Giriş




3 sonuçtan 1 ile 3 arası
  1. #1
    Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Beyza isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline) **NUR**
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Bilecik

    Bilecik ve Tarihi




    Tarih Öncesinde Bilecik
    Antik Çağda Bilecik
    Bizans Döneminde Bilecik
    Selçuklular Döneminde Bilecik
    Osmanlılar Döneminde Bilecik
    Kurtuluş Savaşında Bilecik
    Cumhuriyet Döneminde Bilecik










    Atatürk Bilecik Osmaneli istasyonunda


    Tarih Öncesinde Bilecik
    Bilecik’te ilk yerleşim MÖ 3000’den öncelere rastlamaktadır. Anadolu’da Tunç Çağına geçiş sürecinde önemli bir yeri olan Bilecik’ten MÖ 3000’lerde tunç yapımı için kalay çıkarıldığı bilinmektedir.

    İlin bilinen en eski isimleri Agrilion ve Agrillum’dur.

    Daha sonraki dönemlerde Bilecik Bizans İmparatorluğu sınırları içine giren bir yerleşim yeri olmuştur. Doğu Roma (Bizans) döneminde şehir Belekoma ismiyle anılıyordu. Bilecik o zaman, şimdiki Bilecik’in doğusunda, Hamsu ve Tabakhane derelerinin oluşturduğu vadiler arasındaki bir kaya çıkıntısı üzerine inşa edilen kale çevresinde kurulmuştu.

    Antik Çağda Bilecik

    Antik Çağ’ da Bilecik’le ilgili özel bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle kentin bu çağdaki hayatı, tarih kaynaklarında Bilecik’i de içine alan Bitinya (Bithynia) bölgesinin genel tarihi içinde gösterilmektedir.

    Bitinya bölgesinin bilinen tarihi MÖ 1950’lerde burada yaşayan Trakya kavimlerinden Thynler’le başlar.

    Bölge Thynler’den sonra kronolojik sıra ile :
    MÖ 1550-1400 Mısırlılar, 1400-1200 Hititler, 1200-676 Frigler, 676-595 Kimmerler, 595-546 Lidyalılar, 546-334 Persler, 334-326 Makedonyalılar, 326-297 Özgürlük dönemi, 297-74 Bitinya Krallığı, 74-395 Roma İmparatorluğu, 395-1299 Bizans (673-678 ve 714-718 döneminde bölge Emevi ve Abbasi hakimiyeti) dönemlerini yaşamıştır.

    Bizans Döneminde Bilecik

    Kaynak: ReformTürk http://www.reformturk.com/marmara-bolgesi/52952-bilecik.html#post108907
    Roma İmparatorluğu MS 395 yılında ikiye ayrılınca, Bitinya Bölgesi ve Bilecik Doğu Roma (Bizans) imparatorluğu sınırları içinde kaldı. Bizans döneminde Belekoma Kalesi Bilecik’te inşa edilmiştir. Bizans döneminde Bilecik bir Tekfurluk idi. Abbasi Halifesi Harun Reşid döneminde (797 yılında), Bitinya bölgesinin diğer şehirleri gibi Bilecik ve Söğüt civarı da fethedilerek Abbasi idaresine sokulmuştur. Çevresi kale ile korunan Belekoma kenti tarih içinde Bizanslılar-Emeviler ve Bizanslılar-Abbasiler arasında birkaç kez el değiştirmiştir.

    Selçuklular Döneminde Bilecik

    Selçukluların bir boyu olan Kayıların bir bölümü (400 çadırlık bir oba) Ertuğrul Bey yönetiminde batıya doğru yer değiştirerek Söğüt ilçesi ve çevresine gelmişlerdir.
    Osmanlı vaka-i namelerinde Kayıların Söğüt ve çevresine yerleşme tarihi olarak 1230’lu yıllar gösterilmektedir. 1231 yılında İznik İmparatoru Selçuklu sınırına tecavüz edince Selçuklu Sultanı I. Aleaddin Keykubat Bizanslılara karşı bir sefer düzenlemiş, Ertuğrul Bey de bu sefere bir akıncı olarak katılmıştı. Selçuklu ve Bizans orduları arasında Sultanönü mevkiinde meydana gelen savaşın sonucunda Bizans ordusu yenilmiş, Karacadağ ve Söğüt dolayları Büyük Selçuklu Devleti’nin eline geçmişti. I. Aleaddin Keykubat Belekoma (Bilecik) Tekfurunu vergiye bağladı. Savaşta büyük yararlıklar gösteren Ertuğrul Bey’e Söğüt’ü mülk, Domaniç’i de yaylak olarak verdi.

    Yine Osmanlı kaynaklarına göre Ertuğrul Bey 1281 yılında ölmüştür. Türbesi Söğüt ilçemizde bulunmakta ve her yıl Söğüt’te düzenlenen Ertuğrul Gazi Şenlikleri ile anılmaktadır.

    Ertuğrul Bey, Kayı Türklerinin değerli önderidir. Kayı boyu ise Osmanlı Devletinin nüvesi, kurucusudur. Böylece Söğüt ve dolaylarında kök salan 400 çadırlık uçbeyliğinden bir Devlet doğmuştur.

    Osmanlılar Döneminde Bilecik

    Ertuğrul Gazi’nin ölümünden sonra Kayıların başına Osman Bey geçti. Osman Bey ve silah arkadaşları Bizans’a karşı savaşıyor ve bu savaşlarda sürekli başarı kazanıyorlardı. Kayıların bu başarılarında Şeyh Edebali’nin büyük rolü olmuştu.
    Şeyh Edebali Ahi idi. Ahilik; tarım dahil bütün zanaat dallarında halkı, çalışanları teşvik eden, herkesi kardeş bilen, çalışanlara her türlü yardım elini uzatan örnek bir örgüt anlayışı idi ve Fakih Şeyh Edebali Kayı Ahilerinin önderi idi. Şeyh Edebali o sıralar Eskişehir ili sınırları içindeki İtburnu Köyünde oturuyordu. Daha sonra medresesini Söğüt ve son olarak da Bilecik’e taşımıştır.

    Osman Bey 1286 yılında İnegöl yakınındaki Hisarcık kalesini Bizanslılardan zaptetti. 1287 yılında İnegöl Tekfuru’nu Domaniç yakınındaki İkizce’de (Erice) yenilgiye uğrattı.

    Osman Bey ve silah arkadaşlarının Bizans Tekfurları ile olan savaşlarını izleyen Selçuklu Sultanı III. Alaeddin Keykubat büyük bir ordu ile Karacahisar önlerine geldi. Osman Bey’in kuvvetleriyle birleşerek Bizans elindeki bu kaleyi kuşattı. Kuşatma sürerken Selçuklu Sultanı geri döndü. Osman Bey’e bir sancak, tuğ alem ve gümüş takımlı bir at göndererek Söğüt ve Eskişehir’i de içine alan bu sancağı Osman Bey’e verdi. Karacahisar’daki Rum kilisesini camiye çeviren Osman Bey ilk kez kendi adına hutbe okuttu(1289). Bu olaylar Osmanlı Devleti’nin kuruluşunun ilk işaretleri olarak nitelendirilmektedir.

    O sıralarda Bilecik henüz Türkler tarafından fethedilmemişti. Bizanslılara ait bir kentti. Bilecik (Belekoma) ve Yarhisar tekfurları vergiye bağlanmıştı. Osman Bey 1299 yılı yaz başında Belekoma kalesini ve peşinden Yarhisar kalesini fethetti.
    Bilecik, Yıldırım Bayezid dönemine kadar Osmanlı yönetiminde kalmış, ancak, 1402 yılında Ankara meydan savaşında Bayezid’in Timur’a yenilmesi sonucunda 2 ay kadar Timur’un hakimiyetine geçmiş ve Çelebi Sultan Mehmet tarafından geri alınmıştır.

    Bu tarihten sonra, Osmanlı yönetimi sırasında Bilecik giderek gelişmiş, ancak, şehrin kurulu bulunduğu alanın iskân için uygun olmaması daha hızlı gelişmesini engellemiştir. Bununla birlikte Bilecik Bursa ve İznik’ten Eskişehir’e ve Anadolu içlerine giden yol üzerinde önemli bir konaklama ve dinlenme yeri olarak önemini korumuştur.

    Bilecik Trakya ve Marmara bölgelerini İç, Güney ve Güneydoğu Anadolu bölgeleriyle Ön Asya’ya bağlayan İstanbul-Bağdat demiryolu kenarında kurulmuştur. Roma ve Bizanslılar zamanında kent merkezinin küçük bir yer olduğu sanılmaktadır. Türklerin eline geçtikten sonra önem kazanmıştır. Osman Gazi’nin fethettiği ilk önemli kale olması ve Şeyh Edebali Türbesi’nin burada bulunması, şehre olan ilgiyi artırmıştır.

    Önceleri kale çevresinde yerleşik kent daha sonra Şeyh Edebali Türbesi, Orhan Gazi camii ve yakınındaki medreseye doğru büyümeye başlamıştır. Şehir Türk hakimiyetine geçtikten sonra, önceleri Türkler ve Rumlar ayrı mahallelerde oturmuşlardır. Örneğin, Türkler daha çok Osman Gazi, Orhan Gazi ve Aşağı Camiler çevresine yerleşmiş, Rumlar ise bugünkü Bilecik merkezinin bulunduğu bölgede yoğunlaşmışlardı. Zamanla toplumlar arası sosyal ve ekonomik ilişkiler kurulmuş, iki toplumun ayrı mahallelerde oturması eğilimi ortadan kalkmış, devlet yapıları Yukarı Mahalleye yapılmaya başlanmış ve kent bugünkü yerleşim yerine doğru gelişmiştir.

    Kurtuluş Savaşında Bilecik

    İstiklal Savaşında T.B.M.M. hükümet ile İstanbul’da bulunan hükümet arasında ortaya çıkan ihtilafı gidermek amacı ile İstanbul’daki Tevfik Paşa hükümeti adına Dahiliye Nazırı Ahmet İzzet Paşa, Ankara Hükümeti ile bir görüşme yapmak istedi. Görüşmenin Bilecik İstasyon binasında yapılması kararlaştırıldı.

    Heyetler 5 Aralık 1920 günü Bilecik İstasyon binasında bir araya geldiler. İstanbul Heyeti Ahmet İzzet Paşa, Salih Paşa, elçilerden Cevat Bey, Ziraat Nazırı Kazım Bey, Hukuk Danışmanı Münir Bey ve Hoca Fatih Efendi’den oluşmuştu. Ankara heyetine ise Mustafa Kemal Paşa başkanlık etmişti. Heyette İsmet Bey (İnönü) de bulunuyordu. Bilecik Mülakatından olumlu ve somut bir sonuç elde edilememiştir.

    Yunan Ordusu 6 Ocak 1921 günü Bursa ve Uşak dolaylarından taarruza geçti. 8 Ocak 1921 akşamı Bilecik-Karaköy-Muratdere hattına kadar geldi. Böylece Bilecik işgal edilmiş oldu (Bilecik’in Yunanlılar tarafından ilk işgali).

    I. İnönü Savaşı

    I. İnönü Savaşı tümüyle Bilecik toprakları üzerinde geçmiştir. Akpınar, Oklubalı mevzilerinde göğüs göğüse kanlı çarpışmalar oldu. Üst üste yenilgiyi alan Yunan ordusu geri çekilmeye başladı. Öyle ki, 11 Ocak 1921 günü taarruzu ilk başlattıkları Zevvare Tepe, Tepeköy, Oluklu, Rızapaşa, Poyra, Beşkardeş Dağları, Zemzemiye ve Bursa’nın doğu mevzilerine kadar çekilmişlerdi. Bilecik’in ilk işgali 8-11 Ocak 1921 tarihleri arasında sadece 4 gün sürmüştür.

    II. İnönü Savaşı

    II. İnönü Savaşı, 23 Mart 1921’de Yunan ordusunun yeniden Bursa-Uşak kesimlerinden taarruzu üzerine başlamış ve Bilecik ili toprakları üzerinde geçmiştir.
    Albay İsmet Bey yönetimindeki Türk kuvvetleri, Yunan birliklerini Bilecik-Pazaryeri ve İnegöl hattında karşılamış ve 26 Mart’ta ise Söğüt-Gündüzbey yolu, Yazıahlat-Karaköy demiryolu ve Bozüyük’ün batısı-Karasu çizgisinin oluşturduğu asıl mevzilerinde savaşmıştır.
    İntikam Tepe, Zevvare Tepe ve Nazımbey Tepelerinde kanlı çarpışmalar oldu. Yunanlılar 1 Nisan 1921 akşamı 1. ve 61. tümenlerimizin yaptığı saldırılarla buralardan atıldılar. II. İnönü Savaşı şanlı Türk Ordusunun kesin zaferiyle sonuçlandı.

    II. İnönü Savaşları sırasında Bilecik iki kez daha Yunanlılar tarafından işgal edildi (ikinci ve üçüncü işgal). Geri çekilirken 12 Temmuz’da Karaköy ve Yeniköy’ü işgal eden Yunan birlikleri 13 Temmuz 1921’ de Bilecik’e girdiler (ikinci işgal). Fakat, Türk Kuvvetlerinin karşı saldırıları sonucu şehri birkaç gün içinde boşalttılarsa da 22 Temmuz 1921’de yeniden Bilecik’e girdiler (üçüncü işgal). En uzun işgal de bu olmuştur. Ancak 30 Ağustos 1922’deki Başkomutanlık Meydan Muharebesiyle istilacı Yunan ordusuna karşı son ve kapsamlı zaferi kazanan Türk ordusu, 4 Eylül 1922’de Söğüt ve Bozüyük, 5 Eylül de Pazaryeri ve 6 Eylül l922’de ise Bilecik’i Yunan işgalinden kurtarmıştır.

    Yunanlılar bu ilçeler ve il merkezini boşaltırken bir çok yerde yangınlar çıkararak buraları harabeye çevirdiler. Örneğin, Bilecik’te ancak Yukarı Mahalledeki birkaç evle, Tabakhane Mahallesi yangın ve tahripten kurtarılabilmiştir. Yangınlar sırasında 1956 ev, 331 dükkân, 18 han, hükümet konağı, tüm ipek fabrikaları, okul, cami ve türbeler yanarak kullanılamaz duruma gelmiştir.

    Cumhuriyet Döneminde Bilecik

    Böylece Bilecik Kurtuluş Savaşından çok büyük yaralar alarak çıkmış, savaşın getirdiği sosyal ve ekonomik çöküntü nedeniyle Cumhuriyet dönemine çok güçsüz başlamıştır.

    Bilecik Halkı Kurtuluş Savaşına tüm varlığı ile katılmış, gerek milis kuvvetleri ve gerekse düzenli ordularımıza onbinlerce evladını vermiştir. Bilecik, Kurtuluş Savaşından yanmış-yıkılmış, tam bir enkaz halinde çıkmıştır. 1920’lerde 12.000 olduğu tahmin edilen şehir nüfusu, savaştan sonra 4.000’e inmiştir.

    Savaştan önce Bilecik bölgenin en önemli ipek endüstrisi merkeziydi. Şehirde çok sayıda ipekçilik tesisi ve ipek kadife üreten fabrika bulunuyordu. Ancak, Yunanlıların çıkardığı intikam yangınlarında bu fabrika ve tesislerin tümü yandı. Bu arada diğer fabrika ve işyerlerinin de yanmış olması il ekonomisini çökertmiştir.

    Coğrafi Yapı

    Coğrafi Konum
    Yeryüzü Şekilleri
    Akarsular
    Jeolojik Yapı



    Coğrafi Konum

    Bilecik Marmara Bölgesinin güneydoğusunda Marmara, Karadeniz, İç Anadolu ve Ege Bölgelerinin kesim noktaları üzerindedir. 39° ve 40° 31’ kuzey enlemleri ile 29° 43’ ve 30° 41’ doğu boylamları arasında bulunmaktadır. Doğudan Bolu ve Eskişehir güneyden Kütahya, batıdan Bursa, kuzeyden Sakarya illeri ile çevrilidir.

    Bilecik 4321 km²’lik alanı ile Türkiye’nin küçük illerinden biridir. Alan sıralaması bakımın-dan 65. sırada yer almaktadır. Merkez ilçenin yüzölçümü 844 km²’dir.



    Yeryüzü Şekilleri

    Bilecik ili toprakları tepelik alanlar, dik ve derin vadilerle yarılmış aşınım düzlükleridir. Kuzey Anadolu kenar dağları, yani, Karadeniz dağlarının başlangıç merkezi, İç Anadolu platolarının başlangıç yeri, Marmara Bölgesinin ise kıyı ve akarsu çanak tabak ovalarının sona erdiği alanlarının tamamı ilin sınırları içerisindedir.

    Kuzey Anadolu dağlarının denizden içeriye doğru ikinci serisi olan Köroğlu Dağları ilin topraklarında başladığından arazinin batıdan doğuya doğru birden yükselmesine neden olur. Bu yükselti güneye doğru inildikçe dalgalı bir görünüm alır. Bozüyük Ovası ve Sakarya ırmağı ile kuzey-güney yönünde iki bölüme ayırır. Dağlar bu ırmağın her iki yakasında devam eder.

    Bilecik ilinin deniz seviyesinden yüksekliği 500 metredir. Güneydoğuya Karasu vadisine gidildikçe yükseklik azalmaktadır. Nitekim bu vadide kurulu İstasyon Mahallesinin denizden yüksekliği 200 metreye kadar iner.

    Dağlar il topraklarının % 32’sine yakın bir bölümünü kaplar. Bu yükseltiler daha çok tepe görünümündedir. İlin en yüksek noktası Bozüyük ilçesinin batı ve güneybatısında yer alan yükseltiler üzerindeki Kala Dağı’dır (1906 m).
    Diğer önemli yükseltiler Yirce Dağı (1790 ), Metristepe (1300 m), Göldağı (1284 m), Kızılcaviran (1250 m), Osmaniye (1210 m), Ahi Dağı (1100 m), Dokuz Öküz Tepesi (1150 m), Ballıkaya (1050 m), Kızıltepe (990 m), Avdan Dağları (926 m), Paşa Dağları (922 m), Kurudağ (805 m)’dır.

    Genellikle Sakarya Irmağı boyunca uzanan çok geniş olmayan düzlükler şeklinde ovalar il topraklarının % 7’lik bir bölümünü kaplar. Ovalar akarsuların dar ve derin vadilerden akarken parçaladıkları arazilerden taşıdıkları verimli alüvyonları son bölgelerinde biriktirmelerinden oluşan ovalarıdır.

    Bozüyük, Gölpazarı, Osmaneli ve Pazaryeri Ovaları başlıca düzlük alanlardır.
    İlde yayla tanımı içerisine sokulabilecek düzlükler çok azdır. Bu tür yeryüzü şekilleri il topraklarının yalnızca % 0,5’ini oluşturmaktadır. İl topraklarının büyük bir bölümü (% 59,9) aşınım düzlükleri durumundadır. Tepelik alanlarda tümsekleşip tipik “V” biçimli vadilerle parçalanan bu düzlükler, il topraklarının engebeli bir görünüm almasına neden olmuştur.

    İl topraklarındaki vadiler genellikle dik ve derin yarıklar biçimindedir. Bunların en önemlisi Sakarya Vadisidir. Göksu Vadisi, Göynük Vadisi ve Karasu Vadisi de önemli vadilerdir.



    Akarsular

    Sakarya Irmağı

    Sakarya nehri Bilecik ilinin başlıca akarsuyudur. Bu ırmağa dökülen çay ve dereler ilin öteki su kaynaklarıdır.

    Sakarya, İnhisar ilçesi yakınlarında Bilecik topraklarına girer; kuzey-güney yönünde akarak ili doğu ve batı olmak üzere iki parçaya böler. Vezirhan’ın kuzeyinde Karasu Deresi, Osmaneli ilçesi yakınlarında da Göksu Çayını alarak kuzeye yönelir.

    Taşıdığı su miktarı bakımından Türkiye’nin önemli akarsuları arasında yer alır. Irmağın toplam uzunluğu 824 km’dir. Yaklaşık onda birlik kısmı (80 km) Bilecik sınırları içinde akar. Ortalama de***i 100 m³/sn, ortalama derinliği 1,5 metre, en fazla derinliği ise 5 metre kadardır.

    Karasu

    Bozüyük’ten doğar. Bilecik merkez ilçe sınırları içine Karasu Boğazından girer. Bu noktadan 500 metre sonra Vezirhan’da Sakarya Irmağına kavuşur. De***i düzensizdir. 0,9 m³/sn ile 72,6 m³/sn arasında değişmektedir. Ortalama debi 3,6 m³/sn’dir.

    Göynük Çayı, Göksu Deresi, Sarısu Deresi ve Hamsu Deresi diğer küçük akarsulardır.



    Jeolojik Yapı

    Bitki Örtüsü

    Yağış yönünden yeterli miktara sahip olan Bilecik ili, yüzölçümünün %47’sinin ormanlık alan olması nedeniyle de orman zenginliği bakımından Türkiye’nin şanslı yörelerinden biridir. İlin orman zenginliği av hayvanları bakımından da zenginleşmesini sağlamıştır. Bin metreye kadar yükseklerde orman örtüsü genellikle meşe, otsu bitkiler ve makilerden oluşmaktadır. 1500 metre sınırına kadar da karaçam, kayın, kızılçam, kestane türündeki yüksek boylu ağaçlar sıralanır. 1500 metreden daha yükseklerde ise köknar cinsinden ağaçlar vardır.

    İklim

    Bilecik ilinin geçit bölgesinde bulunması, su kaynakları ve farklılık gösteren topografyasına paralel olarak 3 farklı iklim tipi görülür. Genel olarak Merkez, Gölpazarı, Osmaneli ve Söğüt İlçelerinde Marmara Bölgesi; Bozüyük, Pazaryeri ve Yenipazar ilçelerinde ise İç Anadolu Bölgesi iklimleri geçerlidir. Ayrıca Gölpazarı, Osmaneli ve Söğüt ilçelerinin Sakarya Irmağı kıyı şeridinde mikro-klima iklim bölgeleri görülmektedir.

    Bilecik İlinde yıllık yağış toplamı 450 kg/m² dolayındadır. Yağış en çok ocak ve mayıs aylarında düşmektedir. Bulutluluk durumu açısından 92 gün açık, 96 gün kapalı ve 177 gün bulutlu geçmektedir.

    Diğer klimatik veriler şöyledir:
    Yıllık sıcaklık ortalaması: 12,3 °C Karlı gün sayısı : 25
    En soğuk ay: Ocak (2,5 °C) Donlu gün sayısı : 55
    En sıcak ay: Temmuz (21,7 °C) Sisli gün sayısı : 14
    Yıllık ortalama nispi nem: % 66 Kırağılı gün sayısı: 25

    İl merkezini kapsayan klimatolojik veriler, ilçelerde farklılık göstermektedir.
    İl düzeyinde tespit edilen en yüksek sıcaklık 1945 Ağustosunda 40.6 ºC, en düşük sıcaklık ise 1950 Ocak ayında -16 ºC olarak bulunmuştur.

    Bilecik’te batı ve kuzeybatı rüzgârları etkindir. Ortalama rüzgâr hızı 3,4 m/sn’dir. Yıl içinde rüzgârlar 135 gün kuvvetli rüzgâr ve 17 gün de fırtına şeklinde esmektedir.

    Nüfusun Gelişimi

    1927 yılında Türkiye'nin nüfusu 13.648.270, Bilecik ilinin nüfusu 114.043 olarak tespit edilmiş ve Bilecik ili nüfus büyüklüğü bakımından 63 il arasında 52. sırada yer almıştır.

    Son 73 yılda Türkiye'nin nüfusu yaklaşık beş kat artış göstermiştir. Aynı dönemde, Bilecik ilinin nüfusu sadece %70 artış göstermiş ve 2000 yılında 194.326'ya yükselmiştir. 1927-2000 döneminde Bilecik ilinin nüfus artışı incelendiğinde, üç farklı dönem gözlenmiştir. 1960'lı yıllara kadar nüfus artmış, 1960-1975 döneminde nüfus azalmış 1975 yılından sonra nüfus tekrar artma eğilimine girmiştir.

    1927-1935 döneminde Bilecik ilinin yıllık nüfus artış hızı %o 11.9 iken, 1990-2000 döneminde %o 10'dur.

    1927 yılında Bilecik ili ülke nüfusu içinde %o 8'lik bir paya sahip iken, 2000 yılında %o 5'ten daha düşük bir paya sahiptir. Bu da, Bilecik ilinin nüfus artış hızının ülkemizinkinden daha düşük olduğunu göstermektedir.

    Bilecik ilinin yüzölçümü 4.302 km2 ile Türkiye yüzölçümünün yaklaşık % 0.56'sını oluşturmaktadır. Bilecik'te kilometrekareye düşen kişi sayısı 1927 yılında yaklaşık 24 kişi iken 2000 yılında 45 kişiye yükselmiştir.

    Kentsel - Kırsal Nüfus

    1950 yılına kadar Bilecik ilinde şehirde yaşayan nüfusun payı yaklaşık %15 ile sabit bir düzeye sahipti. 1950 yılından sonra, ülke genelinde olduğu gibi, kırdan kente göç sonucu bu pay sürekli artmıştır.

    1950 yılında Bilecik ilinde şehir nüfusu ile köy nüfusu yaklaşık eşit büyüklüğe ulaşmıştır. 1990 yılından sonra nüfusun çoğunluğunun şehirlerde yaşadığı bir dönem başlamıştır. 2000 yılında şehir nüfusunun payı %64'e yükselmiştir.

  2. #2
    Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Beyza isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline) **NUR**
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Yanıt: Bilecik

    Nüfusun Eğitim Durumu

    Bilecik ilinde okuma ve yazma bilen nüfusun oranı ülke genelinde olduğu gibi her iki cinsiyet için de sürekli artış göstermektedir. 1935 yılında erkeklerin % 35.5'i kadınların % 13'ü okuma yazma bilirken, bu oran 2000 yılında erkeklerde % 95.8'e kadınlarda % 86.'ya yükselmiştir. Kadın nüfusunun okuryazarlık oranı erkek nüfusunkinden daha hızlı artmıştır.

    14 ve daha yukarı yaştaki nüfus dikkate alındığında, Bilecik ilinde en az ilköğretim mezunu olanların oranı 1975-2000 döneminde her iki cinsiyet için de sürekli artış göstermiştir. En az ilköğretim mezunu olanların oranı 1975 yılında erkeklerde %12.1, kadınlarda ise %4 iken, 2000 yılında erkeklerde % 44.8'e, kadınlarda ise % 23.3'e yükselmiştir. 1990-2000 döneminde en az ilköğretim mezunu olanların oranı, önceki dönemlerdekinden daha fazla artış göstermiştir.

    1975-2000 döneminde 25 ve daha yukarı yaştaki nüfusun içinde ilkokul, ortaokul ve ortaokul dengi, lise ve Lise dengi ve üniversite mezunlarının payı her iki cinsiyette de sürekli artış göstermektedir. 1975 yılında 25 ve daha yukarı yaştaki erkeklerin % 47.9'u kadınların % 31.8'i ilkokul mezunu iken, 2000 yılında erkeklerin % 56.3'ü kadınların ise % 62.7' si ilkokul mezunudur.

    Ortaokul ve orta okul sonrası eğitim düzeylerinde kadın ve erkeğin eğitim düzeyleri arasında önemli bir fark vardır. 2000 yılında ortaokul veya lise mezunu olan erkeklerin oranı kadınların oranının yaklaşık üç katıdır. Cinsiyetler arası eğitim düzeyi farkı yükseköğretim mezunları için de geçerlidir.

    1975-2000 döneminde, ilkokuldan sonraki eğitim düzeylerini bitiren nüfus oranında çok önemli gelişmeler yaşanmıştır. 1975 yılında eğitim çağını tamamlayan erkeklerin yaklaşık % 8'i ilkokuldan sonraki eğitim düzeylerinden birini tamamlarken, 2000 yılında erkeklerin yaklaşık % 35'i ilkokuldan sonraki eğitim düzeylerinden birini tamamlamıştır. Kadınlarda da benzer bir gelişme yaşanmıştır. 1975 yılında kadınların yaklaşık % 2' si 2000 yılında ise % 13 'ü ilkokuldan sonraki eğitim düzeylerinden birini tamamlamıştır.

    Bilecik ili genelinde okur-yazarlık oranı % 91.55'tir. Cinsiyetler arasında önemli bir fark gözlenmemektedir. Bu oran erkek nüfus için yüzde 95.84 iken, kadın nüfus için yüzde 86.84'tür.

    Yaş Grubu ve Cinsiyet

    Cumhuriyetin ilk yıllarında, yaşanan savaşların etkisi ile Türkiye genelinde olduğu gibi Bilecik ilinde de erkek nüfus kadın nüfustan daha azdı. Bilecik ilinde 1927 yılında her 100 kadına karşılık 88 erkek bulunmaktaydı. Erkek nüfustaki artış özellikle 1945 yılından başlayarak 1975 yılına kadar devam etmiş ve bu yılda erkek ve kadın nüfus eşit büyüklüğe ulaşmıştır. 1975 yılından sonra erkek nüfusun kadın nüfustan daha fazla olduğu bir dönem başlamıştır. 2000 yılında her 100 kadına karşılık 110 erkek bulunmaktadır.

    Nüfusun İstihdam Durumu

    Bilecik ilinde istihdam edilenlerin sayısında, sürekli bir artış görülmektedir.1980-2000 döneminde istihdam edilen nüfusun yıllık artış hızı binde 6’dır.İstihdamda görülen artış hızı cinsiyete göre değişmektedir.İstihdam edilen erkek nüfus sürekli bir artış eğiliminde iken, kadın nüfusun istihdamında yıllar itibariyle artış ve azalışlar görülmektedir.1980-2000 döneminde istihdam edilen erkek nüfus yıllık binde 12 hızla artmış iken, istihdam edilen kadın nüfus ise binde 3 azalmıştır.1980-2000 döneminde istihdam edilenlerin sektörel dağılımı cinsiyete göre farklılık göstermektedir.Her iki cinsiyette de tarım sektörünün payında önemli bir azalma görülse de, bu azalma erkeklerde çok daha fazladır.İstihdam edilenlerin yaptığı iş incelendiğinde tarımsal iş yapanların sayısında, özellikle erkeklerde önemli bir azalma görülmektedir. 1980 yılında tarımsal iş yapanların oranı %67 iken, 2000 yılında bu oran %47’ye düşmüştür.Buna karşılık özellikle tarım dışı üretim faaliyetlerinde çalışanların sayısında önemli artışlar olmuştur.
    Kaynak: ReformTürk http://www.reformturk.com/marmara-bolgesi/52952-bilecik.html#post108908

    Bilecik ilinde 1980-2000 döneminde istihdam edilenlerin işteki durumlarında önemli değişiklikler olmuştur. Ücretli, maaşlı veya yevmiyeli olarak çalışanların sayısı sürekli artarken, ücretsiz aile işçilerinin sayısı sürekli azalmıştır.İşveren olarak çalışanların sayısı az olmakla birlikte, bu dönemdeki artış önemli düzeydedir.Buna karşılık, kendi hesabına çalışanların sayısında bir azalma görülmektedir.Bu durum her iki cinsiyette de görülmesine karşın, ücretli çalışan kadınların oranındaki artış, erkeklere göre çok daha fazladır. Ücretsiz aile işçisi olarak çalışanların büyük çoğunluğu tarım sektöründe çalışmakta olup, bunların büyük kısmı kadın nüfustur. 1980-2000 döneminde ücretsiz aile işçisi olarak çalışanların sayısı %30 azalırken, bunun %61’ini kadın nüfus oluşturmaktadır.

    Bilecik İlinde işgücüne dahil olmayan nüfus, toplam nüfus artışına ve istihdamdaki azalmaya bağlı olarak sürekli artmaktadır.1980-2000 döneminde işgücüne dahil olmayan nüfusun yıllık artış hızı binde 34’tür. Bu yıllık artış hızı erkeklerde binde 43, kadınlarda binde 30’dur. 2000 yılında işgücüne dahil olmayan nüfusun yaklaşık %67’sini kadın nüfus oluşturmaktadır.1980-2000 yılları arasında ev kadınlarının işgücüne dahil olmayan kadın nüfus içindeki oranı azalmasına karşın, bu oran hala çok yüksektir.1980-2000 döneminde işgücüne dahil olmayan emeklilerin ve öğrencilerin sayısında %100’ün üzerinde bir artış olmuştur.

    Bilecik İlinde 12 ve daha yukarı yaştaki nüfus içinde işgücüne katılma oranı %56 olup, cinsiyete göre önemli farklılıklar göstermektedir.İşgücüne katılma oranı erkek nüfus için %73, kadın nüfus için %39’dur.Erkek nüfusun işgücüne katılma oranı köyde %84 iken, il merkezinde %72, ilçe merkezlerinde %64 ile en düşük düzeydedir. Söğüt ilçe merkezinde işgücüne katılım oranı %74 ile en yüksek, Pazaryeri ve Gölpazarı ilçe merkezlerinde yaklaşık %53 ile en düşük düzeydedir. İşgücüne katılma oranı kadın nüfus için yerleşim yerine göre çok büyük farklılık göstermektedir.Köydeki her 100 kadından 74’ü işgücünde iken, bu oran il merkezinde 21, ilçe merkezlerinde ise 14’tür.Nüfusun yaş ve cinsiyet yapısı, işgücüne katılma düzeyini etkileyen faktörlerden biridir.Kadın ve erkek nüfusun işgücüne katılma, yaşlara göre farklı düzeyde gerçekleşmektedir.Erkek nüfus, genç yaşlarda düşük düzeylerde işgücüne katılmakta, “20-45” yaşları arasında en üst düzeyde işgücündeki yerini korumakta ve daha sonra yaş ilerledikçe işgücünden ayrılmaktadır. Yerleşim yerlerine göre erkek nüfusun işgücüne katılımı 45 yaşına kadar önemli farklılık göstermemektedir. Ancak 45 yaşından sonra il merkezinde ve ilçe merkezlerinde erkek nüfusun iş gücüne katılma oranları birbirine oldukça yakın değerlerde iken, köydeki erkek nüfus, 65 yaşına kadar genç yaşlardaki gibi yüksek düzeydeki işgücüne katılımını korumaktadır. Kadın nüfusun yaşa göre işgücüne katılma oranı, hem şehirde hem de köyde erkek nüfustan düşük düzeydedir.Kadın nüfus, yerleşim yerlerine göre de farklı işgücüne katılım yapısı göstermektedir. İlçe merkezlerindeki kadın nüfusun işgücüne katılma oranı, il merkezindeki kadın nüfusun işgücüne katılma oranından tüm yaşlarda daha düşüktür. Köydeki kadın nüfus, şehirdeki kadın nüfustan oldukça yüksek oranda işgücüne katılmaktadır.

    İstihdam edilen nüfusun, işgücü nüfusu içindeki oranı hem erkek hem de kadın nüfus için yaklaşık %95’tir. İstihdam edilen nüfusun ekonomik faaliyete göre yapısı, yerleşim yerine ve cinsiyete göre değişmektedir. İstihdamdaki erkek nüfusun %32’si tarım sektöründe olup, bu oran köyde %72’lere yükselmektedir. Hizmet sektörü şehirde özellikle il merkezinde en fazla paya sahiptir.

    İstihdam edilen kadın nüfusun ekonomik faaliyete göre dağılımı erkek nüfustan farklı bir yapı göstermektedir. İstihdamdaki kadın nüfusun yaklaşık %78’i tarım sektöründedir. Köydeki kadın nüfusun hemen hemen tamamı tarımda çalışmaktadır. Şehirdeki kadın nüfusun çoğunluğu hizmet sektöründe çalışmakta olup, bu oran il merkezinde ilçe merkezlerinden daha yüksektir. Şehirde kadın nüfusun yoğunluğu olarak istihdam edildiği ikinci sektör sanayi sektörüdür.

    İstihdam edilen nüfusun yaklaşık yarısı ücretli olarak çalışmaktadır. Bu oran erkek nüfus için yaklaşık %60 iken, kadın nüfus için %22’dir.Kadın nüfusun yaklaşık %70’i, erkek nüfusun %10’u ücretsiz aile işçisidir. Kendi hesabına çalışan kadın nüfus oranı %8 ile oldukça düşük iken, çalışan erkek nüfusun yaklaşık %28’i kendi hesabına çalışmaktadır.

    Sayımdan önceki bir hafta içinde çalışmayan ve bir işle de bağlantısı olmayanlardan, iş arayan ve son üç ayda iş aramak için bir girişimde bulunanların, toplam işgücü nüfusu içindeki oranı, bir başka değişle işsizlik oranı %4.7’dir. Bu oran erkek nüfusta %4.4 iken, kadın nüfusta %5.3’tür.İşsizlik oranı ilçe merkezlerinde, il merkezine göre daha yüksektir. İlçe merkezlerinde %8.8 olan işsizlik oranı, il merkezinde %6’dır. Köylerde ise %1.8’dir. İşsiz nüfusun büyük çoğunluğunu genç nüfus oluşturmaktadır. İşsiz nüfusun %65’i 30 yaşından küçüktür.

    Uzaklık Cetveli

    İnönü, Osmaneli-Bursa-Bandırma demiryolu proje etüt safhası 2000 yılında bitirilecektir. Daha sonra ilimiz Bandırma Limanı'na demiryolu ile bağlanma fırsatını bulacaktır. Bu önemli projenin faaliyete geçmesiyle birlikte Bilecikli sanayici ve işadamları ürün taşımacılığında önemli bir engeli daha aşmış olacaklardır.

    İlimizde toplam 2.308 km. karayolu ağı bulunmaktadır. Bunun 204 km.si asfalt olarak devlet yoludur. Köy yolları ağı ise 1.713 km.dir. Bunun 395 km.si asfalt, 1.087 km.si stabilize 126 km.si tasviye ve 105 km.si de ham yoldur. 650 no'lu devlet karayolu Sakarya-Bilecik hattını Bozüyük'te 80 no’lu Ankara-Bursa Karayoluna bağlamaktadır. Diğer yandan ilimiz İstanbul-Ankara demiryolunun İstanbul yönünden 233., Ankara yönünden ise 345. km.sindedir. İlimiz sınırları içerisindeki demiryolu uzunluğu 90 kilometredir.

  3. #3
    Beyza - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
    Beyza isimli üyemiz çevrimdışıdır. (Offline) **NUR**
    Üyelik tarihi
    10 Eylül 2006
    Yer
    Konya, Turkey
    Mesajlar
    4,214
    Tecrübe Puanı
    100

    Standart Yanıt: Bilecik

    Uzaklık Cetveli

    İnönü, Osmaneli-Bursa-Bandırma demiryolu proje etüt safhası 2000 yılında bitirilecektir. Daha sonra ilimiz Bandırma Limanı'na demiryolu ile bağlanma fırsatını bulacaktır. Bu önemli projenin faaliyete geçmesiyle birlikte Bilecikli sanayici ve işadamları ürün taşımacılığında önemli bir engeli daha aşmış olacaklardır.

    İlimizde toplam 2.308 km. karayolu ağı bulunmaktadır. Bunun 204 km.si asfalt olarak devlet yoludur. Köy yolları ağı ise 1.713 km.dir. Bunun 395 km.si asfalt, 1.087 km.si stabilize 126 km.si tasviye ve 105 km.si de ham yoldur. 650 no'lu devlet karayolu Sakarya-Bilecik hattını Bozüyük'te 80 no’lu Ankara-Bursa Karayoluna bağlamaktadır. Diğer yandan ilimiz İstanbul-Ankara demiryolunun İstanbul yönünden 233., Ankara yönünden ise 345. km.sindedir. İlimiz sınırları içerisindeki demiryolu uzunluğu 90 kilometredir.

    Bazı İllerin Bilecik'e Uzaklıkları

    Eskişehir 80 Km.
    Kütahya 110 Km,
    Bursa 94 Km.
    Sakarya 102 Km.
    Ankara 312 Km.
    İstanbul 250 Km.

    İlçelerimizin İl Merkezlerine Uzaklıkları

    Bozüyük 34 Km.
    Gölpazarı 44 Km.
    Osmaneli 34 Km.
    Pazaryeri 30 Km.
    Söğüt 29 Km.
    Yenipazar 81 Km.
    İnhisar 56 Km.



    Yerel Mimari

    Bilecik’te yapılmış eski evler birbirinin güneşini, havasını ve görünüşünü kesmeyecek biçimde yapılmış; kırmızı kiremitli, ahşap tavanlı, genellikle beyaz badanalı ve çatıları birbirine değen evlerden oluşurdu.

    Özellikleri itibariyle iki, üç katlı yapılmış olan bu evlerde yakın bir tarihe kadar inşaat malzemesi olarak kerpiç ve ağaç kullanılmaktaydı. Evlerin alt katları hizmet bölümleri, ara katlar asıl yaşama odaları veya ipek böcekçiliği için ayrılmıştır. Cumbalı yapılar da ahşap ve taş uyumlu olarak kullanılıyordu.

    İlimizde özellikle Osmaneli İlçe merkezinde Osmanlı dönemine ait sivil mimarlık örnekleri halen mevcuttur.

    Daha sonra yapılmış yapıların ise yapı tekniği tamamen ahşap özellik göstermektedir. Her biri zarif görünüşlü motifli süslemelerle bezenmiştir.

    İlin sahip olduğu tarihi-kültürel değerlerin birçoğu Türk Sanat tarihinin ilk dönem Osmanlı mimarlık eserlerinin bulunduğu çağa aittir. Camiler genellikle taş temelden, kare plan üzerine kubbeli, bir kısmı tamamen taştan sade özellikte yapılmıştır. yine kubbeli özellikte yapılmış hamamlar ise soğuktan sıcağa doğru ilerleyen bölümler halindedir.

    Türbelerin inşasında kesme taşlar kullanıldığı gibi tuğla da kullanılmış ve üzeri kubbe ile örtülmüştür. Kesme taş ve tuğlanın da kullanılarak yapıldığı kervansaraylar ise dikdörtgen plana sahip ve kapı üzerleri kemerlidir.

    Ayrıca; köprüler taştan yapılmış, çeşmeler neo-klasik yapıda , surlar Roma ve Bizans dönemine ait özellikte, kilise antik ve Bizans sanatları karışımı üslupta yapılmıştır.

    Söğüt Ertuğrulgazi Müzesi

    Söğüt İlçe Merkezinde Eski Türk evi mimarisiyle restore edilerek 2001 yılında hizmete açılan Müze’de Söğüt ve civarı ile yakın çevrede yaşayan yörüklere ait etnografik eserler ve eşyalar sergilenmektedir.

    Müze’de sancak, eski giyim ve kuşamlar, el dokuması kilim ve halılar, silahlar, ölçü ve tartı aletleri, peşkir ve para keseleri; Arkeolojik eserler (Roma, Bizans, Osmanlı dönemlerine ait sikkeler, Roma dönemine ait toprak kaplar) mevcuttur.

    Şeyh Edebalı Türbesi

    Edebalı, 1208 yılında Horasan’ın Merv şehrinde doğmuştur. Osman Gazi’nin kayınpederi ve Anadolu’nun ilk Ahi Şeyhlerindendir. çocukluğunu Horasan’da geçiren Edebalı, tahsilini Şam’da tamamlayarak devrin büyük bilginlerinden ders almış ve Eskişehir’in İtburnu Köyüne yerleşmiştir.
    Ertuğrul Gazi ve Osman Gazi, kuruluş döneminde ahilerden ve özellikle Ahi Şeyhi olan Edebalı’dan büyük yardım görmüşlerdi.

    Osman Bey, Söğüt’teki tanışmasından sonra (1281) sık sık Şeyh Edebalı’nın Eskişehir’deki dergahını ziyaret ederek onun görüşlerinden faydalanmıştır. Edebalı Bilecik’in fethinden sonra da Bilecik Kadılığına tayin edilmiştir.

    Şeyh Edebalı at sırtında gezen, yayla ve otlaklarda dolaşan Kayı Aşiretini bir hamur gibi yoğurmuş, onların yerleşik hayata geçmelerinde önemli rolü olmuştur. Devlet yapısının kurulmasında büyük hizmetler veren ve yardım eden, bu bakımdan Osmanlı Devleti’nin “Manevi Lideri” olarak bilinen Edebalı, 1328 yılında 120 yaşında vefat etmiştir. Edebalı’nın bazı uyarı ve sözleri şunlardır:

    “Toprağa bağlanınız. Suyu israf etmeyiniz. Veriniz; elleriniz yumuk kalmasın. İlim sahiplerini koruyunuz. Ağaç dikiniz.....”

    Türbe, Orhan Gazi tarafından, Eski Bilecik şehrinin kurulduğu vadinin sırtında küçük bir tepe üstüne yaptırılmıştır. Eskiden kubbeli olan fakat Yunanlıların yaptıkları saldırılarla tahrip edilen türbenin üzerine kiremit çatı örtülmüştür. Bir salon ve iki ayrı odadan ibaret olan türbede, büyük oda mihraplı bir mescit, diğer yandaki oda ise sohbethane ve misafirhane olarak kullanılmaktaydı.

    Şeyh Edebalı ve yakınlarının bulunduğu kısımda, tavanı kubbeli bölüm dikdörtgen biçiminde olup burada yedi büyük, dört küçük sanduka bulunmaktadır.

    Ertuğrulgazi Türbesi

    Ertuğrul Bey, Kayı Boyu Türklerinin değerli önderi; Kayı boyu ise Osmanlı Devleti’nin nüvesi, çekirdeği olmuştur. Onun önderliğinde Söğüt ve dolaylarında kök salan cesur ve mert savaşçıların oluşturduğu 400 çadırlık uç beyliğinden bir devlet doğmuştur.

    Bizans akınları karşısında Selçuklu Ordusu yanında yer alan ve başarılar kazanan Kayı Boyu Aşireti Reisi Ertuğrul Gazi’ye, Selçuklu Sultanı Alaaddin Keykubad Bizanslılara karşı kazandığı zaferlerden dolayı, Söğüt’ü kışlak, Domaniç’i yaylak olarak vererek; Kayıların Söğüt Kasabası civarına gelerek yerleşmelerini sağlamış, kendisini de Sancak Beyi tayin etmiştir.

    Anadolu’yu Türklerden temizlemek isteyen Bizans Hükümdarlarına karşı genç ve dinç bir kuvvet olarak yarım asır karşı koymak suretiyle Türklerin Anadolu’da yerleşmesini ve kalıcılığını sağlamış ve savaş alanlarında gösterdiği cesaret ve kahramanlıklarla “Gazi” unvanını almıştır. 1281 yılında 93 yaşında vefat etmiştir.

    Türbenin yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle beraber, ilk olarak Osman Gazi tarafın-dan açık mezar olarak yapılmış, daha sonra Çelebi Mehmet tarafından türbe haline getirilmiştir. çevresi geniş duvarlarla çevrili, ağaçlandırılmış bir bahçe içerisinde yer alan türbe en son 1886-1887 tarihlerinde II. Abdülhamit tarafından onarılmıştır.

    Türbenin bahçesinde; Ertuğrulgazi’nin karısı Halime Hatun, Osmanbey’in geçici kabri, Ertuğrulgazi’nin kardeşi Dündar Bey, oğlu Savcı, Osman ve Orhan Beyler’in silah ve sır arkadaşları olan Akçakoca, Konur Alp, Aykut Alp, Turgut Alp, Samsa Çavuş, Karamürsel, Abdurrahman Gazi ve Emin Ali’nin kabirleri bulunmaktadır.

    Dursun Fakıh Türbesi

    Dursun Fakıh Şeyh Edebalı’nın damadı, Osman Gazinin bacanağı olup, ilk hutbeyi okumuştur. Tefsir, hadis ve fıkıh bilimlerinde eğitim almış o dönemin bir ilim adamı, hukukçu olarak Osmanlı Devletinin kurulmasında hizmet etmiştir. Türbe Söğüt İlçesi Küre Beldesinde bir tepe üzerindedir.

    Kumral Abdal Türbesi

    Osmanlı Devletinin kuruluş döneminde önemli bir yere sahip dervişlerden biri olan Kumral Abdal, Ertuğrul Gazi’nin sancaktarı, Edebalı’nın mürididir. Osman Gazi’nin rüyasında göğsünden çıkan ulu çınar ağacının Şeyh Edebalı tarafından “Kurulacak büyük bir devletin” müjdesi olarak yorumlanmasının ilk tanığıdır. Türbesi Bozüyük’te 2 km. uzaklıkta, Kovalıca yolu üzerindedir.

    Mihal Gazi Türbesi

    Bizansın Harmankaya Tekfurudur. Osman Bey’e yönelik bir suikasti haber verdiği için tarihimizde özel bir yeri vardır. Gördüğü rüya üzerine Müslüman olmuş ve aldığı Abdullah adıyla Osmanlı Ordularında akıncılık yapmıştır. Türbesi İnhisar İlçesi Harmanköy’dedir.

    Malhatun Türbesi

    Şeyh Edebalı Türbesinin bitişiğinde, külliyenin en doğrusunda, yine bir kaya üzerinde yer almaktadır. Şeyh Edebalı’nın kızı Osman Gazinin eşidir. Dört köşeli, kubbeli küçük bir yapıdır. Kubbe eteğinde iki pencere vardır. Osmanlı türbe mimarisi özelliklerini gösteren yapının öbür türbeyle yüksekliği birkaç basamakla giderilmiştir.

    Orhangazi Camii

    Orhan Gazi tarafından yaptırılan cami, Edebalı Türbesine 50 m. Uzaklıktadır. En ilginç yanı, minareler camiye bitişik olurken, burada ise asıl minaresi ana binadan 30 m. Uzakta bir kayanın üzerine inşa edilmiştir.

    II. Abdülhamid zamanında önemli bir onarım görmüştür. Orhan Gazi Camii Osmanlı Devri Türk mimari sanatının Dini mimari alanında ilk kubbeli yapı denemesinin örneğidir. Kubbe üzeri restorasyon sırasında kurşunla kaplandığı için Kurşunlu Camii adıyla bilinir.

    Osmangazi Camii

    Eski Bilecik’in kuzeybatısında küçük bir vadinin ortasında, yapay bir platform üzerindedir. Vakfiyesinden anlaşıldığına göre, Orhan Gazi, Camiyi babası Osman Gazi için yaptırmıştır. Kurtuluş savaşı sırasında Yunanlıların yıkımına uğramış, günümüzde kuzey duvarları ve minaresiyle ayakta kalmıştır. Duvarlar moloz taştandır. Minarenin kare tabanı kesme taştan silindirik gövdesi tuğladan, tarihi değeri büyük bir yapıdır.

    Ertuğrulgazi Mescidi

    Söğüt İlçesinin güney batısında Söğüt Çayı kenarında bulunan mescit, Ertuğrul Gazi’nin aşiretiyle geldiğinde ilk çadır kurduğu yer olarak rivayet edilir. İçinde kuyu bulunan ve “Kuyulu Mescit” olarak da adlandırılan yapı, 1276 tarihinden önce Ertuğrul Gazi tarafından yapılmış, II. Abdülhamit tarafından 1902 yılında aynı temeller üzerine inşa edilmiş ve daha sonraları onarım görmüştür.

    Köprülü Mehmet Paşa Camii

    1665 yılında Köprülü Mehmet Paşa tarafından yaptırılan cami, Bilecik-Sakarya Karayolu üzerinde Vezirhan beldesinde, Köprülü Mehmet Paşa Kervansarayı yakınındadır. Dikdörtgen planlı, duvarları kesme taştandır.
    Kaynak: ReformTürk http://www.reformturk.com/marmara-bolgesi/52952-bilecik.html#post108913

    Hamidiye Camii

    Söğüt İlçesinde son Osmanlı döneminin neo-klasik mimarı tarzdaki yapılardan güzel bir örnektir. 1903-1905 yıllarında II. Abdülhamit tarafından yaptırılmıştır. Kare planlı olup, duvarları kırmızı kesme taştandır. Yapının üstü kurşun kaplı tek bir kubbeyle örtülüdür.

    İki minareli olduğu için halk arasında “Çifte Minareli Camii” olarak da tanınır.

    Rüstem Paşa Camii

    Osmaneli İlçe merkezinde klasik üsluptaki yapı, Ulu Cami adıyla da tanınır. Cami Kareye yakın dikdörtgen planlı olup, kesme taştan yapılmıştır.

    Kasım Paşa Camii ve Külliyesi

    Bozüyük İlçe merkezindeki cami, klasik Osmanlı Camilerinin tipik örneklerindendir. 1525-1528 tarihlerinde Kanuni Sultan Süleyman’ın komutanlarından Kasım Paşa tarafından Mimar Sinan’a yaptırılmıştır.

    Duvarları kesme taştandır. Tek kasnaklara oturan üç kubbeli son cemaat yeri bulunmaktadır. Giriş kapısı ve mihrabın yanındaki pencerelerin ahşap kanatları ağaç işçiliği ve fildişi kakmaları ile ilgi çekicidir. Minberi ak mermerden çeşitli renkte çinilerle kaplıdır.

    Hama’dan gelmiş, 1,75 m. yüksekliğinde dört sütunun üstüne kare bir mermer levha konarak kürsü durumuna getirilmiştir.

    Çelebi Mehmet Camii

    Söğüt İlçe Merkezinde 1414-1420 yılları arasında Sultan I.Mehmet Çelebi tarafından yaptırılmış olup, Osmanlı Mimarlık Sanatının kubbeli yapılar türündeki ilk örneklerindendir. Dikdörtgen görünümlü olan ve 12 kubbesi bulunan Cami, II. Abdülhamit tarafından onarılmıştır.

    Karamustafa Paşa Camii

    Pazaryeri İlçemizde, Osmanlı Sadrazamlarından Merzifonlu Mustafa Paşa’nın İran Seferine gidişi sırasında geçerken yaptırdığı camidir. Yanında bir de medresesi bulunan ancak, Kurtuluş Savaşı yıllarında Yunan işgali sırasında tahrip edilen caminin minaresi günümüze kadar gelmiş, caminin yerine yenisi yaptırılmıştır.

    Metristepe Zafer Anıtı

    Yakın tarihimizde çok önemli yeri olan ve Türk Kurtuluş Savaşımızın en çetin mücadelelerinin yapıldığı ve önemli dönüm noktalarından olan İnönü Savaşlarının kazanıldığı ve büyük önder Atatürk’ün ifadesiyle “Milletin makus talihinin yenildiği yer” olan Bozüyük Metristepe’de şehitlerimizin yüce anılarını yaşatmak amacıyla yapılan Metristepe Anıtı o muhteşem görünüşüyle Türk’ün yenilmezliğini simgelemektedir.

    Bu muhteşem anıtın bulunduğu Metristepe’de, her yıl 1 Nisan’da anma törenleri düzenlenir.

    Betonarme olarak 24 metre yüksekliğinde yapılan anıt üzerinde rölyefler, savaşa katılan birlikler ve komutanlarıyla ilgili bilgiler bulunur. Metristepe’nin tarihsel önemi dikkate alınarak Valilikçe 2001 yılında anıt ve çevresinde yeniden restorasyon çalışmaları yapılmıştır. Anıtın yan tarafında, savaşlarda görev alan üst düzey komutanların fotoğraflarının yer aldığı 2 adet dikdörtgen anıt ile dört bir tarafına ve anıttan ayrı İnönü Savaşları ve tarihi telgrafları içeren dört adet rölyef, anıtın ön tarafına da iki ayrı kaide üzerinde heykeller yapılmış, çevresinde siperler kazılmıştır.

    Kazanılan zaferlerle Türkiye Cumhuriyetinin kurulması yolundaki tüm engellerin yıkılmış ve büyük önder Atatürk’ün Batı Cephesi Komutanı Albay İsmet İnönü’ye gönderdiği kutlama telgrafında yer alan “... Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makus talihini de yendiniz...” sözleriyle tescil edilmiştir.

    Türk Büyükleri Platformu

    Tarihte devlet kuran Metehan’dan Atatürk’e kadar Türk Büyüklerinin büstlerinin ve bayraklarının yer aldığı platform Söğüt İlçesindedir.

    Mihalbey Hanı ( Taşhan )

    Gölpazarı İlçe merkezindeki han ilk dönem Osmanlı Mimarisinin yapısal örneklerini taşır.

    Kemerli giriş kapısının üzerindeki kitabeden, han’ın 1318 yılında Mihalbey tarafından yapıldığı anlaşılmaktadır. Dikdörtgen planlı iri taşlarla yapılmış han’ın duvarları ve üzeri tuğla malzemeyle tonoz örtülüdür.

    Köprülü Mehmet Paşa Kervansarayı

    Bilecik-Adapazarı karayolu üzerinde Vezirhan Beldesindedir.. 17.yüzyıl başlarında sadrazam Köprülü Mehmet Paşa yaptırmıştır. 1665 yılında yapıldığı sanılmaktadır. Tipik bir han olmakla beraber, bir kervansaray örneğidir.

    Uzunca dikdörtgen planında olan kervansaray üç bölümden oluşmaktadır. Arabaların çekildiği orta bölüm, kervansarayın ana yapısı olan yan bölümlerden daha küçüktür. Kervansarayda konaklayanların oturmaları için yapılmış olanlardan bugün hiçbir iz kalmamıştır. 1915’te sağlam olduğu bilinen çatı bu tarihte çökmüş, günümüzde yıkıntı dört duvar durumundadır.

    Kilise Kalıntısı

    Osmaneli İlçe merkezinde, üç nofli, haç planlı kubbeli bazilika tarzında bir yapıdır. Yalnız iç nartaksi vardır. Ortadaki küçük kubbesi ve çatı örtüsü yıkılmıştır. Kubbe dışında kalan çatı örtüsünün dahilde tonozla örtülü olduğu anlaşılmaktadır. Ön cephenin iki köşesinde birer çan kulesi yükselmektedir. Bina günal üslubu itibariyle ortaçağ roman kiliselerinin XIX. yy. sonlarına doğru yapılmış bir taklididir.

    Kaymakam Çeşmesi

    Söğüt İlçesinde, 1919 yılında Kaymakam Sait Bey tarafından yaptırılmış Neo-Klasik us-luptaki çeşme, Osmanlı Mimarlık Sanatının son örneklerindendir. Çeşmenin üç kenarının ortalarında dilimli vazo biçiminde yalakları, iki yanında kabartma yaldız, motifleri bulunmaktadır. Yüzeyler sivri kemerler niş durumunda olup, nişin içi ve üstü renkli çinilerle kaplıdır. Çeşme dört cepheli olup, Kütahya çinileri ve mermerden yapılmıştır.

    İnönü Şehitliği

    Bozüyük’e 6 km uzaklıktaki etrafı çam ve köknar ağaçlarıyla çevrili şehitliğin içinde çok sayıda şehit mezarı ve ayrıca mermerden yapılmış şehitlik nişan taşı bulunmaktadır. Her yıl 1 Nisan’da “İnönü Şehitlerini Anma Günü” burada yapılır.

    İntikamtepe Şehitliği

    Kurtuluş Savaşında şehit düşen çok sayıdaki insanımızın kabirlerinin bulunduğu şehitlik, Bozüyük Dodurga yolu üzerinde bulunmaktadır.

    Mezarlardan birinin üzerindeki yazıda; “126. Alay, 3. Tabur, 9. Birlik kahramanları buruda şehit düştüler. 30-31 Mart 1921 Mezarları Zaferlerin Beşiği Oldu.” İbaresi yer almaktadır.

    Belekoma Kalesi

    Şu anda tahrip edilmiş temellerine rastlanan ve Eski Bilecik şehrinin etrafında kurulup geliştiği kale, Karasu Havzasının Hamsu Vadisinin en dik ve sarp kayasının üzerine kurulmuştu. Bugün bedenlerinden eser kalmayan kalenin, kayaların boş yerlerini dolduran temel parçaları doğu yüzünde görülmektedir. İki kısım olduğu ileri sürülen kalenin şato biçimindeki kısmında Tekfur, halk arasında kral kızının mezarı olarak adlandırılan ikinci kısmında ise Tekfur ailesi ve diğer kadınlar bulunurdu.

    Saat Kulesi

    Bilecik Merkezinde İpekyolu üzerinde seyahat edenlere zamanı bildirmek amacıyla dört cepheli, saat göstergeli olarak, 1907 yılında II. Abdülhamit zamanında yapılan saat kulesi, ana bölüm olarak taş ve ağaç gövdeyle, külah kısmından ibarettir.

    Hamidiye İdadisi

    1903 yılında II. Abdülhamit tarafından yaptırılan ve üzerinde Sultan Abdülhamit’in tuğrası bulunan idadi, kırmızı kesme taştan yapılan pencere ve kapı sütunları , zarif görünüşü ve mimarisiyle son derece görkemli ve ilgi çekicidir.

    Ayrıca, Dar-ül itan 1919 yılında Kaymakam Sait Bey tarafından Hamidiye İdadisine ek olarak Sultan Reşat zamanında imece olarak yaptırılmıştır. Şehit çocuklarının yararlandığı bu binaya halk arasında “Şüheda Mektebi” veya “Şehitler Mektebi” denmektedir.

    Orhangazi İmareti

    İpekyolunun Bilecik’ten geçen bölümü üzerinde yapılmış olan imaretin (Aşevi) duvarları; taş sıralar arasına tuğla konularak örülmüş, yığma duvar özelliğinde; yüksek, iki kubbeli bölüm-den oluşmuştur.

    Kasımpaşa İmareti

    Kasımpaşa Camiinin batı yönünde bulunan imaret, cami ile birlikte inşa edilmiş olup; halen aşevi olarak kullanılmaktadır. Kesme taştan yapılmış ve üzeri kiremit çatı ile kaplı dikdörtgen biçimindeki yapı , bugün hala sağlam görünümüyle ilgi çekmektedir.


    Çevre Çekicilikleri


    Bilecik’in inanılmaz güzelliklerle dolu bu keşfedilmemiş yerlerini görmeye gelmenizi diliyoruz. Geldiğinizde doğayla kucaklaşıp; yemyeşil, kekik kokan dağları, yaylaları, rengarenk çiçekleri, bozulmamış, kirlenmemiş göletlerin ulu çınar, çam, köknar ağaçlarıyla kucaklaştığı, serinlikleri, mavilikleri, yeşillikleri güzellikleri göreceksiniz. Berrak sularından kana kana içip, tertemiz havayı soluyarak; her biri ayrı çekicilikteki öylesine güzellikler- imizden kendinizi ayıramayacaksınız. İşte bu güzelliklerden bazıları;



    Yaylalar

    Kömürsu Yaylası
    Bozüyük İlçesine 34 km. uzaklıkta köknar, karaçam, kayın, ardıç, çeşitli çiçeklerle kaplıdır. Kış turizmi açısından önemli yaylalardandır. 90 hektar alana sahip yayla da yükseklik 1.700 metredir.

    Çiçekli Yayla
    Bozüyük İlçesine 37 km mesafede, tertemiz havası, soğuk berrak suları, yemyeşil çimenleri, rengarenk çiçekleri, orman dokusu ve Endemik bitkisi "Çimtien" in kapladığı kekik kokulu çiçekli yayla üçtepeler mevkiinde yükseklik 1.906 metredir.

    Sofular Yaylası
    İlçe Merkezine 30 km. uzaklıktaki çam ve köknar ağaçları ile kaplı yaylanın yüksekliği ortalama 1.600 m. Civarındadır. Yayla turizmi açısından önemlidir. Yayla 104 hektar açık alana sahiptir. Kırsal turizm, kamp-karavan ve doğa yürüyüşü için uygundur.

    Uzunçam Yaylası
    Kayın, çam ve diğer çeşitli ağaçların yeraldığı yayla, Pazaryeri İlçe Merkezine 14 km. uzaklıktadır.



    Mesire Yerleri

    Pelitözü Göleti
    İl merkezine 7 km. uzaklıkta, etrafı çam ağaçlarıyla kaplı gölet; ulaşım kolaylığı ve geniş bir alana sahip olması nedeniyle özellikle haftasonlarında büyük rağbet görmektedir.

    Küçükelmalı Gölet Çevresi
    Pazaryeri İlçe merkezine 10 km uzaklıkta Küçükelmalı Köyü yakınında, çam ağaçlarıyla kaplı orman içi dinlenme yeridir. İçinde tenis kortu, oyun sahaları ve masa, bank, ocak, tuvalet, çocuk parkı bulunmaktadır. Gençlik ve izci kampları için de elverişli olan gölet çevresinin rakımı 950 m. olup, doğa sporları ve Kültür Park niteliğindedir. Olta balıkçılığı ile gölet çevresinde doğa yürüyüşü parkuru yeralır.

    Bozcaarmut Gölet Çevresi
    Bozcaarmut Köyü yakınlarında ilçe merkezine 15 km uzaklıkta, çevresi köknar ve çam ormanları ile kaplı, olta balıkçılığı ile kamp ve dinlenme yeri olarak elverişli bir mesire alanıdır. Bozcaarmut Göletinde rakım 1.051 metredir.

    Türbin Mesire Yeri
    Bozüyük ilçe merkezine 7 km. uzaklıktadır. İçinde; lokanta, açıkta yemek yeme yerleri, kamelya, çocuk bahçesi ve kabinleri bulunmaktadır. İçinden akan suyu ve çağlayanıyla ilgi çeken ve tercih edilen bir mesire yeridir.

    Kınık Şelalesi
    Merkez Kınık Köyü Alamandere mevkii yakınındaki kayalıktan çıkan su ilginç bir görüntü vermektedir. İl Merkezine uzaklığı yaklaşık 25 km ‘dir.

    Atatürk Köşkü
    Bozüyük İlçesine 22 km. uzaklıkta, Gülalan Mevkiindeki orman dokusu içinde güzel bir sivil mimari örneği olan köşkün ve çevresinin güzellikleri hayranlık uyandırır.

    Dodurga Barajı
    Bozüyük Dodurga Kasabasının yakınındaki baraj ve çevresi dinlenme ve olta balıkçılığı için tercih edilen bir yerdir.

    Yukarı Çaylı Şelalesi
    Yenipazar İlçesi, Yukarı Çaylı Köyündeki şelalenin suyunun düşüş yüksekliği ve çevresi ilgi çekicidir.

Benzer Konular

  1. Bilecik ingilizce tanıtımı
    By Mustafa Uyar in forum İllerin İngilizce Tanıtımı
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 27.Şubat.2010, 20:33
  2. Bilecik ilçeleri
    By Mustafa Uyar in forum Marmara Bölgesi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.Mart.2008, 19:18
  3. Bilecik Coğrafi yapısı
    By Mustafa Uyar in forum Marmara Bölgesi
    Cevaplar: 0
    Son Mesaj: 02.Mart.2008, 19:14

Bu Konudaki Etiketler


Search Engine Optimization by vBSEO 3.6.0 PL2 ©2011, Crawlability, Inc.