör güneşi doğrudan konunuza yansıtsın. Ayrıca konunuzun doğal görünmesi için spreyle su püskürtmeyi deneyin.

    SOYUT DOKULAR
    Doku konusunda kendinizi varolan doğal ya da el yapımı konularla kısıtlamayın. Bir çift ayakkabı ve biraz boyayla kendi evinizde de denemeler yapabilirsiniz. Bu, Tim Gartside'ın eski bir çift botla yapmaya karar verdiği bir şey. Botları çöpe atmaktansa eline fırçasını alıp işe koyulmuş ve değişik renklerdeki boyaları botlara ve fona sıçratarak çift boyutlu bir görüntü yaratmış. Renkli boyalar öyle özgürce dağıtılmış ki derinlik duygusu ve boyutsallık önemini yitirmiş. Bu yöntem iyi bir fikir, yapması da kolay, tabii canlı renkler iyi kullanıldığında.

    DENİZE DOĞRU
    Yaratıcı yakın plan çekimler gerçekleştirmeniz için deniz kenarları çok uygun yerlerdir.
    Çevrenizde renkli yelkenlilerin olduğu limanlar arayın. Rüzgar sörfleri ve küçük sandallar fotografını çekilebileceğiniz nesneler arasında. 70-210mm gibi bir telezoom objektif alın ve kendinizle objektifin gösterebildiği en uzak nokta arasındaki her kareyi keşfedin. Numara, renk ve çizgi gibi detayların oluşturduğu kareler yakalamak sizi çok şaşırtacak.

    GENİŞ AÇIYLA YAKINA GİDİN
    Detayları yakalamak için telephoto objektife ihtiyacınız yok. Genişaçı objektifle de gayet iyi dokular yakalayabilirsiniz. Simon Stafford bu şaşırtıcı görüntü için Londra'daki Doğal Tarih Müzesi'ni yaklaşarak çekmiş. Görüş açısını sütunlara aşağıdan yukarıya bakarak ayarlamış ve bu şekilde sütundaki perspektif ve çizgilerin büküklüğü vurgulanmış, sonuçta ortaya muazzam bir görüntü çıkmış. Siz de buradaki sütunlar gibi kendi çevrenizdeki müze, kütüphane ya da büyük binaları fotograflayabilirsiniz.

    KÖTÜ HAVA
    Biraz rüzgar ve yağmurun sizi fotograf çekmekten alıkoyması çok kolaydır. Ancak kötü hava koşullarını kaale almamak nefes kesici fotograf fırsatlarını kaçırmak anlamına gelir. Bulutlar, yağmur, pus ve kar çoğunlukla fotografçılığınızda en iyi sonuçları ortaya çıkarır. Kötü hava size hayal gücünüzü en iyi şekilde test etme şansını verir. Kötü koşullara karşı, tam olarak, kendinizi öne sürersiniz. Bu çekimleri yapmak için, biraz fazladan özen ve azim dışında, çok özel bir tertibata ihtiyacınız yoktur.

    YAĞMUR
    Uygun bir şekilde üstesinden gelinirse yağmur, fotograflarınıza fazladan yaratıcı bir unsur ekleyebilir. Su, özellikle hava kararmışken, tam bir ayna görevi görür. Bu yüzden suyu renkli kent yansımalarını göstermek için kullanın.
    Mümkün olan en kısık diyafram değeri seçilerek ve netlemeyi ilgilenilen iki noktanın ortasına yaparak, her iki alanın da keskin görünmesi sağlanabilir. Bunu kontrol etmek için, eğer varsa, kameranızın alan derinliği önizleme özelliğini kullanın.
    Maksimum etki için gece yağmurda çekim yapın ve su birikintilerindeki dükkan ışıklarının tüm renklerini kaydedin. Birkaç yardımcı pozlama, yağmur damlalarının filme kaydedilmesine engel olacaktır. Modern pozometrelerin oldukça hassas ölçümler yapabilmelerine rağmen, ölçüm aldatıcı olabilir. Eğer +1 ve +2 stopluk ekstradan çekimler yaparsanız, uzun pozlamanın sebep olacağı herhangi bir film hızı kaybını hesaba katmış olursunuz.

    SİS VE PUS
    Sis ve pus fotograflarınızı doğal olarak geliştirir. Onlar doğanın doğal filtreleridir ve ekstra atmosfer eklemek için kullanışlıdırlar. Sis görüş netliğini muhteşem bir şekilde keser. Öyleyse fotograflayacak keskin hatlı şekiller arayın ve ayrıntılara inebilmek için tele bir objektif kullanın. Objektifin buğulanmasını önlemek için skylight filtresi kullanın. Sis ve pus sahneleri, sahnenin fazla griye kaçmasını ve parlaklık azlığını önlemek için yapılacak hafif dozda -yarım stop- fazla pozlamayla (overexposure), en iyi şekilde görünür. Gruplayarak pozlama (bracketing) da gerekirse kullanılabilir. Pusu yakalamak için uygun bir zaman, güneşin aniden doğduğu sabahın erken saatleridir.

    GRADUATED FİLTRE KULLANMA
    Bulutlardaki detayları korumak ve fotografınızda gökyüzünün etkisini arttırmak için graduated filtre kullanın. Bu filtreler her güçte ve renkte olabilir. Bunlar, objektifin önüne bir adaptör halkası aracılığıyla yerleştirilmiş tutma yuvasının içinde plastik -reçine- türevinde ya da doğrudan objektifinize uyan, yuvarlak filtrelerdir.
    Graduated filtre kullanırken, onu ufukla aynı hizaya, doğru olarak getirdiğinizden emin olun. Filtre renginin fotografınızın içine ne kadar nüfuz ettiğini ve renklerin ne çabuk değiştiğini kontrol etmek için, eğer varsa, kameranızdaki alan derinliği önizleme düğmesini kullanın. Geniş bir diyafram açıklığı, çok daha ayrıntılı bir değişikliğe yol açacaktır. Filtrenin alt kısmının ufukla çok fazla üst üste binmediğinden emin olun; yoksa zemin gereğinden fazla karanlık gözükecek ve çekiminizi mahvedecektir.
    Grad filtre kullanırken pozlamanıza da dikkat edin. Objektif yoluyla ölçüm alıyorsanız, filtreyi takmadan önce ölçümünüzü yapın. El pozometresi kullanıyorsanız, parlak gökyüzünün ışık ölçümünüzü etkilememesini göz önünde bulundurarak, ölçümü aşağıdan alın. Sonra gerçek ışık ölçümünün yapıldığı iki tarafı da yarımşar stop aralarla gruplandırarak pozlayın (bracketing).
    Kışın soğuk, fırtınalı gökyüzü için kullanılacak en iyi filtre, ‘nötral densiti gri(neutral density grey)’dir. Ancak manzaralarınızın kıyametimsi görünmesini istemiyorsanız, daha renkli grad filtrelerine dikkat edin.

    DETAYLAR
    Her zaman genel çekim almak zorunda değilsiniz.En fazla etkiye sahip olan şeyler, çoğunlukla en küçük olanlardır. Kapılar, taş duvarlar, yapraklar ve kapı kolları gibi objelere (aslında her şeye) yönelik çekim yapmak için, 70-210mm gibi bir telezoom ya da tele objektif kullanın. Bu şemsiyenin alt kısmı bile iyi bir fotograf olmuş.

    İNSANLAR
    Kötü havada insan çekimleriniz için destek arayın. Yağmur damlalarıyla kaplanmış ya da buğulanmış bir cam parçası çocuk çekimlerinde kullanılabilir. Cama şekiller ve resimler çizmelerini sağlayın ve çizim yaparlarken, nitelikli portreler yakalayabilmek için, ifadelerini yakalayın.

    Tuhaf bir şekilde kötü havada insanlar gerçekten harika fotograflar oluşturabilirler. İnsanları çerçevede küçük kullanın ya da bir manzaraya insan ilgisi ekleyebilmek için kompozisyonunuzda geçip giden insanları silüet olarak kullanın. Ya da rüzgarın silkelediği karakterlere veya yağmurlukların parlak renklerine yaklaşıp, odaklanın.

    RÜZGAR
    Rüzgarlı havada fotograf çekmek, fotoğrafa, durağan bir sahneye göre çok daha fazla hayat ve hareketlilik katar. Ancak kameranızı sabit tutmak için içeride durmanız ya da hızlı bir enstantane değeri kullanmanız gerekebilir. Düşük enstantane değerlerini bayraklar, otlar, bulutlar ve su gibi konularda deneyin. Veya buradaki fotografçının yaptığını yapın ve çekiminize daha insancıl bir his vermek için fotografınıza bir insanı dahil edin.

    KAR
    Özellikle direkt güneş ışığında beyazın yansıtıcı doğasının pozometrenizi yanıltabilirliğini düşünerek kara dikkat edin. Bu durum genellikle en az bir stop fazla pozlamaya sebep olur. Bunun için ölçülen pozlama değeri bir stop arttırılır.
    Emin olmak için çekime önce kameranızın verdiği değerden başlayın. Sonra yarımşar stop aralıklarla, aynı sahnenin üç tane daha, fazla pozlanmış fotografını gruplandırarak çekin. Bu fotograftaki kırlık arazinin soğukluğunun gücü, yalnızca tepelerdeki karla değil, ayrıca gökyüzünde bir araya gelmiş kar bulutlarıyla da arttırılmış

  10. #10
    **NUR** Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart --->: Fotoqrafçılık Dersleri

    FOTOGRAFCILIK DERSLERI- Konu 8: Hareketli Konularin Fotograflanmasi...

    FOTOGRAFCILIK DERSLERI- Konu 8: Hareketli Konularin Fotograflanmasi

    Fotoğrafa yeni başlayanlar, hareketli bir konu ile karşılaştıklarında akıllarına ilk gelen şey yüksek enstantane kullanarak bu hareketi dondurmaya çalışmaktır. Hatta yalnızca yeni başlayanlar değil, pek çok ileri düzeydeki fotoğrafçı da hareketli konularla karşılaştıklarında aynı davranışı sergiler. Gerçekten de, hareketli konuların görüntülenmesinde en sık başvurulan yöntem, hareketi dondurmaktır. Bu yaklaşımın sıklıkla denenmesini anlamak zor değildir. İnsan gözünün algılayamayacağı kadar kısa süreli bir anı ölümsüzleştirmeye çalışmak, gerçekten heyecan vericidir. Oysa, ortaya çıkan fotoğraflar dikkatle incelendiğinde, bu fotoğrafların önemli bir bölümünde hareketi dondurmuş olmanın anlatıma özel bir katkısının olmadığı görülür. Hızla giden bir otomobili yüksek enstantane kullanarak dondurmaya çalışmak belki fotoğrafçı için ciddi bir çabadır, ama ortaya çıkan görüntünün etkisi yok denecek kadar azdır. Çünkü otomobil sanki duruyor gibidir. Duran bir otomobil ise daha kolay bir biçimde zaten çekilebilmektedir. O zaman fotoğrafçının çabası boşa mı gitmektedir?




    Evet, böyle bir konuyu yüksek enstantane ile çeken fotoğrafçının çabası boşa gitmektedir. Tabii ki yüksek enstantane kullanılarak çekilmesi gereken yığınla konu vardır ve bu şekilde çekilen çok başarılı fotoğraflar da bulunmaktadır. Ama ilerlemekte olan bir otomobili, bir bisikleti ya da bir at arabasını bu şekilde görüntülemenin hiç bir özel anlamı yoktur. Üstüne üstlük, arka plandaki bir sürü ıvır zıvır gereksiz ayrıntı da belirginleşerek konunun etkisini azaltır. Bu tür konuları görüntülerken özel bir anlatım tekniğinden yararlanmak, “panning” olarak bilinen “kaydırma tekniği”ni uygulamak çok daha doğru olur. Hangi fotoğrafın yüksek enstantane ile, hangisinin düşük enstantane ile çekilmesi gerektiğine karar vermek gerekir. Bunun için hareketi iyice gözlemlemeniz gerekir. Havadaki konuları dondurmak, yerdeki konuları ise kaydırma tekniği ile çekmek uygundur.



    Kaydırma tekniği dediğimiz anlatım yöntemi, bakış yönümüze dik olarak gerçekleşen hareketlerin görüntülenmesinde kullanılan etkili bir yöntemdir. Bakış yönümüze dik derken, önümüzden geçip giden (soldan sağa, sağdan sola, yukarıdan aşağıya ya da aşağıdan yukarıya) hareketli bir konuyu kastediyorum. Koşan bir atlet, hareket halinde bir otomobil, bisiklet ya da at arabası, hatta pencereden düşen bir saksı, kaydırma tekniğinin konusu olabilir. Yeter ki bütün bunlar üzerinize doğru geliyor olmasın; önünüzden geçip gitsinler. Onlar önünüzden geçerken, siz de boş durmayın ve fotoğraf makinenizle konuyu izleyin! İşte işin püf noktası burada: Hareketi izleyin! Hareketle aynı yönde fotoğraf makinenizi kaydırın.

    Kaydırma denilen bu yöntemin en önemli özelliği hareket eden konuyu hareketsiz, aslında hareketsiz olan arka planı ise hareketliymiş gibi bulanık göstermesidir. Bu anlatım tekniği, hareket eden konunun fondan sıyrılarak öne çıkmasını sağlar. Bütün yapmanız gereken, hareketli konuyu fotoğraf makineniz ile izlemektir. Bu işlemi, kamerayı elde tutarak yapabileceğiniz gibi, bir tripod ya da monopod üzerine bağlıyken (ama istediğiniz yönde hareket edebilir şekilde) de yapabilirsiniz. Bunu yaparken, konuyu sürekli olarak kadrajınızın içinde aynı noktada tutmaya çalışmalısınız. Konunun net ve belirgin olabilmesi için bu gereklidir. Konuyu bir süre izledikten sonra ve kamerayı da aynı hızda kaydırırken deklanşöre basın. Ama deklanşöre bastıktan sonra kameranın hareketini sert bir şekilde kesmemek için fotoğraf çekim işleminin bitimine kadar kaydırma hareketini sürdürün. Bu tekniğin doğru olarak uygulanabilmesi için kameranın, deklanşöre basıldıktan sonra da konuyu düzgün bir biçimde izlemesi gerekir. Kaydırma yapılarak çekilecek olan fotoğrafların ışık ölçümünü yaparken kullanılması gereken yöntem, önce enstantane değerinin seçilmesi daha sonra da bu değere karşılık gelen diyafram değerinin belirlenmesidir.

    Kaç Enstantane?

    Kaydırma hareketine başlamadan önce, düşük bir enstantane seçmemiz gerekir. “Evet, ama kaç enstantane?” İşte 10 puanlık bir uzmanlık sorusu! Kaydırma tekniğinde kullanılması gereken düşük enstantane değeri bir kaç değişkene bağlı olarak değişir. Bunlardan bir tanesi hareketin hızıdır. Saatte 250 km ile giden bir yarış otomobili ile saatte 25 km hızla koşan bir atlet için aynı enstantane değerini kullanmak doğru olmaz. Yani, daha hızlı bir hareket söz konusuysa “görece” yüksek bir enstantane, düşük hızlı bir hareket söz konusuysa “çok düşük” bir enstantane kullanılmalıdır.
    Bir başka değişken, konunun bize yakınlığı ya da uzaklığıdır. Konu bize çok yakınsa, hareketin açısal hızı oldukça yüksek demektir. Yani “görece” yüksek bir enstantane değeri gerekir. Oysa konu bizden uzaklaştıkça açısal hız azalacağından, oldukça düşük değerler kullanmak gerekir.
    Objektifimizin odak uzunluğu da önemli bir değişkendir. Uzun odaklı bir tele objektif kullanmakla, kısa odaklı bir geniş açılı objektif aynı enstantane değerinde farklı etkiler yaratırlar. Tele objektif için düşük bir değer olan 1/8 saniye, geniş açı için o kadar düşük değildir. Geniş açı için 1/2 saniye istediğimiz etkiyi verebilirken, tele için bu değer çok düşük kalabilir. Ama genel olarak, uzun odaklı bir objektif kullanırken “görece” yüksek enstantane kullanmamız gerektiğini söyleyebiliriz.
    Elbette ortamdaki ışık düzeyi ve kullandığımız filmin ASA’sı da istediğimiz etkinin oluşmasında birer değişkendir. Yazın, havanın açık olduğu bir öğlen vakti, ortamdaki ışık o kadar yüksek olacaktır ki, istediğiniz etkiyi yaratacak olan 4, 8 gibi enstantaneleri kullanamazsınız. Diyaframı ne kadar kısarsanız kısın, istediğiniz enstantaneye düşemezsiniz. Ortamdaki ışık değerlerinin daha düşük olacağı mevsim, saat ve meteorolojik koşulları beklemek daha doğru olacaktır. Düşük ASA’lı film kullanmak da bir çözümdür. Işık yoğunluğunu azaltan filtreler (neutral density, polarize) de işe yarar. Hatta bunların tümünü birlikte kullanabilirsiniz.



    Sonuç olarak, kaydırma tekniği uygulamak istediğinizde düşük enstantane kullanmalısınız, ama bu değer koşulların gerektirdiği değer olmalıdır. 2, 4, 8 ve 15 enstantaneler, bu etki üzerine alıştırmalar yapabileceğiniz değerlerdir. En başarılı enstantanenin hangisi olacağını her fotoğrafçı kendisi deneyerek bulmalıdır. Ben kendi adıma 8 ve 15 değerlerinin uygun olduğunu düşünüyorum, ama 2, 4, 30 hatta 60 enstantanelerde çekilmiş çok başarılı “pan” fotoğrafları gördüğümü de hatırlıyorum. Öte yandan, konuyu dondurmak istediğinizde ise 1000, 2000, 4000 gibi yüksek enstantaneler kullanmanız gerekir. Kimi durumlarda konunun hızı daha düşük olabilir ve 500 enstantane bile yeterli olabilir. Bu değere karar verebilmek için konuyu çok iyi izlemeniz gerekir.

    Peki Ya Gece Çekimleri

    Işığın yetersiz olduğu ortamlarda hareketli konuları çekmek istediğinizde ise, uzun süreli pozlandırmalar yapmanız gerekir. Örneğin bir gece fotoğrafı çekmek istediğinizde, tripodun üzerine bağlayacağınız makinenizin enstantanesini 30 saniye gibi bir süreye (ya da B konumuna) ayarlamalısınız. Bu süre içinde çerçevenize girecek olan tüm araçların farları fotoğrafınızda ışık çizgileri oluşturacaktır. Bu tür fotoğrafları çekebilmek için havanın kararmış olması, makinenizin sabit durması ve uzun süreli bir enstantane değerinin seçilmiş olması gerekir. 4, 8, 15 ve 30 saniyeler, başlangıçta deneyebileceğiniz uygun değerlerdir. Öte yandan, şehirden uzaklaşarak dağlara ve yaylalara gittiğinizde, daha farklı gece fotoğrafları da çekebilirsiniz. Havanın kapalı olmaması şartıyla, çok uzun süreli pozlandırmalarla yıldızların fotoğraflarını çekmeye çalışmalısınız. Makineniz tripoda bağlı iken 15 dakika, yarım saat, bir saat gibi çok uzun süreli pozlandırmaları denemenizi öneririm. Bu süre içinde, dünyamız kendi çevresinde hareket ettiği için yıldızların film üzerinde uzadıklarını ve çizgi haline geldiklerini göreceksiniz. Çıplak gözle görülemeyecek bu etki, çok ilginç fotoğrafların oluşmasına neden olur. Bu konuda başarılı olabilmek için sabırlı olmanızı ve yanınızda taze piller bulundurmanızı öneririm!

    Elinizin Altında Bulunsun
    1. Hız etkisini hesap ederek çekim yapmayı düşünüyorsak (Yani örtücü seçeneğimiz öncelikli ise) koşan bir insan için 125 ten az enstantane seçimi yapmamalıyız. Hızın şiddetine ve size olan yakınlığına göre 250, 500, 1000 ve hatta daha hızlı bir enstantane seçimi yapılabilir.

    2. Şelaleden akan suyu net yakalamak için en az 500, bir futbolcunun çektiği şutu havada net yakalamak için de 1000 enstantane gereklidir.

    3. Unutmamamız gereken bir temel bilgi daha! Seçtiğimiz enstantane hızının mutlaka doğru bir diyafram karşılığı veya seçtiğimiz bir diyafram açıklığının mutlaka doğru bir örtücü hızı karşılığı vardır ve bu çok hassas bir dengedir.

    4. Bu dengeyi kurmada ise bize makinemizin pozometresi yardımcı olacaktır. Her makinede (eski modeller hariç) bize hatasız ölçüm değerleri veren ve pozometre adı verdiğimiz ışıkölçerler bulunur. Pozometre, seçtiğimiz diyafram ve enstantane değerlerinin karşı değerlerini doğru olarak bize bildirir.

    5. Diyelim ki ışık ve hız durumlarını hesap ederek 250 enstantane seçmiş olalım, bunun karşılığı diyafram değerinin ne olduğunu pozometremiz bize gösterecektir. Ve ya seçtiğimiz 11 diyafram açıklığının karşılığı olan enstantaneyi bulmamızda da bize yol gösterecek olan da pozometredir.

    6. Pozometre sayesinde hem makineyi yönlendiririz ve hem de hatasız ayar yapmış oluruz.

    7. “B” ve “T” konumlarının kullanımı sırasında dikkat edilmesi gereken nokta makinemizin mutlaka tripoda bağlı olması.


    Fotoğrafta Hareketin Farklı Amaçlarla Kullanımı

    1. Hareket, özneyi daha iyi vurgulamak ve ön plana çıkarmak için kullanılır. Bu durumda özne hareketlidir ve fotoğrafçı, ya özne ile aynı hızda giden bir taşıt içindedir, ya da sabit durur fakat makinesiyle hareketli nesneyi izler. Bu şekilde amaçlanan, aslında durağan olan fondaki görüntüyü hareketli, hareket içinde olan özneyi ise hareketsiz yakalamaktır. Bu sayede hareketli nesne flu olan fondan iyice ayrıştığı için vurgu yapmak olası hale gelir. Tavsiye edilen hızlar çekilmesi söz konusu olan öznenin hızına göre 1/4 ila 1/30 arasında değişebilir burada örnek olarak verilen fotoğraf Boğaz’da yapılan offshore tekne yarışında çekilmiştir ve hız 1/8 saniyedir.

    2. Hareket bu sefer tam tersine özneyi önemsizleştirmek için kullanılır. Önemli olan fotoğrafta içerilen mekan ise ve odağı başka bir yere çekecek herhangi bir hareketli özne varsa, hız iyice düşürülür ve bir hayalet-görüntü elde edilir. Burada amaç, örneğin bir insan figürünü tanımlanması zor bir siluet-şekil haline getirmek ve vurguyu fondaki genel mekan üzerine odaklamaktır. Örnek olarak verilen fotoğrafta hız 2 saniyedir.

    3. Hareket hız duygusunu vurgulamak için kullanılır. E-5 karayolunun Okmeydanı mevkiinde çekilen örnek fotoğrafta karayolu üzerinde araçların hızla ilerlediğini ifade edebilmek için düşük hız (1.5 saniye) ve hareketli görüntü tercih edilmiştir. Yalnız, bu süreçte seçilen hızın önemi vardır, çünkü çok düşük hızlarda (5-6 saniye veya daha fazla) araçların bıraktıkları izler fazlaca uzar ve hareketten çok belirsizlik / tanımlanamazlık devreye girer, ki burada amaç bu değildir.

Sayfa 1/2 12 SonSon

Bu Konudaki Etiketler

Bu Konuyu Paylaşın !

Yetkileriniz

  • Konu Acma Yetkiniz Yok
  • Cevap Yazma Yetkiniz Yok
  • Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
  • Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok
  •  
eşarp bağlama - Uyar Optik - Mustafa Uyar - ılgın - eşarp yapma -
Eğitim ve Ögretim Genel